DOLAR 43,8859 0.04%
EURO 51,9239 0.18%
ALTIN 7.307,910,58
Ankara

PARÇALI AZ BULUTLU

Pestisit krizi bitmiyor, çare biyolojik mücadele

Pestisit krizi bitmiyor, çare biyolojik mücadele

Tarım üretimindeki pestisit tartışmaları bilim insanlarını biyolojik mücadeleye yönlendirdi. Son dönemde Avrupa sınırından geri dönen pestisitli ürünler, Türkiye tarımında "kimyasal ilaç" kıskacını yeniden tartışmaya açtı. Uzmanlar, sofralardaki zehri bitirecek "biyolojik mücadele" yöntemini masaya yatırıyor: Doğanın kendi ordusu, kimyasal silahlara karşı galip gelebilir mi?

ABONE OL
26 Şubat 2026 11:20
Pestisit krizi bitmiyor, çare biyolojik mücadele
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Selin Yıldırım

Türk tarımı bugünlerde zorlu bir sınav veriyor. Bir yanda artan üretim maliyetleri, diğer yanda ise Avrupa Birliği standartlarına takılarak sınır kapılarından geri dönen tonlarca meyve ve sebze… Geri dönen her tır, sadece ekonomik kayıp değil, aynı zamanda iç piyasadaki tüketicinin “Biz ne yiyoruz?” sorusunu da beraberinde getiriyor. Tartışmaların odağında ise bitki koruma yöntemleri var. Bilim dünyası, bu krizi aşmanın yolunun kimyasal ilaçlara (pestisit) bağımlılığı azaltmaktan ve “biyolojik mücadele” yani faydalı böcek kullanımını yaygınlaştırmaktan geçtiğini vurguluyor.

Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Akdeniz Üniversitesi’nden ve Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi’nden, tarımın geleceğine dair kritik uyarılar geldi.

Lokman Altınkaya

Bilimsel güven: Doğanın kendi dengesi

Pek çok tüketici ve üretici, “Böcekli mücadele gerçekten güvenli mi?” sorusunu soruyor. Dr. Öğr. Üyesi Lokman Altınkaya ve Dr. Öğr. Üyesi Serkan Tokgöz, ortak değerlendirmelerinde şu ifadelere yer verdiler:

“Zararlı böcek popülasyonları; predatörler ve parazitoitler aracılığıyla baskı altına alınırken, bitki hastalıklarında ise faydalı bakteri ve mantarlar kullanılmaktadır. Çok sayıda saha çalışması, doğru uygulama ile biyolojik mücadelenin hedef organizmalar üzerinde yüksek düzeyde etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Kimyasal pestisitlere kıyasla çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri oldukça sınırlıdır.”

Kimyasal ilaçların “görünmez” bedeli

Bugün ihracatta yaşanan tıkanmanın ana sebebi olan kimyasal ilaçlar, kısa vadede hızlı sonuç verse de uzun vadede tarımı bir çıkmaza sürüklüyor. Uzmanlara göre, yoğun pestisit kullanımı zararlıların direnç kazanmasına yol açıyor; bu da her yıl daha fazla ve daha güçlü ilaç kullanımını tetikliyor. Bu durum sadece toprak ve yer altı sularını zehirlemekle kalmıyor, aynı zamanda kronik maruziyetle insan sağlığını ve ihracat pazarlarındaki prestijimizi de sarsıyor.

Yusuf Obut

Sahadan uyarı: “Bu bir tercih değil, zorunluluktur”

Süreci doğrudan üretim sahasında takip eden Ziraat Mühendisi Yusuf Obut ise konunun ekonomik ve pratik boyutuna dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Obut, biyolojik mücadelenin bir “av-avcı ilişkisi” olduğunu belirterek, bu yöntemin pestisit kalıntısı sorununu sıfıra indirebileceğinin altını çizdi.

Ancak Obut, yöntemin yaygınlaşmamasının önündeki engelleri şu sözlerle aktardı: “Biyolojik mücadele şu anda ne yazık ki tek başına yeterli değil. Seraların modernizasyon eksikliği ve dış çevreyle temasın korunamaması nedeniyle pestisit kullanımı hala zaruri bir ihtiyaç durumunda. Ayrıca, devlet desteğinin yetersizliği ve biyolojik mücadeleyle uyumlu özel ilaçların pahalı olması, bu yöntemi kimyasal mücadeleye göre daha maliyetli hale getiriyor.”

İhracattan dönen ürünler iç piyasaya mı veriliyor?

Yusuf Obut, ihracat kapılarında yaşanan sorunun Türkiye’nin Avrupa pazarındaki güvenini ciddi şekilde zedelediğini ifade ederken, iç piyasa için de kritik bir iddiayı dile getirdi: “Halkın temiz ürüne ulaşımı geçmişe göre daha kolay ancak ihracattan dönen kalıntılı ürünlerin iç piyasaya servis edildiği gerçeği de göz ardı edilmemelidir.”

Obut, sözlerini sert bir uyarıyla tamamladı: “Biyolojik mücadelenin yaygınlaşması bir ihtiyaç değil, bir zorunluluktur. Yaygınlaşmadığı her gün yeni pazarlar kaybedilecek ve bunun sonucunda çiftçinin ürünü değer kaybedecektir. İhracatın olmadığı bir üretim dönemi, tarımsal üretimin sonu demektir.”

Neden hala tamamen biyolojik değiliz?

Peki, çözüm bu kadar netken neden hala kimyasallara mahkumuz? Uzmanlar bu noktada “modernizasyon” ve “maliyet” duvarına işaret ediyor. Dr. Altınkaya ve Dr. Tokgöz, açık alanlardaki iklim değişkenliğinin etkinliği sınırladığını belirtirken; Yusuf Obut, seraların büyük çoğunluğunun dış çevreyle temasının kesilemediğini (modernizasyon eksikliği) ve bu yüzden zararlı popülasyonunun biyolojik mücadeleyle tek başına kontrol edilemeyecek kadar yüksek olduğunu ifade ediyor.

Maliyet ise en büyük bariyer. Biyolojik mücadelenin şu anki şartlarda kimyasal mücadeleden daha pahalı olduğunu söyleyen Obut, bunun nedenlerini şöyle sıralıyor:

  • Devlet desteğinin yetersizliği.
  • Biyolojik mücadeleyle uyumlu “seçici” kimyasalların çok yüksek fiyatlı olması.
  • Üreticinin, “temiz ürün” ürettiğinde satış aşamasında yeterli fiyat farkı (teşvik) alamaması.

Geleceğin yolu: Hibrit ve entegre model

Bilimsel ve sahadan gelen veriler, Türkiye tarımının geleceği için “Entegre Zararlı Yönetimi” (IPM) modelini işaret ediyor. Yani kimyasal ilaçların sadece “acil durum freni” olarak kullanıldığı, asıl yükün ise biyolojik ve kültürel önlemlere verildiği hibrit bir sistem.

Tüketici ne yapmalı?

Haberde görüş veren tüm uzmanlar, tüketicinin “zehirsiz” ürüne ulaşması için en güvenilir yolun organik tarım sertifikalı veya İyi Tarım Uygulamaları (GAP) etiketli ürünleri tercih etmesi gerektiğini belirtti. Tam anlamıyla “sıfır kalıntı” garantisi zor olsa da, denetlenen ve izlenebilir üretim sistemlerinin en düşük riskli seçenek olduğu vurgulandı.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.