Muhammed Yavaş
Çan’da göğüs ağrısı, nefes darlığı, öksürük şikayetiyle devlet hastanesine başvuran hasta sayısında ciddi artış gözleniyor. Çan’dan Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevkedilen bu hastaların tamamına yakınında “Pnömotoraks” tespit edildiği bölgedeki sağlık çalışanları tarafından hastalığa “Çan Ciğeri” denilmeye başlandı.
Dilde değişime yol açacak kadar günlük hayatın gerçeğine dönüşmüş bu sorunu, ne sayısal verilere dökebilmek ne hasta, hasta yakını ne de sağlık çalışanlarının açık kimlikleriyle aktarabilmek mümkün değil.
Çan’da her aileden en az bir kişinin termik santraller ve fabrikalarda çalışması; sağlık çalışanları ve yöneticilerinin hissettiği siyasi baskı, ilçedeki başta Çan ciğeri olmak üzere artan solunum yolu sorunlarını dile gelmez, görünmez, işitilmez kılıyor.
Konuyla ilişkin bilgisine başvurduğumuz adının açıklanmasını istemeyen Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi yetkilileri, son 3 ayda hastaneye en az 60 hastanın “ciğer sönmesi” şüphesiyle başvurduğunu ve genel anlamda bu şüpheyle başvuran 10 hastanın 7’sinin Çanlı olduğu ifade etti.
Çanakkale Tabip Odası üyesi bir doktor, ciğer sönmesi rahatsızlığı ve rahatsızlığın bölgede “Çan ciğeri” olarak anılmasına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Akciğer sönmesi, ciğerde bulunan baloncuklardan meydana gelir. Blep denilen baloncukların kendiliğinden patlaması sonucu oluşur. Buna ciğer sönmesi adı verilir, hastalık gençlerde ve erkeklerde daha sık görülür. Aşırı sigara kullanımı ve uzun bir süre kirli ve sağlıksız havaya maruz kalmak en büyük sebepleridir. Hastalığın durumuna göre ayakta tedavisi mümkün olabildiği gibi ameliyatla da tedavi edilebilir. Gözlem, oksijen sağlanması, iğne ile ciğerin boşaltılması ya da ameliyat yöntemleri uygulanabilir.
Çanakkale’de bu hastalığın adına Çan ciğeri denmesinin sebebi, gelen hastaların sıklıkla Çanlı olmasıyla alakalı. Çünkü Çan, hava kalitesi düşük bir ilçemiz. İçinde bulunan termik santraller ve Çan’ın coğrafi konumu itibarı ile çukurun içinde kalması sonucu hava kirliliği maalesef bu hastalığı Çan gibi yerlerde arttırıyor.”
Bu hastalığa yakalanan ve konuya dair görüşüne başvurulan hasta, doktorunun kendisine “Çan ciğeri” hastalığından bahsettiğini ve Çanakkale genelinde bu hastalığın adına Çan ciğeri denildiğini vurguladı. İsmini açıklamak istemeyen Çanlı hasta, “Doktorum bana derhal orayı terk et. Senin ciğerin sönmüş, sen de Çan’dan gelmişsin. Sizin oralarda bu hastalık meşhur. Burada biz bu hastalığa Çan ciğeri diyoruz. Çan ciğeri dediğinde normalde bir yemek gibi düşünürsün ama sizin durumunuz farklı, sizin ciğerleriniz Çan ciğeri” dediğini aktardı.
Bununla ilgili konuşamadıklarını da ifade eden hasta, “Konuşmak isterim, anlatmak isterim ama eşim Çan’ı zehirleyen o kurumlardan birinde çalışıyor, konuşursam işten atarlar, ne yaparız, ne ederiz, nasıl anlatayım ki” dedi.
Aynı hastalığı geçiren başka bir hasta ise, “Ben önceden pnömoni hastalığına yakalanmıştım bana bunun hava kirliliğinden kaynaklandığını söylemişlerdi. Hava kirliliği sebebiyle hava keselerim dolmuş ve iltihaplanmış. Sonra ben bunu atlattım ama tam bir sene sonra yeniden nüksetti. Hastaneye başvurduğumda ise direkt olarak doktorum bana ‘Çan ciğeri’ dedi, ben bunu doktoruma sorduğumda ise ‘Senin hastalığın ciğer sönmesi ama bu şikayetle gelen hastalar hep Çan’dan o yüzden biz buna Çan ciğeri diyoruz’ dedi. Çan ciğeri dolayısıyla 1 hafta yoğun bakımda, 1 hafta ise normal serviste kaldım, ciğerlerim sönmüş daha sonrasında açık ciğer ameliyatı oldum. Orada doktorların hastalığıma Çan ciğeri demesi çok ilginç gelmişti” dedi.
Çan ciğeri hastalığını ve hastalığa gerekçe gösterilen hava kirliliğine ilişkin görüşünü sorduğumuz Çan Çevre Derneği Başkanı Mehmet Öz, şöyle konuştu:
“Çan ciğeri olan hastalar bize geliyorlar iyileştikten sonra, hava kirliliği ile ilgili bir şey yapalım ama adımızı vermeyin diyorlar. Sebep diyoruz, eşim termik santralde çalışıyor, oğlum Türkiye Kömür İşletmeleri’nde çalışıyor gibi cevaplar geliyor. Burada herkes hasta ve herkes neden hasta olduğunu biliyor ama kimse konuşamıyor. Çünkü herkesin bir yakını o işletmelerde çalışıyor. Çan ciğeri bizim bildiğimiz üzerine düştüğümüz bir konu ancak gerekeni yapamıyoruz. Çünkü sağlıklı veri elde edemiyoruz ya da mesela o hastalığa yakalanmış birisi ile birlikte en temel hakkımız olan temiz hava için başvuramıyoruz, çünkü herkes korkuyor.”
