İsmail Ersan
Yalova’nın Subaşı beldesinde, Romanya’dan göç edenlerin örf ve adetlerini unutmamaları için kurulan Göç Evi bir kültür köprüsü vazifesi görüyor.
Yalova’nın Altınova ilçesine bağlı Subaşı beldesindeki Göç Evi bir göçün hikayesini her an canlı tutuyor.

Subaşı Sözlü Tarih Çalışma Grubu Başkanı Zeki Gürsu, Türkiye ve Romanya arasında yapılan iskan amaçlı göç antlaşmasıyla, çoğunluğu Madrevo’dan (Mesim Mahallesi) olan göçmenlerin 1935 yılının Kasım ayında Romanya’nın Köstence limanından gemilere binerek önce Tuzla limanına geldiklerini anlatıyor.
Göçmenlerin vatandaşlık işlemleri sürerken İzmit, Gölcük, Bahçecik, Değirmendere, Karamürsel ve çevresinde dağınık olarak konaklamaları ve barınmaları sağlandığını aktaran ve Subaşı’nın kuruluşu ile ilgili bilgi veren Gürsu, şöyle konuşuyor:
“1936 yılında, ‘Atatürk Evleri’ adı altında yürütülen bir projeyle Subaşı Köyü’nde evlerin yapımına başlanır ve 1 yıl içinde bitirilerek göçmenlerin 86 hane olarak yeni evlerine yerleştirilmeleri sağlanır. O günkü koşullar göz önüne alındığında Karamürsel’in en modern köyü olma özelliğini taşır. Belde adını, Osmanlı ordusunda subaylık yapan ve kazalarda sancak beyini temsil eden görevlilere ‘Subaşı’ denmesinden alıyor. Osmanlı döneminde, bu yörede ‘Subaşılar’ görev yapmış ve onlara verilen arazi de uzun bir süre bu adla anılmış.Köyün kurucuları yörenin bu özelliğini de gözeterek köylerine Subaşı adını vermiş.”

Köyün kurucu büyüklerinden ve ilk muhtarı Somuncu İbrahim Tunalı’nın Romanya’dan geminin hareket etmesi ile köyün kurulması ve daha sonraki dönem için günlük tutmaya başladığını söyleyen Gürsu, şunları kaydediyor:
“Muhtar yanında getirdiği giysi, erzak, tarım aletleri, hayvanların yanı sıra, birlikte hareket ettikleri köylülerle ilgili de notlar tutar. Köyün diğer büyüklerinin de tutuğu notlar zaman içerisinde elimize geçti. Bunlar değerlendirilerek göç sebepleri ve sonuçları, tarihimiz, geleneklerimiz üzerindeki doğru tespitler yapıldı”
Gürsu, notlarda önemli bilgilere de rastladıklarını belirterek sözlerini şöyle sürdürüyor: “Notlar arasında 1935 kasım ayında yapılan göçten sonra 19 Eylül 1936’da köyün temellerinin atıldığı belgelenmekte. 1939 yılında ise 2 derslik, 1942 yılında 3 derslikli okulları imece usulü olarak yapılmış. İleriki dönemde yine göç ile gelmiş veya köyde doğmuş köy enstitüsü mezunu öğretmen yetiştirilmiş. 1967 yılında ise 6 derslikli okul hizmete açılmış.”

Gürsu, 2007 yılında Subaşı Sözlü Tarih Çalışma Gurubunun kurulması ile belge, bilgi ve arşiv çalışmaları başladığını söyleyerek, şunları aktarıyor:
“Köyde göçü yaşayan büyükler ile görüşmeler, kayıtlar, değerlendirildi ve ayrıca çeşitli mutfak gereçleri, işlemeler, tarım aletleri, giysiler, fotoğraflar toplanıp kayıt altına alındı. 20 Nisan 2013’te müze ve sergi salonu olarak hazırlanan evin açılışı yapıldı. Subaşı Göç Evi Müzesi, göç tarihini anlatan, göç sırasında ve sonrasında yaşananlarla ilgili belgeler, fotoğraflar, göç sırasında getirilen, daha sonra gündelik yaşamda kullanılan her türlü etnografik malzeme, tarım aletleri, mutfak gereçleri, dokumalar ve giysilerin sergilendiği iki ayrı salon olarak düzenlendi. Yalova ilimizin de ilk temalı müzesi olma özelliğini taşıyor.”
Subaşı Sözlü Tarih Çalışma Gurubu olarak belirli günlerde kültürel ve sosyal etkinlikler düzenlendiğine de değinen Gürsu, “Göçerken eşyalarını koyduğu öküz arabasına her şey sığmasa da, göç edenlerin o güne kadar yaşadığı hayatın alışkanlıkları, deneyimleri, bilgileri ve duygularını taşımak için bir akıl ve bir yürek yeter de artar bile düşüncesinden yola çıkarak her yıl geleneklerimize ait çalışmalar yapıyor, bunu yaşatıp gelecek kuşaklara aktarıyoruz” diyor.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6485 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6424 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6162 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4870 kez okundu
5
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4503 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4502 kez okundu
7
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
4481 kez okundu
1
Bir sinemadan fazlası ‘yataklı sinema’: Uyuklayanlar, tadını çıkaranlar, filmi bitiremeyenler…
18861 kez okundu
2
Artık kelimelerin de bir müzesi var!
13773 kez okundu
3
“Dünyanın en eski yerleşim yerine” rakip çıktı
11628 kez okundu
4
Kız Kulesi’nin yeni hali eleştiri konusu oldu
11474 kez okundu
5
Geleneksel sanatın incisi Kastamonu’nun takısı “Tosya kıstısı”
6735 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.