Nihan Doğan
Türkiye’nin farklı kentlerinde özellikle toplu yemek verilen alanlarda yaşanan gıda zehirlenmeleri son aylarda sık sık gündeme geliyor. Restoranların yanı sıra okullar, yurtlar ve yemekhanelerde görülen vakalar gıda güvenliği konusunu bir kez daha tartışmaya açtı. Gıda zehirlenme vakalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hüseyin Karakaya, bu vakaların yalnızca son döneme özgü bir sorun olmadığını belirterek, meselenin uzun yıllardır süregelen yapısal bir problem olduğuna dikkat çekti.
Gıda zehirlenmelerinin geçmişten bugüne yaygın şekilde görüldüğünü ifade eden Karakaya, bu vakaların son dönemde daha fazla konuşulmasının temel nedenlerinden birinin artan farkındalık olduğunu söyledi. Karakaya, şöyle konuştu:
“Aslında gıda zehirlenmeleri yeni ortaya çıkmış bir durum değil. Ancak artık insanlar yedikleri gıdalar konusunda daha şüpheci. Yemek sonrası bulantı, kusma, diyare gibi bir rahatsızlık hissedildiği zaman ilk akla gelen durum gıda zehirlenmesi oluyor. Son dönemde toplu gıda zehirlenmelerinin basında daha geniş yer bulmasıyla konu üzerine yüksek bir farkındalık oluştu. Bunun sonucunda da daha önce çok fazla dikkatimizi çekmeyen gıda zehirlenmesi vakaları daha görünür hale geldi.”
Gıda zehirlenmesini, insan sağlığına uygun olmayan gıdaların tüketilmesine bağlı olarak metabolizmanın normal işleyişinin bozulması şeklinde tanımlayan Karakaya, bu durumun tek bir nedene indirgenmemesi gerektiğini vurguladı. Karakaya, “Gıda zehirlenmeleri yalnızca mikroorganizmalarla sınırlı değildir. Gıdanın kendi doğal bileşenleri, sonradan bulaşan kimyasallar ve üretim sürecindeki hatalar da zehirlenmelere yol açabilir” ifadelerini kullandı.
Toplumda yaygın olan “doğal olan gıda güvenlidir” algısının yanlış olduğuna dikkat çeken Karakaya, bazı doğal ürünlerin bilinçsiz tüketiminin de ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğini belirtti. Karakaya, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir gıdanın doğal olması onun mutlaka güvenli olduğu anlamına gelmez. Özellikle bazı bitki çaylarında karaciğer üzerinde toksik etkisi olan maddeler bulunabiliyor. Burada toksikolojinin temel kuralı devreye giriyor; ilaç ile zehri ayıran şey dozdur.”
Günlük hayatta faydalı olduğu düşünülen bazı gıdaların da aşırı tüketildiğinde risk oluşturduğunu belirten Karakaya, “Örneğin havuç A vitamini açısından çok değerlidir. Ancak her gün yüksek miktarda havuç suyu tüketilmesi A vitamini zehirlenmesine yol açabilir. Sağlıklı beslenme amacıyla yapılan bu tür uygulamalar farkında olmadan ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor” diye konuştu.
Gıda zehirlenmeleri denildiğinde ilk akla gelen nedenin mikrobiyal kaynaklı zehirlenmeler olduğunu söyleyen Karakaya, bunun temel sebebinin belirtilerin kısa sürede ortaya çıkması olduğunu ifade etti ve şöyle konuştu: “Mikrobiyal zehirlenmelerde belirtiler genellikle 2 ila 6 saat içinde görülüyor. Bu da tüketilen gıdayla yaşanan rahatsızlık arasında hızlı bir bağ kurulmasını sağlıyor.”
Bazı mikroorganizmaların pişirme sırasında yok edilse bile gıda üzerinde bıraktıkları toksinlerin etkisini sürdürdüğünü de belirten Karakaya, “Gıda ne kadar iyi pişirilirse pişirilsin, bazı durumlarda mikroorganizmaların ürettiği toksinler yok olmuyor ve zehirlenme tablosu ortaya çıkabiliyor” diye konuştu.
Kimyasal bulaşanların ise çoğu zaman göz ardı edildiğine dikkat çeken Karakaya, tarım ilaçları ve ağır metallerin uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğini söyledi. Karakaya, “Ağır metaller insan vücudunda birikiyor ve yıllar sonra nörolojik hastalıklar ya da farklı sağlık problemleriyle karşımıza çıkıyor. Ancak bu etkiler geç ortaya çıktığı için gıda kaynaklı olduğu çoğu zaman fark edilmiyor” dedi.
Uzmanlara göre gıda zehirlenmelerinin artmasında değişen yaşam tarzı da önemli bir etken. Evde beslenmenin azalması ve dışarıda yemek tüketiminin yaygınlaşması, tek bir hatanın çok sayıda insanı etkilemesine neden oluyor. Karakaya, gıda zehirlenmelerinin büyük ölçüde önlenebilir olduğunu vurgulayarak, kişisel hijyen, doğru pişirme ve saklama koşulları ile güvenilir gıda tercihinin hayati önem taşıdığını belirtti.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6399 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6384 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6133 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4855 kez okundu
5
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4489 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4473 kez okundu
7
Kadının soyadı düzenlemesi ve online satılan dini nikah cüzdanı
4413 kez okundu
1
Türkiye antidepresan kullanımında dünya 22’ncisi
6044 kez okundu
2
Önlem alınmazsa lösemi vakaları artacak
4530 kez okundu
3
Gaziantep’te çocuk hematoloğu krizi
4027 kez okundu
4
Hasta da yakınları da çaresiz: SSPE tedavi araştırması reddedildi
3388 kez okundu
5
Sadece otomobilleri koruyan katil bariyerler
2632 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.