Damla Yeltekin
İklim krizinin etkisiyle oluşan sıcak hava dalgaları ve kuraklık, afet listesinin ilk sırasına yangınları taşıdı.
Avrupa Orman Yangını Bilgi Sistemi (EFFIS) ve Copernicus İklim Değişikliği Servisi verilerine göre, 2025 yılının başından itibaren Avrupa genelinde 1.882 orman yangını kaydedildi. Geçen yıl aynı dönemde bu rakamın 861 olduğu bildirildi.
Yılın başından bu yana Avrupa Birliği ülkelerinde çıkan yangınlarda 1 milyon 15 bin 731 hektar ormanlık alan kül oldu.

Uluslararası bilim insanlarının oluşturduğu, iklim değişikliğinin sıcak dalgaları, kuraklıklar ve fırtınalar gibi aşırı meteorolojik olaylar üzerindeki etkisini hesaplayan World Weather Attribution (WWA- Dünya Hava Durumu Atıf Girişimi’nin)Türkiye, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ta artan orman yangını riskine dikkat çekti. WWA’nın veri ve analizleri, 2025 yazında Yunanistan, Türkiye ve Güney Kıbrıs’ta gözlenen aşırı sıcak, kuru ve rüzgarlı koşulların, insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle normalden çok daha yoğun ve yangınların yayılmasına daha elverişli hale geldiği belirtildi.
Yunanistan’da 45C’nin üzerindeki rekor bir sıcak hava dalgası, kuraklık ve kuvvetli rüzgarlarla tetiklendi. Yunanistan’da Temmuz–Ağustos 2025 arasında çıkan orman yangınlarında Sakız Adası, Patra, Doğu Attika, Zakintos ve Preveze bölgelerinde toplam yaklaşık 19 bin 800 hektar alan kül oldu. Bu yaz Yunanistan, Arnavutluk, Bulgaristan ve İspanya’da çıkan yangınlara AB Sivil Koruma Mekanizması 17 kez müdahale etti. Uzmanlar, eş zamanlı büyük yangınların söndürme kapasitesini zorladığını ve bazı bölgelerde “adaptasyon sınırlarının aşılabileceğini” vurguluyor.
Güney Kıbrıs, onlarca yılın en kötü orman yangınlarını yaşadı; yoğun sıcak hava, rüzgar ve kuraklık nedeniyle Limasol’un kuzeyinde büyük yangınlar çıktı, Monagri köyünden kaçan iki kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 125 kilometrekarelik alan yok oldu ve 14 köy tahliye edildi. Adanın yüzde 1’i yok oldu.

WWA grubundan 28 araştırmacının analizine göre insan kaynaklı iklim değişikliği, yangına elverişli hava koşullarını 10 kata kadar daha olası hale getirdi.

Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre 1 Ocak – 17 Temmuz 2025 tarihleri arasında 5 bin 231 yangında 64 bin 500 hektarlık alan zarar gördü. 17 Temmuz’dan sonra çıkan yangınlar ve büyüklükleri göz önüne alındığında, yanan alanın büyüklüğü endişe verici boyutlara ulaştı.

Türkiye’deki 23,1 milyon hektar ormanlık alanın yaklaşık yüzde 54,1’i orman yangınlarına karşı hassas olarak değerlendiriliyor.

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, “dünyanın, iklim değişikliğiyle başa çıkamadığını” belirterek, özetle şu tespitlerde bulundu:
“Kuraklık, sıcak hava dalgaları ve tarımsal kayıplar giderek büyüyen sorunlar haline geldi. Batı Karadeniz ve İç Anadolu’nun kuzeybatısındaki ormanlar bile yandı. İklim değişikliğiyle birlikte Akdeniz iklimi bu bölgelere doğru genişliyor. Artık ormanlar ile insan faaliyetleri arasında ciddi bir mesafe koymamız gerekiyor.
Bu yaz bizde biraz geç başladı ama Haziran sonu ile birlikte sıcak hava dalgaları ve çok yüksek hava sıcaklıklarını yaşadık. Hem normallerinden çok sıcak hava koşulları yaşandı hem de uzun süreli tarımsal, ekonomik ve ekolojik kuraklıklarla girildi. Zaten kurak olan yaz aylarına daha da kurak girdik. Pek çok ardışık ay, sanayi devrimi öncesine göre normallerinden çok daha sıcak geçti.

