DOLAR 32,8624 0.15%
EURO 35,1861 -0.08%
ALTIN 2.496,440,28
Ankara
29°

AÇIK

Balkanların kara lekesi: Bosna Soykırımı

Balkanların kara lekesi: Bosna Soykırımı

Bosna Savaşı esnasında Bratunac ve Srebrenitsa’da yaşanan soykırımda, binlerce kişi katledilerek toplu mezarlara gömüldü. Boşnak Müslüman ailelerin yaşadığı trajediler, birer insan hakkı ihlali ve ibret veren yaşam öyküleri olarak bugün halen anlatılıyor. Savaşı 7 yaşında bir çocuk olarak yaşayan ve ailesiyle yaşadığı ev Hırvat askerler tarafından bombalanan Vernesa Kovac Gürkule ile dayısı Bratunac’ta kurşuna dizilen Ermin Muagiç, ortak duygularla, “Bosna Soykırımı’nı unutturmayacağız” diyorlar.

ABONE OL
27 Eylül 2023 14:00
Balkanların kara lekesi: Bosna Soykırımı
3

BEĞENDİM

ABONE OL

Haber: Dilek Atlı – Bursa

Yugoslavya’nın dağılmasının ardından 1992-1995 yıllarında Bosna-Hersek’te meydana gelen savaş, Sırp ve Hırvat güçler tarafından gerçekleştirilen Bosna Soykırımı’nın yaşanmasıyla Balkanların tarihinde kara bir leke olarak kaldı. 

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra “Avrupa’nın yaşadığı en şiddetli silahlı çatışma” olarak bilinen ve 3 yıl süren Bosna Savaşı’nda Bosna Sırp Ordusu (VRS) Birleşmiş Milletler Koruması altındaki ‘güvenli bölge’ olarak adlandırılan Doğu Bosna kasabaları Bratunac ve Srebnitsa’ya girdi. Ordu, çok kısa süre içinde bu bölgede 8 bini aşkın Boşnak Müslüman yetişkin erkek ve erkek çocuğunu katletti.

“Balkanların kara lekesi” diye anılan bu katliam, yaşandıktan tam 9 yıl sonra, Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (EYUCM) Temiz Dairesi tarafından General Radislav Kristiç’e karşı açılan davada, ‘soykırım’ olarak tanındı ve dünyaya duyuruldu. İnsanlık suçunun en büyük örneklerinden birinin yaşandığı Bosna Soykırımı’nda aile üyelerini kaybeden nesiller ise bu ‘kara leke’yi dünyaya unutturmamak için hikâyelerini paylaşmaya devam ediyorlar.

“Boşnakların kaderinde mücadele var”

Vernesa Kovac Gürkule

İstanbul’da yaşayan ve sağlık sektöründe fizik tedavi uzmanı olarak çalışan Bosnalı 38 yaşındaki Vernesa Kovac Gürkule, ailesinin Bosna Hersek’te Mostar şehrine çok yakın olan Jablanica şehrinde yaşadığını, dönemin Hersek bölgesinde yer alana köylerinin Hırvat askerlerce bombalandığını, Bosna Savaşı’nı ise 7 yaşında olduğu için hatırladığını söylüyor. Evlendikten sonra Türkiye’ye taşınan ancak eşinin 2020 yılında vefatından sonra çocuklarıyla birlikte İstanbul’da hayat mücadelesi vermeye devam eden Gürkule, “Biz Boşnakların kaderinde her zaman mücadele etmek ve çalışmak var” diye belirterek, ailesiyle birlikte yaşadığı Bosna Savaşı’nı ve Soykırım günlerini şöyle anlatıyor:

