DOLAR 31,0130 0.29%
EURO 33,5515 0.3%
ALTIN 2.021,950,51
Ankara
10°

PARÇALI BULUTLU

Hatay Hristiyan toplumu ritüellerini de yaşayamaz oldu

Hatay Hristiyan toplumu ritüellerini de yaşayamaz oldu

Barınmada, sağlığa erişmede ve eğitimde birçok sorunların yaşandığı deprem bölgesinde pek çok ibadethanenin yıkılması da yurttaşları olumsuz etkiledi. Özellikle Hataylı Hristiyanlar, pek çok kiliseyi kaybetmeleri nedeniyle duygusal yaralar yaşıyor. Pek çok Hataylı Hıristiyan, büyük kentlere göç etti ancak yine pek çoğu kendisini o kente ait hissedemediği için zor koşullar içinde olsa da Hatay'a geri dönmeyi tercih etti. 9. Köy Hatay’daki Hıristiyan toplumunun sorunlarını inceledi.

ABONE OL
10 Şubat 2024 19:56
Hatay Hristiyan toplumu ritüellerini de yaşayamaz oldu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ceylan Sağlam
Kapak fotoğrafı: Çağlar Oskay – Depo Photos

Türkiye, 6 Şubat 2023 gecesi, Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde saat 04:17’de meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki depremle sarsıldı. Ardından saat 13:24’te merkez üssü Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesi olan 7.6 büyüklüğünde ikinci bir deprem daha meydana geldi. Depremler, 11 ilde yıkıma neden oldu. Yaklaşık 14 milyon yurttaşın etkilendiği depremlerde; Kahramanmaraş, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Adıyaman, Osmaniye, Hatay, Kilis, Malatya ve Elazığ illerinde, resmi açıklamalara göre 53 bin 537 kişi yaşamını yitirdi.

Depremlerin ardından, özellikle Türkiye’de medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan Hatay’da on binlerce kişinin hayatını kaybetmesi, kültürel yapıların yıkılması dünyadaki ve Türkiye’deki Hataylıyı derinden etkiledi. Antik kentleri, inanç merkezleri ve sayısız tarihi eserlerden şehrin merkezi konumunda olan Hatay’ın Antakya ilçesindeki geçmişine sığdırdığı en önemli özelliği, dinler mozaiğine sahip olan şehirde birçok geleneğin bir arada olmasıydı. Birçok dini inancın ve kültürün ev sahipliğinde yıllardır barış içinde yaşayan toplumlardan biri olan Hatay’da Hristiyanlar için ise depremin acısının yanında ibadethanelerinin yıkılmış olması derin bir hüzne de neden oldu.

 

Hatay’da 16 kilise zarar gördü

Hristiyanlık tarihinde önemli bir yere sahip olan Hatay, dört büyük patriklik merkezlerinden biri olma özelliğine sahip. dünyanın ilk Katolik Kilisesi olan Saint Pierre Kilisesi,  St. Simon Stylite Manastırı, Yayladağı Barleam Manastırı ve Keldağı Barleam Manastırı gibi önemli manastırlara ev sahipliği yaptı.

TBMM Dilekçe Komisyonu, 2019 yılında yayınladığı raporda Hristiyan ve Yahudilere ait Türkiye’de ibadethaneler ve derneklerin sayısını 398 kilise, 38 sinagog, 3 havra olduğunu, Hristiyan ve Yahudilerin 24 tane de derneği olduğunu açıklamıştı.  6 Şubat depremlerinden sonra ise Hatay’da hasar gören yüzlerce konutun arasında ülkedeki 398 kiliseden 16 tanesinin de zarar görmesi üzerine 2023 yılında İskenderun Karasun Manuk Ermeni Kilisesi Vakıf Başkanı Yusuf Tabaş, bu kiliselerde ibadethane yapılamadığını söylemişti.

 

Vakıf kültür varlıklarının onarımına yönelik 482,6 milyon lira bütçe ayrıldı

Cumhurbaşkanlığı’nın 2024 yılına ilişkin yayınladığı Kahramanmaraş ve Hatay Depremleri Yeniden İmar ve Gelişme Raporunda; Taşınmaz Kültür Varlıklarına Yardım Sağlanmasına Dair Yönetmelik kapsamında özel hukuka tabi gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan, korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının korunması amacıyla verilen nakdi yardımların arttırıldığı bilgisine yer verildi. Ayrıca aynı raporda, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından deprem bölgesindeki vakıf kültür varlıklarının onarımına yönelik 482,6 milyon lira bütçe ayrıldığı da belirtildi.