Artık iklim değişikliğiyle birlikte Akdeniz iklimi, hem İç Anadolu’nun batı ve kuzeybatısına hem Batı Karadeniz’e doğru hareket etmeye başladı. Son 30 yıla baktığımızda Türkiye’de Akdeniz ikliminin alanını genişlettiğini ve aynı zamanda yarı kurak step ikliminin alanını genişlettiğini, nemli ılıman Karadeniz ikliminin ve Kuzeydoğu Anadolu’nun soğuk ikliminin ise alanını daralttığını görüyoruz. Türkiye’nin iklim haritasını değiştiriyor. Bu değişim, yangın riskinin geleneksel olarak yangına dayanıklı olan bölgelerde bile artmasına yol açıyor.”
Türkeş çözüm için proaktif olmak gerektiğini vurgulayarak, “Bütün bunların aynı anda düşünülmesi gerekiyor. Proaktif ve bütünleşik afet yönetimi uygulanmalı – kamu, özel sektör, sivil toplum ve yerel yönetimler arasında ayrım yapılmaksızın tüm paydaşların kaynakları ve sistemleri entegre edilmeli. Hiçbir halkası ihmal edilmeden bir kuraklık yönetim döngüsü oluşturulmalı” dedi.

Alevlerin hızla yangına dönüşmesinde iklim krizinin etkisi bulunsa da çıkış noktasında insan faktörü hala belirleyici.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 2025 yılı içinde toplamda 5 bin 121 yangının çıktığını, çıkan yangınların yüzde 96’sının ‘doğrudan ya da dolaylı olarak’ insan kaynaklı olduğunu vurgulamıştı. Yangınların kontrol altına alınabilmesi, büyümemesi için de önemli faktörler arasında arazi yapısı, rüzgar ve müdahale gibi sebepler yer alıyor.
Tarım Orman-İş Genel Başkanı Yusuf Kurt, her yangının kendine özgü özellikleri olduğunu vurgulayarak, “Yangın bir bilim dalıdır, her yangının bir dili vardır. Bu dili okuyabilmek için sahada yıllar geçirmek gerekir. Muğla’nın uzmanı Çanakkale’de acemidir, topografyayı, rüzgârı, bitki örtüsünü bilmez. Çanakkale’de 20 yıllık tecrübeli birini Karadeniz’e, Erzurum’da sadece soba yangını görmüş birini Muğla’ya atarsanız yangın yönetilemez. Artvin’deki bir uzmanı getirip Antalya’ya işletme müdürü yaparsanız, Artvin’de zorla yakamadığı ormanı, Antalya’da en basit kıvılcımda yakabiliyor. Çünkü iklimi, rüzgarı, bitki örtüsünü bilmiyor. Yangın coğrafyaya göre değişen bir dildir. 2023’te 3 bin 500 yeni işçi aldık. Liyakatsizlik, yangından daha tehlikeli…”

Son yıllarda özellikle biçerdöverlerden çıkan yangınlarda artış yaşanıyor.
Kurt, çelik tablanın taşa çarpmasıyla kıvılcım çıktığını belirterek, “Eskiden alüminyum levha kullanılırdı, şimdi maliyet nedeniyle çelik kullanılıyor. Saman pahalı diye tarlalar daha derin sürülüyor, taşla temas artıyor. 600 dönüm buğday tarlası bir kıvılcımla yanabiliyor. 16 milyon TL’lik bir arazöz yerine 140 bin TL’lik su tankıyla her traktörü arazöze çevirebiliriz” diye konuştu.
Kurt, Orman Bakanlığı’nın geçmişte olduğu gibi ayrı bir bakanlık olarak yapılandırılması gerektiğini ifade ederek, “Orman Genel Müdürlüğü artık bakanlık olmalı. 23 milyon hektarı (Türkiye’nin yüzde 30’u) 6 bin 500 orman mühendisiyle yönetemeyiz. En az 14 bin orman mühendisi şart” dedi.

