Berfin Şengil
İstanbul’un sanat gündeminde bu kez Ankara’nın ve yeni bir devletin kuruluşu sergileniyor; mimarisiyle, heykelleriyle, meydanlarıyla.
“Bir Şehir Kurmak: Ankara 1923-1933” başlıklı sergi, Ankara’nın başkent oluşunun ardından ilk 10 yılda yaşadığı büyük dönüşümü, mimari ve sosyo-kültürel unsurlarıyla birlikte mercek altına alıyor. Savaştan çıkan bir ülkede, yeni bir şehrin kuruluş iradesini ve bu süreçteki olguları ele alırken, özellikle barınma temelli öykülere odaklanıyor. Kentin kuruluşu, planlama başarısının yanı sıra Ahmet Hamdi Tanpınar, Halide Edip Adıvar, Mustafa Necati gibi 40’a yakın mimar, plancı ve entelektüelin deneyimleri yer alıyor. Yaklaşık 350 özgün fotoğraf, konut maketleri ve film kayıtları üzerinden başkentin kuruluşunu belgeleyen sergi, Ali Cengizkan ve Müge Cengizkan’ın küratörlüğünde, Koç Üniversitesi VEKAM desteğiyle hazırlandı. İBB Kültür ve İBB Miras’ın katkılarıyla 22 Mart 2026 tarihine dek Müze Gazhane’de ziyaretçilerini ağırlayacak.

Sergiyi gezen ve İstanbul’da özel bir üniversitede mimarlık öğrencisi olduğunu söyleyen Berk A., 9. Köy’e değerlendirmede bulundu. Sergi için, “Bir kent inşa etsem neler yapmam gerektiğini görmek istedim. Bence sergi, bir tarih yazımından çok özellikle benim gibi mimar ve mühendis adaylarına deneyim aktarıyor” ifadelerini kullandı.
Şehrin kuruluş biçimine kararın, sakinleriyle birlikte vermesinin, dikkatini çektiğini paylaşırken, “Yapıları inşa edenin yalnızca meslek erbapları olduğu algısını yıkıyor ve şehre insanlarıyla bakmak gerektiğini hatırlatıyor” dedi. “Bir sergiden çok, başkentin kuruluşunu somutlaştırıyor. Yeni bir şehrin nasıl kurulacağı üzerine ufuk açıcı” diye ekledi.

Alman mimar ve plancı Hermann Jansen’in sergide yer alan, “Şehirler yaşanan dönemin aynalarıdır” sözünü anımsatıp, “Diğer şehirlerin de benzer sergi deneyimlerine sahip olması, hafıza inşası için değerli olabilir” dedi. Bir sonraki Ankara gezisini, sergide gördükleriyle kıyaslamalı olarak yapacağını dile getirdi: “Meydanlar ve tarihi binalar zamanla yıpranır, ama insan eliyle yıpratma başka bir şey. Biz kente sahip çıkacak kültür ve zihniyeti yaratmalıyız” diye konuştu.
Ayrıca, “Sergi, interaktif bir yapıya kavuşturulsa benim yaş grubuma daha çok hitap eder. Mesela serginin oyunlaştırılması, şehri bizim kurduğumuz bir simülasyonun yaratılması bugünü de yakalar” şeklinde önerilerde bulundu.
Sergi kapsamında, 16 Kasım’da Müze Gazhane’de gerçekleşen “Başkent Kurulurken Müze, Meydan ve Gazi Heykelleri (1921-1927)” başlıklı söyleşide dönemin modernleşme politikaları ve kent kimliği oluşumundaki kritik adımlar tartışıldı. Söyleşinin moderatörlüğünü üstlenen araştırmacı-yazar Fatma Genç, Ankara’nın Cumhuriyet’in kendisine nasıl bir hafıza, beden ve temsil kurduğunu ifade eden önemli bir kent olduğunu söylerken, modernleşmenin bir şehirde nasıl görünür kılındığından bahsetti.

