DOLAR 45,1869 0.15%
EURO 52,7666 -0.21%
ALTIN
Ankara
14°

PARÇALI AZ BULUTLU

Mültecilere ayrı sağlık sistemi, toplum sağlığı için risk

Mültecilere ayrı sağlık sistemi, toplum sağlığı için risk

“99 kimlik”te olan kişiler ve geçici koruma statüsündekiler Aile Sağlığı Merkezleri’nden (ASM) silindi, Göçmen Sağlığı Merkezleri’ne yönlendirildi.  İki yapının farklı işleyişi ve koordinasyon eksikliği hekimleri endişelendiriyor: "Toplum sağlığı da risk altında."

ABONE OL
26 Ağustos 2025 16:51
Mültecilere ayrı sağlık sistemi, toplum sağlığı için risk
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kinem Hazal Tanyeri

Türkiye’de geçici koruma statüsündeki milyonlarca mülteci ve göçmen, aile hekimliği sisteminden çıkarıldı. Sağlık Bakanlığı’nın 81 ilde bulunan İl Sağlık Müdürlüklerine 12 Mayıs 2020’de gönderdiği yazıyla geçici koruma altındaki Suriyeli göçmenler “sağlık hizmetlerinin daha etkin ve verimli sunulabilmesi, dil ve kültür bariyerinden kaynaklanan sorunların aşılarak sağlık hizmetlerine erişimin artırılabilmesi” gerekçesiyle Göçmen Sağlığı Merkezleri’ne, diğer yabancı uyruklular ise yabancı polikliniklerine yönlendirildi. Karar 5 yıl önce alındı, ancak uygulamada yoğunluk bu yılın başında görülmeye başlandı. Aile hekimleri, düzenlemenin hem temel sağlık hakkını gasp ettiğini hem de toplum sağlığı için risk yarattığını belirtiyor.

Türkiye’de geçici koruma kapsamında yaşayan 2 milyon 555 bin 560 Suriyeli’den 358 bin 732’si Gaziantep’te bulunuyor. Sağlık Bakanlığı’nın düzenlemesiyle geçici koruma altındaki kişilerin Aile Sağlığı Merkezlerindeki (ASM) kayıtları silinerek sağlık hizmetleri yalnızca Göçmen Sağlığı Merkezleri’ne (GSM) yönlendirildi. Ancak kentte yalnızca 12 GSM bulunuyor. On yıldır mevcut sağlık sisteminden hizmet alan milyonlarca kişi, Aile Sağlığı Sistemi’nin dışına ayrıştırılmış oluyor. Aile hekimleri, bu düzenlemenin göçmenleri en temel sağlık hizmetinden mahrum bıraktığını ve erişim imkânlarının yetersiz olduğunu vurguluyor.

Dr. Ayşegül Ateş Tarla

Göçmenler ve mülteciler için aile hekimlerinin kapısı kapanmış oldu

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyesi olan ve Gaziantep’te aile hekimliği yapan Ayşegül Ateş Tarla, 5 yıl önce resmi olarak başlatılmasına rağmen 2024 Aralık ayından itibaren 99 kimliklilerin silindiğini, sürecin Türkiye’de göç politikaları ve gelişmelerle birlikte hızlanmış olabileceğini belirterek, süreci şöyle anlattı:

“Aslında Aralık ayından sonra İl Sağlık Müdürlükleri, bilmediğimiz bir nedenle sadece geçici koruma kapsamındakileri değil, 99 kimlikte olan kişilerin kaydını aile hekimliklerinden sildiler, sonra tekrar kaydettiler, iki ay sonra, nüfusun büyük bir kısmını yeniden sildiler. Bana göre, gelmeyen hastalar silinirken daha sık gelen hastalar eklendi. Ancak bir süre sonra bu hastalar da sistemden silindi ve bu kişileri doğrudan Göçmen Sağlığı Merkezleri’ne yönlendirildiler. Yani 6 birimlik bir yerde yaklaşık 2000 kişinin kaydı silinmiş oldu. Tabii ki Antep’te 99 kimliklilerin çoğunluğu Suriyeli mülteciler olduğu için geçici koruma statüsünde olanlar Göçmen Sağlığı Merkezleri’ne, geçici koruma statüsünde olmayanlar ise yabancı uyruk polikliniğine yönlendirildi. Yani bu kararla birlikte göçmenler ve mülteciler için aile hekimlerinin kapısı kapanmış oldu.”

