DOLAR 43,1610 0.1%
EURO 50,3074 -0.05%
ALTIN 6.386,300,31
Ankara
-1°

PARÇALI BULUTLU

Her dört kişiden biri yaşlı olacak: Huzurevi krizi kapıda

Her dört kişiden biri yaşlı olacak: Huzurevi krizi kapıda

Türkiye giderek yaşlanmakta olan bir ülke. TÜİK projeksiyonuna göre, 2050’de 4 kişiden 1’i yaşlı olacak. Değişen demografik tablo, yaşlılara yönelik barınma, bakım ve sosyal hizmet ihtiyacını gündeme getiriyor.

ABONE OL
15 Eylül 2025 14:49
Her dört kişiden biri yaşlı olacak: Huzurevi krizi kapıda
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Mazhar Taha Akkaya

Ülkede kamu huzurevi kapasitesi 16 bin 652 kişiyle sınırlı, özel bakım ücretlerinin ortalaması ise 3040 bin TL. Yaşlı nüfusta artan yoksulluk oranı da dikkate alındığında politik önlemlerin gereği aciliyet kazanıyor.

Yaşlanma, hız kesmeyecek

TÜİKin İstatistiklerle Yaşlılar 2023 raporuna göre, 65 yaş üstü nüfus 8 milyon 722 bin 806 kişiydi (%9,9). Bir yıl içinde bu sayı yaklaşık 390 bin artarak, 2024te 9 milyon 112 bin 298 kişiye (%10,6) yükseldi. Yaşlı nüfusun toplam nüfusa oranının yüzde 10’u geçmesiyle Türkiye, BM kriterlerine göre “çok yaşlı nüfuslu ülke” statüsünde yer almaya başladı.

Son 5 yılda yaşlı nüfus %20nin üzerinde artış gösterdi. Projeksiyonlar bu eğilimin, hız kesmeyeceğini gösteriyor. TÜİKin hesaplamalarına göre, yaşlı nüfus oranı 2030da %13,5e, 2040ta %17,9a, 2050da yüzde 23,1, 2060ta %27ye ve 2080de %33,4e yükselecek.

Yaşlılar içinde yoksulluk artıyor

Öte yandan yoksulluk göstergeleri, yaşlı nüfusun giderek daha kırılgan hale geldiğini ortaya koyuyor. TÜİK verilerine göre, yaşlı nüfusun yoksulluk oranı 2023te %21,7 iken, 2024te %23,3e yükseldi.

Derin Yoksulluk Ağı’nın 2025 raporu bu artışı destekler nitelikte; rapora göre emeklilerin önemli bir kısmı kira, gıda ve sağlık harcamalarını karşılamakta zorlanıyor. Özellikle yaşlı kadınlar, düşük emekli maaşları ve sınırlıistihdam imkanları nedeniyle daha ağır bir yük taşıyor.

Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi ve Yaşlılık Platformu Başkanı Prof. Dr. Oya Hazer, bu dönüşümün yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını vurguladı: Türkiye artıkyaşlı toplumkategorisinde. 2050’de her dört kişiden biri yaşlı olacak. Eğer yaşlıların topluma katılımını sağlayamazsak, yalnızlık ve depresyon gibi sorunlar daha da büyüyecek.Hazere göre, yaşlıların toplumsal rollerini koruyabilmeleri için barınma ve sosyal bağların güçlendirilmesi kritik önemde.

Türkiye Emekliler Derneği Hukuk Müşaviri Cafer Tufan Yazıcıoğlu da yaşlı nüfusun ekonomik kırılganlığına ilişkin “Yüksek enflasyon ve düşen reel gelir, yaşlı yoksulluğunu artırdı… Eğer emeklinin kendi evi yoksa durum daha da ağır. Geçmişte SSK kredileriyle ev sahibi olanlar biraz rahat ama evi olmayan için tek çözüm huzurevi oluyor” dedi.

