DOLAR 43,6062 0.16%
EURO 51,6027 0.37%
ALTIN 6.942,613,13
Ankara
10°

HAFİF YAĞMUR

Duygusal yeme bozukluğu: “Bir başa çıkma mekanizması mı?”
  • 9.Köy
  • Sağlık
  • Duygusal yeme bozukluğu: “Bir başa çıkma mekanizması mı?”

Duygusal yeme bozukluğu: “Bir başa çıkma mekanizması mı?”

Sağlık Bakanlığı, Mayıs ayında yaptığı açıklamayla obeziteyle mücadele edileceğini duyururken, kamusal alanlarda kilo kontrol noktaları kurulmuştu. Uzmanlar ise kilo kontrolü için yeme bozukluklarının tespitinin de önemli olduğunu aktarıyor. Bunlardan biri de duygusal yeme bozukluğu. Uzman diyetisyen Cemre İnan ve psikolog-diyetisyen Berfin Soyupak, bu yeme bozukluğunu 9. Köy’e anlattı.

ABONE OL
9 Temmuz 2025 11:34
Duygusal yeme bozukluğu: “Bir başa çıkma mekanizması mı?”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Berfin Şengil

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) 2024 raporuna göre; 2022 yılında erişkinlerin yüzde 43’ünün fazla kilolu veya obez, yüzde 16’sının ise obez olduğu açıklandı.

Dünya Obezite Federasyonu’nun 2023 raporunda ise 2035 yılında dünya genelinde obezite ile yaşayacak insan sayısının 1,9 milyar olacağı tahmini yer aldı.

Her 4 kişiden 1’inin yakın zamanda obez olacağı anlamına gelen bu raporlardan yola çıkarak Sağlık Bakanlığı, yurt genelinde kilo kontrolü uygulaması başlattı. 10 Mayıs-10 Temmuz 2025 tarihleri arasında 10 milyon kişiye ulaşma hedefiyle 81 ilde başlatılan uygulamaya göre; kamusal alanlarda boy, kilo ve vücut kitle indeksi ölçümleri yapılıp fazla kilolu kişiler Sağlıklı Hayat Merkezleri ile Aile Sağlığı Merkezleri’ne yönlendiriliyor.

Beslenme danışmanlığı verilmesi ve kilo takibinin yapılmasına dayanan bu uygulama, kilo alımında psikolojik faktörlerin tanısı ve yeme bozuklukları için nasıl bir süreç işleyeceğini merak konusu haline getirdi.

Duygusal Yeme Hareketi’nin kurucuları uzman diyetisyen Cemre İnan ve psikolog- diyetisyen Berfin Soyupak ile bu bozukluklardan biri olan duygusal yeme bozukluğunu konuştuk.

Berfin Soyupak

“Kronikleşirse psikiyatrik tabloya dönüşebilir”

Psikolog-diyetisyen Berfin Soyupak, duygusal yeme bozukluğunu olumsuz ya da yoğun duygularla baş edemeyen bireyin, bu duyguları bastırmak ya da düzenlemek amacıyla yemek yemeye yönelmesi olarak tanımladı. Ayrıca, “Yemek yeme sonucunda pişmanlık ve suçluluk duygusunun ağır basması ama bireyin bu duygularla baş etmek için yine yemek yemeyi kullanmasının” bu bozukluğa yol açtığının altını çizdi.

Soyupak, eğer erken müdahale edilmezse depresyon, kaygı bozukluğu ve özgüven sorunlarının geliştiğini de sözlerine ekledi.

Duygusal yeme bozukluğu bir hastalık değil, bir başa çıkma mekanizmasıdır. Ancak kronikleşirse psikiyatrik tabloya dönüşebilir” diyen Soyupak, bir etiketleme yapmak yerine anlamaya odaklanmanın önemini vurguladı. Duyguların bastırılmadan tanınması ve yeme davranışıyla ilişkili duygusal süreçlerin fark edilmesinin çözümün ilk adımını oluşturduğunu paylaşan Soyupak, “Bu bir nesne arayışı gibidir. Kişi anne arar gibi bir yatıştırıcı arar” dedi.

Genel itibarıyla stresle baş etmek gerektiğini belirten Soyupak, “Süreç kontrol edilmezse yeme davranışı artar ve bu da obeziteye psikolojik olarak da zemin hazırlar. Ama çoğu obez bireyde duygusal yeme davranışı gözlemlenmekte. Bunun psikolojik zemininde de kabul edilmek ile ilgili durumlar görülebilir” diye konuştu.

Soyupak, duygularını bastırma veya başkalarına yüklememe eğilimindeki kadınların, içe yönelip yemeyi kaçış yolu olarak kullanabildiklerini söyleyerek, karşılığını bulamayan “maaş”, “hediye”, “güzel söz” gibi durumların “katlanma” algısı, benlik ve kaygı düzeyinde zorlanmalara yol açabileceğinden bahsetti.

