Gökçe Baydar
Türkiye, son 52 yılın en kurak dönemlerinden birini yaşıyor. Barajlardaki doluluk oranları birçok kentte kritik seviyelere gerilerken, Birleşmiş Milletler verilerine göre Türkiye topraklarının yaklaşık yüzde 88’i kuraklık riski altında bulunuyor. Uzmanlar, bu tablonun yalnızca tarımı değil, kentsel altyapıyı ve içme suyu güvenliğini de doğrudan tehdit ettiğini vurguluyor.
Belediyeler ve sivil toplum kuruluşları, su krizine karşı ortak akıl ve entegre politikalar çağrısında bulunuyor. Uzman görüşleri ve araştırmalar, kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının her geçen yıl azaldığını ortaya koyuyor. Su israfının önemli bir bölümünün konutlar ve şehir altyapısından kaynaklandığına dikkat çekilirken, iklim değişikliğinin etkileri krizi daha da derinleştiriyor. Bu noktada yağmur suyu hasadı, şehirlerde su kayıplarını azaltmaya yönelik etkili bir çözüm önerisi olarak öne çıkıyor.
TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi tarafından yürütülen çalışmalarda; bütünleşik havza yönetimi, su kalitesinin izlenmesi, arıtma teknolojileri ve yağmur suyu hasadı gibi alternatif su kaynaklarının kullanımı alanlarında ilerleme sağlandığı belirtiliyor. Özellikle şehirlerde yağmur suyunun toplanarak depolanması ve yeniden kullanılması teşvik edilirken, bu kapsamda pilot şehirlerde sistemlerin kurulmaya başlandığı bilgisi paylaşılıyor.
2023 yılında yayımlanan “Sürdürülebilir Yağmur Suyu Hasadı” başlıklı derleme çalışmaya göre, çatılardan toplanan yağmur suları uygun şekilde depolanıp arıtıldığında; tuvalet sifonlarında, çamaşır ve araç yıkamada, bahçe sulamasında ve ileri arıtma yöntemleriyle içme suyu olarak dahi kullanılabiliyor.
Çalışmada yağmur suyunun kalitesini etkileyen hava kirliliği, çatı ve depo malzemeleri gibi faktörlerin yanı sıra ilk sifon sistemleri, depolama tankları ve arıtma süreçlerinin önemi vurgulanıyor. Araştırmacılar, yağmur suyu hasadının yalnızca su tasarrufu sağlamadığını; aynı zamanda sel ve taşkın riskini azaltarak kent altyapısı üzerindeki baskıyı da hafiflettiğini belirtiyor.
Yağmur suyu hasadı üzerine akademik çalışmalar yürüten Çevre Mühendisi ve İstanbul teknik Üniveristesi’nde Araştırma Görevlisi Muhammed Nimet Hamidi, yağmur suyuna ilişkin en yaygın yanlış bilginin, bu suyun arıtılmadan güvenle kullanılabileceği düşüncesi olduğunu söylüyor. Araştırmalarının bu algının aksini ortaya koyduğunu belirten Hamidi, “Özellikle çatı yüzeyine temas ettikten sonra yağmur suyunda koliform bakteriler başta olmak üzere ciddi kirleticiler tespit ettik. Bu nedenle yağmur suyunun güvenli kullanım için mutlaka uygun arıtma süreçlerinden geçirilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Yağmur suyunun teknik olarak içme suyuna dönüştürülebileceğini belirten Hamidi, bunun yüksek güvenlik standartları gerektirdiğine dikkat çekiyor: “Bugün şehirlerde kullandığımız içme suyunun kaynağı da temelde yağıştır. Ancak bireysel olarak toplanan yağmur suyunun içme suyu olarak kullanılması ileri arıtma ve güçlü dezenfeksiyon süreçleri gerektirir. Bu nedenle sürdürülebilirlik açısından öncelik, yağmur suyunun içme dışı alanlarda değerlendirilmesidir.”
Hamidi’ye göre, yalnızca tuvalet rezervuarlarında yağmur suyu kullanılması bile bir konuttaki içme-kullanma suyu tüketiminin yaklaşık üçte birini ikame edebiliyor. Bu tür uygulamaların kent ölçeğinde yaygınlaşması ise barajlar ve yeraltı suyu üzerindeki baskıyı ciddi biçimde azaltıyor.
Türkiye’de yağmur suyu hasadına yönelik mevzuatın son yıllarda güçlendiğini belirten Hamidi, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği ve Su Verimliliği Yönetmeliği’ni önemli adımlar olarak değerlendiriyor. Ancak uygulamada hâlâ sorunlar olduğuna dikkat çekerek, “Bazı projelerde sistemler doğru boyutlandırılmıyor. Türkiye doğru yönde ilerliyor ancak uygulama kalitesinin ve yaygınlığının artması gerekiyor” diyor.
Yerel yönetimlerin bu süreçte kritik bir role sahip olduğunu vurgulayan Hamidi, büyük ve uzun vadeli altyapı projeleri yerine hızlı uygulanabilir çözümlerin önemine dikkat çekiyor. Kamu binalarında örnek yağmur suyu hasadı sistemlerinin kurulması, yağmur bahçeleri ve geçirgen yüzeylerin artırılması ile vatandaşlara yönelik teşviklerin kısa sürede somut sonuçlar üretebileceğini ifade ediyor.
“Belediyelerin rolü yalnızca zorunluluk koymak değil; örnek olmak, kolaylaştırmak ve doğru uygulamayı teşvik etmek olmalıdır” diyen Hamidi, yağmur suyu hasadının su krizine karşı yerelden başlayan güçlü bir çözüm sunduğunun altını çiziyor.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6656 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6474 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6187 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4881 kez okundu
5
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
4746 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4517 kez okundu
7
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4515 kez okundu
1
Karaman’ın altın değerindeki hazinesi: Domalan mantarı
13610 kez okundu
2
Kuşadası’nda deprem fay hattı imara açıldı!
8857 kez okundu
3
Defalarca Yıkılan Hatay’da Binalar Alarm Veriyor
8290 kez okundu
4
Balık ağları müsilaj çekiyor: Marmara’nın balıkçıları zorda
6104 kez okundu
5
Yeraltından gelen kükürt kokusu tehlike saçıyor
4545 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.