Mazhar Taha Akkaya
Ülkede kamu huzurevi kapasitesi 16 bin 652 kişiyle sınırlı, özel bakım ücretlerinin ortalaması ise 30–40 bin TL. Yaşlı nüfusta artan yoksulluk oranı da dikkate alındığında politik önlemlerin gereği aciliyet kazanıyor.
TÜİK’in İstatistiklerle Yaşlılar 2023 raporuna göre, 65 yaş üstü nüfus 8 milyon 722 bin 806 kişiydi (%9,9). Bir yıl içinde bu sayı yaklaşık 390 bin artarak, 2024’te 9 milyon 112 bin 298 kişiye (%10,6) yükseldi. Yaşlı nüfusun toplam nüfusa oranının yüzde 10’u geçmesiyle Türkiye, BM kriterlerine göre “çok yaşlı nüfuslu ülke” statüsünde yer almaya başladı.
Son 5 yılda yaşlı nüfus %20’nin üzerinde artış gösterdi. Projeksiyonlar bu eğilimin, hız kesmeyeceğini gösteriyor. TÜİK’in hesaplamalarına göre, yaşlı nüfus oranı 2030’da %13,5’e, 2040’ta %17,9’a, 2050’da yüzde 23,1, 2060’ta %27’ye ve 2080’de %33,4’e yükselecek.
Öte yandan yoksulluk göstergeleri, yaşlı nüfusun giderek daha kırılgan hale geldiğini ortaya koyuyor. TÜİK verilerine göre, yaşlı nüfusun yoksulluk oranı 2023’te %21,7 iken, 2024’te %23,3’e yükseldi.
Derin Yoksulluk Ağı’nın 2025 raporu bu artışı destekler nitelikte; rapora göre emeklilerin önemli bir kısmı kira, gıda ve sağlık harcamalarını karşılamakta zorlanıyor. Özellikle yaşlı kadınlar, düşük emekli maaşları ve sınırlıistihdam imkanları nedeniyle daha ağır bir yük taşıyor.
Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi ve Yaşlılık Platformu Başkanı Prof. Dr. Oya Hazer, bu dönüşümün yalnızca rakamlardan ibaret olmadığını vurguladı: “Türkiye artık ‘yaşlı toplum’ kategorisinde. 2050’de her dört kişiden biri yaşlı olacak. Eğer yaşlıların topluma katılımını sağlayamazsak, yalnızlık ve depresyon gibi sorunlar daha da büyüyecek.” Hazer’e göre, yaşlıların toplumsal rollerini koruyabilmeleri için barınma ve sosyal bağların güçlendirilmesi kritik önemde.
Türkiye Emekliler Derneği Hukuk Müşaviri Cafer Tufan Yazıcıoğlu da yaşlı nüfusun ekonomik kırılganlığına ilişkin “Yüksek enflasyon ve düşen reel gelir, yaşlı yoksulluğunu artırdı… Eğer emeklinin kendi evi yoksa durum daha da ağır. Geçmişte SSK kredileriyle ev sahibi olanlar biraz rahat ama evi olmayan için tek çözüm huzurevi oluyor” dedi.

Grafik 1: Türkiye’nin Yaşlı Nüfusunun Artışı (2010–2024)

Grafik 2: Yaşlı Nüfus Projeksiyonları (2030–2080)
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verilerine göre, 2024 başı itibariyle Darülaceze dahil kamuya bağlıhuzurevlerinde 14 bin 712, diğer kamu kurumlarında ise 1.940 kişi kalıyor. Toplam kapasite 16 bin 652. Bu rakam Türkiye’de 9 milyonu aşkın yaşlı nüfusun yalnızca binde 2’sine denk geliyor. OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) üyesi ülkelerin ortalaması %5–6 iken Türkiye %0,2 seviyesinde.
TÜSİAD’ın Temmuz 2025’te yayımladığı “Yaşlılık Politikaları Raporu”nda 2023 yılı verilerine göre, huzurevlerinin yüzde 59’u özel, yüzde 37’sinin ise Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı olduğu belirtildi.