“1992 yılında Bosna Savaşı başladığında 7 yaşındaydım. Okula gidiyordum. Savaş sözcüğünü ilk kez okulda duydum. Ancak Boşnakça’da ‘rlat’ diye telaffuz edilen ‘savaş’ sözcüğü çocukken çok sevdiğim bir çikolata olan ‘rolat’ ismine ses olarak benziyordu. Ben, savaş kelimesini duyduğumda çikolata gibi düşünüp iyi bir şey sanmıştım. Çocukluk aklımla güzel bir şey olacağını düşünmüştüm önceleri. 1993 yılının Nisan ayında savaşın sıcaklığını artık şehrimizde ve evimizde hissetmiştik. Evler, sokaklar bombalanıyordu. Babam, polisti. Bir görünüp bir kayboluyordu. Ben ve iki kardeşim annemle birlikte bodruma kaçıyorduk. Sonra Hırvat askerler tarafından şehrimiz işgal edildi. Akrabalarımız saklanıyordu ama erkekler, teslim olmak zorunda kaldılar. Şehit olanlar oldu. Teyzemin oğlu 18 yaşında öldürüldü. Bazı ailelerden tüm erkekler öldürüldü. Beş oğlundan dördünü birer gün arayla şehit veren komşularımız oldu.”

“Bize doğru bilgi vermediler”

Bosna’da savaş esnasında yıkılan cami

Jablanica şehrine 15 dakika uzaklıkta olan köylerinde Boşnak Müslümanlarla Hırvatların bir arada yaşadıklarını söyleyen Gürkule, komşularının yapılacak baskından haberleri olmasına rağmen kendilerini uyarmadığını belirterek, o günlerden hatırladıklarını şu sözlerle ifade etti:

“Boşnaklar ve Hırvatlar birleşip Sırplara karşı savaşacaklardı. Ama öyle olmadı. Bizim köyümüze Sırplar değil, Hırvatlar saldırdı. Akşam evimize gelip birlikte kahve içtiğimiz Hırvat komşularımız bize sabah olacaklarla ilgili doğru bilgi vermediler. Oysa kendi aralarında, anlaşmayı bozup kendi bölgelerini oluşturmak fikri varmış. Biz ise birlikte hareket edeceğimizi zannediyorduk. Babamın en yakın iş arkadaşı, olacakları bildiği halde söylememiş. İşgalden bir gece önce birlikte nöbet tuttuğu arkadaşı babama planlarından söz etmemiş. ‘Temizlik’ yapma planları varmış. Erkekler teslim olunca çocuklar, kadınlar ve yaşlılar evlerimizden olduk. Bir sabah Hırvat Savunma Askerleri Birliği gelip evlerimize silahlarıyla girdiler ve evleri boşaltmamız için bize 5 dakika verdiler. Sonra da bizi toplayıp okuduğum okula, bir kamp alanı gibi, götürdüler. Babam yoktu. Ama hatırlıyorum, babama haber vermeyen iş arkadaşının karısı biz giderken yanımıza battaniye gibi eşyalar vermişti götürmemiz için. Annem ve iki kardeşimle birlikte evimizi terk etmek zorunda kaldık. 27 yaşındaki annem tuvalete giderken Hırvat askerlerden korktuğu için yüzünü kapatırdı. Kendini çirkinleştirirdi. Bir gece askerler okulun sınıflarına aniden girdiler. Biz, topluca yerde yatıyorduk. “Burada kız var mı?” diye bağırarak genç kız aradılar. Allah bize yardım etti. Kızların olduğu odaya nasıl olduysa girmemişler ve o geceyi öyle atlatmışlar. Sonra bizi başka kamplara, şehirlere götürdüler. En son köyümüzün çarşısına geri getirildik. Orada, işgal edilen bir otelin salonuna transfer ettiler esirleri. Kendimize yatak diye kolileri yayıyorduk. Uzanamayacak kadar dip dibe yatırdılar bizi. Bize hep yeşil mercimek veriyorlardı. Halen yeşil mercimek yiyemiyorum.”

