Oğulcan Özgenç
Türkiye’de üniversitelerde akademik özgürlük ve kurumsal özerklik, son yıllarda giderek derinleşen bir ihlal alanına dönüşüyor. Akademik kadrolara yapılan liyakatsiz ve “adrese teslim” atamalar, idari müdahaleler ve yolsuzluk iddiaları, yükseköğretim kurumlarının işleyişine doğrudan yansırken, bilimsel üretim ve karar alma süreçleri üzerindeki baskı artıyor.
Bu tabloya güvencesiz çalışma koşulları ve yaygın işten atmalar eşlik ediyor. Hem vakıf hem de devlet üniversitelerinde akademisyenler artan sözleşme fesihleri, performans baskısı ve iş güvencesi eksikliğiyle karşı karşıya kalırken; öğrenciler ve akademisyenler soruşturmalar ve disiplin süreçleriyle hedef alınıyor. Üniversite bileşenleri için ifade ve örgütlenme alanı daralırken, yükseköğretim kurumları giderek daha kontrol altında bir yapıya doğru sürükleniyor.
Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği’nin (Ünivder) “Üniversitelerde Hak İhlalleri 2025” raporuna göre, basına yansıyan 251 hak ihlali vakasında toplam 246 akademisyen işten çıkarıldı. Bu işten çıkarmaların 71’i devlet üniversitelerinde, 175’i ise vakıf üniversitelerinde yaşandı. İhlallerin büyük bölümü ise yüzde 87,5 oranıyla devlet üniversitelerinde gerçekleşti. Devlet üniversitelerinde en sık görülen ihlaller arasında akademik özgürlük ihlalleri, liyakatsiz atamalar ve yolsuzluk öne çıktı.
Rapora göre; 2025 yılında akademik ilanlar her sene olduğu gibi belirli kişilere göre şekillendirildi. Güvencesiz statüde çalışan akademisyenlerin görevlerine son verildi. Sendika veya dernek üyeliği akademisyenlerin işten çıkarılmasına “gerekçe” oldu.
Vakıf üniversitelerinde en yaygın ihlal türü ise işten atmalar oldu. Bu kurumlarda iş güvencesinin zayıf olması, akademisyenlerin yaşadıkları hak ihlallerine karşı başvuru mekanizmalarını fiilen kullanamaz hale gelmesine yol açtı.
Ünivder Yönetim Kurulu Üyesi Zafer Çeler, üniversitelerdeki hak ihlallerine ilişkin değerlendirmesinde, Türkiye’de yükseköğretimin uzun süredir iktidar ilişkileri içinde şekillendiğine dikkat çekti.
Üniversitelerin geçmişte de tam anlamıyla özerk olmadığını belirten Çeler, “Türkiye’deki üniversiteler aslında hep bir şekilde iktidarın bir parçası olarak işledi. 80’lerden itibaren üniversite özerkliği ortadan kalktı” dedi. 2000’li yıllarla birlikte açılan 200’ün üstünde taşra üniversitenin bu süreci derinleştirdiğini vurgulayan Çeler, kamusal eğitim anlayışının aşındığını ve üniversitelerin giderek piyasa ilişkilerine eklemlendiğini ifade etti.
Üniversitelerdeki yapısal dönüşümün liyakat ilkesini ortadan kaldırdığını vurgulayan Çeler, üniversitelerde uzun süredir sistematik bir kayırmacılığın hakim olduğunu söyledi: “Liyakat gibi bir süreçten bahsetmek mümkün değil. Bu çok uzun süredir var. Taşra ve devlet üniversitelerinde olan şey gayet açık, vakıf üniversitelerinde de benzer bir süreç işliyor.”
Üniversitelerin akademik üretimden uzaklaştığını ve ifade alanının daraldığını belirten Çeler, “Üniversiteler artık birer arpalık haline geldi; liyakatsiz insanların girdiği, akademik üretimin olmadığı, öğrencilerin de yetiştirilmediği yerlere dönüştü. Liyakatli olan ise bir şekilde eziliyor” değerlendirmesinde bulundu.
Bu liyakatsiz ve güvencesiz ortamda özel üniversitelerdeki akademisyenlerin aylarca maaş alamadan ders vermek zorunda kaldığını ifade eden Çeler, “Üniversiteler, bakkal ve market gibi işletilmek isteniyor” dedi.
Bilkent ve Koç gibi vakıf üniversitelerinde akademisyenlerin her yıl ağır performans değerlendirmelerine tabi tutulduğunu belirten Çeler, yeterlik sağlanamadığı gerekçesiyle ücretsiz izne çıkarılan akademisyenlerden bu süreçte dahi akademik üretim beklendiğini aktardı. Bu uygulamaların akademisyenliği değersizleştirdiğini vurgulayan Çeler, “Akademisyenlik bir meslek olarak değerini yitirmiş durumda. Çünkü bir taraftan da anti-entelektüel bir yaklaşım güçleniyor” diye konuştu.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7566 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6667 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6301 kez okundu
4
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
5978 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4960 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4756 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4657 kez okundu
1
“Okumanın yaşı yok” dedirten 40 yaş üstü öğrenciler
5077 kez okundu
2
Van’da “eğitimci olmayan” öğretmen skandalı
3135 kez okundu
3
Genç pilotlar ödedikçe artan borç batağında
2868 kez okundu
4
Eğitim giderleri aileleri zorluyor: Psikolojiyi ve başarıyı olumsuz etkiliyor
2688 kez okundu
5
YKS 2025 alarm verdi: Üniversiteye ilgi azalıyor
2343 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.