Mazhar Taha Akkaya
Pestisit, tarımda bitkilere zarar veren böcek, yabancı ot, mantar, bakteri ve kemirgen gibi zararlı organizmaları yok etmek veya kontrol altında tutmak için kullanılıyor. Ancak yanlış kullanım, gıdalarda kalıntı oluşmasına, çevre kirliliğine ve insan sağlığında bozulmaya yol açıyor.
Bu nedenle yüksek pestisit kullanımı ve yetersiz denetim, kaygı yaratıyor.
Türkiye’de kullanılan pestisit miktarı yıllar itibariyle 50-60 bin ton civarında seyrediyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre, tarımda kullanılan pestisit miktarı 2020’de 53 bin 672, 2021’de 52 bin 965, 2022’de 55 bin 374, 2023’te 57 bin 766 ve 2024’te 53 bin 515 ton oldu.
Heinrich Böll Stiftung Derneği tarafından hazırlanan “Tarımda Kullanılan Zehirler Hakkında Gerçekler ve Rakamlar: Pestisit Atlası” başlıklı rapora göre, “Türkiye’de kullanılan toplam pestisit miktarının bitkisel üretim yapılan alanlara bölünmesi suretiyle hektar başına kullanılan pestisit miktarının hesaplanması yöntemi, üretimin yoğun olduğu bölgelerde pestisit kullanımının fazla olduğunu gözlerden gizliyor.
Örneğin Hollanda, Belçika, İtalya ve Portekiz’de yıllık pestisit kullanımının hektar başına 5 kilogramın üzerinde olduğu, 2020 yılında Türkiye genelinde kullanılan pestisit miktarının ise hektar başına 2,2-2,5 kilogram olduğu ve bu değerin AB ülkelerine kıyasla çok düşük olduğu ileri sürülüyor.
Türkiye’de kullanılan pestisit miktarı (50- 60 bin ton/yıl) yaklaşık yüzde 50’si Adana, Mersin, Manisa, Aydın, Bursa, İzmir ve Antalya illerinde kullanılıyor.
Bu illerde hektar başına pestisit kullanımı çok fazla. Antalya’da 2020 yılında hektar başına pestisit kullanımı yaklaşık 14 kilogram, Manisa’da ise 9 kilogram seviyesinde.”
Raporda, pestisit kullanımının yoğun olduğu illerde halk sağlığı, biyoçeşitlilik kaybı, kimyasal kirlilik gibi sorunların daha fazla görülebileceği uyarısı yer alıyor.
Gıdalardaki pestisit kalıntılarını denetleme sorumluluğu Tarım ve Orman Bakanlığına, sulardaki denetim Sağlık Bakanlığına ait.
Her iki kurumun da yaptıkları denetimlere ilişkin sonuçları kamuoyuna açıklamaması eleştiri konusu. Sivil toplum örgütleri ve akademisyenler, bu bilgi eksikliğinin Türkiye’de pestisit kullanımının yol açtığı/açacağı sorunları çözmeye yönelik çalışmaları zorlaştırdığını savunuyor.
Pestisit Atlası’na göre, Türkiye’de pestisit kullanımının mevzuata uygunluğunun tespitine yönelik bazı akademik çalışmalardan elde edilen veriler şöyle:
”2013 yılında yapılan bir çalışmada analiz edilen gıda örneklerinin yüzde 21’inin, 2014 yılında yapılan çalışmada ise yüzde 25’inin yasal mevzuatta belirtilen maksimum kalıntı limit değerlerinden daha yüksek miktarda pestisit kalıntısı içerdiği tespit edildi. Bu değerler, AB ülkelerinde yürütülen çalışmalarda saptanan değerlerin yaklaşık 6-7 katı düzeyinde.
2011-2016 yılları arasında beş farklı ilden alınan gıda örneklerinde yürütülen bir başka çalışmada, analiz edilen 1.318 gıda örneğinden yüzde 17,3’ünün yasal mevzuatta belirlenen maksimum kalıntı limiti değerlerini aşan miktarda pestisit kalıntısı içerdiği belirlendi. Yapılan analizlerde pestisit kalıntısı içerdiği belirlenen 524 örneğin yüzde 51’i birden fazla sayıda pestisit kalıntısı içeriyordu.”
Greenpeace tarafından 2019’da yürütülen bir başka saha çalışmasında ise analiz edilen 90 gıda örneğinin yüzde 15,6’sında yasak pestisit kalıntısı tespit edildi. Örneklerin yüzde 52’si hormonal sistem üzerinde etkili olan bir ya da birden fazla sayıda pestisit kalıntısı içeriyordu.
Öte yandan, Greenpeace Türkiye, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın pestisit analizlerini açıklaması talebiyle hukuki bir süreç yürütüyor. Bakanlığın 28 Mart 2025 tarihli savunmasında, “pestisit analiz sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılmasının kamuya bir faydası olmayacağını”, ayrıca sonuçların açıklanmasının “iç ve dış ticarette de olumsuz sonuçlara neden olabileceği”ni öne sürdüğü aktarıldı.
Greenpeace, 2019’da yaptığına benzer bir saha çalışmasını, pestisitlerin çocuklar üzerindeki yoğun etkisine yoğunlaştığı bir raporla yayımladı.
“Pestisitler ve Çocuklar, 2025” raporuna göre, İstanbul’da zincir marketlerden ve semt pazarlarından alınan 155 gıda örneğinin üçte 1’inin (51 örnek), Türk Gıda Kodeksi Pestisitlerin Maksimum Kalıntı Limitleri Yönetmeliği’ne uygun olmadığı belirlendi. Bu ürünlerin 50’sinde ruhsatsız pestisit kullanımı tespit edildi.