“Savaşta yanlış bilgi yayılıyordu”

Kovac ailesinin savaşta yıkılan evleri

Günümüzde ailesiyle birlikte yine çocukluk köyünde yaşadıklarını, bombalar nedeniyle yıkılan evlerini çok çalışarak yeniden yaptıklarını belirten Vernesa Kovac Gürkule, o günleri şöyle dile getirdi:

 “Babam 1 yıl hapiste kaldı ve orada her gün şiddet görmüş. Erkekler, hep ailelerinden ayrıydı. Arada sırada mektup gelirdi babamdan. Savaş sırasında yanlış haberler yayılırdı. İnanıyorduk. Ama hemen ardından başka bir bilgi geliyordu. Ne doğru ne yanlış bilemiyordunuz. Bir gün kampımıza bir bomba düştü. Tüm kamp kül oldu. Biz, siren çalınca sığınaktaydık annem ve kardeşlerimle. Hırvat aileler herhalde bir anlaşmaya göre evlerinin bir odasını savaş mağdurlarına açıyordu. Kamp bombalanıp evsiz kalınca biz de teyzemin kaldığı eve, yani odaya gittik. Oda küçüktü. Dil döktük ev sahibine ve biz de o evin koridorunda kaldık. Halk iyi davranıyordu bize. Bir gün babam diğer esir erkeklerle bulunduğumuz yere geldi. Kamyondan iner inmez gördüm onu. Çökmüş, hasta gibiydi. Babam bize gelince savaş bitti sanmıştım. Çok mutlu olmuştum. Bir evimiz yoktu ama babam evine dönmüştü. Yıl 1994’tü. Savaş, 1995’te son buldu. Şimdi Hırvat ve Sırp komşularımızla birlikte köyümüzde yaşıyoruz ailemle. Bu evin yeniden yapılması 7-8 sene almıştı. Ben, çocuklarımla yaz aylarında geliyorum Jablanica’ya. Annem ve babam, nefretle yaşamıyorlar. Bizi de düşmanca duygularla büyütmediler. Ama yaşananlar boşuna değil. Şimdi birlikte dostça yaşıyoruz ama düşmanlık vardı. Kim bilir, belki de halen düşmanlık besleyenler vardır. Çocuklarıma yaşadıklarımızı anlattım. Bilmelerini istedim. Srebrenitsa Soykırımı’nı Türklerin unutmamasını istiyorum.”

Ermin Muagiç

“Dayımı Sırplar kurşuna dizdi”

Bosnalı 20 yaşındaki Ermin Muagiç, Türkiye’de Türkçe dersleri alarak Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde bu yıl üniversite yaşamına başlamak için gün sayıyor. Ailesiyle birlikte Bosna Hersek’in Zavidovici adlı şehrine bağlı bir köy olan Ribnica’da yaşayan Muagiç, dayısının 1995 yılında Sırplar tarafından katledildiğini belirterek, 2103 yılında toplu mezarlarda bulunan üç kemik parçasının DNA testi sonucu dayısına ait olduğunun tespit edildiğini söyledi. Dayısı Fadıl Ömeroviç’e ait üç kemik parçasını ailesi ile birlikte 11 Temmuz 2013’te defnettiklerini belirten Ermin Muagiç, Sırpların uyguladıkları soykırımı asla affetmeyeceğini dile getirerek, ailesinin Bosna Savaşı’nda yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

“Anne ve babam Bosna Savaşı’nı yaşadılar. Babamın ailesi Ribnica köyündendir, annemin ailesi Bratunac’tan. Bratunac, Srebrenitsa’ya çok yakındır. 1992 yılında Bosna Savaşı başlamıştı. 1995 yılında annemin ailesinin bulunduğu Bratunac’ta savaş şiddetlendi. Üç teyzem, büyükannem ve büyükbabam köyden çıkmak zorunda bırakıldılar. Büyükannem ve büyükbabam Almanya’ya gidip orada çalıştılar. Ama maalesef dayım Bratunac’ta kaldı. Orada Sırplar 12 Temmuz 1995 günü dayımı öldürdüler. 24 yaşında hayatını kaybetti. 1993 yılında bir çocuğu olmuştu. Dayımı diğer Boşnak Müslümanlar ile birlikte bir yere götürmüşler ve orada kurşuna dizmişler. Önce size bir şey yapmayacağız diyerek bir fabrikada toplamışlar erkekleri. Soykırımda üç günde 8 bin 372 insan Sırplar tarafından katledildi. Annem ve babam ise Bratunac ve Srebrenitsa’dan çıkarılan insanlarla birlikte bu şehirlere yakın bir yerdeki kampa götürüldüler. Babam o bölgenin kuzeybatısında asker gibi çalıştırıldı.”

