DOLAR 43,6020 0.13%
EURO 51,5791 0.33%
ALTIN 6.949,423,23
Ankara

KAPALI

2025’te neredeyiz? Sürdürülebilir Kalkınma Raporu yayımlandı!

2025’te neredeyiz? Sürdürülebilir Kalkınma Raporu yayımlandı!

2024 ve 2025 yılına ait Sürdürülebilir Kalkınma Raporu verileri karşılaştırıldığında, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma performansında bazı alanlarda ilerleme görülse de, sosyal eşitsizlikler, çevresel bozulma ve demokratik gerilemeler tabloyu gölgeliyor.

ABONE OL
29 Ağustos 2025 17:06
2025’te neredeyiz? Sürdürülebilir Kalkınma Raporu yayımlandı!
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Beyza Bedir

Birleşmiş Milletler’in 2015’te ilan ettiği Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA), tüm ülkeleri 2030 yılına kadar sosyal eşitsizlikleri azaltmak, çevresel tahribatı durdurmak, ekonomik kapsayıcılığı sağlamak ve yönetişimi güçlendirmek gibi 17 kapsamlı hedef doğrultusunda harekete geçmeye davet etti. Türkiye de bu küresel çağrıya kayıtsız kalmayarak imzacı ülkeler arasında yer aldı ve hedefleri ulusal kalkınma planlarına entegre etme taahhüdü verdi.

Ancak imzanın ardından geçen 10 yılda Türkiye’nin performansı, farklı alanlarda dalgalı bir seyir izledi. 2025 Sürdürülebilir Kalkınma Raporu, 2024 yılında yayımlanan rapor ile karşılaştırıldığında bazı göstergelerde ilerleme sağlandığı görülürken, özellikle sosyal adalet, çevresel denge ve demokratik yönetim başlıklarında belirgin gerilemelerin yaşandığı kaydedildi.

2025 Sürdürülebilir Kalkınma Raporu’na göre Türkiye, 167 ülke arasında 73. sırada yer aldı. Türkiye’nin SKA endeks puanı 70,6 oldu.

Birleşmiş Milletler’in hazırladığı Çok Taraflılığa Destek Endeksinde (UN-Mi) ise Türkiye, 193 ülke içinde 179. sırada kaldı ve 48,9 puan alabildi.

2025 raporuna göre, “2023 Türkiye’nin İstatistiksel Performans Endeksi” verisi 86.7 olarak açıklandı. Böylece 2016 yılında açıklanan 80.6 puandan bu yana iyileşme kaydedilmiş oldu. Bu puan, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (66.0) ile Doğu Avrupa ve Orta Asya (77.2) ortalamalarının üzerinde, ancak OECD üyeleri (91.8) ortalamasının altında.

Yaşlı nüfus arasında yoksulluk arttı

Raporda, sağlık hizmetlerine erişim ve dijital teknolojilerin kullanımında olumlu gelişmeler olduğu vurgulandı. Buna karşılık, gelir dağılımındaki adaletsizlik, yaşlı nüfus arasında artan yoksulluk ve ifade özgürlüğündeki gerileme, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinden uzaklaşıldığını gösteriyor.

Sera gazı salınımı artmış durumda

2025 raporunun sunduğu bulgulara göre büyük şehirlerde, temel kamu hizmetlerine yürüme mesafesinde erişim azaldı. Ayrıca, çevresel göstergeler zayıfladı; ithal edilen ürünlerin sera gazı salınımı arttı, çevreye verilen dolaylı zararlar büyüdü.

Basın özgürlüğü endeksinde gerileme

Rapora göre, cezaevindeki kişi sayısı artarken basın özgürlüğü zayıfladı. Sağlık ve eğitim gibi temel alanlara ayrılan kamu harcamaları azaldı. Türkiye’nin uluslararası iş birliklerine desteğinde de düşüş yaşandı.

Yaşam beklentisi 77 yıla yükseldi

2025 yılında yayımlanan Sürdürülebilir Kalkınma Raporunda göre anne ölümleri azaldı. Bununla birlikte yaşam beklentisi 76 yıldan 77 yıla yükseldi.

