Mahmut Aydın
Türkiye’de sosyoloji mezunlarının mezuniyet sonrası istihdam süreci, uzun süredir tartışma konusu olmaya devam ediyor. Kamu ve özel sektörde sınırlı kadro olanakları, mezun sayısının her geçen yıl artması ve mesleğin yeterince tanınmaması, sosyoloji mezunlarını alan dışı mesleklere yönelmeye zorluyor. Rehberlik hizmetlerinden gıda sektörüne, gazetecilikten özel eğitim kurumlarına kadar uzanan bu yönelim, eğitim-istihdam uyumsuzluğunu gündeme taşıyor.
KPSS verileri, sosyoloji mezunlarının kamuda istihdam edilebilmesi için oldukça yüksek puanlar alması gerektiğini ortaya koyuyor.
2020–2022 yılları arasında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı gibi
kurumlarda açılan sınırlı sayıdaki sosyolog kadrolarında taban puanlar 86 ile 88 arasında değişiyor. Buna karşın açılan kontenjanların yetersizliği, birçok mezunun kamu istihdamı hayalini suya düşürüyor.

Hilal Ateş
Sosyoloji mezunu Hilal Ateş, mezuniyetinin ardından kendi alanında iş bulmakta ciddi zorluklar yaşadığını belirtti. Şu anda bir etüt
merkezinde rehberlik servisinde çalışan Ateş, “Mezuniyet sonrasında iş alanlarının sınırlı olması ve mezun sayısının fazlalığı süreci oldukça zorlaştırdı. Bu durum beni farklı sektörlere yönelmeye mecbur bıraktı” dedi.
Sosyoloji eğitiminin empati, kriz yönetimi ve analitik düşünme gibi alanlarda kendisine önemli katkılar sağladığını vurgulayan Ateş, üniversite sürecinde istihdam alanlarına dair yeterli bilgilendirme yapılmadığının altını çizdi.
Sosyoloji mezunu Serkan Bucak ise gıda sektöründe çalışıyor. Aileden gelen bir birikimin bu tercihte etkili olduğunu belirten Bucak,
mezuniyet sonrası sosyoloji alanında doğrudan istihdam olanaklarının sınırlı olmasının kendisini bu alana yönelttiğini söyledi. “Ekonomik koşullar ve sürdürülebilir bir gelir elde etme zorunluluğu, alan dışı çalışmayı kaçınılmaz hale getirdi” diyen Bucak, sosyoloji eğitiminin insan ilişkileri ve problem çözme becerileri açısından mevcut işine katkı sunduğunu sözlerine ekledi.

Serkan Bucak
Sosyoloji mezunu Ümit Gül ise gazetecilik mesleğini mezuniyet öncesinden bu yana sürdürdüğünü belirtti. Sosyoloji ile gazetecilik
arasında güçlü bir paralellik olduğunu ifade eden Gül, “Araştırma, veri analizi ve toplumsal çözümleme açısından sosyoloji, gazetecilikte bakış açımı derinleştirdi” şeklinde açıklamalarda bulundu. Sosyolog kadrolarının yok denecek kadar az olduğunu vurgulayan Gül, mezunların çoğu zaman alan dışı işlere yönelmek zorunda kaldığını ifade etti.
Türkiye’de sosyoloji mezunlarının mezuniyet sonrası istihdam sorunu, yalnızca bireysel bir kariyer problemi değil; yapısal bir eğitim ve istihdam uyumsuzluğu olarak öne çıkıyor. Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Vehbi Bayhan, sosyolojinin yalnızca teorik bir alan olarak görülmesinin mezunları kamusal istihdamdan dışladığını belirtti.
Bayhan’a göre, Türkiye’de sosyoloji mezunlarının ilk istihdam alanı, liselerde verilen felsefe grubu dersleriydi. Ancak bu derslerin büyük ölçüde seçmeli hale gelmesi, sosyologların eğitim alanındaki atama oranlarını ciddi biçimde düşürdü. Sosyal bilimlerin eğitim
politikalarında ikinci planda kalması, sosyoloji mezunlarının görünürlüğünü de azalttı.

Vehbi Bayhan
Sosyologların adalet, sosyal hizmetler, sağlık, yerel yönetimler ve aile danışmanlığı gibi birçok alanda görev alabilecek donanıma sahip olduğunu belirten Bayhan, 2005 yılından itibaren bazı kamu kurumlarında sosyolog alımı yapıldığını ancak bu sürecin süreklilik kazanmadığını söyledi. Adalet Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı gibi alanlarda ihtiyaç olmasına rağmen kadro açılmadığının da altını çizdi.
Prof. Dr. Bayhan’a göre istihdamdaki en kritik sorunlardan biri, sözleşmeli personel sisteminde sosyolog unvanının yer almaması. 4/B kapsamında yapılan kamu alımlarında sosyologların dışarıda bırakıldığını belirten Bayhan, bu durumun mezunları alan dışı mesleklere yönelmek zorunda bıraktığını ifade etti. Bayhan, mevzuatın güncellenmesi ve sosyoloji unvanının sözleşmeli pozisyonlara eklenmesi gerektiğini vurguladı.
Sosyoloji mezunlarının farklı sektörlerde çalışmasının bir kayıp olarak görülmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Bayhan, sosyolojinin
bütüncül ve çok boyutlu bakış açısının her alanda ihtiyaç duyulan bir yetkinlik sunduğunu söyledi. Bayhan’a göre asıl sorun, sosyologların kamusal istihdamdan dışlanması ve meslek olarak yeterince tanınmaması.
1
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8888 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8481 kez okundu
3
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
8318 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6981 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6510 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5385 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5153 kez okundu
1
Emekli maaşında dönüm noktası, 2008 oldu!
31333 kez okundu
2
Şişli Feriköy’de 2. el gece pazarı
17740 kez okundu
3
“Altın Sarısı” Şemdinli tütünü, altınla yarışıyor
9271 kez okundu
4
Üniversite bitirmek için “garsonluk-bulaşıkçılık” yapan öğrenci öyküleri
5977 kez okundu
5
Çiftçi tarlasına ne ekeceğini e-devletten öğrenecek!
4874 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.