Damla Yeltekin
Dünyada en çok tüketilen ikinci tahıl olan pirinç, su tüketimi açısından kritik bir üretim sürecine sahip. Çeltik tarımında sulama suyu en kritik etmenlerden biri olarak öne çıkıyor; Türkiye’de çeltiğin bitki su tüketimi, bölgelere göre 810-1625 mm arasında değişiyor. Teorik olarak 1 kilogram çeltik üretimi için 1000-1200 litre su yeterliyken, uygulamada kayıplar nedeniyle bu miktar 4000-5000 litreye kadar çıkabiliyor.
Dünya genelinde 2023/24 sezonunda toplam çeltik üretimi 782,5 milyon ton; çeltiğin işlenmesiyle elde edilen pirinç üretimi de 523,7 milyon ton oldu. Başka bir deyişle; pirinç, çeltik üretiminin yaklaşık yüzde 67’si kadar. Çin ve Hindistan, en büyük üretici ülkeler olarak öne çıkarken, Hindistan 25 milyon ton ile pirinç ihracatında lider konumda.

Dünya genelinde Asya ülkelerinde çeltik doğal yağışlarla sulanırken, Türkiye’de yaygın olarak kullanılan “salma sulama yöntemi”, su rezervi açısından sıkıntı yaratıyor. Bitkinin ihtiyaç duyduğu suyu, kök bölgesine doğrudan vermesi nedeniyle su tasarrufu sağlayan “damla sulama” ne yazık ki hala çok tercih edilen bir yöntem değil. DSİ verilerine göre 2020 yılında damla sulamayla sadece 3 bin dekarlık alan ekildi ve 43 çiftçi bu yöntemi uyguladı.

Tarım Ürünleri Piyasaları verilerine göre, 2023/24 sezonunda Türkiye’de yaklaşık 112 bin hektar alanda toplam 900 bin ton çeltik üretimi gerçekleştirildi. TÜİK verilerine göre de 2025 yılı sonunda yılsonunda ülkedeki çeltik üretiminin 988 bin ton olması bekleniyor.
2023 sezonunda toplam üretimin yüzde 40,8’i Edirne’de gerçekleşti. Edirne ile birlikte Samsun, Balıkesir ve Çanakkale, Türkiye’de çeltik üretiminin yaklaşık yüzde 80’ini karşıladı.
TÜİK verilerine göre 2023 yılında Çanakkale çeltik ekiminde 6 bin 868 hektar ile Türkiye sıralamasında 4’ncü sıradaki yerini aldı.

2022 yılında ise 12 bin 46 hektar oldu. 2017 yılından bu yana istikrarlı bir büyüme gösterse de 2024 yılında alan neredeyse yarı yarıya düştü. Çanakkale’de çeltik verimi 2022 yılında dekarda 806 kilogram iken, 2023 yılında 755 kilograma düştü.

Çeltik üretiminin yoğun yapıldığı bölgelerde, suyun etkin ve sürdürülebilir kullanımı büyük önem kazanıyor. Türkiye’de çeltik tarımında yaygın kullanılan sulama yöntemleri, doğal yağışların yeterli olduğu Asya ülkeleriyle kıyaslandığında daha fazla su kaybına yol açıyor. Bu durum, zaten var olan su sorununu daha da derinleşmesine, özellikle Çanakkale gibi önemli üretim merkezlerinde su kaynaklarının hızla tükenmesine ve bölgesel su krizlerinin şiddetlenmesine yol açıyor.
Çanakkale’de kuraklık ve plansız tarım uygulamaları nedeniyle su krizi giderek derinleşiyor. Çanakkale Merkez başta olmak üzere Biga, Bayramiç gibi ilçelerde de baraj doluluk oranları düştü. Taşoluk Barajı sulama havzasında su kısıtlamasına gidilirken, Bayramiç Barajı’nda su seviyesi kuraklık nedeniyle yüzde 40’lara kadar geriledi. Su birlikleri tarımsal sulamada kısıtlamalara gitti. Tazyik ve su basıncı nedeniyle kimi köylerde uzun süredir su yok. Kent genelinde de vatandaşlar, musluklardan suyun tazyikli akmadığı yönünde şikâyetlerini iletmeye devam ediyor.
Çanakkale Merkez’e bağlı Kumkale Ovasında ve bazı ilçelerde, Çeltik Komisyonu’nun izin verdiği alanın dışında 4 bin dekar alanda kaçak çeltik ekimi yapıldığı öğrenildi. Kent genelinde ayrıca kaçak artezyen kuyularının varlığı da su krizini tetikleyen faktörler arasında yer alıyor.
“Yöntemleri ve su tüketim miktarlarını değişmeli”
Türkiye’de sulanan tarım arazilerinin yüzde 60’ında hala vahşi sulama olarak bilinen ‘yüzey sulama’ yöntemi kullanılıyor.

