Ahmetcan Uzlaşık
İngiltere merkezli uluslararası insani yardım kuruluşu OXFAM, İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısı kapsamında; “Inequality Inc” (Eşitsizlik Inc) başlıklı raporunu yayımladı.
Rapora göre, 2024’te milyarderlerin servetleri 2 trilyon dolar artarken, haftada dört yeni milyarder ortaya çıktı. Raporda, dünya genelinde 3,6 milyar insanın günlük 6,85 dolarla yaşamaya çalıştığı vurgulanıyor. Eğitim ve sağlık harcamalarındaki kesintiler ise yoksulluğu daha da artırıyor. Milyarderlerin servetinin büyük kısmı miras ve tekel gücüne dayanırken, önümüzdeki 30 yılda 5,2 trilyon dolarlık servetin miras yoluyla aktarılması bekleniyor. Tekelleşme de özellikle dev şirketlerin etkisiyle eşitsizliği derinleştiriyor.
Rapora göre tarihi sömürgecilik dönemine dayanan eşitsizlik günümüze kadar derinleşerek devam etti. 1820’de en zengin yüzde 10’un gelirinin en yoksul yüzde 50’den 18 kat fazla olduğu dünyada, bu fark 2020’de 38 katına çıktı. Raporda, Afrika’daki yaşam
beklentisinin Avrupa’ya kıyasla 15 yıl daha kısa olduğu vurgulanırken, Küresel Güney ülkelerindeki zengin yüzde 1’in gelirlerin yüzde 20’sini kontrol ettiği belirtildi.
Rapora göre, 2024’ün ilk çeyreğinde merkez bankaları küresel rezervlerinin yüzde 58,9’unu Amerikan dolarında tutuyordu. Bu durum zengin ülkelerin düşük maliyetle borçlanmasını sağlarken; sermaye Küresel Güney’e daha karlı yatırımlar olarak aktarılıyor. Bu dengesizlik, her yıl neredeyse 1 trilyon dolar ödemeye yol açarken, bu ödemelerin yalnızca saatte 30 milyon dolarının zengin ülkelerdeki en varlıklı yüzde 1’e aktarıldığı ifade edildi.
OXFAM Raporunu 9.Köy’e değerlendiren İktisatçı Dr. Tansel Güçlü, milyarderlerin servet artışları hakkında konuşarak, “Küresel sermaye birikiminin yeni biçimleri, özellikle finans ve maddi olmayan varlıklar üzerinden yükselen tekelci yapılar bu eğilimleri güçlendiriyor” dedi.
Güçlü’ye göre, 1980’lerden önceki Fordist üretim modellerinde dahi tekelci güçler mevcuttu ancak bugünün tekelci sermayesi daha karmaşık ağlar ve patent hakları gibi araçlarla büyüyor. Bu durumu örneklerle açıklayan Güçlü şunları kaydetti:
“Bu şirketler nakit varlıklarını kurumsal yatırım şirketleri aracılığıyla offshore finans merkezlerinde düşük maliyetle yönetmekte. Örneğin Apple’ın Breaburn Capital şirketi büyük bir hedge fon olarak bu işlevi görmekte. Ayrıca Microsoft gibi diğer yatırım şirketleri de bugün melek yatırımcılar olarak hareket etmekte ve kendilerince gelecek gördükleri ‘tohum projelere’ ve şirketlere yatırım yaparak onları yönlendirmekte, büyük piyasa değerlerine ulaştıktan sonra da ellerinden çıkarmakta. Bir tür hiper finansallaşma dönemini yaşadığımız söylenebilir.”
Güçlü, milyarderlerin gelirlerinin büyük ölçüde yenilikler üzerindeki mülkiyet ve tekel haklarına dayanmasının yanı sıra, iktidarlarla kurdukları yakın ilişkilerin de bu süreçte belirleyici olduğunu vurgulayarak, kapitalizmin tekelci karakterinin bu ilişkilerden bağımsız
düşünülemeyeceğini ifade etti.
