Şeniz Eken
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği meclisi verilerine göre 2013 yılından bu yana, Diyarbakır’da en az 17 çocuk işçi çalışırken yaşamını yitirdi.
Hayatını kaybeden çocukların 8’i 14 yaş altındaydı ve çoğu tarım işçisiydi. 15-17 yaş aralığında ise 9 çocuk sanayi başta olmak üzere çeşitli iş kollarında çalışırken öldü. Buna ek olarak başka şehirlere giderek çalışırken hayatını kaybeden Diyarbakırlı çocuklar da bulunuyor.
Yoksulluk sorunun yanı sıra açık bir yaşam hakkı ihlali olarak görülen çocuk işçiliğini Amed Çocuk Hakları Ağı’ndan Sosyal Hizmet Uzmanı İrfan Ekinci ile konuştuk.

İrfan Ekinci
Ekinci, çocuk işçiliğinin gerçek boyutlarının resmî kayıtlara yansımamasının tesadüf olmadığını söylüyor. Türkiye’nin çocuk haklarına dair uluslararası sözleşmelere taraf olduğunu hatırlatan Ekinci, buna rağmen çocukların temel haklarının korunamadığını vurguluyor.
Ekinci’ye göre çocuk işçiliği verilerinin açıklanmaması, hem uluslararası alanda hem de kamuoyu nezdinde oluşabilecek baskının önüne geçmek için tercih edilen bir yöntem. Çocuk işçiliğinin görünmez kalmasının bir diğer nedeninin kayıt dışı çalışma olduğunu belirten Ekinci, birçok çocuğun sigortasız ve güvencesiz koşullarda çalıştırıldığını ifade ediyor. Aileler tarafından “meslek öğrensin” düşüncesiyle tanıdıkların yanına gönderilen çocukların ağır iş koşullarında çalıştığını, yaşanan iş cinayetlerinin ise çoğu zaman çocuk işçiliği kapsamında görülmediğini belirtiyor.
Günümüzde Diyarbakır’da da çocuk işçiliğinin gözle görülür biçimde artmış durumda olduğunu söyleyen Ekinci, özellikle sanayi gibi ağır ve tehlikeli iş kollarında çalışan çocuk sayısının dikkat çekici düzeyde olduğunu ifade ediyor.
Ekinci, ayrıca mevsimlik tarım işçiliğinin de çocuk emeğinin yoğunlaştığı alanlardan biri olduğunu dile getiriyor. Karadeniz illerine ve Urfa’da pamuk ekimi dönemlerinde yaşanan geçici göçlerde çok sayıda çocuğun çalıştırıldığını belirten Ekinci, sokakta çalışan çocukların sayısında da ciddi bir artış olduğunu vurguluyor.
Pandemiyle derinleşen ve son ekonomik krizle daha da ağırlaşan yoksulluğun Diyarbakır’da da çocukların yaşamını doğrudan etkilediğini dile getiren Ekinci, eğitimden kopuşun bu sürecin en belirgin sonuçlarından biri olduğunu söylüyor. Yeterli beslenemeyen, okul masraflarını karşılayamayan çocuklar zamanla eğitim hayatından uzaklaşıyor. Eğitimden kopan çocuklar çocuk işçiliği, erken yaşta evlilik, madde bağımlılığı ve suç örgütlerinin etkisi gibi çok sayıda sosyal riskle karşı karşıya kalıyor.
Ekinci, toplumdaki çocukluk algısının da değişmesi gerektiğini belirtiyor. Çocukların çoğu zaman hak sahibi bireyler olarak değil, aileye ekonomik katkı sunması beklenen kişiler olarak görüldüğünü dile getiriyor. Bu bakış açısının çocuk işçiliğinden çocuk yaşta evliliğe kadar birçok sorunun zeminini oluşturduğunu ifade eden Ekinci, çocuğun oyun oynama, eğitim görme, sağlıklı büyüme ve korunma hakkı olan bir birey olarak görülmesi gerektiğinin altını çiziyor.
Son yıllarda Mesleki Eğitim Merkezleri uygulamalarıyla çocuk emeğinin yasal bir çerçeveye oturtulduğunu söyleyen Ekinci, bu sistem içinde çok sayıda çocuğun “öğrenci” statüsünde çalıştırıldığını ancak resmî kayıtlarda çocuk işçi olarak görünmediğini ifade ediyor. Ekinci, çocuk iş cinayetlerinin önemli bir kısmının da bu alanlarda yaşandığına değiniyor.
Ekinci, siyasal iktidardan yerel yönetimlere, sivil toplumdan meslek odalarına kadar tüm kurumların çocuk haklarını merkeze alan bütünlüklü bir çocuk politikası oluşturması gerektiğini söylüyor. Yerel yönetimlerin koruyucu ve önleyici sosyal hizmet çalışmalarını artırması, çocuk işçiliğini tespit etmeye yönelik mobil ekipler kurması ve çocuklara psikososyal destek sağlanmasının önemli adımlar arasında olduğunu söyleyen Ekinci, ailelerle yürütülecek yoksulluk odaklı sosyal destek çalışmalarının da çocukların okulla bağını güçlendirebileceğini ifade ediyor.
Diyarbakır’da faaliyet yürüten sivil toplum örgütlerinin çocuk işçileri çoğu zaman psikososyal destek çalışmaları sırasında tespit ettiğini belirten Ekinci, ancak kaynak yetersizliği ve çalışmaların parçalı yürütülmesi nedeniyle kalıcı ve güçlü sonuçlar alınamadığını söylüyor. Bu nedenle tüm kurumların çocuk haklarını esas alan ortak ve sürdürülebilir bir politika oluşturmasının zorunlu olduğunu belirten Ekinci, son söz olarak “Çocuktan işçi olmaz” diyor.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6656 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6474 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6187 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4881 kez okundu
5
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
4746 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4517 kez okundu
7
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4515 kez okundu
1
“Okumanın yaşı yok” dedirten 40 yaş üstü öğrenciler
4875 kez okundu
2
Van’da “eğitimci olmayan” öğretmen skandalı
3085 kez okundu
3
Genç pilotlar ödedikçe artan borç batağında
2868 kez okundu
4
Eğitim giderleri aileleri zorluyor: Psikolojiyi ve başarıyı olumsuz etkiliyor
2632 kez okundu
5
YKS 2025 alarm verdi: Üniversiteye ilgi azalıyor
2343 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.