DOLAR 44,1993 -0.07%
EURO 50,6626 0.24%
ALTIN 7.074,49-0,85
Ankara

PARÇALI BULUTLU

Van Gölü’nde görünmeyen tehlike: Mikroplastikler!
  • 9.Köy
  • Çevre
  • Van Gölü’nde görünmeyen tehlike: Mikroplastikler!

Van Gölü’nde görünmeyen tehlike: Mikroplastikler!

Van Gölü’nde yapılan bilimsel çalışmalar, mikroplastik kirliliğinin göl ekosistemi ve halk sağlığı açısından ciddi bir tehdit boyutuna ulaştığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, kapalı havza yapısı nedeniyle kirliliğin her geçen yıl arttığına dikkat çekiyor.

ABONE OL
27 Ocak 2026 12:14
Van Gölü’nde görünmeyen tehlike: Mikroplastikler!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Zerrin Sargut

Van Gölü’nde yapılan bilimsel çalışmalar, göl sularında kilometrekareye yüz binlerce mikroplastik düştüğünü ortaya koydu. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Ataman Atıcı, kapalı havza yapısı nedeniyle mikroplastiklerin gölde biriktiğini belirtirken, Çevre Mühendisi Şeref Sayın ise bu kirliliğin artık yalnızca çevresel değil, doğrudan bir halk sağlığı sorunu haline geldiğine dikkat çekti.

Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü; yıllardır kirlilik, iklim değişikliği ve plansız kentleşmenin baskısı altında. Son yıllarda ise gözle görülmeyen ancak etkisi her geçen gün artan yeni bir tehdit bilim insanlarının gündeminde yer alıyor; mikroplastikler. Plastik atıkların zamanla parçalanmasıyla ortaya çıkan bu mikroskobik parçacıklar, Van Gölü’nün hem ekosistemini hem de bu ekosistemle doğrudan ilişkili olan insan yaşamını tehdit ediyor.

Ataman Atıcı

Bilim insanları sahada: Numuneler gerçeği ortaya koydu

Öğretim Üyesi Ataman Atıcı, Van Gölü Havzası’nda uzun yıllardır su kalitesi, su kirliliği, sulak alanlar ve inci kefali üzerine çalışmalar yürüttüklerini belirtti.

Atıcı, özellikle 2019 yılından bu yana mikroplastik kirliliği üzerine yoğunlaştıklarını ifade ederek, “Van Gölü Havzası’nda yaptığımız çalışmalar, gölün ciddi bir mikroplastik baskısı altında olduğunu açıkça ortaya koyuyor” dedi.

Çevre Mühendisi ve Çevre Mühendisleri Odası Üyesi Şeref Sayın da mikroplastiklerin çevre sağlığının yanı sıra halk sağlığı açısından da ciddi bir tehdit oluşturduğunu söyledi. Sayın, mikroplastiklerin 5 milimetreden küçük plastik parçacıklar olduğunu, biyolojik
olarak çözünmediklerini ve su, toprak ve canlılar arasında hızla yayıldıklarını belirtti.

Bir kilometrekarede 978 bin mikroplastik

Van Gölü yüzey sularında 15 farklı istasyonda yapılan ölçümler sonucunda elde edilen veriler, kirliliğin boyutunu gözler önüne serdi. Atıcı, “Yaptığımız çalışmalarda Van Gölü yüzey sularında kilometrekare başına ortalama 978 bin 601 mikroplastik tespit ettik. Bu değer, birçok göl ve deniz çalışmasıyla kıyaslandığında oldukça yüksek” ifadelerini kullandı. Bu veriler, Van Gölü’nde mikroplastik kirliliğinin artık ihmal edilemeyecek düzeylere ulaştığını gösteriyor.

Araştırma sonuçlarına göre Van Gölü’nde en sık rastlanan mikroplastik türleri lif (fiber) mikroplastikler (%45) ve düzensiz plastik parçacıklar (%40,3) olarak belirlendi. Atıcı, lif mikroplastiklerin özellikle polyester içerikli kıyafetlerin yıkanması sırasında ortaya çıktığını, düzensiz plastik parçacıkların ise pet şişe, poşet, strafor ve plastik ambalajların zamanla parçalanmasıyla oluştuğunu ifade etti.

Evden çıkan atık gölün dibine ulaşıyor

Uzmanlara göre mikroplastiklerin büyük bölümü evsel kaynaklı. Kozmetik ürünleri, temizlik malzemeleri, plastik ambalajlar ve sentetik tekstil ürünleri, bilinçsiz kullanım ve yetersiz atık yönetimi nedeniyle Van Gölü’ne ulaşıyor. Atıcı, “Günlük hayatta kullandığımız plastik ürünler, doğaya kontrolsüz şekilde bırakıldığında Van Gölü gibi kapalı sistemlerde kalıcı kirliliğe dönüşüyor” dedi.

İnci kefali bu kirliliğin en sessiz tanığı

Van Gölü’nün endemik türü olan ve bölge halkı için büyük ekonomik ve kültürel öneme sahip inci kefali, mikroplastik kirliliğinden en çok etkilenen canlıların başında geliyor. Bilimsel çalışmalarda inci kefallerinin sindirim sisteminde birey başına ortalama 34 mikroplastik tespit edildi. Atıcı, “İnci kefali planktonlarla besleniyor. Mikroplastikler de planktonlarla aynı boyutlarda olduğu için balıklar bu parçacıkları ayırt edemiyor ve besinle birlikte tüketiyor” dedi.

Balıktaki mikroplastik sofraya nasıl taşınıyor?

Mikroplastiklerin yalnızca fiziksel bir tehdit olmadığını vurgulayan Atıcı, asıl riskin bu plastiklerin taşıdığı kimyasallardan kaynaklandığını belirtti. Plastikler, petrol türevi maddelerden üretiliyor ve üretim aşamasında çeşitli kimyasal katkı maddeleri içeriyor. Mikroplastikler balığın sindirim sistemine ulaştığında bu kimyasallar çözünerek balığın dokularına geçebiliyor. Bu durum, balığı tüketen insanlar için besin zinciri yoluyla maruziyet anlamına geliyor. Van’da yaygın olan tandırda balık pişirme geleneği de uzmanlara göre ayrı bir risk oluşturuyor. Balığın iç organlarında bulunan mikroplastikler, yüksek ısıyla birlikte daha kolay eriyor, kimyasalları daha hızlı salıyor ve et dokusuna bulaşma ihtimali artıyor.

Kapalı havza gerçeği: Kirlilik geri dönmüyor

Van Gölü’nü diğer birçok su kaynağından ayıran en önemli özelliklerden biri kapalı havza olması. Gölü besleyen çok sayıda akarsu bulunmasına rağmen, gölden dışarıya doğal bir su çıkışı bulunmuyor. Atıcı, “Bu durum, göle giren her türlü kirleticinin gölde birikmesine neden oluyor. Mikroplastikler biyolojik olarak çözünmediği için bu etki katlanarak artıyor” dedi.

10-20 yıl sonra nasıl bir Van Gölü?

Uzmanlara göre mikroplastik kirliliği bu hızla devam ederse önümüzdeki 10-20 yıl içinde Van Gölü ekosistemi ciddi zararlar görebilir. İnci kefalinin üreme sistemi etkilenebilir, popülasyon düşüşleri yaşanabilir, göl ekosisteminin dengesi bozulabilir ve insan sağlığı üzerindeki riskler artabilir.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.