Merve Kanan
Van’ın Başkale ilçesine bağlı bir köyde yaşayan 60 yaşındaki Zeynep Yıldırım, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte başladığı gününde yılların yorgunluğunu bedeninde taşıyor.
Yıldırım, “Her doğumda biraz daha yorgun, biraz daha halsiz hissediyordum. Ama kimseye söyleyemezdim; ailem izin vermezdi” sözleriyle yaşadıklarını anlatıyor.
Zeynep Yıldırım’ın hikâyesi, kırsal bölgelerde kadınların kendi bedenleri üzerindeki karar hakkının hâlâ kısıtlı olduğunu gözler önüne seriyor. Doğum kontrolüne erişim, kültürel normlar ve aile baskısı nedeniyle sınırlı kalırken; kadınlar ardışık ve kontrolsüz gebeliklerle karşı karşıya.
“İlk çocuğumdan sonra biraz nefes almak isterdim ama izin yoktu. Her doğum bir yük; ama köyde bunu dile getirmek mümkün değildi” diyen Yıldırım, yıllar içinde kronik yorgunluk, bel ve sırt ağrıları, tansiyon sorunları ve uyku bozuklukları yaşadığını söylüyor.
Köyde konuştuğumuz diğer kadınlar da benzer deneyimlere sahip. 45 yaşındaki Fatma Sevinç, “Bazen dayanacak gücümüz kalmıyor ama söyleyemiyoruz. Herkes ne der diye korkuyoruz” diyerek toplumsal baskıyı dile getiriyor.
Uluslararası sağlık otoriteleri de kısa aralıklarla gerçekleşen gebeliklerin risklerine dikkat çekiyor. Amerikan Kadın Doğum ve Jinekologlar Koleji, gebelikler arasında en az 18 ay beklenmesini önerirken özellikle 12 aydan kısa aralıklarla gerçekleşen gebelikler hem anne hem de bebek için ciddi sağlık riskleri barındırıyor. Kırsal bölgelerde ise bu önerilere ontro doğumlar arasında yeterli süre bırakılmaması yaygın bir sorun olarak öne çıkıyor.
Maternal-Fetal ve Perinatoloji Derneği de doğum sonrası döneme dikkat çekerek, “Doğum yaptıktan sonra adet dönemi başlamamış olsa bile yeniden hamile kalmak mümkündür” uyarısında bulunuyor.
Aynı açıklamada yalnızca emzirmenin gebeliği önlemede her zaman güvenilir bir yöntem olmadığına dikkat çekilerek şu ifadelere yer veriliyor: “Yakın zamanda tekrar hamile kalmak istemiyorsanız farklı doğum ontrol yöntemleri bulunmaktadır. Bu konuyu doğum yapmadan önce düşünmeye başlamak önemlidir.“
Dernek ayrıca uzun etkili doğum ontrol yöntemlerinden prezervatiflere kadar birçok seçeneğin bulunduğunu, ancak doğal yöntemlerin diğerlerine göre daha düşük koruma sağladığını vurguluyor.
Ancak Zeynep Yıldırım’ın yaşadığı köyde sağlık hizmetlerine erişim oldukça sınırlı.
“Bazen ilçe merkezine gitmek zorunda kalıyoruz, yol uzun ve masraflı. Doktorlarla görüşme imkânımız az” diyen Yıldırım, sağlık hizmetlerine ulaşmanın zorluklarını anlatıyor.
Günün büyük bölümünü tarlada, hayvanların yanında ve ev işlerinde geçiren kadınlar için ardışık gebeliklerin fiziksel yükü daha da ağırlaşıyor. Sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlı olması, doğum kontrol yöntemleri hakkında bilgi eksikliği ve toplumsal baskılar kadınları görünmez bir şiddet döngüsünün içine itiyor.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Meltem Aksu Sönmezer, tekrarlayan gebeliklerin ve yetersiz sağlık takibinin ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekerek, “Tekrarlayan gebelik kayıplarının yaklaşık yüzde 50’sinde neden belirlenememektedir. Anatomik sorunlar, bağışıklık sistemi faktörleri, pıhtılaşma bozuklukları ile aşırı zayıf ya da kilolu olmak gibi etkenler bu süreci etkileyebilir” diyor.
Zeynep Yıldırım’ın hikâyesi yalnızca bireysel bir yaşam öyküsü değil; aynı zamanda kırsalda yaşayan pek çok kadının ortak gerçeğini yansıtıyor. Bedensel özerkliğin sınırlı olduğu bu koşullarda kadınlar hem sağlıklarını hem de yaşam kalitelerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalıyor.
“Doğumlar beni güçsüz kıldı ama söyleyemedim. Aile baskısı ve köyün tutumu her zaman üzerimdeydi” diyen Yıldırım’ın sözleri bu sessiz mücadelenin en çarpıcı ifadesi olarak öne çıkıyor.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7969 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
7623 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6768 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6379 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
5012 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4939 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
4760 kez okundu
1
Türkiye antidepresan kullanımında dünya 22’ncisi
6140 kez okundu
2
Önlem alınmazsa lösemi vakaları artacak
4625 kez okundu
3
Gaziantep’te çocuk hematoloğu krizi
4143 kez okundu
4
Hasta da yakınları da çaresiz: SSPE tedavi araştırması reddedildi
3566 kez okundu
5
Sadece otomobilleri koruyan katil bariyerler
2794 kez okundu