Grafik 1: Türkiye’nin Yaşlı Nüfusunun Artışı (2010–2024)

Grafik 2: Yaşlı Nüfus Projeksiyonları (2030–2080)

Özel huzurevi sayısı daha fazla

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verilerine göre, 2024 başı itibariyle Darülaceze dahil kamuya bağlıhuzurevlerinde 14 bin 712, diğer kamu kurumlarında ise 1.940 kişi kalıyor. Toplam kapasite 16 bin 652. Bu rakam Türkiyede 9 milyonu aşkın yaşlı nüfusun yalnızca binde 2sine denk geliyor. OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) üyesi ülkelerin ortalaması %56 iken Türkiye %0,2 seviyesinde.

TÜSİAD’ın Temmuz 2025te yayımladığı “Yaşlılık Politikaları Raporunda 2023 yılı verilerine göre, huzurevlerinin yüzde 59’u özel, yüzde 37’sinin ise Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı olduğu belirtildi. 

Raporda şu değerlendirmeye yer verildi:

2020 yılında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı huzurevlerinde bakım hizmeti alan yaşlı bireylerin sayısı yaklaşık 14 bin iken 2023 yılında 17,5 bin kişiye ulaşmıştır. Bu yükselişin temel nedenleri arasında huzurevi sayısındaki artış ile birlikte kapasitelerin iyileştirilmesi bulunmaktadır. Huzurevlerinin mevcut kapasitesinin %78 oranında dolu olması verilen sağlık ve rehabilitasyon hizmetlerinin geliştirilmesine ve erişilebilir olmasına yönelik potansiyeli ortaya koymaktadır.

Grafik 3: Huzurevi Kapasitesi vs Yaşlı Nüfus (2024)

Yaşlılık Platormu Başkanı Hazer: Bağları koruyamazsak depresyon büyüyecek

Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi ve Yaşlılık Platformu Başkanı Prof. Dr. Oya Hazer, yaşlı nüfusun hızlıartışının yalnızca bakım değil, toplumsal katılım boyutuyla da ele alınması gerektiğini savundu. Hazer, Türkiye artıkyaşlı toplumkategorisinde. 2050’de her dört kişiden biri yaşlı olacak. Eğer yaşlıların topluma katılımınısağlayamazsak, yalnızlık ve depresyon gibi sorunlar daha da büyüyecekdedi.

Hazer, aktif yaşlanma kavramının yalnızca sağlık hizmetiyle sınırlı olmadığını, sosyal hayatın her alanına katılımı kapsadığını vurguladı:

Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımıyla aktif yaşlanma, sağlığın korunması, güvenlik ve toplumsal katılım fırsatlarının birlikte ele alınmasıdır. Bizim önceliğimiz, yaşlıların üretken kalmalarını, toplumsal rollerini sürdürmelerini ve sosyal bağlarını kaybetmemelerini sağlamak olmalı. Gönüllülük çalışmaları, sivil toplum faaliyetleri, kültürel etkinlikler bu açıdan çok önemlidir. Ne yazık ki Türkiyede bu alanlar henüz yeterince gelişmiş değil.

Türkiye Emekliler Derneği: Yatağa mahkum eden yapılar, kabul edilemez

Türkiye Emekliler Derneği Hukuk Danışmanı Cafer Tufan Yazıcıoğlu, kamu kurumlarının sunduğu hizmetin talebin çok gerisinde kaldığını, özel kurumların ise dar gelirli yaşlılar için erişilemez olduğunu belirtti. Yazıcıoğlu şu değerlendirmeyi yaptı:

Türkiyede yaşlı nüfus hızla arttı ama huzurevi kapasitesi aynı hızda gelişmedi. Şu anda kamuya bağlıkurumlarda kalanların sayısı 16 bin civarında. Bu rakam toplam nüfusa oranlandığında yok denecek kadar az. Üstelik özel kurumların sunduğu hizmet hem pahalı hem de kalite açısından eşitlik sağlamıyor.

Yazıcıoğluna göre, mimari ve sosyal donatı bakımından da önemli eksikler bulunuyor:

Bugün birçok kurum apartman katlarında açılıyor. Oysa bu model yaşlı için uygun değil. Dünyada örnekler var; Norveç’te geniş yatay mimarili alanlarda huzurevleri kuruluyor, Hollandada alt katı lokal olarak kullanılan apartmanlar tercih ediliyor. Bizde de köy yaşamına benzer, sosyal tesisleri olan, yaşlıların hem sağlık hem de sosyalleşme ihtiyaçlarını karşılayacak alanlara ihtiyacımız var. Yaşlıyı yalnızca bir yatağa mahkum eden yapılar, çağdaş bakım anlayışıyla uyuşmuyor.

Yaşlı yoksulluğu derinleşiyor

Yaşlıların belini, yoksulluğun da büktüğünü ifade eden Yazıcıoğlu,“Yüksek enflasyon ve düşen reel gelir yaşlıyoksulluğunu artırdı. Sigorta sistemimiz bozuldu, aylık bağlama oranları ciddi oranda düştü. Sağlık hizmetlerinde katkı payı ödemek zorunda kalan emeklilerin geliri daha da azaldı. Bugün emekli maaşıyla geçinmek neredeyse imkansız hale geldi. Eğer emeklinin kendi evi yoksa durum daha da ağır. Geçmişte SSK kredileriyle ev sahibi olanlar biraz rahat ama evi olmayan için tek çözüm huzurevi oluyordedi.

 Yazıcıoğlunun dikkat çektiği tablo, resmi verilerle de örtüşüyor. TÜİKin yayımladığı istatistiklere göre yaşlınüfus içinde yoksulluk oranı %21,7ye kadar yükselmiş durumda.

Kalkınma raporlarında ise yaşlıların artan yaşam maliyetleri nedeniyle toplumsal yoksulluk içinde en kırılgan kesimlerden biri olduğuna dikkat çekiliyor.

Aylin Nazlıaka: Belediyeler, kritik rol üstlenebilir

 CHP Genel Başkan Yardımcısı ve gölge Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Aylin Nazlıaka, yaşlı bakımının özel sektörün inisiyatifine bırakılmasının ciddi bir risk olduğunu savundu:

Bugün özel huzurevlerinde ücretler 3040 bin TL bandına dayanmış durumda. Ortalama 1012 bin TL emekli maaşı alan bir vatandaşın bu kurumlara erişmesi mümkün değil. Yaşlılarımızın büyük kısmı, hakları olan bakım hizmetinden mahrum kalıyor. Sosyal devletin görevi, vatandaşını özel sektörün insafına bırakmak değil, kamusal ve erişilebilir hizmetleri sağlamaktır.

Nazlıaka, özellikle belediyelerin bu süreçte kritik bir rol üstlenebileceğini belirterek, şu görüşleri dile getirdi:

 “Yerel yönetimlerin açtığı gündüz bakım evleri, yaşlı merkezleri ve evde bakım destekleri son derece kıymetli. Ancak bu hizmetlerin yalnızca bazı büyükşehirlerde olması yetmez. Türkiyenin dört bir yanında, her yaşlıyurttaşın erişebileceği kamusal tesisler kurulmalı. Bizim bakış açımız, yaşlı bakımını sosyal devlet anlayışının temel unsurlarından biri olarak görmek.

Kamu huzurevi sayısı, kapasitesi artırılmalı”

CHPnin hazırladığı sosyal politika önerilerine de değinen Nazlıaka, gelir düzeyi düşük emekliler için farklımodellerin hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti ve şöyle devam etti:

Emekli maaşları yoksulluk sınırının altında kalmış durumda. Böyle bir tabloda yaşlı bakımını sadece özel kurumlara havale etmek kabul edilemez. Biz, kamusal huzurevi kapasitesinin hızla artırılmasını, emeklilerin gelir seviyesine uygun bakım modellerinin geliştirilmesini ve yerel yönetimlerle koordineli bölgesel yaşlı bakım merkezlerinin kurulmasını savunuyoruz. Bu, bir lütuf değil, vatandaşın en temel hakkıdır.

Çözüm için sosyal sigorta sisteminde kaybedilen haklar telafi edilmeli. Aylık bağlama parametreleri yeniden düzenlenmeden, gelir kayıpları giderilmeden yaşlıların ekonomik yükü hafifletilemez.

Bakım sigortası adı altında yeni planlar gündeme geliyor ama bu tek başına yetmez. Önce huzurevleri, gündüzlü bakım merkezleri, geri yataklı hastaneler yapılmalı. Bunlar olmadan bakım sigortası kâğıt üzerinde kalır.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.