Ermin Muagiç’in Sırplar tarafından kurşuna dizilen dayısı

“Sırp aileler doğru bilgi vermeli”

Her yıl dayısının ve diğer katledilen Boşnak Müslümanların mezarını ailesiyle birlikte ziyaret ettiklerini vurgulayan Ermin Muagiç, köylerinde Sırp komşuları olduğunu ve şimdi birlikte huzurla yaşadıklarını ancak Sırp arkadaşı olmadığını belirtti. Muagiç, “Eğer bir Sırp arkadaş edinecek olursam ona Srebrenitsa Soykırımı’nı kabul edip etmediğini sorarım. Eğer kabul ederse arkadaş olabilirim. Çünkü Sırplar halen soykırım yapmadıklarını iddia ediyorlar” diye konuştu. Yaşanan savaş ve katliamda neler olduğunu Sırp ailelerin çocuklarına ve gençlere nasıl anlattıklarının önemine dikkati çeken Muagiç, “Doğru bilgi yaymak çok önemli. Çünkü halen ırkçı yaklaşan Sırplar var. Bir gencin düşünceleri, ailesinin anlattığı gerçek bilgiye göre oluşuyor. Örneğin, Srebrenitsa’da katliam olmadığını söyleyen aileler var. Bu yanlış bir bilgi ve ırkçılığa neden oluyor. Ama Bosna Soykırım’ı kabul edildi” diye belirtti.

“Masum insanlar hedef alındı”

Bosna Savaşı’nın, yaklaşık 300 bine yakın Müslüman Boşnak’ın öldürüldüğü, milyonlarca kişinin zorunlu göçe zorlandığı ve binlerce kadının cinsel istismara uğradığı, uluslararası toplumun gözü önünde cereyan eden bir savaş olduğunu vurgulayan Bosna Hersek Bursa Fahri Konsolos Yardımcısı ve Bosna Hersek ile İlişkileri Geliştirme Merkezi Vakfı (BİGMEV) Genel Sekreteri Cenita Kocaman, “Bu, bir iç savaş veya karşılıklı gelişmiş bir savaş değildir. Apaçık masum insanların hedef alındığı, bir milleti yok etmeye yönelik yapılmış bir saldırıdır. Srebrenitsa Soykırımı 4 yıl süren bu savaşta işlenmiş savaş suçlarının en büyüğüdür” diye konuştu.

Cenita Kocaman

Cenita Kocaman, doğru bilgi yayılımının önemini ve savaş suçlarının insan haklarını yok eden şiddetini de şu sözlerle dile getirdi:

“8372 masum sivil Boşnak 3 günde öldürülmüştür. Srebrenitsa Soykırımı, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Lahey’de mahkeme kararı ile resmen kabul edilmiş ilk soykırımdır. O nedenle ‘katliam’ olarak değil insanlık suçlarının en büyüğü olan ‘soykırım’ olarak anılmalıdır. Ayrıca tecavüzün ilk defa savaş silahı olarak mahkemece kabul edilmesi de Srebrenitsa annelerinin ve Bosnalı kadınların mücadelesi sayesinde olmuştur. Her yıl 11 Temmuz Soykırım Yıldönümünde o seneki komisyonca tespit edilen naaşlar defnediliyor. Bu sene, yani 28 yıl sonra, 30 kişi defnedildi ve bunlardan sadece 2 tanesinin iskeleti tamdı. Çoğunluğunun vücut parçaları toplu mezarlardan çıkarılmış, DNA tespiti ile bir araya getirilmiştir. Her sene yapılan bu cenaze töreni öncesinde ölümden kaçanların yürüdüğü yaklaşık 100 kilometrelik dağ ve orman yollarını kapsayan “Marş Mira” yürüyüşü yapılmaktadır. Srebrenitsa’nın daha çok anılması ve ziyaret edilmesi çok önemli. Bosna Hersek gezilerimize Srebernitsa’yı muhakkak eklemeliyiz. Alija Izetbegovic’in sözünü hatırlatmak istiyorum; ‘Savaşta büyük zulme uğradınız, zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.”


En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.