Taksim Maksemi İBB Cumhuriyet Müzesi danışmanlarından Doç. Dr. Eray Yılmaz, Cumhuriyet’in modernleşme vizyonunu, Ankara kurulurken yükselen meydan, müze ve heykeller üzerinden aktardı. Yılmaz, Ankara’nın sembol yapılarından Etnografya Müzesi’nden yola çıkarak, “Başından itibaren Mustafa Kemal, yeni bir devlet kurmak ve bu devletin vitrinini meydana getirmek istemiş diyebiliriz” ifadelerini kullandı.
Tarihin farklı dönemlerinde rastladığımız kışla, saray gibi yapıların inşalarından örnekler verip, “Atatürk de yeni rejim için yeni bir şehir inşa etti. Bu, aynı zamanda yeni bir kültürün ve kimliğin inşası anlamına geldi” dedi. Yenişehir’in kuruluşunda heykellerin önemi için, “Bu heykeller, bir hayalin cisimleşmesi. Yani ideal, somutlaştırılmaya gayret ediliyor” dedi.
Görevlendirilen Macar bilim insanı Meszaros’un, üniversite gibi çalışacak bir müzeden bahsettiğini ve çalışmalar sonucu 1930’da Etnografya Müzesi’nin açıldığını kaydetti. Günümüz dünyasında ise müzeciliğin bambaşka bir boyuta taşındığını ve bizim de katılımcı anlayışla daha modern müzeler inşa etmemiz gerektiğini vurguladı.
Yılmaz, heykeller ile yeni rejim inşasının çok güçlü bir bağa sahip olduğunu, Gazi heykelleri üzerinden aktardı. Etnografya Müzesi’nin önünde konumlanan heykelin de Ankara’nın ulus-devlet anlayışını mekana işlemek ve mimari bir görüntüye dönüştürmek için başlangıç olduğunu belirtip heykeli şöyle anlattı: “Heykelde atın bir ayağının havada olduğu görülür. Ancak at hırçın değil, sakindir. O da yola başlandığını, büyük işlerin halledildiğini, bundan sonra daha istikrarlı, güvenli bir yol alınacağını gösterir. Sonraki heykellerde ise atın ayakları yerdedir. Artık rejim dönüşmüş ve Mustafa Kemal karşıya bakmaktadır.”

Ankara ve İstanbul’da o dönem hızlı bir heykel mücadelesinin başladığını paylaşan Yılmaz, kentlerdeki tarihî parçaların doğru okunmasının önemini vurguladı. Ankara’daki ilk heykelin, 1927’de İtalyan Pietro Canonica tarafından yapıldığını söyledi. Bozkırın ortasında Mustafa Kemal’in at üstünde dizginleri tuttuğu ve Batı’ya baktığı heykeldeki sembolleri, “Millî Mücadele’nin ardından doğan güneş ve Osmanlı padişahı Vahdettin’in ülkeyi terk edişi görülür. Rölyeflerde yer alan zafer şeritleri Millî Mücadele’yi, yeni rejimi, yenilikleri yüceltir” diyerek açıkladı.
İkinci Gazi heykelinin, yine Canonica imzasıyla Sıhhiye’ye dikildiğini belirtip, “Burada Mustafa Kemal ayaktadır. Bu heykel kararlı, istikrarlı bir lideri gösterir” diye konuştu. Üçüncü ve en çok konuşulan Gazi heykelinin ise Ankara planında merkez kabul edilen Ulus’taki Zafer Anıtı olduğunu paylaştı. Yenigün gazetesinin halktan para toplayarak yaptırdığı heykelle ilgili, “Bilim, sanat, kültür, ticaret merkezinde modern bir toplum yaratmanın simgeselleşmiş halidir” dedi. Ulus Meydanı’na dönüşen alanla da yeni devlet, kimlik ve rejimin cisimleştiğini ekledi.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6441 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6407 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6146 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4863 kez okundu
5
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4497 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4492 kez okundu
7
Kadının soyadı düzenlemesi ve online satılan dini nikah cüzdanı
4422 kez okundu
1
Bir sinemadan fazlası ‘yataklı sinema’: Uyuklayanlar, tadını çıkaranlar, filmi bitiremeyenler…
18841 kez okundu
2
Artık kelimelerin de bir müzesi var!
13757 kez okundu
3
“Dünyanın en eski yerleşim yerine” rakip çıktı
11596 kez okundu
4
Kız Kulesi’nin yeni hali eleştiri konusu oldu
11465 kez okundu
5
Geleneksel sanatın incisi Kastamonu’nun takısı “Tosya kıstısı”
6716 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.