DOLAR 44,1893 -0.07%
EURO 50,7790 0.47%
ALTIN 7.110,80-0,34
Ankara
11°

AZ BULUTLU

YÖK kriterleri tartışılıyor: Akademik yükseliş ticarileşiyor mi?
  • 9.Köy
  • Eğitim
  • YÖK kriterleri tartışılıyor: Akademik yükseliş ticarileşiyor mi?

YÖK kriterleri tartışılıyor: Akademik yükseliş ticarileşiyor mi?

Akademide artık iş içeriğine değil sayıya bakılıyor. YÖK’ün belirlediği atama ve teşvik kriterleri, akademisyenleri parayla makale yayınlamaya, ücretli sempozyumlara katılmaya itiyor. Sayı odaklı bu sistem, akademiyi bilim üretmekten uzaklaştırıp ticari bir yarışa dönüştürüyor.

ABONE OL
5 Şubat 2026 12:01
YÖK kriterleri tartışılıyor: Akademik yükseliş ticarileşiyor mi?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Nisa Nur Ballı

Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen kriterler, akademisyenlerin akademik üretimlerini yalnızca sayılarla ölçmeyi amaçlıyor. Ancak bu uygulamalar, akademik içeriğin ve araştırmaların kalitesini arka plana atarak, niceliksel bir yarışı körüklüyor. Uzmanlar, 1 yılda 11 makale yayınlayan akademisyenler olduğuna dikkat çekerek, sayısal artışın akademide nitelik düşüşüne yol açtığı ve sistemin ticarileşme riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunuyor.

Parayla yayınevlerine kitap bastırma, ücretli makale yayımlama ve paralı doktora şartları sunan sempozyumlar gibi ticarileşen süreçler, akademinin geleneksel değerlerine aykırı bir yönelim sergiliyor. Akademisyenlerin çalışma içeriklerinin değil, sayılarının önemsendiği bir ortamda, bilgi üretiminin değeri, ticari ve ölçülebilir kriterlerle sınırlandırılmakta. Bu durum, akademik dünyayı, daha çok bir üretim bandı gibi işlemeye itiyor.

Prof. Dr. Onur Dursun

“Nitel değerlendirmelere dönmemiz lazım”

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Onur Dursun, akademik dünyadaki ticarileşmenin temel nedenlerinin başında, Yükseköğretim Kurulu’na bağlı kurulun belirlediği doçentlik kriterleri ve akademik teşvik kriterlerinin geldiğini ifade ediyor. Dursun, akademinin tamamen sayıya dökülmüş olduğunu belirterek, “Bizim her yerde nitel değerlendirmelere dönmemiz lazım. Üniversitelerdeki atama yükseltme kriterlerinde de doçentlik kriterlerinde de daha çok nitelik vurgulamamız gerekiyor. Sayıüzerinden gittiğimiz sürece bu gibi ticari davranışlara engel olamayız. Çalışmalar niceliği karşılıyor ama niteliği karşılıyor mu tartışmalı” diye ekliyor.

Dursun, akademik teşvik yönetmeliği ve maaş düzenlemeleri konusunda da görüşlerini şu sözlerle paylaşıyor: “Akademik teşvik yönetmeliği var. Her sene her üniversitede hocaların yaptıkları yayınların getirdiği belirli puanlar karşılığında maaşına ek geliyor.i Kriter koyacaksak nicelik üzerinden değil, nitelik üzerinden koymamız gerekiyor.”

Dursun, Türkiye’nin önde gelen bazı üniversitelerinde atama kriterlerinin tamamen nitelik üzerinden yapıldığını belirterek, “Bu üniversiteler senin yayınının içeriğine bakıyor. Bir ya da iki tane çok iyi yerde yayınlanmış hakikaten iyi çalışmaların varsa seni alıyor hoca olarak” diyor.

Ancak, geri kalan üniversitelerin çoğunda atama kriterlerinin nicel verilere dayalı olduğunu belirten Dursun, bu durumun akademik dünyada adaletin sağlanmasını zorlaştırdığını söylüyor.

İstatistik sayılar her şey değildir

Dursun, istatistik sayılarının her şey olmadığına dikkat çekiyor. “Bugün dünyada bilinen birçok iyi bilim insanının toplasan 5-6çalışması vardır” diyen Dursun, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Biz ülke olarak niceliği çok önemsiyoruz, nicel olarak çok başarılıyız birçok anlamda ama onların niteliğine baktığımızda başarılı değiliz. Eskiden doçentlik sisteminde sözlü sınav vardı ve yayınların tam olsa da başvuramıyordun. Bunlar kalktı, akademinin niteliği bozuldu.”

Prof. Dr. İlker Özdemir

“Bir senede 11 makale yayınlayan var”

Çukurova Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlker Özdemir de akademik teşvik ve yükseltme sisteminin ticari bir hale gelmesiyle ilgili önemli eleştirilerde bulunuyor. Özdemir, akademik dünyada niceliksel başarının ön plana çıkmasının, bilimsel kalitenin geriye atılmasına neden olduğunu belirtiyor. Özdemir, “Bir senede 11 tane makale yayınlayan arkadaşlar var. İnsan hakkını verse bir senede ancak 2-3 makale yazabilir, makale yazmak ciddi bir iştir” eleştirisinde bulunuyor.

Kongreler de artık turizm sektörü

Özdemir ayrıca, kongrelerin de bir tür kongre turizmine dönüştüğüne dikkat çekerek, sistemin nasıl işlediğini şöyle anlatıyor: “Bütün akademisyenlerin maillerine kitap bölümü ve kongrelerden duyurular geliyor. Kongrenin detaylarına girin, bazıları inceleme parası bile alıyor. Adam başı bin beş yüz, iki bin, üç bin bildiri başına para alıyorlar. Bu işi ticari hale getirmişler.”

Akademik teşvik sisteminin, bilimsel üretimin kalitesine değil, sayısal değerlerine dayandığını belirten Özdemir, bu durumun akademinin ticarileşmesinin ve gerçek bilimsel katkıların önünün kapanmasının temel nedenlerinden biri olduğunu ifade ediyor.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.