Raporda şu değerlendirmeye yer verildi:
”2020 yılında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı huzurevlerinde bakım hizmeti alan yaşlı bireylerin sayısı yaklaşık 14 bin iken 2023 yılında 17,5 bin kişiye ulaşmıştır. Bu yükselişin temel nedenleri arasında huzurevi sayısındaki artış ile birlikte kapasitelerin iyileştirilmesi bulunmaktadır. Huzurevlerinin mevcut kapasitesinin %78 oranında dolu olması verilen sağlık ve rehabilitasyon hizmetlerinin geliştirilmesine ve erişilebilir olmasına yönelik potansiyeli ortaya koymaktadır.”

Grafik 3: Huzurevi Kapasitesi vs Yaşlı Nüfus (2024)
Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi ve Yaşlılık Platformu Başkanı Prof. Dr. Oya Hazer, yaşlı nüfusun hızlıartışının yalnızca bakım değil, toplumsal katılım boyutuyla da ele alınması gerektiğini savundu. Hazer, “Türkiye artık ‘yaşlı toplum’ kategorisinde. 2050’de her dört kişiden biri yaşlı olacak. Eğer yaşlıların topluma katılımınısağlayamazsak, yalnızlık ve depresyon gibi sorunlar daha da büyüyecek” dedi.
Hazer, aktif yaşlanma kavramının yalnızca sağlık hizmetiyle sınırlı olmadığını, sosyal hayatın her alanına katılımı kapsadığını vurguladı:
“Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımıyla aktif yaşlanma, sağlığın korunması, güvenlik ve toplumsal katılım fırsatlarının birlikte ele alınmasıdır. Bizim önceliğimiz, yaşlıların üretken kalmalarını, toplumsal rollerini sürdürmelerini ve sosyal bağlarını kaybetmemelerini sağlamak olmalı. Gönüllülük çalışmaları, sivil toplum faaliyetleri, kültürel etkinlikler bu açıdan çok önemlidir. Ne yazık ki Türkiye’de bu alanlar henüz yeterince gelişmiş değil.”
Türkiye Emekliler Derneği Hukuk Danışmanı Cafer Tufan Yazıcıoğlu, kamu kurumlarının sunduğu hizmetin talebin çok gerisinde kaldığını, özel kurumların ise dar gelirli yaşlılar için erişilemez olduğunu belirtti. Yazıcıoğlu şu değerlendirmeyi yaptı:
“Türkiye’de yaşlı nüfus hızla arttı ama huzurevi kapasitesi aynı hızda gelişmedi. Şu anda kamuya bağlıkurumlarda kalanların sayısı 16 bin civarında. Bu rakam toplam nüfusa oranlandığında yok denecek kadar az. Üstelik özel kurumların sunduğu hizmet hem pahalı hem de kalite açısından eşitlik sağlamıyor.”
Yazıcıoğlu’na göre, mimari ve sosyal donatı bakımından da önemli eksikler bulunuyor:
“Bugün birçok kurum apartman katlarında açılıyor. Oysa bu model yaşlı için uygun değil. Dünyada örnekler var; Norveç’te geniş yatay mimarili alanlarda huzurevleri kuruluyor, Hollanda’da alt katı lokal olarak kullanılan apartmanlar tercih ediliyor. Bizde de köy yaşamına benzer, sosyal tesisleri olan, yaşlıların hem sağlık hem de sosyalleşme ihtiyaçlarını karşılayacak alanlara ihtiyacımız var. Yaşlıyı yalnızca bir yatağa mahkum eden yapılar, çağdaş bakım anlayışıyla uyuşmuyor.”
Yaşlıların belini, yoksulluğun da büktüğünü ifade eden Yazıcıoğlu,“Yüksek enflasyon ve düşen reel gelir yaşlıyoksulluğunu artırdı. Sigorta sistemimiz bozuldu, aylık bağlama oranları ciddi oranda düştü. Sağlık hizmetlerinde katkı payı ödemek zorunda kalan emeklilerin geliri daha da azaldı. Bugün emekli maaşıyla geçinmek neredeyse imkansız hale geldi. Eğer emeklinin kendi evi yoksa durum daha da ağır. Geçmişte SSK kredileriyle ev sahibi olanlar biraz rahat ama evi olmayan için tek çözüm huzurevi oluyor” dedi.
Yazıcıoğlu’nun dikkat çektiği tablo, resmi verilerle de örtüşüyor. TÜİK’in yayımladığı istatistiklere göre yaşlınüfus içinde yoksulluk oranı %21,7’ye kadar yükselmiş durumda.
Kalkınma raporlarında ise yaşlıların artan yaşam maliyetleri nedeniyle toplumsal yoksulluk içinde en kırılgan kesimlerden biri olduğuna dikkat çekiliyor.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve gölge Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Aylin Nazlıaka, yaşlı bakımının özel sektörün inisiyatifine bırakılmasının ciddi bir risk olduğunu savundu:
“Bugün özel huzurevlerinde ücretler 30–40 bin TL bandına dayanmış durumda. Ortalama 10–12 bin TL emekli maaşı alan bir vatandaşın bu kurumlara erişmesi mümkün değil. Yaşlılarımızın büyük kısmı, hakları olan bakım hizmetinden mahrum kalıyor. Sosyal devletin görevi, vatandaşını özel sektörün insafına bırakmak değil, kamusal ve erişilebilir hizmetleri sağlamaktır.”
Nazlıaka, özellikle belediyelerin bu süreçte kritik bir rol üstlenebileceğini belirterek, şu görüşleri dile getirdi:
“Yerel yönetimlerin açtığı gündüz bakım evleri, yaşlı merkezleri ve evde bakım destekleri son derece kıymetli. Ancak bu hizmetlerin yalnızca bazı büyükşehirlerde olması yetmez. Türkiye’nin dört bir yanında, her yaşlıyurttaşın erişebileceği kamusal tesisler kurulmalı. Bizim bakış açımız, yaşlı bakımını sosyal devlet anlayışının temel unsurlarından biri olarak görmek.”
CHP’nin hazırladığı sosyal politika önerilerine de değinen Nazlıaka, gelir düzeyi düşük emekliler için farklımodellerin hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti ve şöyle devam etti:
“Emekli maaşları yoksulluk sınırının altında kalmış durumda. Böyle bir tabloda yaşlı bakımını sadece özel kurumlara havale etmek kabul edilemez. Biz, kamusal huzurevi kapasitesinin hızla artırılmasını, emeklilerin gelir seviyesine uygun bakım modellerinin geliştirilmesini ve yerel yönetimlerle koordineli bölgesel yaşlı bakım merkezlerinin kurulmasını savunuyoruz. Bu, bir lütuf değil, vatandaşın en temel hakkıdır.
Çözüm için sosyal sigorta sisteminde kaybedilen haklar telafi edilmeli. Aylık bağlama parametreleri yeniden düzenlenmeden, gelir kayıpları giderilmeden yaşlıların ekonomik yükü hafifletilemez.
Bakım sigortası adı altında yeni planlar gündeme geliyor ama bu tek başına yetmez. Önce huzurevleri, gündüzlü bakım merkezleri, geri yataklı hastaneler yapılmalı. Bunlar olmadan bakım sigortası kâğıt üzerinde kalır.”
1
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6355 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6324 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6101 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4844 kez okundu
5
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4479 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4452 kez okundu
7
Kadının soyadı düzenlemesi ve online satılan dini nikah cüzdanı
4402 kez okundu
1
Orman yangını, atık havuzdaki suyla mı söndürüldü?
5564 kez okundu
2
Türkiye’de eğitimin son 22 yılı; devrim mi, çöküş mü?
3696 kez okundu
3
“Yapay zekâ, araştırmacı gazeteciliğin yerine geçemez”
3640 kez okundu
4
2025’te neredeyiz? Sürdürülebilir Kalkınma Raporu yayımlandı!
3504 kez okundu
5
Çocuk işçiler ölüme sürükleniyor
2646 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.