Mehlika Sultan Ceylan
Lise çağındaki gençler arasında artan şiddet olayları toplumsal bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Uzmanlara göre gençlerin şiddete yönelmesi yalnızca bireysel bir sorun değil; toplumda giderek yaygınlaşan şiddet kültürü, aile içi sorunlar ve sosyal çevre bu süreci doğrudan etkiliyor.
Uzmanlar; cezasızlık algısı, aile içi şiddet, sosyal medyanın etkisi ve yetersiz psikolojik destek mekanizmalarının gençleri şiddete daha açık hale getirdiğini vurguluyor. Çözümün ise cezaları artırmaktan çok koruyucu ve önleyici mekanizmaları güçlendirmekten geçtiği ifade ediliyor.
Aileler çocuklarını şiddetten korumak için farklı farklı yöntemlere başvuruyor. Bunlardan biri de Y.D. Lise öğrencisi olan çocuğunun başına bir şey gelmemesi için çareyi polise ihbar etmekte bulduğunu bulmuş. Neden bu yola başvurduğunu ise şöyle anlatıyor:
“Biz çocuğumuzu kontrol altında tutamıyoruz. Elimizden kaydı gitti, sokaktaki arkadaş çevresi onu bizden kopardı. Çocuğumu çoğu zaman karakollardan topluyorum çünkü bir kavgaya ya da kötü bir olaya karışmış oluyor. Bu duruma üzülüyorum çözüm olarak da çocuğumun gezdiği mahallelerdeki belli başlı duraklardaki insanlara çocuğumun fotoğrafını göstererek denk geldikleri yerde polise ihbar etmelerini söylüyorum. Bazen onu takip ediyorum, kalabalık bir grupla dolaştığını gördüğümde direkt polisi arayıp şikayet ediyorum, başına bir şey gelmesinden veya birinin başına bela olmasından korktuğum için bunu yapıyorum.”
Karıştığı şiddet olayı sonrası okuldan uzaklaştırma cezası alan lise öğrencisi H.K, kendini korumak için şiddetten başka bir çözüm yolu olmadığını, kendini korumak için bıçak taşıdığını söylüyor. H.K., şiddetin bir savunma mekanizması olduğunu söyleyerek, “Durduk yere kimseye şiddet göstermem ama biri bana takıldığında ona hak ettiğini veririm” diyor.
Kendisine saldırı olduğunda yumrukla savunma yaptığını anlatan H.K., “Ama karşımdakinin cebinden bıçak çıkabilir ihtimaline karşı ben de bıçak taşıyorum. Okula bıçak götürmüyorum ama dışarı çıkarken yanıma alıyorum. Şiddetten başka bir çözüm yolu var mı bilmiyorum” sözleriyle kendini savunuyor.
Gençlerdeki şiddet eğilimindeki artışı 9. Köy’e değerlendiren çocuk ve genç psikiyatristi Prof. Dr. Bengi Semerci, toplumda artan şiddetin gençlere de yansıdığını; aile içinde yaşanan şiddetin ve bu olayların cezasız kaldığına dair oluşan algının gençler üzerinde güçlü bir etki yarattığını söyledi. Semerci, gençlerin şiddete yöneliminde yoksulluğun, aile içinde yaşanan yoksunlukların ve eğitim sisteminden uzaklaştırılarak sokak kültürüne mahkum bırakılmanın yanı sıra, sosyal medya ve dizilerin de şiddeti öğreten ve normalleştiren bir etken olabileceğini belirtti.
Sosyal medya ve dizileri yasaklamanın, cezaları arttırmanın çözüm olmadığını vurgulayan Semerci, şiddeti önleyecek çözümün sosyal destek programları olması, çocuklar ve ailelerin desteklenmesi ve riskli gruplara çözüm yaratılması olduğunu söyledi. Çocukların ve ailelerin desteklenmesi gerektiğinin altını çizen Semerci konudaki en önemli çözüm yollarından birinin de okullardaki rehberlik hizmetlerinin geliştirilmesi olduğunu vurguladı.
Semerci şu önerilerde bulundu: “Eğitim sistemi içinde kalabilen ve denetlenebilen çocuklar şiddetten uzaklaşıyor. Bir çocuk daha ilkokula başladığı andan itibaren aile yapısı, ekonomik koşulları ve diğer risk faktörleri açısından değerlendirilmeli ve bu riskler erken dönemde tespit edilerek çocuklara gerekli destek sağlanmalıdır. Bunun için de Psikolojik Danışman ve Rehberlik öğretmeni, sosyal çalışmacı ve eğitimcilerden oluşan bir sosyal destek ekibi kurularak çocuklar için koruyucu önlemler alınmalıdır.”
İstanbul’da bir lisede görev yapan Psikolojik Danışman ve Rehberlik Öğretmeni Uğur Can Karadağ ise şiddeti önlemek için önleyici bir çalışmanın şart olduğunu vurguladı. Karadağ, şiddete eğilim gösteren öğrencilerin çoğunlukla aile içinde sorun yaşayan ve kendilerini ifade etmekte zorlanan öğrenciler oluştuğunu söyledi. Öğrencilerin şiddet içerikli oyunları ve medyadaki şiddet görüntülerini içselleştirdiğini, bunun da şiddeti normal bir davranış olarak görmelerine yol açtığını belirten Karadağ, çözümün aile denetiminden ve eğitim sistemindeki destekten geçtiğini söyledi. Karadağ, okullardaki psikolojik danışman ve rehberlik öğretmeni sayısının arttırılmasının ve müfredata empati içerikli derslerin eklenmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“Biz öğretmenden ziyade öğrencilerin duygularını açabildiği, kendini ifade edebildiği bir ortamız. Şiddete eğilim gösteren öğrencilerle birebir görüşme sağladığımızda olumlu geri dönüşler alıyoruz bu nedenle okullardaki rehberlik öğretmeninin sayıca fazla olması şiddetin önlenmesinde önemli rol oynuyor.“
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7458 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6636 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6279 kez okundu
4
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
5432 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4942 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4717 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4636 kez okundu
1
“Okumanın yaşı yok” dedirten 40 yaş üstü öğrenciler
5030 kez okundu
2
Van’da “eğitimci olmayan” öğretmen skandalı
3121 kez okundu
3
Genç pilotlar ödedikçe artan borç batağında
2868 kez okundu
4
Eğitim giderleri aileleri zorluyor: Psikolojiyi ve başarıyı olumsuz etkiliyor
2676 kez okundu
5
YKS 2025 alarm verdi: Üniversiteye ilgi azalıyor
2343 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.