Elif Solmazgül
Vücudun enerji merkezini yöneten tiroid bezi ile üreme sağlığının temeli olan yumurtalıklar arasındaki hassas denge bozulduğunda, kadın sağlığı “görünmez bir engelle” karşı karşıya kalıyor. Modern çağın en yaygın hormonsal sorunlarından olan Polikistik Over Sendromu (PKOS) ve tiroid düzensizlikleri, çoğu zaman birbirini tetikleyerek hem teşhisi hem de tedaviyi güçleştiriyor. “Ne yapsam zayıflayamıyorum” diyenlerin ve sürekli bir halsizlikle mücadele edenlerin merkezinde, bu iki hayati sistemin sessiz çatışması yatıyor.
İstanbul’da özel bir hastanede görev yapan Dahiliye uzmanı Doç. Dr. Emrullah Solmazgül, yaklaşık 25 yıllık mesleki deneyimiyle kadınlarda sık karşılaşılan iki önemli hormonsal hastalığa dikkat çekiyor. Solmazgül, Polikistik Over Sendromunun yalnızca kadınlarda görüldüğünü, tiroid hastalıklarının ise hem kadınları hem erkekleri etkileyebildiğini söylüyor.
PKOS ve tiroid hastalıklarının neden birlikte görüldüğüne ilişkin değerlendirmede bulunan Solmazgül, bu durumun özellikle kilo şikâyetiyle başvuran hastalarda daha belirgin olduğunu ifade ederek, “Bir kadın kilo sorunu ile başvuruyorsa hem tiroid hem de polikistik over açısından değerlendirilmesinde fayda var” diyor.
Solmazgül, kilo artışı, adet düzensizliği ve sürekli halsizlik hissinin önemli sinyaller olduğunu belirtiyor. Bu belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.
İnsülin direncinin iki hastalıkta da önemli rol oynadığını dile getiren Solmazgül, şunları söyledi: “Polikistik Over Sendromu’nda insülin direnci hastalığa neden olurken, tiroid rahatsızlığında ise bu durum bir sonuç olarak gelişiyor. Tiroid hormonu azaldığında metabolizma yavaşlıyor, kilo alımı başlıyor ve bunun neticesinde insülin direnci oluşuyor. Eğer biz tiroid hormon seviyesini normale getirirsek, insülin direnci de düzeliyor ve kilo vermek çok daha kolay hale geliyor.“
Kilo vermenin her iki hastalıkta da tedavinin önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Solmazgül, düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenmenin yanı sıra gerektiğinde ilaç tedavisinin de uygulanabileceğini söyledi.
Tiroid hastalıklarının doğurganlık üzerindeki etkilerine de değinen Solmazgül, kontrolsüz tiroid problemlerinin gebelik şansını azalttığını ve düşük riskini artırdığını vurgulayarak şunları söyledi: “Tiroid hormonlarının eksikliği bebeğin gelişimini ve hatta zeka düzeyini bile etkileyebilir. Bu nedenle gebelik öncesi mutlaka kontrol edilmelidir” şeklinde konuştu.
Kadınların en sık yaptığı hatanın bu hastalıkları önemsememek olduğunu belirten Solmazgül, özellikle gebelik planlayanların evlilik öncesinde dahi hormon testlerini yaptırmasının faydalı olacağını ifade ediyor.
Tiroid sağlığını korumaya yönelik önerilerde bulunan Solmazgül, özellikle aile bu rahatsızlığı olan kadınların ergenlik döneminden itibaren düzenli kontroller yaptırması gerektiğini belirtti. Ayrıca iyot tüketiminin önemine dikkat çekerek, “Hormon eksikliğinde iyotlu tuz kullanımı faydalıdır, ancak hormon fazlalığında iyot tüketimine dikkat edilmelidir” uyarısında bulundu.
Uzmanlar, tiroid hastalıklarının çoğu zaman uzun süreli takip gerektirdiğini hatırlatarak, düzenli doktor kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çiziyor.
Ayşe Yılmaz, uzun süredir devam eden sağlık sorunları nedeniyle kapı kapı dolaştığı hastane sürecini ve yaşadığı belirsizliği şu sözlerle dile getiriyor:
“Uzun süre doktora gittim. Başlarda sadece basit bir adet düzensizliği olabileceği söylendi, ancak daha sonra Polikistik Over (PKOS) teşhisi konuldu. Doktorlar sürekli zayıflamam gerektiğini tekrarlıyordu ama ne yaparsam yapayım bir türlü kilo veremiyordum. Daha sonra Tiroid hasta olduğumu öğrendim ve bu da kilo vermemem de büyük bir etkendi“
PKOS tedavisi için ilaç kullanmak zorunda kaldığını belirten Yılmaz, ilaç desteği almadan adet döngüsünün gerçekleşmediğini ifade ediyor.
Her iki hastalık için de zayıflamasının şart olduğunu ancak bu rahatsızlıkların ve beraberinde gelen insülin direncinin kilo vermesinin önündeki en büyük engel olduğunu vurgulayan Yılmaz, içinde bulunduğu çıkmazı doğrudan şu cümlelerle aktarıyor:
“Doktora düzenli olarak gidip tedavimi uygulamaya çalışıyorum, ancak ilaç kullanmadığım dönemlerde aylarca adet göremiyorum. Bu durumun erken menopoz benzeri başka sağlık sorunlarına yol açabileceği düşüncesi beni çok korkutuyor. Öte yandan, sürekli ilaç kullanmanın vücuduma zarar verebileceği ihtimali de beni aynı derecede endişelendiriyor. Tiroid için ise doktorlar belirli bir tedavi başlatmadılar; tiroidimin küçük olduğunu söylüyorlar. Ancak altı ayda bir kontrole gittiğimde büyüdüğünü belirtiyorlar ve ne zaman tedaviye başlanacağını tam olarak bilmiyorum.”
Hastalıkların birbirini tetiklediği bu süreçte hem fiziksel hem de ruhsal olarak yorulduğunu belirten Yılmaz, hormonların baskısı altında bir yaşam sürdüğünü ifade ediyor.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7744 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
6878 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6732 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6348 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4987 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4871 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4707 kez okundu
1
Türkiye antidepresan kullanımında dünya 22’ncisi
6140 kez okundu
2
Önlem alınmazsa lösemi vakaları artacak
4608 kez okundu
3
Gaziantep’te çocuk hematoloğu krizi
4125 kez okundu
4
Hasta da yakınları da çaresiz: SSPE tedavi araştırması reddedildi
3549 kez okundu
5
Sadece otomobilleri koruyan katil bariyerler
2767 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.