  • Toplam Suriyeli: 358 732
  • Göçmen Sağlık Merkezi sayısı: 12
  • Kişi başına düşen Suriyeli sayısı: 29894.33

“Bu kadar nüfusa sadece GSM ile hizmet, mümkün değil”

Tarla, geçici koruma altındaki göçmenlerin aile hekimliği sisteminden çıkarılarak, yalnızca Göçmen Sağlığı Merkezleri’ne yönlendirilmesini şu ifadelerle eleştirdi:

“Türkiye’deki nüfusa baktığımızda, göçmenlerin sağlık ihtiyaçlarının yalnızca Göçmen Sağlığı Merkezleri üzerinden karşılanması mümkün değil. Yıllardır aile sağlığı merkezlerinde takip edilen bir grubu izole bir alana yönlendirmek, hizmetin sürdürülebilirliği, aşı ve gebe takibi, bebek izlemleri gibi temel sağlık hizmetlerinin devamlılığı açısından ciddi sorun yaratıyor. Ayrıca bu yaklaşım, kişileri sistem içinde görünmez ve ayrıştırılmış hale getiriyor.” “

“GSM’ler takip yapmadığı için aşılama, topuk kanı taraması, gebelik takibi aksar”

Göçmen sağlığı merkezlerinin, aile hekimliği gibi takip yapmadığını, başvuru sistemine dayalı çalıştığını belirten Tarla, “Eğer kişi sisteme kayıtlı değilse ya da teknik bir sorun varsa, ona ulaşmanız çok zor. Oysa aile sağlığı merkezleri kayıtlı nüfusun tüm takibini yapar. Göçmen sağlığı merkezlerinde ise nüfus yoğunluğu çok daha fazla. Gaziantep’te bir merkez ortalama 30 bin kişiye hizmet veriyor. 12 merkez var, bazıları 12 hekimli, bazıları 4-6 hekimli. Bu sayı, hem doktor hem hemşire hem de ebe için büyük bir iş yükü anlamına geliyor. Böyle bir yoğunlukta koruyucu sağlık hizmeti vermek mümkün değil.” diye konuştu.

Tarla, bu entegrasyon eksikliğinin sonuçlarına da dikkat çekti: “Aşısız bebek sayısı artar, gebe takibi aksar, yeni doğanda topuk kanı taramasında sorun yaşarsınız. Çünkü aile hekimleriyle göçmen sağlığı merkezleri arasında böyle bir koordinasyon sistemi yok. Göçmenlerin de aile hekimleri tarafından görülmesi gerekiyor.”

“Uzun vadede ciddi halk sağlığı sorunları görülebilir”

Tarla, 7 aile sağlığı merkezinde (ASM) silinen kişi sayısının 2 bini geçtiğini belirterek, özetle şu değerlendirmede bulundu:

“Bazı yerlerde neredeyse toplam nüfusun yarısı silinmiş oldu. Takip ettiğim gebeler vardı, ama kayıtları silinince takipten çıkmış oldular. Göçmen sağlığı merkezleri başvuru üzerine çalışıyor. Oysa biz ASM’de hastalarımızın ne zaman geleceğini bilir, kayıt tutar, takip planı yaparız. Göçmen sağlığında ise kişi ikinci kez gelmezse takibini yapacak bir mekanizma yok. Bir hasta örnek vereyim; hepatit A aşısı yapacaktık. Kaydı silinmişti, ASM nüfusundan düştüğü için aşı yapamadık. Üç aydır anne-baba uğraşıyor ama aşı yaptıramıyorlar. Göçmen sağlığı merkezine gittiklerinde ‘aşı yok’ deniyor. Böylece çocuk aşısız kalıyor. Zorunlu kayıt sistemi olmadığı için takibi de yapılamıyor.

“Bakanlık göçmenlerin yoksulluğunu, sağlık sorunlarını görünmez kıldı”

Bu durum, uzun vadede ciddi halk sağlığı sorunları doğurabilir. Aşısız bebek sayısı artacak. Gebeler tetanoz aşısı yaptırmadan doğuma gidecek. Bu da yenidoğan tetanoz vakalarının artmasına neden olabilir. Sağlık Bakanlığı bu uygulamayla göçmenleri adeta görünmez kıldı. Onların sorunlarını, yoksulluğunu, yaşadığı sağlık krizlerini artık görmüyoruz.”

“Çocuk yaşı evlilikler, resmi nikahsız evlilikler ve kayıtsız doğumlar artabilir”

Göçmenlerin sağlık hizmetlerine erişiminde yaşanan zorluklar, çocuk yaşı evlilikler, nikahsız evlilikler ve kayıtsız doğum riskini artırıyor.

