DOLAR 43,1654 0.11%
EURO 50,2942 -0.08%
ALTIN 6.397,160,48
Ankara
-1°

PARÇALI BULUTLU

Ezidilerin Türkiye’deki derdi de “kimlik”

Ezidilerin Türkiye’deki derdi de “kimlik”

2014 yılında Irak’ın Şengal kentinde, IŞİD’in (Irak Şam İslam Devleti) soykırımından kaçan Ezidi topluluğunun bir kısmı, yaklaşık 11 yıldır Türkiye’de yaşıyor. Ezidileri yurdundan eden kimlik sorunu, Türkiye’de farklı bir boyutta yaşanıyor. Büyük ölçüde Mardin’in Midyat ilçesine yerleşen Ezidiler, mülteci statüsüne alınmadığı için resmi kimlik belgesine sahip olamıyor ve bu nedenle eğitim, sağlık başta olmak üzere pek çok insani hizmete erişemiyor.

ABONE OL
8 Eylül 2025 21:38
Ezidilerin Türkiye’deki derdi de “kimlik”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kinem Hazal Tanyeri / Kapak Fotoğrafı: Şafak Hacaloğlu

Türkiye’nin Cenevre Sözleşmesi’ne koyduğu coğrafi çekince nedeniyle Ezidiler ve Avrupa dışından (Orta Doğu, Asya, Afrika gibi) gelenler “mülteci” değil, “şartlı mülteci” statüsünde değerlendiriliyor. Bu çerçevede 2015’te yayımlanan genelgeyle Ezidilere yalnızca insani ikamet izni verildi. Sözkonusu statü, sağlık, eğitim ve çalışma haklarını büyük ölçüde kısıtlıyor.

Ezidiler Türkiye’de yaşıyor ama kayıtsız oldukları için yok sayılıyor

2015’ten bu yana sahada çalışan sosyal hizmet uzmanı Abdurrahman Kaya, Ezidilerin yıllardır devam eden statü krizi ve bunun yol açtığı sorunlara ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Ezidiler Midyat’ta 8–10 yıldır uluslararası koruma statüsü belgesiyle yaşıyor. Ancak bu belgeler süresi dolduğunda, yenileme başvuruları dahi 2024 ve 2025’te reddedilmeye başlandı. Reddedilenlerin bir ay içinde komisyona başvurması gerekiyor. Komisyona başvurmazlarsa sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıyalar. İtiraz ettiklerinde ve o da reddedildiğinde tek yol adli mercilere başvurmak. Ankara’da dava sonuçlanana kadar Türkiye’de kalabiliyorlar. Fakat bu süreç boyunca kayıtsız oldukları için aslında yok sayılıyorlar.”

Çocuklar okula gidemiyor

Kaya, “resmi bir kimliğe” sahip olamamanın en önemli sonuçlarından birinin çocukların eğitime erişememesi olduğunu vurguladı:

“Türkiye’de yaşıyor olup yaşamıyor hale geliyorlar. Bu durum en çok çocukları etkiliyor. Aileler zaten yasa dışı işlerde, sigortasız çalışıyor. Kayıtlı çalışan neredeyse yok. Ama çocukların eğitime erişmesi hayati önem taşıyor. Ne var ki aile bireyleri kayıtsızsa çocuklar da kayıtsız kabul ediliyor ve okula gidemiyor.”

Ezidilerin izole yaşam biçimlerinin de eğitime erişimi zorlaştırdığını söyleyen Kaya, ailelerin çocuklarını okula göndermekte çekingen davrandığını ifade etti. Farkındalık çalışmalarının ardından bazı ailelerin ikna olduğunu ancak yine de resmi kayıt olmayınca çocukların örgün eğitimin dışında kaldığını belirtti:

“Bir dönem misafir öğrenci sistemi vardı. Kayıtsız çocuklar bu şekilde okula devam edebiliyordu. Ancak daha sonra 2021’in Eylül ayı itibarıyla misafir öğrenci uygulamasının Milli Eğitim Bakanlığı tarafından sonlandırılmasıyla bu uygulama kaldırıldı. Artık kayıtsız olan hiçbir çocuk derse alınmıyor ve eğitim sistemine dahil edilemiyor. Bu da çocukların erken yaşta eğitimi bırakmasına ya da zararlı ortamlara yönelmesine yol açıyor.”

“Kimlikten yoksun olmak” tedavisiz bırakıyor

Sosyal güvenceden yoksun Ezidiler için sağlık hizmeti de ancak ücreti karşılığında edinebildikleri bir temel insani hak.

Bu cümle aslında Ezidilerin sağlık hizmetinden mahrumiyeti anlamını taşıyor. Çünkü çok büyük ölçüde yoksulluk kıskancında yaşayan Ezidiler’in doktora, ilaca, tedaviye ayırabilecek bütçesi yok.

Kalp ve ortopedik rahatsızlıklar, kanser, kronik tansiyon ve diyabet gibi hastalıkların yanı sıra çocuklarda gelişim geriliği, yeni doğan aşılarının eksik kalması ve acil ameliyatların yapılamaması en sık karşılaşılan sorunlar arasında. Sağlık hizmetinden yararlanamayan ailelerde iş kazaları da görünmez hale geliyor.

Erkekler tedavi olamadıkları için çalışamaz duruma gelirken, aile geçimi çoğunlukla kadınların üzerine kalıyor. Ancak kadınların çalıştığı tekstil atölyelerinde uzun saatler süren emek karşılığında aldıkları 12-13 bin TL, yaşamlarını sürdürmeye yetmiyor. Kayıt dışı istihdam nedeniyle iş kazaları kayıtlara geçmediği için Ezidiler hem sağlık hem de çalışma hakkı açısından tamamen güvencesiz kalıyor.

Bu güvencesizliği derinleştiren bir diğer faktör, 24 Aralık 2019’da Resmi Gazete’de yayımlanan düzenleme. Kanun’un ‘Yardım ve Hizmetlere Erişim’ başlıklı 89. Maddesine göre, Herhangi bir sağlık güvencesi olmayan ve ödeme gücü bulunmayan uluslararası koruma başvuru sahiplerinin sağlık giderleri, başvurudan itibaren bir yıl süreyle genel müdürlükçe karşılanıyor. Bir yılın sonunda 18 yaş üstü uluslararası koruma sahiplerinin genel sağlık sigortaları sonlandırılıyor. Bu düzenleme, Ezidileri çok büyük ölçüde sağlık sistemi dışına çıkardı.

Ezidiler için tek umut; üçüncü bir ülkeye yerleşebilmek

Sosyal Hizmet Uzmanı Abdurrahman Kaya, 2024 sonundan 2025’e uzanan dönemde kimlik kayıtlarını yenilemek için başvuran birçok Ezidi’nin başvurusunun reddedildiğini belirtti. Kaya’nın verdiği bilgiye göre, reddedilme gerekçesi; Irak’ta Ezidiler için güvenli alanın oluştuğu ve artık “orada yaşayabilecekleri” görüşü. Oysa gerçekte, Şengal’deki siyasi karışıklık devam ediyor ve bölgedeki Ezidiler hâlâ güvende hissetmiyor. Türkiye’de yaşamsal zorluklara rağmen can güvenliği sorunu taşımayan Ezidiler için tek umut; üçüncü bir ülkeye yerleşebilmek.

“Savunuculuk faaliyetleri yürütülmeli”

Ezidilerin yaşadığı hak kayıplarında sivil toplum kuruluşları, avukatlar ve sivil inisiyatiflerin en önemli rolünün savunuculuk faaliyetleri olduğunu belirten Kaya, “En büyük ihtiyaç, ailelerin hakları konusunda doğru ve detaylı bilgilendirilmesi gerekiyor. Bazı fırsatçı avukatlar tarafından kandırılmış yanlış yönlendirmelere maruz kalmışlar. Bu nedenle gerekirse ailelere eşlik ederek kurumlara yönlendirmeli, doğru bilgiyi sağlamalıyız. Bazı derneklerin avukatlara verilen vekâlet ücretini karşılayarak gönüllü dosya takibi yapmaları veya hukuki danışmanlık sunmaları gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Kaya, Ezidilerin kendilerini “sınıf dışı” hissetmemesi için savunuculuk faaliyetlerinin sürdürülmesinin zorunlu olduğunun altını çiziyor. Bu çalışmaların, haklara erişimde yaşanan engellerin kaldırılması ve toplulukların güçlendirilmesi açısından hayati olduğunu ifade ediyor.

2024’ten bu yana kimlik başvurularında retler artıyor

Avukat Dilan Koç da son dönemde Ezidilerin kimlik başvurularına yönelik ret sayısında ciddi bir artış yaşandığını ifade ederek, “Ezidilerden çok sayıda başvuru alıyoruz. 2014’ten bu yana Türkiye’de şartlı mülteci olarak yaşayan birçok Ezidi’nin statüsü son dönemlerde iptal edildi. Geçici kimlik belgeleri kapatıldı” dedi.

Koç, aynı aileden bireylere bile farklı uygulamalar yapılabildiğini belirterek, “Bazen babanın statüsü iptal ediliyor, annenin başvuru süreci devam ediyor. Çocukların ise hiçbir statüye sahip olamadığını görüyoruz. Bu keyfi tutumlar, Ezidilerin yaşamını tamamen belirsizliğe sürüklüyor” diye konuştu.

Yaşananların aynı zamanda Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi tablo, ekonomik kriz ve belirsiz göç politikalarıyla da bağlantılı olduğunu ifade eden Koç, “Aldığımız başvurularda çok basit gerekçelerle sınır dışı kararlarının verildiğini görüyoruz. Ezidiler şu anda büyük bir korku ve belirsizlik içinde” dedi.

