DOLAR 44,1913 -0.08%
EURO 50,7605 0.43%
ALTIN 7.121,46-0,19
Ankara
11°

AZ BULUTLU

Tarihi Aziz Stephanos Kilisesi yok mu oluyor?

Tarihi Aziz Stephanos Kilisesi yok mu oluyor?

Van’ın Muradiye ilçesindeki tarihi Aziz Stephanos Kilisesi, bölgenin en eski Hristiyan yapılarından biri olarak yıllardır sessizce ayakta durmaya çalışıyor. Kilisenin son duvarları ve kubbesi de yavaş yavaş yıkılmaya başlarken, Keşiş Yolu olarak bilinen tarihi yol da herhangi bir koruma statüsüne tabi tutulmadığından yok olma riskiyle karşı karşıya.

ABONE OL
15 Aralık 2025 12:27
Tarihi Aziz Stephanos Kilisesi yok mu oluyor?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Salih Sertkal

Van’da başta Hristiyanlığın Ortadoks Mezhebine tabi olan Ermeniler olmak üzere birçok uygarlığa ait sayısız tarihi eser ve ibadet yeri bulunuyor. Ermeni nüfusunun en yoğun yaşadığı Van genelinde sayısız kilise, manastır, şapel ve tarihi mezarlıklar yer alırken, bunlardan en önemlilerinden biri tarihi Arkelan a da Aziz Stephanos Kilisesi olarak öne çıkıyor. Ancak günümüzde bu tarihi kilise yok olma tehlikesi ile karşı karşıya.

Arkeologlar, çevre dernekleri ve Van barosu çevre komisyonu büyük bir tarihi değeri olan kilisenin bir an önce koruma altına alınması ve restore edilmesi gerektiği çağrısında bulunuyor.

“Tarihi ve doğayı yok etmeyelim yaşatalım”

Bölgenin yanı sıra özellikle Van ilinde faaliyet gösteren Van Ekoloji Derneği (Van-Eko-Der) Eş Başkanı Erdoğan Ödük, bölge illerinin tarihi ve stratejik önemine dikkat çekerek bunu şöyle anlatıyor:

Tarih boyunca Urartu Krallığı’ndan Pers-Sasani hâkimiyetine, Kürt Beylikleri’nden, Bizans ve Ermeni prenslikliklerine, Selçuklulardan , Osmanlı döneminin çok katmanlı idari yapısına kadar pek çok kültürün, dinin ve politik düzenin izlerini üzerinde taşıyan bir mekân burası. Bu coğrafya yalnızca etnik ve kültürel çeşitliliğin değil; aynı zamanda değişen siyasal düzenlerin, dönüşen toplumsal yapıların ve kesintiye uğramış tarihi anlatıların sahnesi. Dolayısıyla bölgedeki her bir arkeolojik ve mimari yapı, aynı zamanda yerel toplumların kolektif hafızasının maddi bir uzantısı.

Muradiye’deki Aziz Stephanos Kilisesi de bu uzun tarihsel sürekliliğin önemli halkalarından biri. 17. yüzyıl Ermeni mimari geleneği içerisinde değerlendirilen yapı, tarihsel süreçte dini, kültürel ve toplumsal işlevleriyle bölgenin çok kültürlü karakterinin bir yansımasını oluşturmuş. Ancak define amaçlı yapılan izinsiz kazılar kilisenin sadece fiziksel bütünlüğünü değil, taşıdığı anlamı da derinden yaralamış durumda. Aziz Stephanos’un duvarları ve zemininde görülen yıkımlar somut kayıplar söz konusu.

“Tahribat sadece definecilik ile sınırlı değil”

Ödük, kiliseye zarar veren unsurların sadece definecilikle sınırlı olmadığını söyleyerek şunları kaydediyor: “Kilisenin bakımsızlığı, koruma altına alınmaması ve restorasyon sürecine dahil edilmemesi; kültürel mirasın bölgesel düzeyde nasıl bir ‘korunamama rejimi’ altında olduğunu gösterir. Bölgedeki pek çok manastır, köprü, mezra ve eski yerleşim yeri benzer süreçlerle kaderine terk edilmekte. Bu yapıların büyük kısmı resmî koruma politikalarında öncelikli olmadığı için hem kurumlar arası koordinasyon eksikliği hem de yerel aktörlerin sınırlı imkânları nedeniyle hızlı bir kayıp sürecine girer. Bu durum, kültürel mirasın yalnızca turistik ya da estetik bir değer olarak değil; toplumsal hafızanın, kimlik sürekliliğinin ve mekânsal tarihin temel bileşeni olarak anlaşılması gerektiğini bir kez daha gösteriyor.

“Kilise 400 yıldır tüm olumsuzluklara rağmen hala ayakta”

Yok olma tehlikesiyle yüz yüze olan Aziz Stephanos Kilisesi’ndeki tahribat ve yıkılmaya ilişkin görüşlerini aktaran Arkeolog Murat Şen, kilisenin 400 yıldır tüm olumsuz müdahalelere rağmen ayakta durmaya çalıştığını belirtiyor. Kilisenin yanı sıra aynı zamanda kiliseye çıkan ve Keşiş Yolu olarak da bilinen patika yollara ilişkin de bilgi paylaşan Arkeolog Murat Şen, şunları söylüyor:

Kilisenin önemli bir bileşeni patika yol ve kiliseye çıkışı sağlayan yollardır. Bu patikaları da kilisenin inşa edildiği yükseklikle bağlantılı düşünmek gerek. Adeta yükseklere inşa edilen kiliselere çıkarken Hz. İsa’nın Golgota Tepesi yolculuğunu hatırlatır bir formasyon düşünülmüş olabilir.

Şen, kilisenin tekil bir kilise yapısı olmaktan çok; inşa edildiği tepelik ve kayalık alanla, mimari üslubuyla ve kendinden önceki kilise (St. Argelana) ile birlikte bir devamlılık arz etmesiyle bütüncül bir çerçeve içinde olduğuna dikkat çekerek, bu yönüyle Muradiye ve çevresi açısından dikkate değer bir alan olduğunu kaydediyor.

“Kilise ve çevresi bütün olarak korunmalı”

Son zamanlarda özellikle 1950-60’lardan sonraki tahribatlar ve ilgisizliğin böylesi nadide bir eserin göz göre göre yitip gitmesine neden olduğunu söyleyen Şen, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Elbette ki bir an önce ilgili projelerin hayata geçirilmesi ve ardından yapının onarılması gerekmekte. Ancak, burada dikkat edilmesi gereken bir husus var. Saint Stephanos gibi sadece bir şapel ya da kiliseden oluşmayıp, bir kompleks alan ihtiva eden eserler bir bütün olarak onarılmalı. Kilisenin kendisi, hemen kuzeyindeki St. Argelana Kilisesi, kayalık alandaki tahribatlar, kiliseye çıkan patika yollar (özellikle bu yollar çok fazla modernize edilmemeli ve patika karakterini mümkün olduğunca korumalıdır), yamaçların kilise ile olan ilişkisi bir bütün olarak, kısacası büyük bir ‘doku’ olarak korunmalı.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.