Su verimliliği ve sulama sistemleri üzerine çalışan Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halim Orta, çiftçinin modern sulama yöntemine inanmadığını ifade ederek, şu görüşleri dile getirdi:
“Yüzyıllardır mutlaka çeltiği göllendirmesi, çok sulaması gerektiğini öğrenmiş. Yöntemleriyle birlikte su tüketim miktarlarını değiştirmek lazım. Bunların denemeleri tamamlandı. Çeltik yağmurlama veya damlama gibi sulama yöntemleriyle de yetişebileceğini gösterdi. Bir miktar verim azalması olmasına rağmen çok rahat olarak yetiştirilebilecek. Dolayısıyla bu tür sulama yöntemleriyle mevcut tava sulamayla uygulanan su miktarını önemli ölçüde azaltmak mümkün olabilir.”
Prof. Dr. Halim Orta, tarlalarda modern sulama yöntemi kullanılsa da bir başka sorunun da suyun tarlalara iletilmesi sırasında yaşandığını belirterek, şunları söyledi:
“Suyun tarlaya getirilmesi işlemi nasıl olacak? Çiftçi genellikle tarlasının başındaki kuyudan değil; kanaldan, kavetten, iletim hattından su alıyor ve bu hatların çoğu açık kanallardan oluşuyor. Bu açık kanalların kapalı boru sistemleriyle değiştirilmesi ve basınçlı sulama sistemlerinin tarlaya kadar ulaştırılması gerekiyor. Hâlihazırda en iyi koşullarda kaynaktan alınan 100 litre suyun ancak 50 litresi bitkinin köküne ulaşıyor; geri kalanı yol boyunca buharlaşma ve sızma sebebiyle kayboluyor.

Modern sulamaya geçtiğimizde bu kayıplar yüzde10-15’lere kadar düşüyor. Mevcut durumda suyun yarısından fazlası kaybolurken, modern yöntemle yüzde80-90’ına yakınını bitkiye ulaştırmak mümkün. Türkiye’de yaklaşık 6.6 milyon hektar arazi sulanıyor; bu toplam tarım arazilerimizin dörtte birine denk geliyor. Sulama yöntemlerinin dağılımı ise yüzde17 damlama, yüzde23 yağmurlama ve yüzde60 yüzey sulama şeklinde. Hâlâ çoğunlukla yüzey sulama yöntemini uyguluyoruz ve bu korkunç bir rakam.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Yıldırım, su yönetimi ve tarımsal sulamanın doğru idare edilemediği dönemlerde su krizinin etkisiyle istenmeyen tablolar oluştuğuna dikkati çekti. 2008’de yaşanan kuraklığı hatırlatan Yıldırım, “Çanakkale Biga’da daha önce de su krizi yaşandığında ilk uygulama çeltik üretiminin yasaklanması oldu. Yine o noktaya doğru gidiyoruz. Biliyorsunuz, pamuk ve çeltik suyu en fazla tüketen iki bitki. Su kıtlığı durumunda ilk yapılacak uygulama çeltik üretiminin tamamen ya da kısmen yasaklanmasıdır.
Türkiye’nin tahıl ambarı olarak bilinen Konya’da mısır ve pancar üretimi son yıllardaki tartışmalı gündemini koruyor. Prof. Dr. Yıldırım, Türkiye’de su kaynaklarının giderek kısıtlandığı ve yeraltı sularının kontrolsüz kullanıldığı bir dönemde, su yönetiminin kritik önem taşıdığını vurgulayarak, Konya’daki üretim modeline dikkat çekti. Alternatif su kaynaklarının ve sürdürülebilir sulama yöntemlerinin önemine işaret eden Yıldırım, Türkiye’de yeraltı sularının aşırı ve kontrolsüz kullanımının su krizini tetiklediğini belirterek, bu durumun uzun vadede hem tarımsal üretimi hem de ekosistemi tehdit ettiğini söyledi.
Prof. Dr. Yıldırım, özetle şu değerlendirmede bulundu:
“Konya’nın bitki deseni değişti. Çiftçi de daha çok gelir getiren ürüne yöneliyor. Silajlık mısırın (hayvan yemi) balyası 200-250 TL’ye satılıyor. Bu ciddi bir gelir. Talep fazla olduğu için çiftçi bunu yetiştiriyor. Ancak mısır silajı yetiştirip başka illere satıyor. Bu da yeraltı suyu tüketimini artırıyor; üstelik suyu 300 metreden çekiyorlar. Başka havzalardan su transfer edilerek, Konya şu anda hiç yapmaması gereken bir şeyi yapıyor: su tüketimi yüksek mısır yem bitkisi, yani silajlık mısır yetiştiriyor. Bir nevi sanal su ihraç ediyor. Konya’dan Çanakkale’ye de silaj yem geliyor. Bu, başka bir havzadan alınan suyun transfer edilmesi anlamına geliyor. Yeraltı suyunun çekilmesiyle akiferler boşalıyor. Bu da obrukların oluşmasına neden oluyor. Eskiden 10 yılda bir obruk haberi duyarken, şimdi her yıl 2-3 obruk meydana geliyor.”