“Psikolojik destek olmadan yetersiz kalır”

Sağlık Bakanlığı’nın kilo kontrolü uygulamasını ise Soyupak, şu sözlerle değerlendirdi: “Psikolojik destek olmadan uygulama, amacı itibariyle anlamlı olmakla birlikte bütün anlamında yetersiz kalır. Bireylerde hali hazırda kabul edilmemek, dışlanmak gibi içsel korku ve kaygılar mevcutsa stres düzeyini artıracağı için durumu zorlaştırabilir. Ya da kişi bu korku ile dönemsel kilo verse bile uzun vadede, sürdürülebilirlikte sıkıntılar oluşabilir. Ama uygulamanın süreçlerinde bu destekler mevcutsa psikolojik olarak destekleyici olacaktır.

Yemeğin “teselli” değil, ihtiyaç olduğunu hissettirmenin önemi üzerinde duran Soyupak, burada bir irade problemi ve kilo vermekten çok, kabul kaygısını yenmekten söz edilebileceğini aktardı. Soyupak bunu, “Bir danışanımız; ‘Sanki karanlıkta yolculuk yapan bir arabaydım da nereye gittiğimi bilmiyordum. Siz ışıkları yaktınız ve o yoldaki kaygım hafifledi. Böylelikle de ilerledim. Bu çok kıymetli” sözleriyle örnekledi.

Cemre İnan

“Hasta’ tabiri doğru değil”

Uzman diyetisyen Cemre İnan ise duygusal yeme bozukluğunu fiziksel bir açlık olmadan, duygusal tetikleyiciler sonucunda yemek yemeye yönelmek olarak tanımladı.

Bu durumun sonucunda genellikle yüksek kalorili, karbonhidrat ağırlıklı besinler tercih edilir” diyen İnan, “Tanı, bir psikiyatrist veya klinik psikolog tarafından konulur. Müdahale edilmezse kilo problemi ve metabolik rahatsızlıkların oluşma riski artar” ifadelerini kullandı.

Bir davranış bozukluğu olan duygusal yeme bozukluğuna sahip kişilere “hasta” demenin doğru olmadığını da paylaşan İnan, duygusal yeme bozukluğunun obezite riskini artıran bir davranış olduğunu söyleyerek, şöyle konuştu: “Ama her duygusal yeme bozukluğuna sahip birey, obez olacak diye bir şey yok. Bu süreçte sıklık ve miktar önemli.”

İnan, kadınlarda bu yeme bozukluğuna daha sık rastlanmasının nedenini, “Beden algı baskısı, sosyal medya etkisi gibi faktörler bu durumun tetikleyicileri olabiliyor” şeklinde açıkladı.

“Duygusal açlık genellikle pişmanlıkla sonlanır”

İnan, fiziksel açlık ve duygusal açlık arasındaki farkları ise şöyle açıkladı: “Fiziksel açlık, vücudun enerji ihtiyacından kaynaklanır ve yavaş yavaş meydana gelir. Duygusal açlık ise aniden oluşur. Fiziksel açlıkta besinleri aldıkça doygunluk hissi oluşur. Duygusal açlıkta ise tatmin edici bir doygunluk hissi yaşanmaz ve genellikle pişmanlıkla sonlanır.

Sağlık Bakanlığı’nın uygulamasında eğer davranışsal destek de sunuluyorsa duygusal yeme bozukluğuna katkı sağlar” diyen İnan, sadece kalori ve kilo takibinin ise bu yeme bozukluğunun tanı ve tedavisi için yetersiz kalacağını vurguladı.

Diyetisyen İnan, yeme alışkanlıkları ve tetikleyicileri yazmanın, farkındalıkla beslenme sürecini takip etmek için ilk ve en önemli adımlardan olduğunu belirtti. Beslenme programının kişi için anlamına bakarak işe başladıklarını kaydedip, genelde “diyet döngüsünden” çıkamayanların suçluluk duygusu yaşadığını ekledi. İnan, ayrıca ağırlık kaybından ziyade kendini tanıma ve farkına varma temelli çalışmak gerektiği üzerinde durdu.

“Yeme davranışı neden ve nasıl yediğimizle de ilgili”

Cemre İnan ve Berfin Soyupak, kurdukları Duygusal Yeme Hareketi’ni ise şöyle anlattılar: “Yeme davranışı sadece ne yediğimizle değil, neden ve nasıl yediğimizle de ilgili. Bu nedenle ekip olarak, beslenme ve psikoloji alanlarının gücünü birleştirdik. Yemekle olan duygusal bağınızı anlamayı ve dönüştürmeyi hedefliyoruz.”

Ayrıca İnan, diyetisyen olarak her zaman bir beslenme planı vermek yerine; bazen yeme davranışını, duygusal tetikleyicileri ve kişinin besinle ilişkisini anlamaya odaklandıklarını belirtti. Soyupak da psikolog desteğiyle bu süreci daha derinlemesine ele alıp duygusal ihtiyaçlar, düşünce kalıpları, içsel çatışmalar gibi konular üzerine çalıştıklarını aktardı.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.