Kayıt yoksa hayat yok

Ezidi toplumundan adının açıklamasını istemeyen bir kişi, en büyük dertlerinin kayıtdışı kalmak olduğunu vurgulayarak, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Kayıt en temel ihtiyacımız. Kayıt yoksa hayat yok. Gelişemezsin, öğrenemezsin; sağlık, eğitim ve diğer temel hizmetlere erişemiyoruz. Çocuklarımız okula gidemiyor, yaşlılarımız ilaç alamıyor. Kadınlar hastanelerde güvenli şekilde doğum yapamıyor. Hastaneler doğum için 70-80 bin TL istiyor. Para olmadığı için evde doğum yapıyoruz. Bu çok riskli, bebeklerin kaydı yapılamıyor, takibi sağlanamıyor.

Sadece eğitim, sağlık değil, çalışma düzenimizi de etkiliyor. Kamu kurumlarında işlem yapamadığımız için resmi olarak çalışamıyoruz, ağır koşullar altında, düşük ücretle kaçak çalışmak zorunda kalıyoruz.”

“Irak’a dönemeyiz, orada güvende değiliz”

Başka bir Ezidi ise Irak’a dönmek istemediklerini vurguladı:
“Orada güvende değiliz. Burada da kalmak istemiyoruz, burada yok konumundayız. Tek isteğimiz üçüncü bir ülkeye gitmek, bu zulümden kurtulmak ve yeni bir hayat kurmak.”

Görüşüne başvurduğumuz bir Ezidi de kimlik başvurularına gelen red kararları karşısında yaşadığı hukuki engeli şöyle aktardı:
“Red kararı geldi, hukuki yola başvurdum. Ancak kişi başı 40 bin TL istiyorlar. Beş kişiyiz, bunu nasıl ödeyebilirim?”

Ezidi topluluğu, doğdukları topraklarda tarih boyunca 73 defa ferman gördü; öldürüldü, katledildi. Ancak görüşme yaptığım Ezidiler, “Bu son dönemde uygulanan siyasi baskılar, geçmişte yaşadığımız 73 fermandan daha acı verici bir şekilde bizi parçalıyor” ifadelerini kullandı.

Ezidiler kimdir?

Ezidi halkı, çoğunlukla Kuzey Irak’ta yaşayan etnik-dini bir azınlık grubudur. Ezidilerin çoğu Kurmanci (Kuzey Kürtçesi) konuşur, küçük bir azınlık ise Arapça konuşur. Çoğu Ezidi, Ezidiliği hem ayrı bir etnik hem de kültürel kimlik olarak görür. Hıristiyanlık, Yahudilik ve İslam da dahil olmak üzere birçok geleneğin unsurlarını barındırmasına rağmen, Ezidilerin dini kendine özgüdür. Ezidiler, dünyayı yaratan ve onun bakımını Tavus Meleği (Tawûsê Melek) tarafından yönetilen yedi meleğe emanet eden tek bir Tanrı’ya inanırlar. Reenkarnasyona inanır ve günde beş vakit güneşe dönerek dua ederler.
Ezidilik, şarkı ve hikaye anlatıcılığına güçlü bir şekilde odaklanan oldukça sözlü bir kültürdür. İnançlar, kutsal insanlar tarafından nesilden nesile sözlü olarak aktarılır. Ezidi toplumu hiyerarşiktir ve kastlara ayrılmıştır. Ezidi kültüründe saflık kavramı önemlidir. Bazı yiyecekler yasaktır. Ezidilerin kendi kastları dışından evlenmelerine veya Ezidi olmayan biriyle evlenmelerine izin verilmez. Sincar ilinde yaşayan Kurmanci konuşan Ezidilerin çoğu yoksul kırsal kesimden gelmektedir.

2014 yılında IŞİD’in Şengal’e saldırısı sırasında binlerce Ezidi öldürüldü, on binlerce kişi göç etmek zorunda kaldı. Birleşmiş Milletler bu saldırıyı “soykırım” olarak tanıdı.

Dünya çapında 11 ülkede 813 bin 700 Ezidi bulunmaktadır. Ezidilerin çoğunluğu Kuzey Irak, Rusya ve Ermenistan’da yaşamını sürdürmektedir.   

Suriye, Gürcistan, Avustralya, Türkiye, Almanya, İsveç, Ukrayna ve Amerika Birleşik Devletleri’nde de Ezidi toplulukları bulunmaktadır. IŞİD’ın son dönemdeki zulmü nedeniyle yaklaşık 120.000 Ezidi Avrupa’ya sığınma talebinde bulunmuştur. IŞİD tarafından yerinden edilen birçok Ezidi, Irak Kürdistanı’ndaki kamplarda ve gayrı resmi yerleşim yerlerinde yaşamaktadır. 

Kaynaklar

-https://www.dhi.health.nsw.gov.au/transcultural-mental-health-centre-tmhc/resources/community-mental-health-profiles-and-information-resources/yazidi-community-mental-health-profile#:~:text=Demography,Canada%20and%20the%20United%20States.

-https://joshuaproject.net/people_groups/20455

Bu haber, Avrupa Birliği finansal desteği ile üretilmiştir. Haberin içeriği tamamıyla Kinem Hazal Tanyeri’nin sorumluluğu altındadır ve hiçbir durumda Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.