Tarla, göçmenlerin işyeri giriş raporları için ücret ödemek zorunda kaldığını, ancak evlilik ve askerlik raporlarının yanı sıra sağlık raporlarının da ücretli hale geldiğini belirtti.

“Göçmenler sağlık raporlarını almakta zorlanıyor. Yabancı uyruklu poliklinikler de ücretli ve işlem süreci oldukça karmaşık. Online başvuru sonrası hangi aile sağlığı merkezinin raporu kabul edeceğini öğrenmek de ayrı bir sorun. Bu durum, işyeri giriş raporu veya sporcu lisansı almayı ciddi şekilde engelliyor” dedi.

“Düzenleme, özellikle kadınları olumsuz etkiliyor”

Tarla, evlilik raporlarına erişimde de ciddi engeller olduğunu vurguladı: “Özel polikliniklerde kişi başı 8–10 bin TL civarında ücret talep ediliyor. Çiftler gittiğinde toplam maliyet 16 bin TL’ye kadar çıkıyor. Oysa Suriyeli göçmenlerin büyük bir kısmı yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Bu raporları ödeyemeyen kadınlar resmi nikah işlemlerini gerçekleştiremiyor.”

Tarla, bu durumun özellikle kadınlar üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini belirterek, yoksulluk sınırının altında yaşayan göçmenlerin evlilik ve doğum süreçlerinde kayıt dışılığı artıracağını ifade etti. Tarla, “Sonuç olarak, çocuk yaşı evlilikler, resmi nikahsız evlilikler ve kayıtsız doğumların artması bekleniyor” dedi.

“Ancak ne yazık ki, bu onların suçu değil…”

Son dönemde yabancı uyruklulara yönelik poliklinik hizmetlerinin ücretli hale gelmesi üzerine konuşan Tarla, şu değerlendirmede bulundu:

“Devlet, birinci basamak hizmeti dediğimiz, herkese eşit ve ulaşılabilir sağlık hizmetini ücretli hale getirdi. Oysa yoğun göç alan bir nüfusa baktığımızda, bu nüfusun yoksulluk sınırının altında yaşadığını ve doğum oranlarının yüksek olduğunu görüyoruz. Bu grubu sağlık sisteminin dışına, adeta çeperine itmiş oluyorsunuz. Bebek ölümleri ve anne ölümleri, bir ülkenin gelişmemişliğinin en önemli göstergelerindendir. Bu alanlarda, ilgili ekibin kontrol mekanizmaları sekteye uğrayacak, izleme ve müdahale süreçleri işlemeyecek. Böylece bebek ve anne ölümleri artacak, geriatrik hasta takibi ve kronik hastalık takibi aksayacak. Bu durum, sadece bu grupların değil, ülkenin genel sağlık ortamının da bozulmasına yol açacaktır. Üstelik, toplumda göçmen karşıtlığını ve mülteci karşıtlığını körükleyebilir. Ancak ne yazık ki, bu onların suçu değil.”

“Göçmen sağlığı sistemi ile aile sağlığı sistemi entegre olmalı”

Göçmen sağlığı sistemi ile aile sağlığı sisteminin entegre olması gerektiğini vurgulayan Tarla, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Göçmen sağlığı merkezleri kıymetlidir, bunu yok sayamayız. Çünkü bu merkezlerde insanlar kendi dillerini konuşabilir, kendilerini ifade edebilir ve kültürel kodlarını aktarabilir. Ancak sağlık sistemi çok parçalı bir yapıda olamaz. Göçmen sağlığı sisteminde de mevcut aile sağlığı merkezlerinde olduğu gibi birinci basamak hizmeti veriliyorsa, bu sistemlerin entegre biçimde ve birbirini bilerek ilerlemesi gerekir. Ne ben onun yaptığını, ne de o benim yaptığımı bilmezse, bu karşılıklı bilgisizlik ayrı bir sorun yaratır.

Ayrıca, kişilerin alması gereken hizmeti nasıl aldığını bilmediğimiz alanlar ortaya çıkar; sağlık alanı parçalı hale gelir. Birinci basamakta bunu kabul etmek mümkün değildir. Çünkü sağlık sistemi, herkese eşit şekilde hizmet verecek bir mekanizma üzerine kurulmalıdır. Şu anda Sağlık Bakanlığı, bu yapıyı bozmuş durumda.”

Mevzuat Notu:

  • Geçici Koruma Yönetmeliği (22.10.2014, RG 29153) – Geçici koruma altındaki kişiler birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinden yararlanır.
  • Göçmen Sağlığı Merkezleri Yönergesi (25.03.2015) – GSM, kayıtlı yabancılara birinci basamak hizmet sunar; ASM hizmetleri GSM üzerinden yürütülür.