 

Hristiyanlar Hatay‘a geri dönüyor ama ne kadar orada yaşayacaklar belli değil

Anna Maria Beylunioğlu

Hatay’da 16 kilisenin zarar görmesinin ardından Türkiye’nin azınlıkları içinde yer alan Hristiyanların ibadetlerine ilişkin bilgi almak için Rum Ortodoksların Platformu Nehna’dan Anna Maria Beylunioğlu’na mikrofon uzattık. Beylunioğlu, depremle birlikte zarar gören ibadethanelere ilişkin ve Hataylı Hıristiyanlar hakkında şu bilgileri verdi:

“Bütün kiliseler tamamen yıkılmadı ama oldukça zarar gürdü. Antakya Kilise’miz tamamen yıkıldı. İskenderun’da iki kilise vardı bir tanesi büyük ölçüde hasarlıydı. Geçtiğimiz haftalarda yıkımı gerçekleşti. İbadet devam ediyor ama çok da sağlıklı bir durum olduğunu söylemek mümkün değil. Hatay’da kalan insanlar için umut buradaki kiliselerin hala aktif bir şekilde devam ediyor olması. 57 insanımızı kaybettik bizim cemaatten. Bütün Antakya toplumunda tabi oldukça fazla kayıp var ama bizim toplumumuz için 57 rakamı çok yüksek. Azalan azınlık nüfuslarını düşündüğünüzde Türkiye’de bizim için çok fazla.

Her canın ölümü bir evi yaktı. İlk depremin ardından Antakya merkez çok ciddi etkilendiği için kalan aile sayısı çok az, neredeyse 20 aileye kadar düştü.

Antakya farklı bir kozaydı onlar için. Çünkü diğer yerlerden farklı olarak Antakya’da birçok toplum bir arada yaşıyor, dolayısıyla Hristiyan toplumu inancını son noktasına kadar yaşıyordu. Depremin ardından İstanbul’a, Ankara’ya, Mersin’e gitti. Özellikle Samandağ’dan Mersin’e göç fazla. Mersin’e gidenler yine bir kilise etrafında inançlarını yaşamaya devam edebiliyorlar. Bu yüzden Mersin önemli bir tercihti ama yine İstanbul’a ve Ankara’ya gidenlerin sayısı az değil. Buraya gidenler kendilerini geniş bir toplumun içinde tek başına buldular.

Dolayısıyla İstanbul’da kilise var ama İstanbul Rumlarının kiliseleri bir Antakya gibi bir etki yaratmadı onlar için. Buralarda ibadet anlamında gitseler bile Antakya’da yaşadıkları gibi ritüelleri yaşamaya devam edemediklerini biliyorum. Mersin’de bile ne kadar Antakyalılar olsa da Antakya’nın kozası farklı bir noktaydı onlar için. Dolayısıyla giden birçok insan Antakya’ya geri döndü diye biliyoruz. Yapamadılar… Şehir dışında yapamadılar. Zor koşullara rağmen geri döndüler. Hepsi dönmedi belki ama dönenler olduğunu biliyoruz”

 

Beylunioğlu : Çocuklarının geleceği için göç etmek zorundalar

Beylunioğlu, zor koşullar içinde olan Antakya’ya dönen insanların ne kadar burada kalmaya devam edeceklerini bilmenin zor olduğunu söyledi. Yıkılan Antakya’nın barınma, eğitim ve sağlık gibi temel insani ihtiyaçlarının karşılanmasının zor olduğu süreçte, çocuklarının geleceği için şehirden taşınmayı düşünenlerin olduğunu belirtti. Beylunioğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Kiliseler oldukça hasarlı ve çok ciddi acılar var. Şehir eskisi gibi değil. Bayramlar bayram gibi artık kutlanamıyor. Çünkü çok büyük acı var.  Şu aşamada Antakya merkez çok ciddi hasarlı, kilise yok. Olmasa da İskenderun’da Samandağ’da Altınözü’nde ibadetler devam ediyor. Ancak, bu insanlar çok zor koşullar altında geri döndüler ve ne kadar burada kalmaya devam edebileceklerini bilmek zor. Çünkü şehirdeki şartlar hiç iyi bir durumda değil. Gerek eğitim açısından gerek sağlık açısından. İlkel şartlarda yaşamak zorundalar. Yer yer çadırlarda, konteynerlerde yaşamak zorundalar.

Kendileri istekleri ile gitmese bile çocuklarına gelecek arıyorlar. Özellikle azınlık cemaatleri ve dolayısıyla gitmek zorunda kalacaklar bir noktada. Eğer koşullar yakın zamanda sağlanamazsa… Hıristiyan toplumu özellikle eğitime önem veren bir toplum. Çocuklarının geleceği için bunu yapmak zorundalar ve yollarını arıyorlar. Antakya’yı Antakya yapanlardan biri Hıristiyan topluklarıydı. En önemli şey, gidecek olmaları… Şu anda evet ibadethaneler orta ve az hasarlı binalarda bir şekilde devam ediyor ama bunun geleceğini öngörmek çok zorlaşıyor. Açıkçası bundan da endişe duyuyoruz Nenha ekibi olarak.

Biz 4 Şubat’ta bir anma düzenledik, İstos Yayınları’nda. Oraya bir Antakyalı geldi ve ‘Ben, Antakya’da yaşarken yan komşumun duvarına tıklayarak bir kahve içmeye gidebiliyordum. Bunu İstanbul’da Ankara’da yapmam mümkün değil’ dedi.

