DOLAR 45,0235 0.22%
EURO 52,7589 0.18%
ALTIN
Ankara
12°

AÇIK

Akademide “yeni” düzen: Liyakatın yerini güvencesizlik aldı
  • 9.Köy
  • Eğitim
  • Akademide “yeni” düzen: Liyakatın yerini güvencesizlik aldı

Akademide “yeni” düzen: Liyakatın yerini güvencesizlik aldı

Üniversitelerde liyakatsiz atamalar, güvencesizlik ve idari baskılar kalıcı hale gelirken, akademik özgürlük alanı daralıyor. Akademisyenler işten çıkarmalar ve performans baskısıyla karşı karşıya kalırken, üniversiteler giderek piyasa ilişkilerine eklemleniyor.

ABONE OL
24 Nisan 2026 10:46
Akademide “yeni” düzen: Liyakatın yerini güvencesizlik aldı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Oğulcan Özgenç

Türkiye’de üniversitelerde akademik özgürlük ve kurumsal özerklik, son yıllarda giderek derinleşen bir ihlal alanına dönüşüyor. Akademik kadrolara yapılan liyakatsiz ve “adrese teslim” atamalar, idari müdahaleler ve yolsuzluk iddiaları, yükseköğretim kurumlarının işleyişine doğrudan yansırken, bilimsel üretim ve karar alma süreçleri üzerindeki baskı artıyor.

Bu tabloya güvencesiz çalışma koşulları ve yaygın işten atmalar eşlik ediyor. Hem vakıf hem de devlet üniversitelerinde akademisyenler artan sözleşme fesihleri, performans baskısı ve iş güvencesi eksikliğiyle karşı karşıya kalırken; öğrenciler ve akademisyenler soruşturmalar ve disiplin süreçleriyle hedef alınıyor. Üniversite bileşenleri için ifade ve örgütlenme alanı daralırken, yükseköğretim kurumları giderek daha kontrol altında bir yapıya doğru sürükleniyor.

Devlet üniversiteleri hak ihlallerinin merkezine dönüştü

Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği’nin (Ünivder) “Üniversitelerde Hak İhlalleri 2025” raporuna göre, basına yansıyan 251 hak ihlali vakasında toplam 246 akademisyen işten çıkarıldı. Bu işten çıkarmaların 71’i devlet üniversitelerinde, 175’i ise vakıf üniversitelerinde yaşandı. İhlallerin büyük bölümü ise yüzde 87,5 oranıyla devlet üniversitelerinde gerçekleşti. Devlet üniversitelerinde en sık görülen ihlaller arasında akademik özgürlük ihlalleri, liyakatsiz atamalar ve yolsuzluk öne çıktı.

Rapora göre; 2025 yılında akademik ilanlar her sene olduğu gibi belirli kişilere göre şekillendirildi. Güvencesiz statüde çalışan akademisyenlerin görevlerine son verildi. Sendika veya dernek üyeliği akademisyenlerin işten çıkarılmasına “gerekçe” oldu.

Vakıf üniversitelerinde en yaygın ihlal türü ise işten atmalar oldu. Bu kurumlarda iş güvencesinin zayıf olması, akademisyenlerin yaşadıkları hak ihlallerine karşı başvuru mekanizmalarını fiilen kullanamaz hale gelmesine yol açtı.

Üniversiteler iktidar ve piyasa kıskacında özerkliğini yitirdi

Ünivder Yönetim Kurulu Üyesi Zafer Çeler, üniversitelerdeki hak ihlallerine ilişkin değerlendirmesinde, Türkiye’de yükseköğretimin uzun süredir iktidar ilişkileri içinde şekillendiğine dikkat çekti.

Üniversitelerin geçmişte de tam anlamıyla özerk olmadığını belirten Çeler, “Türkiye’deki üniversiteler aslında hep bir şekilde iktidarın bir parçası olarak işledi. 80’lerden itibaren üniversite özerkliği ortadan kalktı” dedi. 2000’li yıllarla birlikte açılan 200’ün üstünde taşra üniversitenin bu süreci derinleştirdiğini vurgulayan Çeler, kamusal eğitim anlayışının aşındığını ve üniversitelerin giderek piyasa ilişkilerine eklemlendiğini ifade etti.

Liyakat çöktü: Üniversiteler “arpalık” haline geldi

Üniversitelerdeki yapısal dönüşümün liyakat ilkesini ortadan kaldırdığını vurgulayan Çeler, üniversitelerde uzun süredir sistematik bir kayırmacılığın hakim olduğunu söyledi: “Liyakat gibi bir süreçten bahsetmek mümkün değil. Bu çok uzun süredir var. Taşra ve devlet üniversitelerinde olan şey gayet açık, vakıf üniversitelerinde de benzer bir süreç işliyor.”

Üniversitelerin akademik üretimden uzaklaştığını ve ifade alanının daraldığını belirten Çeler, “Üniversiteler artık birer arpalık haline geldi; liyakatsiz insanların girdiği, akademik üretimin olmadığı, öğrencilerin de yetiştirilmediği yerlere dönüştü. Liyakatli olan ise bir şekilde eziliyor” değerlendirmesinde bulundu.

Akademisyenlik mesleki değerini yitiriyor mu?

Bu liyakatsiz ve güvencesiz ortamda özel üniversitelerdeki akademisyenlerin aylarca maaş alamadan ders vermek zorunda kaldığını ifade eden Çeler, “Üniversiteler, bakkal ve market gibi işletilmek isteniyor” dedi.

Bilkent ve Koç gibi vakıf üniversitelerinde akademisyenlerin her yıl ağır performans değerlendirmelerine tabi tutulduğunu belirten Çeler, yeterlik sağlanamadığı gerekçesiyle ücretsiz izne çıkarılan akademisyenlerden bu süreçte dahi akademik üretim beklendiğini aktardı. Bu uygulamaların akademisyenliği değersizleştirdiğini vurgulayan Çeler, “Akademisyenlik bir meslek olarak değerini yitirmiş durumda. Çünkü bir taraftan da anti-entelektüel bir yaklaşım güçleniyor” diye konuştu.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.