DOLAR 32,8248 0.04%
EURO 35,2439 -0.18%
ALTIN 2.451,13-1,53
Ankara
28°

AÇIK

Türkiye’de ezber bozan azınlık basını: Agos

Türkiye’de ezber bozan azınlık basını: Agos

Agos Gazetesinin Ermenice Sayfaları Editörü ve Köşe Yazarı Pakrat Estukyan’la azınlık basını üzerine konuştuk. Estukyan: “Resmi ilan almak istiyoruz.”

ABONE OL
22 Ağustos 2023 13:12
Türkiye’de ezber bozan azınlık basını: Agos
3

BEĞENDİM

ABONE OL

Haber: Delal Meltem Demir – İstanbul

Basın sektörünü zora sokan sorunlar, Türkiye’de yayınlanan azınlık gazetelerini daha ağır biçimde etkiliyor. Başta dağıtım sorunu olmak üzere, ilanlardaki düşüş, gerileyen okur kitlesi ve devletin yetersiz desteği  gelir kaybı yaratarak bu gazetelerin geleceğini belirsiz kılıyor… Azınlık basınında kimi örnekler, dijitalleşen medyaya uyum sağlarken, kimileri sayfa sayısını azaltarak, çalışanları işten çıkararak ayakta kalma çabasını sürdürüyor. Agos da zor şartlar altında sayfa sayısında kısıntıya giden, işten çıkan gazetecilerin yerine yenilerini almadan yayın hayatını sürdürmeye çalışan gazetelerden biri. 

Pakrat Estukyan

Yazılı basında ulusal, etnik ve dinî kimlik grupları hedef alan, hatta LGBTİ+’ları açıkça nefret söylemine tabi tutan söylemler olduğu bu çevreler tarafından paylaşılıyor. -Nefret söylemi acaba  azınlık basınını da etkiliyor mu?- sorusunu Agos Gazetesinin Ermenice Sayfaları Editörü ve Köşe Yazarı Pakrat Estukyan’a yönelttik, şu yanıtı aldık:

“Nefret söylemi egemen çoğunluğun, azınlığa karşı ürettiği bir tutumdur. Bu azınlıklar, Ermeniler, Yahudiler, Rumlar gibi dini azınlıklar olabiliyor. Bazen de Kürtler, Lazlar gibi ulusal azınlıklar bu söylemin hedefi oluyor, bazen de mülteciler veya eşcinseller gibi farklı farklı kesimlere yönelik nefret hezeyanları yaşıyoruz. Bu hezeyanlar bir linç kültürünü de beraberinde getirebiliyor. Bundan zaman zaman Türkiye’deki Ermeni toplumu da etkileniyor, dolayısıyla onların basın organları da kendi payına düşeni alıyor.”

Agos’ta çalışmak

Türkiye’de azınlık basınının bir örneği olan Agos’ta çalışmanın avantajları veya dezavantajları üzerinde ise Estukyan şunları söyledi:

“Hedef kitleniz gazetenin içeriği ile paralel bir kitle oluyor, bu bir avantaj sayılabilir. Yani gazetenizi okuyanlar zaten sizin duruşunuz hakkında fikir sahibi insanlar, diyeceksiniz ki -büyük medyada da bu böyledir- ama bizim okuyucularımızla kurduğumuz ilişki biraz daha somut bir ilişkidir. Bu, çalışmalarımızı kolaylaştıran bir unsurdur. Dezavantajlara değinmek gerekirse de, Türkiye’de basılı yayınlanan bir gazetecilik yapıyorsanız çok ciddi bir maddi külfetle karşı karşıyasınız. Bu maddi külfet hayatı zorlaştırıyor, sadece gazetenin sahibi ya da genel yayın yönetmenine değil, bütün çalışanlarına yansıyan bir zorluktan bahsediyorum. Agos olarak, süreç içinde ayrılan arkadaşlarımızın yerine yeni arkadaşlar edinemiyoruz. Tam tersine, onların iş gücü kaybından oluşan eksikliği de ekonomik sebeplerden dolayı geride kalanlarla tamamlamak zorunda kalıyoruz. İnsanlar gelmek istiyorlar ama biz maaş verecek durumda olamıyoruz. Gerçekten zor bir süreç geçiriyoruz. Basılı gazetelerin karşılaştığı güçlükler çok büyük. Türkiye’de gazeteler ya da büyük medya grupları, zarar da etseler devam edebiliyor çünkü devlet tarafından fonlanıyorlar. Devlet büyük bir fon sağlayıcısı. Bağımsız medyanın var olması ise çok büyük bir özveri gerektiriyor biz de o özveriyi sırf üstlendiğimiz misyon adına sürdürmek istiyoruz.”

Gazete okuyanların sayısı eridi

Basılı gazetelere ilginin eskisi gibi olmadığını ve dijital medyanın insanların okuma alışkanlığını etkilediğini belirten Estukyan, “Türkiye’de artık gazete okuma alışkanlığı günden güne eriyor. Gazetelere ulaşmak bile zor bir hal aldı. Her yerde gazete bulmak artık mümkün değil, eskiden vapur iskelelerinin, tren istasyonlarının etraflarında gazete bayileri olurdu, şimdi oralarda bile büyük istasyonların dışında gazete satışına rastlanmıyor” dedi. 