Yıldırım, alternatif teknolojilerin su yönetiminde kritik rol oynadığını belirterek şu sözleri kullandı: “Avrupa’da kanalizasyon atık suyu ileri arıtma teknolojisiyle tarımda kullanılıyor. Şehirlerin ihtiyacına göre su yönetimi yapılıyor. Arıtılan atık su hem tarımda hem de peyzaj alanlarında kullanılıyor. Bu su neredeyse şehre verilen tatlı su kaynağına eşdeğer nitelikte. Dünyada da gidişat bu yönde. Tatlı su kaynaklarını koruyup, arıtılmış suyla tarım yapmak büyük tasarruf getiriyor.”
Biga bölgesini yakından tanıyan CHP Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan bölgenin Kazdağları eteklerinde, pınar ve dere bakımından zengin bir bölge olmasına rağmen ciddi su sorunları yaşandığına dikkat çekerek, “Ciddi bir kuraklık tehlikesi var. Bu yıl da çok ciddi susuzlukla uğraştık. Hem Biga ilçemizde hem de yakın komşu illerimizde bu sorunlar yaşandı. Bu da gösteriyor ki, suyla ilgili gelecekte daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalacağız. Kaynakların çok iyi organize edilmesi ve planlanması gerekiyor” ifadelerine yer verdi.
Tarımda en çok su tüketen ürünlerden biri olan çeltik üretiminde ithalata dayalı politikanın cari açığı arttırdığını ifade eden Ceylan, “Çeltik üretimi için suyu çok iyi planlamalıyız. Baraj doluluk oranlarına, sulama suyu durumuna bakarak; hangi alanlara üretim izni verileceğini doğru belirlemeliyiz.
Toprak analizine ve ülkenin ihtiyacına göre belirlenmiş bir tarımsal üretim planı, geleceğimiz açısından çok önemli. Su kaynaklarını da planlamalıyız. Beklentimizin çok altında su rezervine sahibiz. Bu da bizi sıkıntıya soktu. Bu yıl çeltik üretimiyle ilgili ciddi sorunlar yaşandı. Biliyoruz ki bunun temel nedeni su sorunu. Bilimsel verilerle desteklenen, geniş kapsamlı bir planlamaya ihtiyaç var.”
CHP’li Ceylan, Çanakkale Valisi ile görüşmelerinin ardından önümüzdeki süreçte ‘Çeltik Çalıştayı’ düzenlemeyi planladıklarını açıkladı. Ceylan ayrıca, CHP parti programının da yakında yayınlayacaklarını; tarım ile çiftçiyi güçlendirecek kapsamlı politikalar ve çözüm önerilerini kamuoyuna açıklayacaklarını belirtti.
Çanakkale’nin coğrafi işaretli ürünlerinden Biga Pirinci, kuraklık nedeniyle darbe aldı. Biga Ziraat Odası Başkanı Güray Ergün, bu yıl Çanakkale’nin Biga ilçesi için çeltik ekim alan izninin düşürüldüğünü belirterek, şunları söyledi:
“Artık suyun değerini anlamamız lazım. Su bizim değil, geleceğin suyu. Hem kuraklık nedeniyle ekim alanında düşüş var hem de kalite kaybı. Bu sene ekimde yüzde 35 kayıp yaşandı. Biga’da 100.000 dönüm ekilen araziden ancak 65.000 dönüm ekilebildi. Bu Coğrafi işaretli baldo pirincimiz ön plana çıkıyor ama suyu doğru yönetmezsek onu da kaybedebiliriz.”
Ergün, çeltikte damlama sulamanın yaygınlaşamamasına ilişkin görüş ve gözlemlerini şöyle aktardı:
“Çeltik üretiminde damlama yöntemi de var ama tasarruf sağlayan bu yöntemin çiftçi için bazı dezavantajları oluyor. Mesela; bir yıl ekebiliyorsunuz, ikinci yıl aynı yerde ekemiyorsunuz. Damlama maliyetleri, kurulum giderleri yüksek olduğu için cazip hale gelmiyor. Normal tarla tavasından bir tona yakın ürün alırken, damlamada 800 kilo civarında ürün çıkıyor. Üstelik aparatlar tek yıllık kullanılıyor, ertesi yıl sıfırdan yapmak zorundasınız.”
Tarım ve Orman Bakanlığı, damla sulama ile çeltik üretimini teşvik etmek için tohumu yüzde 75 hibe ile veriyor. Ancak proje, damla sulama ekipmanlarını kapsamıyor; üreticiler bu maliyeti kendileri karşılamak zorunda kalıyor.
Çiftçilerin çeltiği tercih etme nedenlerinden birinin ekonomik getiri olduğunu söyleyen Ergün, alternatif ürün arayışına dikkat çekti:
“Bir ton çeltiği 35 liradan verdiğinizde 35 bin lira geliriniz oluyor. Buna alternatif olacak ürün bulmak zorundayız. Benim bölgemde acı biber şu an 80 liraya gidiyor. Geçen yıl işçi parasını ödeyemeyenler bu yıl para gördü. Ama bu sürdürülebilir değil. Bugün karpuz para yaptı diye karpuz ekmekle, yarın domates para yaptı diye domates ekmekle olmaz. Kapalı sistemde su tasarrufu daha yüksek oluyor, sarfiyat olmuyor. Saat sistemi kurulduğunda çiftçi cebine dokunduğu an o vanayı gece yarısı gidip kapatıyor.”
Kuraklık riskini tetikleyen çeltik üretiminde, üretimin tamamen azaltılması mı yoksa sürdürülmesi mi gerektiği tartışması gündemde. Bu kapsamda, alternatif ürünler ve su tasarrufu sağlayacak yöntemler öne çıkıyor. Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halim Orta, çeltik üretiminin koşullar izin vermiyorsa azaltılabileceğini ve alternatif olarak bulgur gibi daha sağlıklı ürünler kullanılabileceğini ifade ederek, “Bulgur çeltikten daha sağlıklı bir ürün. İnsanlar bir sene pirinç yemese hatırlayan bile kalmaz. Devlet politikalarıyla üreticileri koruyacak alternatif ürünler düşünülebilir” dedi.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Yıldırım ise çeltik üretiminin kesinlikle devam etmesi gerektiğini, “Alternatif bitkiler önerilebilir, ancak onlar da su tüketiyor. Çeltiğin yerine birebir konabilecek bir bitki yok. Arpa veya buğday gibi ürünler kısmi alternatif olabilir ama çeltiğin yerini tam anlamıyla dolduramaz. Bunun yerine suyun azalması durumunda verimi düşürmeden ne elde ederim gibi politikalara bakılması gerekir” ifadelerini kullandı.
CHP Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan, “Pirincin tüketilmesi nedeniyle üretiliyor. Beslenme alışkanlıklarımız değişmediğimiz sürece bu krizi yaşamaya devam edeceğiz. Komple kültürel bir değişime ihtiyacımız var. Pilav hâlâ sofralarımızda baş köşede duruyor” dedi.
Bu haber, Avrupa Birliği finansal desteği ile üretilmiştir. Haberin içeriği tamamıyla Damla Yeltekin’in sorumluluğu altındadır ve hiçbir durumda Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.
1
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6373 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6366 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6124 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4851 kez okundu
5
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4485 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4465 kez okundu
7
Kadının soyadı düzenlemesi ve online satılan dini nikah cüzdanı
4408 kez okundu
1
Orman yangını, atık havuzdaki suyla mı söndürüldü?
5568 kez okundu
2
Türkiye’de eğitimin son 22 yılı; devrim mi, çöküş mü?
3719 kez okundu
3
“Yapay zekâ, araştırmacı gazeteciliğin yerine geçemez”
3645 kez okundu
4
2025’te neredeyiz? Sürdürülebilir Kalkınma Raporu yayımlandı!
3511 kez okundu
5
Çocuk işçiler ölüme sürükleniyor
2652 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.