STEM’de kadın mezun sayısı arttı

Kadınların bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarındaki mezuniyet oranı 2014 yılında %34,7 olarak açıklanmışken bu oran 2022 yılında %51’e yükseldi

Aşağıdaki tabloda, 2024 ve 2025 yıllarında yayımlanan raporlar arasındaki önemli farklar karşılaştırmalı olarak yer alıyor:

İstanbul Bilgi Üniversitesi, Çevre, Enerji ve Sürdürülebilirlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Ahmet Aydemir, 2025 Sürdürülebilir Kalkınma Raporu hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Türkiye sürdürülebilirlik alanında ortalamanın üzerinde

Türkiye’nin genel görünümünü değerlendiren Dr. Ahmet Aydemir, “Türkiye’nin sürdürülebilirlik performansına baktığımız zaman Birleşmiş Milletler (UN) Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı (SDSN) tarafından her yıl yayınlanan Sürdürülebilir Kalkınma Raporu’nun (SDR) 2025 verilerine göre sürdürülebilirlik puanımızın 100 üzerinden 71 olduğunu görüyoruz. Bu veri, Türkiye’nin sürdürülebilirlik alanında ortalamanın üstünde bir performans sergilediğini gösteriyor. Bu verilere son 25 yıllık değişim açısından baktığımızda ise ülke olarak 2000’lerde 100 üzerinden 65 puanda iken şu anda 71 puanda olmamız, yani sürdürülebilirlik performansımızın bu süre içerisinde 100 üzerinden 6 puanlık bir artış göstermesi olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Ancak bu yükseliş, arzu edilen ve hedeflenen seviyenin maalesef gerisinde kalıyor.” ifadelerini kullandı.

Sağlık alanına dair olumlu gelişmeler var

Dr. Aydemir, “Türkiye’nin SKA 3: Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam alanındaki performansına baktığımız zaman, sağlığa dair olumlu gelişmelerin olduğunu ve bu alandaki skorumuzun yükseldiğini görüyoruz” açıklamasını yaptı.

Bununla birlikte “Türkiye’de sağlık alanındaki olumlu gelişmelere baktığımızda anne, yeni doğan ve 5 yaş altı hayat kaybı oranlarının azalması, trafik kazası ölümlerinin azalması, yetişkinlerin doğurganlık oranının artması ve gelir düzeyine göre sağlık durumu farkının azalmasını görebiliyoruz. Olumsuz gelişmelere baktığımız zaman ise temel sağlık ihtiyaçlarının karşılanma kapsamının azaldığını, iyi oluş (esenlik) seviyesinin azaldığını ve sigara içme oranının arttığını görüyoruz.” ifadelerini kullanan Ahmet Aydemir sağlık alanındaki gelişmelere değindi.

Sosyoekonomik durumu düştükçe matematik başarısı azalıyor

Dr. Ahmet Aydemir, Türkiye’nin eğitim alanındaki performansına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Türkiye’nin SKA 4: Nitelikli Eğitim alanındaki performansına baktığımız zaman eğitime dair hatırı sayılır olumlu gelişmelerin olduğunu ve bu şekilde devam edilirse sürdürülebilirliğin eğitim alanındaki hedeflerinin gerçekleştirilebileceğini görüyoruz. Elbette eğitim konusunda hala atılması gereken adımlar ve çözülmesi gereken sorunlar olduğu da kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.

Türkiye’de eğitim alanındaki olumlu gelişmelere baktığımızda 4-6 yaş arası çocuklarda okul öncesi eğitime katılım oranının yükselmesi, ilkokul kayıt oranının %99’a ulaşması, matematikte düşük başarı gösteren öğrencilerin sayısının azalması, yükseköğretim mezuniyet oranının yükselmesi ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından uygulanan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) skorlarının yükselmesi dikkat çekiyor. Zayıflama gösteren alan olarak ise sosyoekonomik durumun matematik başarısını açıklama oranının yükseldiğini, yani öğrencilerin sosyo ekonomik durumu düştükçe matematik alanındaki başarılarının azaldığını görüyoruz.”

Amaçlara ulaşmak için ortaklaşa sorumluluk almak şart

Belirlenen 17 amacın hem sürdürülebilir hem de uygulanabilir olması için tüm insanların, kurumların, şirketlerin elini taşın altına koyması gerektiğini ifade eden Dr. Aydemir, şöyle devam etti:  “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşılması için bireyler, toplumlar, devletler ve özel, kamu ve sivil toplum dahil tüm kurumların ortaklaşa sorumluluk alması gerekiyor. Bireyin alacağı sorumluluk, kendi konfor alanından çıkıp sürdürülebilir davranışları hayatına entegre etmek ve ailesi, çevresi ve ekosistemini daha sürdürülebilir bir hayat sürmeleri için bilgilendirmek ve teşvik etmekle başlıyor. Devlet ve kurumlar ise sürdürülebilirlikle ilgili kanunlar çıkarıp, bu kanunların uygulanmasını teşvik ederken uygulanmadığı durumlarda ise sürekli ve objektif denetimler ile uyarı ve yaptırım mekanizmalarını devreye sokmakla yükümlü. SKA 17: Amaçlar için Ortaklıklar’da da belirtildiği gibi sürdürülebilirlik hedeflerini gerçekleştirmenin yolu küresel olarak ortaklıklar kurmaktan geçiyor.”

