Berfin Şahin
Türkiye’de özel öğretim kurumları, hızla düşen doğum oranları ve artan ekonomik baskılar nedeniyle belirsizlik içinde. Özellikle okul öncesi eğitimde yaşanan daralma, sektördeki kırılganlığı daha görünür hale getiriyor. Özel okul sayısında son 20 yılda yaşanan hızlı artışın ardından, sektör bugün düşük talep, yükselen maliyetler ve yoğun rekabet nedeniyle talep daralması yaşıyor.
Türkiye Özel Okullar Derneği (TÖZOK) Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Öztürk, sektörün dönüşümü ve geleceğine ilişkin 9. Köy’ün sorularını yanıtladı. Öztürk’e göre 2014 yılında özel eğitimde yaşanan hızlı büyüme büyük ölçüde devlet teşvikleri sayesinde mümkün oldu. 2014’te başlayan eğitim teşviklerinin özellikle Anadolu’da orta gelir grubunun da özel okula erimini sağladığını belirten Öztürk, bunun sonucunda son 20 yılda özel okul sayısında artışın yüzde 500’leri bulduğuna dikkat çekti.
Ancak 2018’de teşviklerin kaldırılması, ardından gelen kur krizi ve pandemi, sektörde sert bir kırılma yarattı. Öztürk, bu süreci şöyle anlatıyor: “Veliden gelen gelir TL bazında ererken, kira, personel ve döviz bağlantılı giderler çok hızlı arttı; bu da öz kaynakları güçlü olmayan okullarda kapanma ve el değiştirmeleri hızlandırdı. Bir kısmı banka kredisiyle ayakta duran okullar için borç-servis yükü taşınamaz hale geldi, öğretmen sayısında azalma ve maliyet kısma adımları kaçınılmaz oldu.”
Öztürk’ün verdiği bilgiye göre son ıllarda özel okullardan devlet okullarına doğru artan geçişler, ağırlıklı olarak ekonomik nedenlere dayanıyor. Bu nedenle son iki yılda özel okul tercihinde yüzde 30 gerileme yaşandığı tahmin ediliyor. Özellikle birden fazla çocuğu olan aileler için servis ve yemek gibi ek ödemeler maliyeti daha da artırıyor.
Demografik değişimin de bu tabloyu derinleştiren ikinci bir unsur olduğuna değinen Öztürk, “Bazı bölgelerde okul çağındaki nüfuszaten daralırken büyükşehir içi göç hareketleri mahalle bazında kapasite–talep dengesini değiştiriyor. Yani fotoğrafın merkezinde ekonomi var; ama düşük doğurganlık ve iç göç, bu kırılgan zemini daha da belirgin hale getiriyor” dedi.
Türkiye’de doğum hızındaki sert gerileme, en net etkisini okul öncesi kurumlarda gösteriyor. Öztürk, verilerin sektördeki baskıyı açıkça ortaya koyduğunu şu ifadelerle anlatıyor: “Türkiye’de doğurganlık oranı 2001’de 2,38 iken 2023’te 1,51’e, 2024’te ise 1,48’e geriledi; doğan çocuk sayısı 2023’te 1 milyonun altına indi. Bu kadar sert bir düşüş ilk ve en görünür etkisini anaokullarında gösteriyor; pek çok özel okul öncesi kurumda kontenjanlar dolmuyor.”
Bu dönemde MEB’in kısa sürede 6 binden fazla yeni devlet anaokulu açması, kamusal kapasiteyi büyüttü ve rekabeti artırdı. Önümüzdeki beş yılda daralmanın ortaokul ve ilkokul kademelerinde de “dalga gibi” yayılacağını vurgulayan Öztürk, şunları söylüyor:
“Toplam öğrenci havuzu küçüldükçe, kapasite fazlası olan bölgelerde birleşmeler, kapanmalar ve öğretmen istihdamında daralma gündeme gelecek. Bu nedenle doğurganlıktaki düşüşü, özel eğitim sektörü açısından yapısal bir talep şoku olarak görmek gerekiyor.”
Öztürk, özel eğitim kurumlarının ayakta kalabilmesi için hem siyasi hem de kurumsal düzeyde kapsamlı bir yol haritasına ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Politika önerileri arasında, gelir düzeyine göre kademelendirilmiş destek mekanizması, vergi ve SGK avantajları, uzun vadeli düşük maliyetli kredi olanakları ve dezavantajlı gruplara yönelik burs/kupon sistemi olan Öztürk düzenleme ve yapısal alanlardaki çözüm önerilerini şu şekilde ifade ediyor:
“Düzenleme tarafında ise okul ücretleri, asgari ücret–öğretmen maaşı–enflasyon üçgenini dikkate alan, öngörülebilir ve çok yıllı bir çerçeveye oturtulmalı; her yıl son dakika kararları yerine, beş yıllık bir yol haritası açıklanmalı. Yapısal olarak da özel okulların kurumsallaşması, ölçek ekonomisi yaratacak iş birlikleri yapması akademik olarak farklılaşması (STEM, sanat, yabancı dil, mesleki vb.) ve burs–destek fonlarını şeffaf biçimde büyütmesi gerekiyor. Kısacası, kamunun öngörülebilirliği ile özel sektörün kalite ve yenilik kapasitesi bir araya getirilirse, hem ailelerin erişimi artar hem de sektör sağlıklı biçimde ayakta kalır.”
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7893 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
7424 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6756 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6367 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4999 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4907 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
4736 kez okundu
1
“Okumanın yaşı yok” dedirten 40 yaş üstü öğrenciler
5328 kez okundu
2
Van’da “eğitimci olmayan” öğretmen skandalı
3158 kez okundu
3
Genç pilotlar ödedikçe artan borç batağında
2871 kez okundu
4
Eğitim giderleri aileleri zorluyor: Psikolojiyi ve başarıyı olumsuz etkiliyor
2711 kez okundu
5
YKS 2025 alarm verdi: Üniversiteye ilgi azalıyor
2343 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.