DOLAR 44,1971 -0.07%
EURO 50,7115 0.33%
ALTIN 7.069,49-0,92
Ankara

PARÇALI BULUTLU

8 Mart’ta değişmeyen tablo: Kadınlar öldürülüyor, eşitsizlik sürüyor
  • 9.Köy
  • Gündem
  • 8 Mart’ta değişmeyen tablo: Kadınlar öldürülüyor, eşitsizlik sürüyor

8 Mart’ta değişmeyen tablo: Kadınlar öldürülüyor, eşitsizlik sürüyor

Türkiye’de her yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde eşitlik ve özgürlük konuşulsa da kadın cinayetleri ve toplumsal eşitsizlikler değişmeyen bir tablo olarak varlığını sürdürüyor. Kadınlar bir yandan yaşam hakkı için mücadele ederken, diğer yandan eğitimden istihdama kadar birçok alanda erkeklerin gerisinde kalmaya devam ediyor.

ABONE OL
9 Mart 2026 12:57
8 Mart’ta değişmeyen tablo: Kadınlar öldürülüyor, eşitsizlik sürüyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Fatma Polatcan 

Pınar Gültekin, Ceren Özdemir, Emine Bulut, Özgecan Aslan, Işıl Aydın, Muhterem Evcil, Helin Palandöken ve daha sayamadığımız onlarcası… Her defasında “bu son olsun” dediğimiz, geride derin yaralar bırakan kadınlar.

Her yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadın hakları, eşitlik ve özgürlük yeniden konuşulurken, Türkiye’de kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet gerçeği değişmeyen bir tablo olarak karşımızda duruyor. Türkiye’de son yıllarda artan kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel bir sorun değil; hukuki, toplumsal ve siyasal boyutlarıyla tartışılmaya devam ediyor. Uzmanlar ise kadın cinayetlerinin önlenebilmesi için mevcut yasaların etkin şekilde uygulanması ve toplumsal zihniyet dönüşümünün sağlanması gerektiğine dikkat çekiyor.

Tuba Torun

“Asıl mesele cezaların artırılması değil, suçun önlenmesi”

Kadın cinayetlerindeki artışı değerlendiren Avukat Tuğba Torun, Türkiye’de kadınları korumaya yönelik hem ulusal yasalar hem de uluslararası sözleşmeler bulunduğunu ancak bu düzenlemelerin etkin şekilde uygulanmadığını söyledi.

Torun, “Kadın cinayetlerini önlemek için aslında elimizde güçlü hukuki araçlar var. Anayasa’dan Türk Ceza Kanunu’na, MedeniKanun’dan 6284 sayılı kanuna kadar birçok düzenleme kadını ve çocuğu korumayı öngörüyor. Ancak asıl mesele cezaların artırılması değil, suçun işlenmeden önce önlenmesidir” dedi. Kadına yönelik şiddetin temelinde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bulunduğunu belirten Torun, kadınların bir “mülkiyet” gibi görülmesinin şiddetin temel nedenlerinden biri olduğuna işaret etti.

“İstanbul Sözleşmesi önemli bir çerçeve sunuyordu”

Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde İstanbul Sözleşmesi’nin önemli bir rol oynadığını belirten Torun, sözleşmenin şiddetin nedenlerini toplumsal cinsiyet eşitsizliği üzerinden ele aldığını söyledi. Torun, “Önleyici tedbirler, koruyucu mekanizmalar, etkin soruşturma ve bütüncül politikalar gibi birçok başlık içeriyordu. Ancak Türkiye’nin sözleşmeden çekilmesi kadın cinayetlerinin artışı açısından önemli bir kırılma noktası oldu” dedi.

“Koruma kararlarının uygulanmasında ciddi sorunlar var”

Torun, kadınları korumaya yönelik 6284 sayılı kanunun uygulanmasında da ciddi sorunlar yaşandığını belirterek şunları söyledi:

Bu kanun kapsamında koruma kararlarının hızlı ve delil aranmaksızın verilmesi gerekir. Ancak son yıllarda bu kararların verilmesinde gecikmeler yaşandığını, sürelerinin kısaltıldığını ve bazı taleplerin reddedildiğini görüyoruz. Oysa bir kadın karakola başvurduğunda hayatının tehlikede olduğu kabul edilerek gerekli koruma sağlanmalıdır

Zozan Özgökçe

“Kadın hareketi önemli bir dönüşüm yarattı”

Feminist aktivist Zozan Özgökçe ise kadın hareketinin yıllardır yürüttüğü mücadele sayesinde kadınların daha fazla hak talep etmeye başladığını söyledi. Özgökçe, “Kadın hareketi Türkiye’de en güçlü toplumsal hareketlerden biri. Bu mücadele sayesinde kadınlar artık daha fazla farkındalık kazanıyor, haklarını talep ediyor ve şiddete karşı ses çıkarıyor” dedi.