Agos’u da dijitalleştirdiklerini anlatan Estukyan şunları söyledi:

“Dijital medyada görünürlüğümüz, okunurluğumuz basılı gazeteye göre çok daha yüksek. Gazetemizi 5 bin tirajla basıyorsak, dijital ortamda 20 bin, 30 bin defa okunmuş olabiliyor. Bu çok ciddi bir sayı ve biz de yazdıklarımızın tabii ki de okunmasını istiyoruz. Okuyucu hangi mecradan ulaşabiliyorsa o mecrayı açık tutmak zorundayız.”

Azınlık basınına resmi ilan yok

Estukyan, azınlık basınının Basın İlan Kurumundan destek ya da resmi ilan alamadığına da işaret etti:

“Basın İlan Kurumu’nun (BİK) azınlık basınına verdiği destek son 8-10 yıldır gündeme gelmiş olan sembolik bir destektir. Çünkü bize de resmi ilan vermeleri gerekirken vermiyorlar. Verilmediği için de oluşan kaybı destekle dengeleyelim istiyorlar. Basın İlan Kurumu bir anlamda bağışta bulunuyor ama bu bağış dediğim sembolik olmaktan öteye bir anlam taşımıyor. Bizim mücadelemiz ise bize ilan verilmesi yönündedir. Ama bu mücadelede başarısız olduk. 10 yıl kadar önce bu konuda ses yükseltildi, talepler yüksek sesle dile getirildi, onun üzerine bu bağış yoluna gidildi. Halbuki biz ilan yayınlamak istiyoruz.” 

Agos gazetesinin Ermeni cemaatinin yanı sıra Türk okurun ilgisini de çektiği üzerinde ise Estukyan şunları söyledi:

“Azınlık basını dediğimizde çoğunlukta ana dilinde basılan gazeteler anlaşılır o yüzden de azınlık gazetelerinin okur kitlesi kendi toplumuyla sınırlıdır. Ermeni basını dediğimizde Ermenice basılan gazete anlaşılır, Rum basını dediğimizde Rumca basılan, Yunan dili ile basılan gazeteler anlaşılır. Ama Agos,  Ermeni konularını Türkçe dile getiren bir gazete oldu. Bu durumun iki önemli sebebi var. İlki Ermeni nüfusun belki de yarısından fazlasının artık Ermenice alfabeyi okuyamayışı. Diğer yanda ise Ermeni konularına ilgi duyan ama Ermeni olmayan bir kitle var. Dolayısıyla her iki unsura da ulaşabilmek için Agos Türkçe yayınlanan bir Ermeni gazetesi olarak yayınlanmaya başladı.

Hrant Dink bir fikir adamıydı. Hrant Dink söyleyecek sözü olan bir adamdı ve bu gazeteyi de o sözü söyleyeceği bir mecra olarak tasarladı, o yüzden Agos diye bir gazeteyi yayın hayatına kazandırdı. Özellikle sözlerinin Türkler tarafından duyulmasını arzu eden bir adamdı, o niyetle bu gazeteyi yayınladı ve istediği neticeyi de aldı bu anlamda. Özellikle Türkiye’de belli bir muhalif çevreler, entellektüel çevreler Agos’u da takip etmeye başladılar. Bununla da Ermenilerin maruz kaldığı haksızlıklara birinci elden Ermenilerin ağzından tanık olmuş oldular, o yüzden bu değerliydi.”

Mahallenin delisi

“Hrant Dink yazılarında Agos’u –mahallenin delisi- ya da -ezber bozan- olarak tanımlıyordu, siz Agos’u nasıl tanımlıyorsunuz?” diye sorduğumuzda ise Estukyan şu yanıtı verdi:

“Hrant Dink’in tanımlarına katılmamak mümkün değil. –Mahallenin delisi,- evet, çünkü Türkiye’de azınlıkların kendine özgü, zaman içindeki tecrübelerine dayanarak geliştirdikleri refleksler vardır ve bu reflekslerin en birincisi şudur; –aman hükümetin uygulamalarına karşı çıkmayalım aman çok fazla hak talep etmeyelim, aman bize sunulanla yetinelim, hakkımız olan elimizden alındığında bile çok fazla ses çıkarmayalım neticede karşımızdaki devlettir– bu anlayış yıllar içinde Ermeni toplumunda belli bir kabul görmüştü. Hrant bu kabul gören anlayışa karşı çıktı. O yüzden -mahallenin delisi- ifadesini kullanıyor. Herkes ona -sen deli misin? devlete karşı çıkılır mı?- dedi ve onu diyenler Hrant öldürüldüğünde de -biz dememiş miydik?- söylemini çok can acıtıcı bir şekilde tutturup tekrarladılar. Hrant tam bir Don Kişot misali doğru bildiği yolda yürüdü, doğru bildiği şeyi yaptı bedelini de en yüksek tarifeden ödedi.”

Agos Gazetesini muhalif bir gazete olarak tanımlayan Estukyan, Agos’un dışındaki gazetelerin Agos’un irdelediği konulara kolay kolay eleştirel yaklaşamadıklarını belirterek, Agos’un eleştirel yaklaşımı  yüzünden halen bir anlamda –mahallenin delisi- veya –ezberleri bozan- konumda olduğunu da sözlerine ekledi.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.