İbrahim Türk
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Kadın Gazeteciler Komisyonu, 100 kadın gazetecinin çalışma şartlarına ve karşılaştıkları zorluklara yönelik anket gerçekleştirdi. Çalışmadan çıkan sonuca göre, kadın gazetecilerin yüzde 93’ü mevcut yasaların kendilerini yeterince korumadığını düşünüyor.
Gazetecilik mesleğinin stresi kadınlar üzerinde ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor. Ruhsal baskı, mobbing ve tükenmişlik sıkça dile getirilen problemler arasında.
Kadın gazeteciler, iş yerinde cinsiyetlerinden ötürü dezavantaj yaşadıklarını açık şekilde ifade ediyor. Görünüşün etkisi, terfi ve işe alım süreçlerinde büyük ölçüde eşitliğin sağlanmadığına inanıyorlar.
Kadın gazeteciler mesleklerini sevdiklerini belirtse de, geleceğe dair umutları zayıf. Dayanışma eksikliği ve sektörel belirsizlikler en çok öne çıkan duygular arasında.
Bu veriler, sahada çalışan kadın gazetecilerin tanıklıklarıyla birleşince tablo daha netleşiyor.
Taciz vakaları, yalnızca yaşanmakla kalmıyor; failler, kısa süreli iş kayıplarının ardından başka kurumlarda çalışmaya devam edebiliyor. Bu durum, hem cezasızlık kültürünü besliyor hem de mağdurların yeniden aynı kişilerle karşılaşma ihtimalini canlı tutuyor.
Genç bir kadın muhabir, yaşadıklarını şöyle anlatıyor:
“Gazeteciliğe başladığımda başka bir gazeteci tarafından tacize uğradım. Bildirdiğimde işten çıkarıldı ama başka kurumda işe girdi. Hâlâ bu sektörde çalışıyor.”
Bir başka kadın gazeteci ise görünmeyen baskı mekanizmalarına dikkat çekiyor:
“Birine gülümsüyorsun, herkesle aran iyi olsun diye çalışıyorsun. Ama bu sefer ‘çok samimi oldun’ deniyor. Giyimine dikkat et uyarısı değişmeyen bir baskı. Hele ki sahadaysan…”
Bu ifadeler, bireysel anıların ötesinde, kadın gazetecilerin iş yerlerinde karşı karşıya kaldığı sistematik baskının somut örnekleri.
Kadın gazeteciler, spor haberciliği gibi “erkek egemen” görülen alanlarda daha yoğun ayrımcılık ve önyargılarla karşılaşıyor.
Eski bir kadın spor muhabiri, yaşadığı olayı şöyle aktarıyor:
“Maça gittiğimde akreditasyonum olduğu hâlde sahaya girmem engellendi. Erkek meslektaşım yanımdaydı ve o hiçbir sorun yaşamadan geçti. Yöneticilere söylediğimde ‘Yanlış anlaşılma olmuştur’ dediler. Ama bu yanlış anlaşılmalar hep bizim başımıza geliyor.”
Bu durum, kadınların spor medyasında hâlâ “misafir” gibi görüldüğünü ve kalıcı, eşit bir kabulle işlerini yapamadıklarını ortaya koyuyor.
Kadın gazetecilere sıklıkla magazin, sağlık veya yaşam gibi “daha yumuşak” görülen haber alanları öneriliyor. Politika, ekonomi, adliye ya da savaş muhabirliği gibi “sert” olarak kabul edilen alanlarda ise erkek meslektaşların önceliklendirildiği dile getiriliyor.
Bir kadın gazeteci, yaşadığı deneyimi şöyle paylaşıyor:
“Politika haberlerinde daha fazla görev almak istedim ama bana sürekli kültür-sanat sayfasında iş verildi. Oysa politika alanında deneyim kazanmak istiyordum.”
Bu tür yönlendirmeler, hem kadın gazetecilerin kariyer gelişimini hem de medyadaki temsiliyet dengesini doğrudan etkiliyor.
Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Genel Sekreteri Ceren Bayar, sektördeki cinsiyet temelli sorunların aşılmasına yönelik politika metni hazırlamayı planladıklarını belirtti.
Bayar, çalışmanın amacını; haber dilinde cinsiyetçi olmayan, eşitlikçi bir dilin kullanımına dair ilkeleri, kadınların meslekteki koşullarına dair pozitif önerileri içeren bir politika metni hazırlamak olarak ifade etti. “Çalışmamız başladığında bu alanda fikri ve birikimi olan tüm meslektaşlarımızın katkılarına açık olacağız.” dedi.
Kadın gazetecilerin tanıklıkları,TGC’nin verileri ile birleştiğinde, medyada cinsiyet eşitsizliğinin bireysel değil yapısal bir sorun olduğu açıkça görülüyor. Tacizden mobbinge, alan ayrımcılığından yönetim kademelerindeki görünmezliğe uzanan bu tablo, yalnızca kadın gazetecilerin değil, haberciliğin geleceğini de ilgilendiriyor.
Çözüm için ise bireysel dayanışmanın ötesinde; sendikaların, meslek örgütlerinin ve medya kurumlarının somut, uygulanabilir adımlar atması gerekiyor.
Bu haber, Avrupa Birliği finansal desteği ile üretilmiştir. Haberin içeriği tamamıyla İbrahim Türk’ün sorumluluğu altındadır ve hiçbir durumda Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6444 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6407 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6147 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4863 kez okundu
5
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4497 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4492 kez okundu
7
Kadının soyadı düzenlemesi ve online satılan dini nikah cüzdanı
4422 kez okundu
1
Orman yangını, atık havuzdaki suyla mı söndürüldü?
5580 kez okundu
2
Türkiye’de kayıp çocuk krizi: Karanlıkta kalan gerçekler
3915 kez okundu
3
Türkiye’de eğitimin son 22 yılı; devrim mi, çöküş mü?
3740 kez okundu
4
“Yapay zekâ, araştırmacı gazeteciliğin yerine geçemez”
3659 kez okundu
5
2025’te neredeyiz? Sürdürülebilir Kalkınma Raporu yayımlandı!
3525 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Çok çok çok yakın zamanda çocuğu olduğu için işten çıkarılan bir kadın gazeteciyim. Halbuki hamilelik bildirimi ve doğum izni öncesi süreci oturup konuşmuştuk. Anne olmadan önce de süreç çeşitli kurumlarda ‘kadın’ olduğum için farklı zorluklarda işledi. Mesela bir patronum kadın olduğum için müdürlüğümü sadece künyede gösterdi. Tecrübesiz ve sektörle alakalı bir erkek çalışanı müdür yapıp onu başının tacı yaptı. Yani bir kadın gazeteci olarak yıllarımı vermeme rağmen hiçbir şekilde kıymeti olmadı.