DOLAR 45,3866 0.06%
EURO 53,4625 -0.12%
ALTIN
Ankara
20°

KAPALI

Sağlıkta sessiz kriz: Hormon kullanımına sınırlama
  • 9.Köy
  • Sağlık
  • Sağlıkta sessiz kriz: Hormon kullanımına sınırlama

Sağlıkta sessiz kriz: Hormon kullanımına sınırlama

Hormonlar vücudun temel işleyişinde kritik rol oynuyor; erişimin kısıtlanması ise fiziksel ve psikolojik sağlık üzerinde çok boyutlu riskler yaratıyor. Hekimler, hormona erişimin kesintiye uğramasının tedavi sorunundan öte doğrudan sağlık hakkı meselesi olduğuna dikkat çekiyor.

ABONE OL
11 Mayıs 2026 10:51
Sağlıkta sessiz kriz: Hormon kullanımına sınırlama
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Oğulcan Özgenç

Türkiye’de hormona erişim, son dönemde getirilen düzenlemelerle birlikte giderek daha tartışmalı ve sınırlı bir alana dönüşüyor. Sağlık Bakanlığı’nın cinsiyet uyum süreci kapsamında hormon kullanımına yönelik kısıtlamaları, bu tedaviye ihtiyaç duyanların yaşamını doğrudan etkiliyor.

Oysa hekimler, hormonların metabolizmadan kemik yoğunluğuna, kardiyovasküler sistemden uyku düzenine ve ruh haline kadar vücudun pek çok temel işleyişini düzenleyen, sürekliliği hayati olan bir tedavi olduğunu vurguluyor. Bu nedenle hormona erişimde yaşanan kesintilerçok boyutlu sağlık risklerinin ortaya çıkması anlamına geliyor.

Hormona erişemeyenler ise bu riskleri gündelik yaşamlarında doğrudan deneyimliyor. Fiziksel sağlıkta yaşanan değişimlerin yanı sıra, psikolojik olarak da ciddi bir yük ortaya çıkarken; tedavinin kesintiye uğraması kişilerin iyi olma halini, gündelik yaşamını ve gelecek algısını derinden etkiliyor.

Hormon translar açısından uyum sürecinin temel parçası

Transeksüel bireylerin  hormona erişimine yönelik kısıtlamalar nedeniyle tedaviye ulaşamayan Alek, hormon tedavisinin cinsiyet uyum sürecinin temel bileşenlerinden biri olduğunu vurguladı. Hormon tedavisinin, kişinin bedensel özelliklerinin kimliğiyle uyumlanmasına katkı sağladığını belirten Alek, hormona erişimin aynı zamanda idari ve hukuki aşamalarla da doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.

Alek, hormon kullanımının, sağlık kurulu süreçleri, mahkeme kararları ve resmi başvurular gibi cinsiyet uyum sürecine ilişkin işlemlerde dikkate alınan unsurlardan biri olduğunu belirterek, engellerin translar açısından bütün bir hukuki ve tıbbi süreci kilitlediğine dikkat çekti.

Bunlarla beraber hormona erişememenin çok yönlü sonuçlar doğurduğunu söyleyen Alek, bu sürecin hem psikolojik hem fiziksel sağlığını doğrudan etkilediğini vurguladı. Sosyal hayatının önemli ölçüde kısıtlandığını ve bu durumun bir çaresizlik duygusu yarattığını belirten Alek, “Psikolojik destek alsak bile hormona erişimin yerini doldurmuyor. Çünkü hormon kullanmamanın kişilerin iyilik hali üzerinde çok somut sonuçları var. Buna rağmen hormon kullanımını kriminalize etmeye çalışmaları insanların gündelik hayatını doğrudan etkiliyor” diye konuştu.

“Hormonlar vücudun biyokimyasal habercileridir”

Hormona erişimin hayati olduğunu ve pek çok tedavide kullanıldığını vurgulayan Dr. Ezgi Eylem Geziş, hormonların vücudun neredeyse tüm sistemlerini düzenleyen biyokimyasal haberciler olduğunu belirtti. Geziş, “Metabolizmadan ruh haline, kemik yoğunluğundan uyku düzenine kadar çok geniş bir etki alanına sahiptirler” dedi.

Hormonların tıpta geniş bir kullanım alanı bulunduğuna dikkat çeken Geziş, diyabet ve tiroid hastalıkları gibi endokrin bozuklukların yanı sıra infertilite (kısırlık) ve menopoz yönetimi gibi alanlarda da hormon tedavilerinden yararlanıldığını söyledi.

Hormona erişememek hem psikolojik hem de fiziksel sağlığı etkiliyor

Geziş, hormona erişimin kesilmesi durumunda ortaya çıkabilecek sağlık risklerine de dikkat çekti. Östrojen kullanımının aniden bırakılmasıyla birlikte sıcak basması ve gece terlemesi gibi semptomların yanı sıra uyku bozuklukları, yorgunluk ve konsantrasyon güçlüğü görülebileceğini belirten Geziş, bu durumun kemik mineral yoğunluğunda azalma, lipid dengesinde bozulma ve kalp-damar hastalıkları riskinde artışa da yol açabileceğini söyledi.

Testosteron kullanımının kesilmesiyle ise enerji düşüklüğü, libido azalması, uyku bozuklukları ve kas kütlesinde azalma gibi etkilerin ortaya çıkabildiğini ifade eden Geziş, her iki durumda da kemik sağlığının olumsuz etkilendiğini vurguladı.

Hormon kullanımının kesintiye uğramasının fiziksel etkilerle sınırlı olmadığını belirten Geziş, “Hormon kullanımının kesilmesi bedensel disforileri belirgin şekilde arttırabilir ve bununla birlikte anksiyete, depresif belirtiler, genel iyilik halinde düşüş yaşanabilir” dedi.

Hormona erişim herkes için önemli bir sağlık meselesi

Dr. Robin Kara da toplumda yaygın olanın aksine hormona erişimin herkes için önemli bir sağlık meselesi olduğunu vurguladı. Mevcut uygulamaların özellikle transların hormona erişimini engellediğine dikkat çeken Kara, “Hormon replasman terapisine ulaşamayan transların intihar oranları daha yüksek. Bu konuda araştırmalar var. Hormona erişim, transların refahını yükseltiyor” dedi.

Kara, hormona erişimin kısıtlanmasının ciddi bir hak ihlali olduğunun altını çizerek, “Transların hormona erişememesi büyük bir ayrımcılık. Şu an reçete edilemiyor. İnsanları sağlık hakkından yoksun bırakan bir uygulama” ifadelerini kullandı.

Hormona erişim konusunda bilgi ve farkındalığın artırılmasının önemine dikkat çeken Kara, “Hormon replasman tedavisine ve hormona erişim için bilginin ve farkındalığın arttırılması için çalışmalar var ve bunlar çok önemli. Hormona erişim için verilen mücadelenin büyümesi gerekiyor” diye konuştu.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.