Salih Sertkal
Türkiye’nin büyükşehir statüsüne sahip otuz kenti arasında bulunan Van, her an susuz kalma tehlikesiyle karşı karşıya. Yüz binlerce insanın faydalandığı tek su kaynağında su seviyesi geçmiş yıllara oranla iki kat daha azalmış durumda. Alternatif su kaynağı ve içme suyu barajlarının olmaması ise yaşanacak felaketin habercisi.
Mimar ve mühendisler odası yetkilileri duruma tepki göstererek, bir an önce alternatif içme suyu kaynakları ve barajların hazırlanması gerektiğini ifade etti. Küresel ısınmayla birlikte yer üstü ve yer altı sularında ciddi çekilmeler yaşanırken kentleri besleyen içme suyu kaynaklarında da önemli azalmalar gözlemleniyor. Van’da 730 bin insanın su içtiği ve kentin neredeyse tüm suyunun karşılandığı tek su isale hattına sahip Bejingir su kaynağı kurumak üzere. Jeolojik bir tepkimeyle yer altı su yönünün değişmesi sonucu Van kentinin bir anda susuz kalmasına yol açabilecek bir tehlike kapıdayken, yetkililerin alternatif su kaynakları ve içme suyu barajları konusunda somut bir adım atmaması büyük bir felakete neden olabilir.

Van’ın Gürpınar ilçesinde bulunan ve tamamıyla doğal kaynak suyu olan Bejingir içme suyu kaynağı; başta Gürpınar olmak üzere merkez ilçe statüsünde bulunan Edremit, İpekyolu ve Tuşba ilçelerine içme suyu sağlıyor. Söz konusu dört ilçenin nüfusları sırasıyla Gürpınar 45 bin, Edremit 140 bin, İpekyolu 370 bin ve Tuşba 180 bin. Yani toplam yaklaşık 730 bin insanın içme suyu ihtiyacı tek bir
kaynaktan karşılanıyor.
Neredeyse tüm kentin içme suyu ihtiyacının karşılandığı Bejingir su kaynağının seviyesi ise her geçen yıl daha da azalıyor. Van Su ve Kanalizasyon İdaresi (VASKİ) Genel Müdürlüğü’nün son verilerine göre, geçmiş yıllara oranla su seviyesi yaklaşık iki kat düşmüş durumda.
Konuya ilişkin görüş bildiren Türkiye Mimarlar ve Mühendisler Odası Birliği (TMMOB) üyesi ve Maden Mühendisleri Odası temsilcisi Rıdvan İmre, bir kentin susuz kalmasının toplumsal ve ekonomik etkisinin 10 şiddetindeki bir depremle eş değer olduğuna dikkat çekti. İçme suyunun insan popülasyonunun var olma gerekçesi olduğunu hatırlatan İmre, bir yerde su bittiği an tüm canlı popülasyonlarının yok olacağının bilimin malumu olduğunu dile getirdi.
Van’da 730 bin insanın tek bir su kaynağından beslenmek zorunda bırakılmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan İmre, müdahale edilmediği takdirde Bejingir kaynağının kurumasının etkisinin Van’a 10 şiddetindeki bir depremden çok daha ağır olacağını
söyledi.
Van’da yaşanan içme suyu sıkıntısının birçok sebebi olduğuna dikkat çeken İmre, yetkililere şu soruları yöneltti:
“Kent büyükşehir statüsüne 2014 yılında geçmiştir. Geçen 12 yılın 10 yılı kayyum tarafından yönetilmiştir. Bu 10 yılda içme suyu hizmetleri adına ne yapıldı? Merkezi besleyecek büyük bir içme suyu deposu mu yapıldı? Mevcutta bulunan yaklaşık 210 kilometrelik asbestli borular mı değiştirildi? İçme suyu arıtma tesisi mi kuruldu? Bir gölet ya da bir baraj mı yapıldı? Kayıp-kaçağı engelleyecek teknolojiler mi geliştirildi? 10 yıldır sadece günü kurtarmak adına kent heba edilmektedir.”
İmre, içme suyunu halka sağlıklı ve güvenli bir şekilde vermek için kurulmuş olan VASKİ’nin Bejingir kaynağındaki azalmaya ilişkin yayımladığı videolarda yurttaşlara tasarruf çağrısı yaptığını belirterek, “Kurumun videosuna bakılırsa suçlu olan Bejingir su kaynağı, suçlu olan doğa olayları. Van halkı da sizi uyarır: Bu geçen 10 yıl boyunca ne yaptınız, neredeydiniz, neden bir tedbir alınmadı?” ifadelerini kullandı.
İçme suyu temini için kentte sondaj çalışmalarının yapıldığını ve bu yolla elde edilen suyun halka verilmeye çalışıldığını belirten İmre, “Kentte alternatif bir gölet, baraj ya da kaynak bulunmadığından suyun azaldığı yerlerde kurum sondaj yaparak süreci geçiştiriyor. Oysa sondajla içme suyu temini geçici bir çözümdür” dedi.
Kentin bazı sondajlarında Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) belirlediği içme suyu standartlarının üzerinde ağır metaller ve arsenik bulunduğunu ifade eden İmre, 2021 yılından bu yana arsenik arıtma tesisinin işletme maliyetleri gerekçesiyle çalıştırılmadığını söyledi. Bazı sondajlarda DSÖ’nün belirttiği azami arsenik oranının 10 ila 100 kat üzerinde değerler bulunduğunun Halk Sağlığı Müdürlüğü analizlerinde yer aldığını aktaran İmre, “10 yıldır bu sondajlarla halka arsenikli su neden verilmektedir? Kanserojen olan bu sondajlar için bir çözüm bulundu mu? Narman arsenik arıtma tesisi neden çalıştırılmamaktadır?” diye sordu.
Van Gölü Havzası’nın içme suyu kaynakları ve göletler açısından zengin olduğunu belirten İmre, başta Erçek Gölü, Sıhke Gölü ve Keşişgöl olmak üzere; Van’a en fazla 60 kilometre uzaklıktaki Bahçesaray’daki Büyüksu, Çatak’taki Kanisipi ve Özalp tarafında bulunan Faruk Suyu gibi kaynakların alternatif su kaynakları olabileceğini ifade etti. İmre, bu kaynaklardan kente su temini için bir an önce çalışmaların başlatılmasının hayati önemde olduğunu vurguladı.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6656 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6474 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6187 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4881 kez okundu
5
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
4746 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4517 kez okundu
7
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4515 kez okundu
1
Karaman’ın altın değerindeki hazinesi: Domalan mantarı
13610 kez okundu
2
Kuşadası’nda deprem fay hattı imara açıldı!
8857 kez okundu
3
Defalarca Yıkılan Hatay’da Binalar Alarm Veriyor
8290 kez okundu
4
Balık ağları müsilaj çekiyor: Marmara’nın balıkçıları zorda
6104 kez okundu
5
Yeraltından gelen kükürt kokusu tehlike saçıyor
4545 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.