Toplumu toplum yapan, Antakyalıları Antakyalı yapan Antakyalı Ortodoksları bir arada tutan şey beraberlik. Birbirleri ile dayanışıyorlar başka bir deyişle. Bu tamamen yok olmuş olacak. Bu toplumun geleceği, şehrin yapısı ile ilgili. Şeffaflık problemi var ve halkın çoğu ne olacağını bilmiyor. Çünkü şehrin içine baktığınızda rezerv alanları ilan edildi ve o alanların içinde tapusu olan insanlar, ne olacağını bilmiyorlar. İnsanlar endişe duyuyor. Burada nasıl gelecek kuracaklarına dair tahayyül, planların onlarla paylaşıldığı bir ortamda olabilir. Şu anda böyle bir süreç görmüyoruz.”

Beylunioğlu ayrıca, şehir plancısı Tuğçe Tezer’in desteği ile Antakya’nın hafızasını canlı tutmak için “hafızaharitası.com” sitesini açtıklarını ve bu siteye Antakya sokaklarında, binalarında, tarihi yapılarında anısı olanların fotoğraflarını yüklediğini söyledi. Bu site sayesinde duygusal anlarında yaşandığını ve anılarını canlı tutmak için mücadele ettiklerini ifade etti.

Rum Ortodoks Cemaati Başkanı Can Teymur ise, yıkılan kiliselerin ardından kısa zamanlı olmak üzere İskenderun’daki Aziz Corc Kilisesi’nde ayinlerin yapıldığını belirtti. Teymur, ayrıca Hatay’dan gidenlerin geri döndüklerini de söyledi. Teymur, şunları dedi:

Bütün kiliselerimiz maalesef büyük ölçüde ya yıkıldı ya depremden ciddi hasar gördü. Ama mevcut olan İskenderun’daki Aziz Corc Kilisesi’nde tahribat var ama kısa olmak üzere ayinler yapıyoruz. Dualarımızı iştirak ediyoruz. Onun haricinde depremden sonra cemaatimizden buradan giden insanlarımız oldu ama büyük ölçüde döndüler. Herkes artık bir şekilde yerleşim alanlarını organize etti.

Kiliselerimizdeki ayinler yapılamaz pozisyonda. Hatay’da bir Hristiyan topluluğu var. Çok kadim bir topluluk, yüzyıllar devam eden. Onlar burada yaşamlarına devam ediyorlar. Devletimizin bu konudaki, özellikle kültür mirası yapılar konusundaki desteklerine her zaman minnettarız.

Biliyorsunuz bu tür yapılar, tescilli kültür varlığı olduğu için biz münferit olarak kendi başımıza bazı şeyleri yapamayız. Dolayısıyla bakanlığımızın koruma kulunun yapılacak olan projelerinin onaylanmasından sonra, bu tür yapılar tekrar ayağa kaldırılacak. Bu da bir süreçtir. Bu bölgede ya da depremin hasar verdiği 11 ilimizdeki kültür varlıkları belli bir süreç içerisinde inşallah tekrar ayağa kaldırılacak.”

 

Kardeşliğin şehri: Kayıp olmayan Hatay

Teymur, “Başka kentlere göç etmiş yurttaşların inancını yaşama noktasında yaşadığı bir zorluk var mıdır” diye sorduğumuzda ise “Bize intikal eden böyle bir durum yok” yanıtını verdi. Teymur sözlerine şöyle devam etti:

Hollanda’da Fransa’da Almanya’da ailesi olan insanlarımız var. Yurt dışına ailelerinin yanına gidenler oldu ama böyle büyük bir durum olmadı. İstanbul’a giden oldu, Mersin’e giden oldu, Antalya’ya giden oldu, İzmir’e gidenler oldu. Özellikle Antakya halkımızdan giden insanlarımız oldu ama burada da ikamet eden, bölgemizde İskenderun’da Arsuz’da ikamet eden ailelerimiz hala var. Dışarıya giden ailelerimizin sayısı çok değil. Biz burada iç içe, kardeşçe beraberlik içinde yaşıyoruz.”

Teymur, sadece Hataylı Hristiyanlar için değil, Tüm depremzede yurttaşlar için dua ettiğini belirterek, sözlerini şu ifadelerle noktaladı:  “Sıkıntılar sadece bizimle ilgili değil, bütün vatandaşlarımız için konuşmak istiyorum. Maalesef çadırlarda, konteynerlerde yaşayan insanlar var. Biz onların tekrar tekrar normal şartlara dönmesi için dua ediyoruz. Bu badireden kurtulmak için hepimiz el birliği ile üstüne düşen görevi yaparsa, devletin katkısı da burada çok önemli, inanıyorum ki inşallah daha aydınlık günlerimiz olacak.”

 


“Bu haber, Avrupa Birliği finansal desteği ile üretilmiştir. Haberin içeriği tamamıyla Ceylan Sağlam’ın sorumluluğu altındadır. Avrupa Birliği’nin ve Gazeteciler Cemiyeti’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir. Gazeteciler Cemiyeti içeriğin üretilmesinde ve düzenlenmesinde rol almamıştır.”


 

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.