“10 yıllık emek vardı, sil baştan başa döndük”

Sağlık alanlarının çok dilli hale getirilerek kişilerin hem ulaşabileceği hem de derdini anlatabileceği ortamlar yaratılması gerektiğini dile getiren Tarla, şunları söyledi:

“Birinci basamak göçmen sağlığı hizmetlerini ayırdınız. Ancak eğer bu basamakta işi düzgün yapmaz, erişilebilir ve kişinin kendini ifade edebileceği bir alan oluşturmazsanız, ikinci ve üçüncü basamakta sistemi tıkarsınız. Çünkü birinci basamak, sorunların yüzde 80–90’ını çözebilecek kapasitededir. Bu aşama hem yönlendirme yapan hem de çoğu problemi üçüncü basamağa gitmeden çözebilen yerdir. Siz bu alanı işlevsiz hale getirerek aslında sistemi kaosa sürüklüyorsunuz.

Bu durum, sanki yeni bir göç dalgası gelmiş gibi bizi yeniden başa döndürdü. Kendi şehrimden örnek vereyim: Biz ilk başlarda kayıt sistemine veri giremiyorduk. Excel dosyaları oluşturup aşıları yapıyor, takiplerini manuel olarak sürdürüyor, sonra sisteme kaydediyorduk. Çok zorlanıyorduk, özellikle dil konusunda ciddi iletişim sorunları vardı. Ama kişiye ulaşabildiğimizde, aşısını yaptırıyor, kan tahlilini veriyor, gebe takipleri yapılıyor, yaşlılar aşı programına alınıyor ve raporları hazırlanabiliyordu. Çünkü 10 yıllık bir emek vardı. Şimdi ise bunların hiçbiri düzenli işlemiyor. Düzenimiz sil baştan başa dönmüş oldu. Şu an hâlâ görece sağlıklı olsalar da, bir süre sonra bu durum değişecek. Çünkü hizmete ulaşamayacaklar, sorunlar çözülemeyecek ve biz sağlıksız olma halinin yarattığı kısmi patlamaları ve olumsuz sonuçları göreceğiz.”

Uygulamada yaşanan sorunlar:

 ASM’deki kayıtlarının silinmesinin ardından görüşüne başvurduğumuz hastalar, sorun yaşamaya başladıklarını aktardı.

Adının açıklanmasını istemeyen bir hasta sürece ilişkin şu bilgileri verdi:

“Muayene olmak için ASM’ye 4 ay önce gitmiştim, ancak aile hekimim kaydımın silindiğini söyledi. Göçmen sağlığı merkezine gitmem gerektiğini belirttiler. Merkeze gidiyorum, hasta olarak kabul ediyorlar ama takibi yapmıyorlar. Bir sonraki muayene için ne zaman gelmem gerektiğini de söylemiyorlar. Daha önce kullandığım ilaçları almak için tekrar gitmem gerekiyor, yeni randevu ve yeni muayene gerekiyor.”

Başka bir hasta ise, “Benim kaydım silinmedi ama çocuklarımın ve annemin kaydı silindi. Annemi götürdüm, bize en yakın göçmen sağlığı merkezi çok uzak. Yaşlı kadın beklerken rahatsızlandı. Annemin sürekli kullandığı ilaçlar aile hekimimiz tarafından veriliyordu, göçmen sağlığı merkezine gittiğimizde ilaçlarını değiştirdiler. Bize neden bunu yapıyorlar? Neden bu kadar mağdur ediyorlar, yazık.”

21 yaşındaki bir başka genç de şunları ekledi:

“Üç hafta önce kan tahlili için gitmiştim, sonuçlara baktım. Ertesi gün annem ve babam tahlil için gittiğinde hemşire, oradaki doktorun ‘Yok, onlara artık bakmıyoruz, kayıtları silindi’ dediğini söyledi. Bundan sonra göçmen sağlığı merkezlerine gitmemiz gerektiğini böyle öğrendik.”

Not: Göçmen Sağlığı Merkezlerinde görevli doktorlarla da görüşülmek istendi; ancak mesleklerini kaybetme endişesi nedeniyle konu hakkında açıklama yapmayı kabul etmediler.

Bu haber, Avrupa Birliği finansal desteği ile üretilmiştir. Haberin içeriği tamamıyla Kinem Hazal Tanyeri’nin sorumluluğu altındadır ve hiçbir durumda Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.