Pestisit kalıntısı limit aşımı ile yasaklı ya da ruhsatsız pestisit kullanımına en fazla salamura yaprak (%80), yeşil sivri biber (%70), ıspanak (%67), kıvırcık marul (%40) armut (%40), üzümde (%40), golden elma ve starking elma için (%30), dolmalık biber, patlıcan örneklerinde (%20), domates (%13) portakal (%10), hıyar örneklerinde ise (%7) rastlandı.

Raporda, çocuk sağlığı açısından riskli per/polifloroalkil maddeleri (PFAS) içeren pestisitlerin mercek altına alındığı raporda, 155 gıda örneğinin yüzde 43’ünün (67 örnek) en az bir PFAS’li pestisit kalıntısı içerdiği belirtildi.
Çocukların gelişimsel özellikleri nedeniyle pestisitin olumsuz etkilerine daha açık olduklarına dikkat çekilen raporda, “Tarımsal alanlarda ve kentlerde pestisitlere maruz kalma sonucu ortaya çıkacak sağlık sorunları, en fazla bebek ve çocukları etkilemektedir. Anne karnındayken veya doğum sonrası yaşamın ilk yıllarında pestisitlere maruz kalan çocuklarda azalmış vücut ağırlığı ve boy uzunluğu ile doğum, doğum anomalileri, hormonal sistem ve nöral gelişim bozuklukları, bilişsel yetilerde gerileme, lösemi hastalığı riskinin artışı gibi çeşitli sağlık sorunlarının görülebileceği belirtilmektedir” değerlendirmesine yer verildi.
Hacettepe Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Cavit Işık Yavuz, bebeklerin ve çocukların pestisitlere karşı hassasiyetini şöyle açıkladı: “Pestisitler dikkat eksikliği, bazı kanser türleri ve obeziteyle ilişkilendiriliyor. Gelişim çağındaki çocukların beyin, sinir ve hormon sistemleri bu kimyasallara çok duyarlı.
Annenin tükettiği gıdalardaki pestisit kalıntıları plasenta yoluyla bebeğe geçiyor, bu da doğumsal bozukluklara neden olabilir. Pestisitleri üretim aşamasındaki bulaşı nedeniyle yalnızca kırsalın sorunu görmek hata; şehirde yaşayan çocuklar da aynı risk altında.”
Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Ulaş Kırım, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, çoklu pestisit maruziyetinin, gelişim çağındaki çocuklar başta olmak üzere halk sağlığı üzerinde kalıcı hasarlara yol açabildiğini vurgulayarak, “Meyve-sebzelerde pestisit kalıntıları giderek artıyor. Bunun başlıca nedenleri plansız üretim, tekelleşen üretici yapısı, yetersiz pestisit kontrolü ve caydırıcı olmayan cezalar” dedi ve politika ihtiyacına vurgu yaptı.
Pestisit ile ilgili tartışmalarda öne çıkan TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şu eleştirileri dile getirdi:
“Türkiye’nin tarım politikası tam anlamıyla iflas etmiş durumda. Avrupa’da dekara 18 kilo pestisit atılırken bizde 27 kiloya çıkıyor. Yasaklı ilaçlar bile hala kullanılıyor. Tarım tamamen ithalata ve serbest piyasaya teslim edilmiş durumda. Bu politikalarla Türkiye’nin gıda güvenliği yok oluyor.”
Gürer, öncelikle yasaklı pestisitlerin ithalat ve satışının kesin olarak engellenmesi gerektiğini belirterek, “Ruhsatlı olsa bile insan sağlığına zararlı etkisi kanıtlanan kimyasallar derhal piyasadan çekilmeli. Ayrıca çiftçilere yönelik denetimlerin artırılması, pestisit kullanımında doğru doz ve zamanlama konusunda eğitim verilmesi gerekiyor” dedi.
Sağlıklı, güvenli, yerli üretimi teşvik eden, biyolojik mücadele yöntemlerini destekleyen bir tarım politikasına ihtiyaç olduğunu vurgulayan Gürer, “Tarımda dışa bağımlılık, hem üreticiyi hem tüketiciyi vuruyor” dedi.
Çevre ve sağlık alanında çalışan 100’den fazla kurumun oluşturduğu Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı’nın, pestisitlerin tamamının 2030 yılına kadar yasaklanmasını öngören Zehirsiz Sofralar İçin Yol Haritası’nda, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın uygulamasına yönelik özetle şu önerilere yer verildi:
Bu haber, Avrupa Birliği finansal desteği ile üretilmiştir. Haberin içeriği tamamıyla Mazhar Taha Akkaya’nın sorumluluğu altındadır ve hiçbir durumda Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6656 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6474 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6187 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4881 kez okundu
5
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
4746 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4517 kez okundu
7
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4515 kez okundu
1
Orman yangını, atık havuzdaki suyla mı söndürüldü?
5591 kez okundu
2
Türkiye’de kayıp çocuk krizi: Karanlıkta kalan gerçekler
4390 kez okundu
3
Türkiye’de eğitimin son 22 yılı; devrim mi, çöküş mü?
3764 kez okundu
4
“Yapay zekâ, araştırmacı gazeteciliğin yerine geçemez”
3681 kez okundu
5
2025’te neredeyiz? Sürdürülebilir Kalkınma Raporu yayımlandı!
3543 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.