Merve Kanan
Türkiye’de son dönemde yapılan saha analizleri ve bilimsel çalışmalar, Türkiye’de musluk suyu ve yeraltı sularında mikroplastik parçacıklarının varlığının arttığını gösteriyor. Günlük su ve içeceklerde tespit edilen bu parçacıklar, gözle görünmese de insan sağlığı üzerinde potansiyel risk oluşturuyor.
Araştırmalara göre farklı boyut ve polimer türlerinde mikroplastik parçacıkları hem doğal su kaynaklarında hem de marketlerde satılan içeceklerde bulunuyor. Mineral sularda bu parçacıkların yoğunluğu daha yüksekken, bazı ürünlerde hiç rastlanmıyor.
Evde kullanılabilecek mikro, ultra ve nanofiltrasyon sistemleri içme suyundaki mikroplastik miktarını azaltabiliyor. Ancak bu çözümler, plastik üretimi ve kullanımını azaltmadan sorunun tamamen ortadan kalkmasını sağlayamıyor.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ataman Altuğ Atıcı, “Mikroplastikler, daha büyük plastiklerin zamanla parçalanmasıyla küçük parçalardan oluşan bir plastik grubu. Tehlikeli bir durum aslında; çünkü kullandığımız su kaynaklarına ve gıdalara bile girebiliyor. Bunlar insan sağlığı için ciddi tehlike oluşturuyor” diyor.
Hazırlanan raporlara göre sadece bir litrelik pet şişede yüz binlerce nano plastiğin suyu içen kişinin vücuduna girdiği tespit edilmiş durumda. Bir kişinin günde birkaç litre ambalajlı su tüketerek bu mikro ve nano plastikleri vücuduna alabileceği ifade ediliyor.
Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Doç. Dr. Sedat Gündoğdu ise mikroplastiklerin toprakta parçalanarak ürünlere ve suya geçebildiğini şöyle anlatıyor:
“Toprakta kalan plastikler zamanla çeşitli doğal ve beşeri faktörlerle daha küçük parçacıklara ayrılıyor. Toprağa tamamen yerleşiyor ve biz bunlara mikro ve nano plastikler diyoruz. Mikro ve nano plastiklerin tarlada yetiştirilen ürünlere transfer olduğuna dair çok sayıda bilimsel çalışma mevcut. Bu ürünleri tüketen canlılara ve insanlara da bu mikro ve nano plastikler geçiyor. Plastik, gıda ile temas ettiği andan itibaren onu tüketenlere bulaşıyor. Bu artık su götürmez bir gerçek.”
Gündoğdu, yetiştirilmesi esnasında plastik kullanılan marullarda bile mikroplastik partiküllerin insanlara geçebildiği uyarısı da yapıyor. Bu durumun önlenmesinin tek yolunun, özellikle gıda ile temas eden plastiğin üretiminin ve kullanımının kısıtlanması olduğu vurgulanıyor. Aksi takdirde plastik tüketimi ve üretimi devam ettikçe bu oranların her geçen gün artacağına dikkat çekiliyor.
Mikroplastik krizi, çevre felaketlerinin en sinsi ve az bilinen boyutlarından biri olarak öne çıkıyor. Sadece doğayı değil, doğrudan insan sağlığını da tehdit ediyor. Plastik üretimini azaltmak, sürdürülebilir ambalaj sistemlerine yönelmek ve su arıtma altyapılarını geliştirmek, hem çevre hem de halk sağlığı açısından hayati önem taşıyor.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7929 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
7528 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6763 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6372 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
5006 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4926 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
4751 kez okundu
1
Karaman’ın altın değerindeki hazinesi: Domalan mantarı
13647 kez okundu
2
Kuşadası’nda deprem fay hattı imara açıldı!
8862 kez okundu
3
Defalarca Yıkılan Hatay’da Binalar Alarm Veriyor
8312 kez okundu
4
Balık ağları müsilaj çekiyor: Marmara’nın balıkçıları zorda
6186 kez okundu
5
Uludağ milli park olmaktan çıktı Çevreciler ayakta!
4575 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.