TMMOB Şehir Plancıları Odası, “Yangın Gerçeği: İklim Krizi, Kentleşme ve Kamusal İhmal” başlıklı açıklamasında, Türkiye’nin dört bir yanında çıkan orman yangınlarının yaşam alanlarına hızla ulaşmasında yanlış şehir planlamalarının etkili olduğuna dikkat çekti.
Açıklamada, koruma statülerinin aşındırılması, orman ve tarım alanlarının yapılaşmaya açılması, kırsal yerleşimlerin planlama süreçlerinin dışında bırakılması gibi uygulamaların kentleşmenin doğal eşikleri zorladığı belirtildi. Şehir plancıları, “Kentleşme, orman alanlarının sınırına kadar yayılmakta; bu da yangınların çok daha hızlı ve sık biçimde yerleşim alanlarına ulaşmasına, köylerin, mahallelerin ve kırsal yerleşimlerin tahliye edilmesine neden olmaktadır” ifadelerine yer verdi.

Koruma statülerinin aşındırılması, orman ve tarım alanlarının yapılaşmaya açılması ve kırsal yerleşimlerin planlama süreçlerinin dışında bırakılması sonucunda kentleşmenin doğal eşikleri zorladığı belirtilen Şehir Plancıları Odasının açıklamasında, “Bu da yangınların, çok daha hızlı ve sık biçimde yerleşim alanlarına ulaşmasına, köylerin, mahallelerin ve kırsal yerleşimlerin tahliye edilmesine neden olmaktadır” denildi.
Yangın riski ile yerleşim baskısı arasındaki çarpık yakınlaşmanın yalnızca plansızlığa değil, yaşamı riske atan bir kentleşme modelinin kurumsallaştığına işaret ettiğini belirten açıklamada, planlamanın birincil görevinin yaşamı korumak olduğunun altını çizildi.
TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı Mahir Ulutaş, Orman Genel Müdürlüğü verilerine 5 orman yangınından 1’inin elektrik hatlarından çıktığını ve bu oranın her yıl arttığını belirtti.
Enerji hatlarından çıkan yangınların önlenmesi için güzergâh boyunca riskli bitki ve ağaçların temizlenmesi, teknik standartlara uygun bakım yapılması gerektiğini ifade eden Ulutaş, enerji hatlarının uluslararası standartlara uygun şekilde bakım ve temizliğinin hayati önem taşıdığını vurguladı. Özelleştirme sonrası bazı şirketlerin bu yükümlülükleri yerine getirmediğini ve bakımın yetersiz kaldığını belirten Ulutaş, elektrik altyapısının kamusal ve merkezi planla yönetilmesi gerektiğini vurguladı.
Bu haber, Avrupa Birliği finansal desteği ile üretilmiştir. Haberin içeriği tamamıyla Damla Yeltekin’in sorumluluğu altındadır ve hiçbir durumda Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.
1
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6373 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6366 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6124 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4851 kez okundu
5
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4485 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4465 kez okundu
7
Kadının soyadı düzenlemesi ve online satılan dini nikah cüzdanı
4408 kez okundu
1
Orman yangını, atık havuzdaki suyla mı söndürüldü?
5568 kez okundu
2
Türkiye’de eğitimin son 22 yılı; devrim mi, çöküş mü?
3719 kez okundu
3
“Yapay zekâ, araştırmacı gazeteciliğin yerine geçemez”
3645 kez okundu
4
2025’te neredeyiz? Sürdürülebilir Kalkınma Raporu yayımlandı!
3511 kez okundu
5
Çocuk işçiler ölüme sürükleniyor
2652 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.