Örnek olarak büyük teknoloji şirketlerinin patent hakları ve platform ekonomilerindeki tekelci etkilerini gösteren Güçlü, “Bu durum piyasada rekabeti sınırlandırırken fiyatlama gücünü şirketlerin elinde tutmasına olanak tanıyor” dedi. Güçlü, büyük şirketlerin tekelci fiyatlama gücünün küresel refahın emekçiler yerine sermayedarlara yönelmesine neden olduğunu da söyleyerek, “Bu, Michel Kalecki’nin tespitiyle de örtüşüyor; emekçiler kazandıklarını harcarlar, sermayedarlar harcadıklarını kazanırlar. Kapitalistlerin kârları, harcamalarının fiyatlara yansıması yoluyla kendilerine geri döner” diye konuştu.
Finansallaşan sermaye birikiminde rekabet avantajı sağlamanın kritik unsurunun likit sermaye biçimlerinde örgütlenmek ve fiziki üretimin risklerinden korunmak olduğunu belirten Güçlü, bu sürecin üretim performansını satın almaya ve el değiştirmeye dayalı bir birikim modeli yarattığına dikkat çekti.
Güçlü, günümüz küresel eşitsizliklerinin tarihsel kökenlerine işaret ederek, kapitalizmin ortaya çıkışıyla birlikte sömürgeci ilişkilerin bu eşitsizliklerin temelini oluşturduğunu ifade etti.”Kapitalizm, sömürgecilik aracılığıyla prekapitalist toplumları kendi çevresine bağladı ve bu süreç günümüz eşitsizliklerinin birikmesinin başlangıç noktasıdır” diyen Güçlü sözlerini şöyle sürdürdü:
Sömürgecilik döneminde kölelik hâkim bir emek biçimiyken, daha sonra ücretli emek sistemi yaygınlaştı. Bugün ise finansal sermayenin serbest dolaşımı bu eşitsizliği yeni şekillerde devam ettiriyor. Raporda yer alan İngiltere’nin 1765-1900 yılları arasında Hindistan’dan 64,82 trilyon dolar değerinde servet elde ettiğine dair bilgiye atıfta bulunan Güçlü, bu tür kaynak transferlerinin günümüzde farklı yollarla devam ettiğini belirtti. Güçlü, “Artık sermaye transferleri, finansal akışlar ve ticaret rejimleri aracılığıyla daha az görünür şekilde gerçekleşiyor” şeklinde konuştu.
Güçlü, tekelleşmenin ve gelir eşitsizliğinin özellikle geç kapitalistleşen ülkeler için enflasyon gibi ciddi sonuçları olduğunu da belirterek, şunları kaydetti: “Tekelci fiyat koyma gücünün yarattığı enflasyonist sıçramalar, kârları artırarak ücretlerin gerilemesine yol açıyor. Bu da toplumsal refahı daha da bölerken, sermayenin daha fazla pay almasına neden oluyor.”
Güçlü, aynı zamanda borçlanmanın artmasının, gelir dağılımındaki bozulma ve finansal kırılganlıkla iç içe geçmiş bir kapitalist mekanizma oluşturduğunu vurguladı ve “Emekçi sınıfların borçlanma ihtiyacı, bu yapının bir zorunluluğuna dönüşmüş durumda” diye ekledi. Güçlü, bu sürecin özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki ekonomik krizleri derinleştirdiğini ifade etti.
Küresel düzeydeki sermaye birikiminin uluslararası bir örgütlenmeyi zorunlu kıldığını ve ekonomik yapıları dönüştürecek planların gündeme alınması gerektiğini de belirten Güçlü, “Bu tür bir ekonomi için çözüm, küresel düzeyde ve emek yanlısı olmalıdır. Hem ulusal hem de uluslararası çözüm perspektiflerine ihtiyacımız var” dedi.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6656 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6474 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6187 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4881 kez okundu
5
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
4746 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4517 kez okundu
7
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4515 kez okundu
1
Türkiye’de yaşayan İranlı kadınlar anlatıyor: İnsanlar ölüyor, dünya susuyor
3865 kez okundu
2
Uygurlar vatandaşlık istiyor
3018 kez okundu
3
Milyarderler ve tekelleşmenin derinleştirdiği adaletsizlik
1844 kez okundu
4
Bakü, Dünya İklim Zirvesi COP-29’a hazırlanıyor
1763 kez okundu
5
Tanklar Ukrayna’da ne değiştirecek?
1761 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.