DOLAR 45,6034 0.01%
EURO 53,2169 0.26%
ALTIN
Ankara
16°

HAFİF YAĞMUR

Bedensel özerklik sınırlı, sağlık riskleri yükseliyor
  • 9.Köy
  • Sağlık
  • Bedensel özerklik sınırlı, sağlık riskleri yükseliyor

Bedensel özerklik sınırlı, sağlık riskleri yükseliyor

Türkiye’nin kırsal bölgelerinde doğum kontrolüne erişimde yaşanan engeller, kadınların ardı ardına gebeliklere zorlanmasına yol açıyor. Uzmanlara göre bu durum hem fiziksel hem ruhsal sağlık açısından ciddi riskler barındırıyor.

ABONE OL
20 Mayıs 2026 10:56
Bedensel özerklik sınırlı, sağlık riskleri yükseliyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Merve Kanan

Van’ın Başkale ilçesine bağlı bir köyde yaşayan 60 yaşındaki Zeynep Yıldırım, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte başladığı gününde yılların yorgunluğunu bedeninde taşıyor.

Yıldırım, “Her doğumda biraz daha yorgun, biraz daha halsiz hissediyordum. Ama kimseye söyleyemezdim; ailem izin vermezdi” sözleriyle yaşadıklarını anlatıyor.

Ardışık doğumların bedeli

Zeynep Yıldırım’ın hikâyesi, kırsal bölgelerde kadınların kendi bedenleri üzerindeki karar hakkının hâlâ kısıtlı olduğunu gözler önüne seriyor. Doğum kontrolüne erişim, kültürel normlar ve aile baskısı nedeniyle sınırlı kalırken; kadınlar ardışık ve kontrolsüz gebeliklerle karşı karşıya.

İlk çocuğumdan sonra biraz nefes almak isterdim ama izin yoktu. Her doğum bir yük; ama köyde bunu dile getirmek mümkün değildi” diyen Yıldırım, yıllar içinde kronik yorgunluk, bel ve sırt ağrıları, tansiyon sorunları ve uyku bozuklukları yaşadığını söylüyor.

Köyde konuştuğumuz diğer kadınlar da benzer deneyimlere sahip. 45 yaşındaki Fatma Sevinç, “Bazen dayanacak gücümüz kalmıyor ama söyleyemiyoruz. Herkes ne der diye korkuyoruz” diyerek toplumsal baskıyı dile getiriyor.

Sağlık riskleri artıyor

Uluslararası sağlık otoriteleri de kısa aralıklarla gerçekleşen gebeliklerin risklerine dikkat çekiyor. Amerikan Kadın Doğum ve Jinekologlar Koleji, gebelikler arasında en az 18 ay beklenmesini önerirken özellikle 12 aydan kısa aralıklarla gerçekleşen gebelikler hem anne hem de bebek için ciddi sağlık riskleri barındırıyor. Kırsal bölgelerde ise bu önerilere ontro doğumlar arasında yeterli süre bırakılmaması yaygın bir sorun olarak öne çıkıyor.

Doğum sonrası risk devam ediyor

Maternal-Fetal ve Perinatoloji Derneği de doğum sonrası döneme dikkat çekerek, “Doğum yaptıktan sonra adet dönemi başlamamış olsa bile yeniden hamile kalmak mümkündür” uyarısında bulunuyor.

Aynı açıklamada yalnızca emzirmenin gebeliği önlemede her zaman güvenilir bir yöntem olmadığına dikkat çekilerek şu ifadelere yer veriliyor: “Yakın zamanda tekrar hamile kalmak istemiyorsanız farklı doğum ontrol yöntemleri bulunmaktadır. Bu konuyu doğum yapmadan önce düşünmeye başlamak önemlidir.

Dernek ayrıca uzun etkili doğum ontrol yöntemlerinden prezervatiflere kadar birçok seçeneğin bulunduğunu, ancak doğal yöntemlerin diğerlerine göre daha düşük koruma sağladığını vurguluyor.

Erişim engeli ve görünmez baskı

Ancak Zeynep Yıldırım’ın yaşadığı köyde sağlık hizmetlerine erişim oldukça sınırlı.

Bazen ilçe merkezine gitmek zorunda kalıyoruz, yol uzun ve masraflı. Doktorlarla görüşme imkânımız az” diyen Yıldırım, sağlık hizmetlerine ulaşmanın zorluklarını anlatıyor.

Günün büyük bölümünü tarlada, hayvanların yanında ve ev işlerinde geçiren kadınlar için ardışık gebeliklerin fiziksel yükü daha da ağırlaşıyor. Sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlı olması, doğum kontrol yöntemleri hakkında bilgi eksikliği ve toplumsal baskılar kadınları görünmez bir şiddet döngüsünün içine itiyor.

Sessiz bir mücadele

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Meltem Aksu Sönmezer, tekrarlayan gebeliklerin ve yetersiz sağlık takibinin ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekerek, “Tekrarlayan gebelik kayıplarının yaklaşık yüzde 50’sinde neden belirlenememektedir. Anatomik sorunlar, bağışıklık sistemi faktörleri, pıhtılaşma bozuklukları ile aşırı zayıf ya da kilolu olmak gibi etkenler bu süreci etkileyebilir” diyor.

Zeynep Yıldırım’ın hikâyesi yalnızca bireysel bir yaşam öyküsü değil; aynı zamanda kırsalda yaşayan pek çok kadının ortak gerçeğini yansıtıyor. Bedensel özerkliğin sınırlı olduğu bu koşullarda kadınlar hem sağlıklarını hem de yaşam kalitelerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalıyor.

Doğumlar beni güçsüz kıldı ama söyleyemedim. Aile baskısı ve köyün tutumu her zaman üzerimdeydi” diyen Yıldırım’ın sözleri bu sessiz mücadelenin en çarpıcı ifadesi olarak öne çıkıyor.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP