DOLAR 32,8248 0.04%
EURO 35,2439 -0.18%
ALTIN 2.451,13-1,53
Ankara
28°

AÇIK

Gaziantep’teki Meryem Ana Kilisesi’nin dönüşümü

Gaziantep’teki Meryem Ana Kilisesi’nin dönüşümü

1894 yılında inşaatı tamamlanan Meryem Ana Kilisesi; katedral, askeri depo ve hapishane olarak kullanıldı. 1985'te iki minare eklenerek Kurtuluş Camisi'ne dönüştürülen yapı, halen cami olarak hizmet vermeye devam ediyor. Tarihçi Murad Uçaner, 6 Şubat depremlerinde hasar gören tarihi binanın öyküsünü 9. Köy'e anlattı.

ABONE OL
18 Ağustos 2023 14:22
Gaziantep’teki Meryem Ana Kilisesi’nin dönüşümü
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Haber: Cihat Öztürk – Gaziantep

Meryem Ana Kilisesi, Santa Maria Kilisesi, Surp Asdvadzadzin Katedrali, Kurtuluş Camisi olarak kullanılan binanın inşaatı, 1894’te tamamlanıp ibadete açıldı. 1894’ten 1915’e kadar kilise olan bina, 1915-1919 yılları arasında Osmanlı Hükümeti tarafından askeri depo olarak kullanıldı. 

Birinci Dünya Savaşı’nda sürgünden dönen Ermenilere tekrar kilise olarak kapılarını açtı. Ermenilerin gidişiyle cemaatsiz kalan kilise, 1920’lerin ortalarında hapishaneye dönüştürüldü, 60 yıl hapishane olarak kaldı. 

1985’te yapılan restorasyonla kiliseye iki minare eklenerek camiye çevrildi. O günden bugüne de cami olarak hizmet veriyor. Ermenilerin ibadet mekanıyken sırasıyla kilise, askeri depo, hapishane ve cami olarak kullanılan bina 6 Şubat depreminde ağır hasar aldı. 

Murad Uçaner

Tarihçi Murad Uçaner’le günümüzde Kurtuluş Camisi olarak hizmet veren yapıyı ve Antep Ermenilerini konuştuk.

Gaziantep’teki Meryem Ana Kilisesi 150 yıla uzanan tarihinde kilise, askeri depo ve hapishane olarak kullanıldı, şimdilerde ise cami olarak hizmet veriyor. 6 Şubat Depreminde ağır hasar alan  çifte minareli cami artık Kurtuluş Camii adıyla anılıyor. Binanın geçirdiği değişimi ve bugünkü durumunu, 9. Köy adına yazar-tarihçi Murat Uçaner ile konuştuk. 

Uçaner, söze başlarken, ibadethaneyi inşa eden ve kullanan Antep Ermenileri hakkında bilgi vermek gerektiğine dikkati çekti:

“Arşiv belgelerini incelediğimizde kentin kuruluşundan 16. yüzyılın ilk çeyreğine kadar Ermenilerin Kale civarında yaşadığını, Antep, Osmanlı egemenliğine geçtiğinde büyük bir bölümünün kenti terk ederek civar kentlere, kasabalara ve köylere yerleştiğini, yerel yöneticilerle yapılan görüşmeler sonunda geri dönerek günümüzde Şehreküstü olarak adlandırılan bölgeye geldiklerini görüyoruz. 18. yüzyılın ortalarına kadar bu bölgede yaşayan Antep Ermenilerinin  bir ara bilinmeyen sebeplerden dolayı kentin batı kesimine taşınarak günümüzde Tepebaşı, Kastel Başı ve Bey mahallesi olarak anılan bölgelere yerleştikleri birçok kaynakta zikredilmekte. Şehreküstü bölgesinde günümüzde Şeyh Fetullah camii olarak bilinen binayı kilise olarak kullanan Ermenilerin, kentin batısına göç ettiklerinde Tepe Başı’ndaki taş ocağını ibadethane olarak kullandıkları ve 18. yüzyılın sonlarında o alana küçük bir kilise binası inşa ettikleri Ermeni kaynaklarca belirtilmekte.”

Kilise, depo, hapishane ve cami

Kentteki Ermeni nüfusun artmasıyla küçük kilisenin yetersiz kaldığını dile getiren Uçaner, sonraki gelişmeleri ise şöyle anlattı:

 “Bu küçük kilise yerine daha büyük bir kiliseye ihtiyaç olduğunu gören Ermeni Mahalli Kurulu, halkın onayıyla büyük bir ibadethane yapılmasına karar verir ve 1871 yılında Mimar Sarkis Balyan’ın çizdiği proje temel alınarak inşasına başlanır. Osmanlı-Rus Harbi, kentteki kolera salgını ve maddi imkansızlıklar nedenleriyle bina yirmi yıldan fazla sürede tamamlanabilir. 1894 yılında resmi olarak ibadete açılan kilise 1915 yılı temmuz ayına, yani Antep Ermenilerinin tehcirine kadar yapım amacına uygun kullanıldı. Antep Ermenilerinin sürgüne gönderilmesiyle âtıl kalan bina Birinci Dünya Savaşı yıllarında, el konulan Ermeni mallarının istiflendiği depo olarak kullanıldı. Bu malların haraç mezat satılmasından sonra askeri depo olarak da kullanılan binaya daha sonra geçici bir süreyle muhacirler yerleştirildi. Birinci Dünya Savaşının sona ermesiyle anavatanlarına geri dönebilen Ermeniler (sürgüne gönderilen 35 bin Antep Ermenisinin ancak üçte biri hayatta kalabildi) binanın bakımını yaparak tekrar ibadethaneye dönüştürdüler.  25 Aralık 1922 tarihinde topraklarını  bir kez daha terk etmek zorunda kalan Antep Ermenilerin gidişiyle kilise fonksiyonunu yitiren bina, 1920 yılı ortalarından 1984 yılının sonuna kadar hapishane olarak kullanıldı. 1985 yılında camiye dönüştürülen bina 6 Şubat 2023 tarihine kadar cami olarak kullanılırken 6 Şubat depreminde sonradan eklenen minarelerin kubbenin üzerine çökmesiyle ağır hasar aldı.”

“Bölgeye kilise mahallesi denirdi”

Bölgenin Antep Ermenileri tarafından Kilise Mahallesi olarak adlandırıldığını ifade eden Uçaner,şu bilgileri verdi:

 “Bu bölgede yaşayan insanların büyük çoğunluğu Ermenilerdi. Bölgeye Kilise Mahallesi denilmesinin nedeni biri Apostolik, biri Katolik ve bir diğeri de Protestan Ermenilerin ibadet ettiği üç kilisenin yer almasından dolayıdır. Kentin 1914 yılında 100 bin olarak ifade edilen nüfusunun yaklaşık üçte biri Ermeniler oluşuyordu ve Antep’te gavur mahallesi olarak anılan bir bölge yoktu. Bazı mahallelerde halkın büyük çoğunluğunu Müslümanlar, bazılarında ise Ermeniler oluşturuyordu. II. Abdülhamid döneminde başlayıp, İttihat ve Terakki döneminde uygulanan politikaların sonucunda, hepimizin bildiği gibi Cumhuriyet dönemine geldiğimizde tüm Anadolu gibi Antep de devlet aklı uyarınca Ermenilerden temizlendiğinde bölgeye yerli ve muhacir Müslümanlar yerleştirildi. Bölgede yer alan üç kilisenin biri önce hapishaneye sonra camiye dönüştürüldü. Katolik kilisesi uzun bir süre bir fabrikanın deposu olarak kullanıldı sonra kültür merkezine dönüştürüldü ve günümüzde nikah salonu olarak kullanılmakta. Bu iki kilise Protestan Kilisesine göre en azından yıkılmadığı için şanslı sayılabilir. Protestan Kilisesi ise 1920’li yılı ortalarından 1950 yılının başına kadar depo olarak kullanıldıktan sonra yıktırıldı.”

Hatalı restorasyon

Günümüzde Kurtuluş Cami olarak kullanılan mekânın 6 Şubat depreminde büyük hasar aldığını dile Uçaner sözlerini şöyle tamamladı: 

“Kilise binası, sonraki yıllarda cami olarak kullanılırken, uzun süre gerekli koruyucu önlemler alınmadan kaderine terk edildi, yağmur ve karın tahribine açık tutuldu. Binın kaderine terk edilmesine ne yazık ki çevrede yaşayanlar başta olmak üzere kent halkının büyük çoğunluğu duyarsız kaldı. Oysa Antep Ermenilerinin bu kentte doğmamış çocukları ve torunları büyük bir duyarlılıkla deprem sonrasında binaya büyük ilgi gösterip akıbetini daima sorguladılar, hatta onarımına yardım etmek istediklerini bildirdiler. Günümüzde diasporada yaşayan Antep Ermenilerin çocukları ve torunları sadece fotoğraf ve görüntülerinden gördükleri Antep’i anavatanları olarak kabul ediyorlar. Dünya genelinde büyük çoğunluğu ABD’de olmak üzere 400 bin civarında Antep kökenli Ermeni yaşamaktadır. Bir zamanlar Ermenilerin yaşadığı bu bölgede günümüzde ikamet edenlerin büyük çoğunluğunu ise Suriyeli sığınmacılar oluşturmaktadır. Camiye dönüştürülen kilise binası, 6 Şubat depreminden sonra gerekli restorasyon çalışmaları yapılmadığından ibadete kapalı tutuluyor. Büyük bir ihtimalle kilise binasının restorasyonu yine bildik yöntemlerle, aslına uygun olmayan şekilde  yapılacak ve her zaman risk oluşturacak olan minareler de yine binaya eklenecektir.” 

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.