“Türkiye’nin sıfır emisyon için yoğun çalışmaları var”

Dr. Ahmet Aydemir, “Türkiye özelinde baktığımızda belirli amaçlarda ilerleme olduğunu görürken bazılarında da gelişime açık yönler olduğunu görülebilir. Türkiye’nin özellikle net sıfır emisyona ulaşım konusunda yoğun çalışmaları mevcut. Buradaki amaç ise sera gazı emisyonlarının 2053 yılında net sıfıra ulaşması. Toplam kurulu güç içerisinde yenilenebilir enerji kaynaklarının %69’a çıkarılması, atıkların geri kazanım oranının %60’a yükseltilmesi ve her yıl milli gelirin yaklaşık %2’sinin yeşil yatırımlara ayrılması da bu kapsamda amaçlanan önemli aksiyonlardan. Bu aksiyonların uygulanması ve denetimi için hazırlanan Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ve İklim Kanunu da Türkiye’nin sürdürülebilirlik çalışmalarının ilerlemesi konusunda atılan somut adımlar olarak öne çıkıyor” açıklamasını yaptı.

“İklim değişikliği, çocukların öğrendiği bir kavram değil, deneyim olmalı”

Yeşil Gelecek Akademisi’nin kurucusu, Sürdürülebilir Yeşil Gelecek Derneği’nin başkanı Uzman Nehide Tuna da “Nitelikli Eğitim” amacını, iklim değişikliği üzerinden değerlendirdi.

Türkiye’nin nitelikli eğitim hedefi kapsamında okul öncesi eğitime erişimin artması, öğretmen eğitiminde dijitalleşmenin başlaması gibi bazı yapısal iyileşmeler sağladığını ancak iklim değişikliği, çevresel sürdürülebilirlik ve doğa temelli öğrenme gibi alanlarda henüz yeterince gelişme sağlanamadığını söyledi. Tuna şöyle devam etti:

“Son dönemde afet sonrası geliştirilen psikososyal destek temelli modeller, iklim krizinin pedagojik etkilerine dair artan bir farkındalığın habercisi. Geçtiğimiz günlerde yürürlüğe giren İklim Kanunu, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadelede yasal bir çerçeveye kavuşması açısından tarihî bir adım. Ancak bu düzenlemenin eğitim sisteminde gerçek bir dönüşüm yaratabilmesi için yalnızca bilgi düzeyinde değil; pedagojik uygulamalar, okul kültürü ve çocukların yaşantıları düzeyinde de etkili olması gerekir. İklim değişikliği, çocukların yalnızca öğrendiği bir kavram değil; oyunlarına, projelerine, hikâyelerine ve günlük kararlarına yansıyan bir deneyim olmalıdır.”

“Eğitim sadece sınıfla sınırlı değil”

2030 yılına kadar “Nitelikli Eğitim” hedefinde başarıya ulaşmak için hangi adımların atılması gerektiği sorusuna Tuna şu yanıtı verdi:

“Eğitim sisteminin iklim çağında yeniden yapılandırılması gerekiyor. Bunun için 5 somut adımın atılması lazım. Öncelikle müfredat, çevresel ve duygusal okuryazarlıkla yeniden yapılandırılmalı. Öğretmenler; iklim eylemini davranışa dönüştüren rehberlere dönüşmeli. Daha sonrasında okullar; enerji, atık ve su yönetiminde iklim dostu kültürler inşa etmeli. Çocuk hakları, doğa hakları ve sosyal adalet birlikte ele alınmalı. Son olarak uluslararası iş birlikleri artırılarak Türkiye’nin sürdürülebilirlik vizyonuna entegre olmalı. Eğitim sadece sınıfla sınırlı değildir. Toplumla bütünleşen, kamusal alanda görünür olan eğitim, dönüşümün gerçek taşıyıcısıdır.”

Bu haber, Avrupa Birliği finansal desteği ile üretilmiştir. Haberin içeriği tamamıyla Beyza Bedir’in sorumluluğu altındadır ve hiçbir durumda Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
Tüm Yorumlar (1)
  • Kağan

    SKA kapsamında sözde yapılan çalışmaların ve harcamaların ne kadar başarılı ve yerinde (!) olduğuyla alakalı harika bir haber olmuş.

    Yanıtla
    +0
    -0


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.