Hava kalitesine ilişkin devlet kurumlarından bilgi elde edemediklerini ifade eden Mehmet Öz, şöyle devam etti:
“Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı gibi bilgi edinme hakkı da Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında yer alan haklarımızdan biridir. Bu hak, uluslararası insan hakları rejiminde ve çevre sözleşmelerinde de garanti altına alınmıştır. Bu hukuksal çerçevede talep edilen çevreye dair bilgi ve belgelerin paylaşılması gerektiği konusunda hiçbir şüphe bulunmamaktadır. Ancak buna rağmen kamu kurum ve kuruluşları başvurularımıza cevap vermiyor. CİMER, DSİ, Çevre Şehircilik, İlçe Tarım, OGM, Ziraat Odası sorulabilecek kim varsa sorduk, başvurulacak kim varsa başvurduk ancak başvurularımızı yanıtsız bırakılıyor, talep ettiğimiz bilgilere dair geri bildirimlerle çevresel bilgi edinme hakkımız ihlal ediliyor. Elimizde, Çan’da termik santrallerin çevresel performanslarına dair bilgiler ve mahkeme kararı olmasına rağmen, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bize cevap vermiyor.”
Çan’da termik santrallerin hava kirliliğine yol açtığını ifade eden Başkan Öz, “Şimdi bizim elimizde raporlar var. Mesela Greenpeace bir rapor hazırladı ve dedi ki Çanakkale Çan’da limit aşımı var, incelenen bölgelerde PM 10 (zararlı partikül madde) ve PM 2,5 parçalarının üzerinde ağır metallerin de bulunması doğrudan kanserojen etkisi. Özellikle PM10 ve ölçülen yerleşimlerde PM2.5 değerlerine bakıldığında partikül maddeler için Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün belirlediği üst sınırların kat kat aşıldığı gözlemleniyor. Biz çok anlamayız ama bunu bize Greenpeace söylüyor. Biz daha önce Temiz Hava Haktır Platformu’nu da davet ettik. Onlar da ölçümler yaptılar ve Çan’da termik santraller kurulduğundan beri 1300 erken ölüm var, Çanakkale genelinde de toplam 3168 erken ölüm var. Buna dair verilerimiz elimizde mevcut” dedi.
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre bu partikül maddenin günlük ortalama konsantrasyonunun sınır değeri metreküp başına 50 mikrogram, yıllık sınır değeri ise metreküp başına 20 mikrogramdır.


Temiz Hava Hakkı Platformu (THH) konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, Çanakkale ili genelinde ve Çan ilçesi özelindeki hava kirliliği sorununa değindi. Açıklamada Çanakkale merkezde temiz bir hava olduğuna ancak Çan ve Biga’da aynı durumun söz konusu olmadığına değinilerek, “2017 Aralık ayına kadar üç adet kömürlü termik santral işletmedeyken Biga’da Cenal Termik Santrali’nin devreye girmesiyle kömürlü termik santrallerin sayısı dörde çıktı. Hava kalitesinin oldukça kötü olduğu Çan ilçesinde inşaatı biten ve Haziran 2018’de devreye giren Çan-2 Termik Santrali’yle birlikte toplamda beş kömürlü termik santralin çalıştığı Çanakkale’de termik santraller yılda toplam 10 milyon ton kömür yakıyor. Çanakkale il sınırları içerisindeki termik santraller hava kirliliğini geri dönüşü olmayan şekilde olumsuz etkiliyor. Hava kirliliği, Dünya Sağlık Örgütü tarafından hem kanserojen hem de dördüncü en önemli sağlık tehdidi olarak tanımlanıyor. Özellikle felç, kalp krizi, kalp yetmezliği gibi öldürücü hastalıklara yol açmanın yanı sıra gebelik sırasında maruz kalınma ile çocukların akciğer gelişiminde bozukluğa neden oluyor ve alerjik astım hastalıkları, erişkinlerde KOAH ve astım atakları gibi birçok kronik hastalığa davetiye çıkarıyor. Türkiye’de hava kirliliğine bağlı her yıl 32 bin erken ölüm gerçekleşiyor. Çan maalesef hava kirliliği ile birlikte tüm bunların tehdidi altında” denildi.
Bu haber, Avrupa Birliği finansal desteği ile üretilmiştir. Haberin içeriği tamamıyla Muhammed Yavaş’ın sorumluluğu altındadır ve hiçbir durumda Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.
1
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6373 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6366 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6124 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4851 kez okundu
5
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4485 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4465 kez okundu
7
Kadının soyadı düzenlemesi ve online satılan dini nikah cüzdanı
4408 kez okundu
1
Orman yangını, atık havuzdaki suyla mı söndürüldü?
5568 kez okundu
2
Türkiye’de eğitimin son 22 yılı; devrim mi, çöküş mü?
3719 kez okundu
3
“Yapay zekâ, araştırmacı gazeteciliğin yerine geçemez”
3645 kez okundu
4
2025’te neredeyiz? Sürdürülebilir Kalkınma Raporu yayımlandı!
3512 kez okundu
5
Çocuk işçiler ölüme sürükleniyor
2652 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.