Ancak kadınların özgürlük talebinin bazı durumlarda şiddetin artmasına da neden olabildiğini belirten Özgökçe, özellikle boşanma sürecindeki kadınların büyük risk altında olduğunu ifade etti.

“8 Mart’ın anlamı giderek boşaltılıyor”

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün tarihsel olarak kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinin simgesi olduğunu belirten Özgökçe, günün giderek ticari bir güne dönüştürüldüğünü söyledi.

Özgökçe, “8 Mart aslında kadınların hak mücadelesinin ve dayanışmasının günü. Ancak bugün bakıyoruz indirim kampanyaları, çiçekler ve reklamlara indirgenmiş durumda. Oysa mesele kadınların eşit, özgür ve şiddetten uzak bir yaşam sürebilmesidir” ifadelerini kullandı.

Kadınların istihdam oranı erkeklerin yarısından az

Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri Türkiye’nin en önemli toplumsal sorunlarından biri olmaya devam ederken, kadınların ekonomik hayattaki yeri de hâlâ erkeklerin oldukça gerisinde bulunuyor. Kadınlar iş hayatında da erkeklere göre oldukça düşük oranda yer alıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı “İstatistiklerle Kadın 2025” verilerine göre, 2024 yılında 15 ve üzeri yaştaki nüfusta istihdam oranı yüzde 49,5 olarak gerçekleşti. Bu oran kadınlarda yüzde 32,5, erkeklerde ise yüzde 66,9 oldu. Türkiye genelinde en yüksek istihdam oranı yüzde 54,7 ile TR61 (Antalya, Isparta, Burdur) bölgesinde görülürken, en düşük istihdam oranı ise yüzde 39,5 ile TRC3 (Mardin, Batman, Şırnak, Siirt) ve TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) bölgelerinde kaydedildi.

Özge Burak Değer

“Van’da her 5 kadından yalnızca biri çalışıyor”

Van Sanayici ve İş Kadınları Derneği (VASİKAD) Başkanı Özge Burak Değer, bölgedeki kadın istihdamının Türkiye ortalamasının da oldukça altında olduğunu söyleyerek, “Türkiye’de çalışan her 10 kadından yaklaşık üçü istihdamda yer alıyor. Van’ın içinde bulunduğu TRB2 bölgesinde ise bu oran çok daha düşük. Burada yaklaşık her 5 kadından yalnızca biri çalışıyor. Bu da Türkiye ortalamasından yaklaşık 10-12 puan daha düşük bir tablo ortaya koyuyor” diye aktardı.

“Kayıt dışı çalışan kadın sayısı çok fazla”

Bölgede kadınların önemli bir kısmının kayıt dışı çalıştığını belirten Değer, bu nedenle kadın emeğinin istatistiklere tam olarak yansımadığını söyledi: “Kadınlar birçok sektörde çalışıyor ancak sigortasız ve kayıt dışı şekilde istihdam ediliyor. Bu durum sadece Van’a özgü değil, Türkiye’nin birçok yerinde görülen bir sorun. Kayıt dışı çalışma yaygın olduğu için kadın iş gücü potansiyeli verilerde olduğundan daha düşük görünüyor

“Kadınların çalışmasının önünde sosyo-kültürel engeller var”

Kadınların iş hayatına katılımının önündeki en büyük engellerden birinin sosyo-kültürel faktörler olduğunu belirten Değer, geleneksel aile yapısının kadınların çalışma hayatına katılımını sınırlayabildiğini ifade etti. Kadın girişimciliğinin desteklenmesi için uzun süredir çalışmalar yürüttüklerini belirten Değer, özellikle kooperatifçilik, yerel ürünlerin markalaşması ve e-ticaret alanlarında kadınlara eğitimler verdiklerini söyledi.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.