DOLAR 44,1893 -0.07%
EURO 50,7790 0.47%
ALTIN 7.110,80-0,34
Ankara
11°

AZ BULUTLU

Su krizi sadece iklim krizi mi, yoksa kötü yönetim mi?
  • 9.Köy
  • Gündem
  • Su krizi sadece iklim krizi mi, yoksa kötü yönetim mi?

Su krizi sadece iklim krizi mi, yoksa kötü yönetim mi?

Her 4 damla suyun 3 damlası doğada kayboluyor. DSİ ve ASKİ verileri, Türkiye’de su krizinin kuraklıktan çok kentleşme ve altyapı politikalarından kaynaklandığını ortaya koydu. Enerji ve iklim politikaları uzmanı Önder Algedik, metropollerde yaşanan susuzluğun doğal değil politik olduğunu belirterek, “Kayıp-kaçak oranları düşürülmeden ve beton–asfalt odaklı belediyecilik terk edilmedikçe kriz derinleşecek” dedi.

ABONE OL
9 Şubat 2026 10:59
Su krizi sadece iklim krizi mi, yoksa kötü yönetim mi?
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Nilay Altındiş

Türkiye’de kuraklık uzun süredir iklim krizinin en görünür sonucu olarak görülüyor. Ancak Devlet Su İşleri verileri, yaşanan su krizinin yalnızca yağış azlığıyla açıklanamayacağını gösteriyor. DSİ’ye göre Türkiye’de yıllık ortalama yağış miktarı 180 milyar metreküp olarak hesaplanmasına rağmen depolanabilen su miktarı 50 milyar metreküp ile sınırlı kaldı. Bu tablo, her dört damla suyun üçüne doğrudan doğada veda edildiğini gösterdi. Enerji ve iklim politikaları üzerine çalışmalarıyla bilinen Önder Algedik, sorunun doğal değil politik olduğunu vurguladı. Algedik, “Türkiye susuz bir ülke değil; suyu yöneten politikalar susuzluk yarattı” değerlendirmesinde bulundu.

Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) verileri, başkentteki su krizinin temel nedenlerinden birinin kayıp-kaçak oranları olduğunu açıkladı. ASKİ verilerine göre Ankara’da kayıp-kaçak oranı yüzde 30 ile 40 arasında seyretti. Bu durum, kente verilen her 10 kovadan 4’ünün musluklara ulaşmadan kaybolduğu anlamına geliyor. Algedik, bu tabloyu altyapı üzerinden değerlendirerek, “Mevcut altyapı onarılmadan yeni su kaynakları devreye sokuluyor” dedi.

Türkiye’de 2002–2021 yılları arasında 603 milyon ton asfalt, 1 milyar 32 milyon ton çimento kullanıldı. 2019–2023döneminde inşaat faaliyetleri Büyükada’nın 120 katı büyüklüğe ulaştı.  Algedik, bu verilerin kent toprağının sistemli biçimde yok edildiğini gösterdiğini ifade etti. İklim Uzmanı  Önder Algedik, yağmurun artık toprağa değil asfalta düştüğünü, bunun da suyun yeraltına sızmasını engellediğini söyledi. Kentlerin hem susuzluk hem de sel riskiyle karşı karşıya kaldığını belirten Algedik, bu tablonun yağış eksikliğinden değil yanlış kent politikalarından kaynaklandığını vurguladı.

DSİ ve belediye verileri, yerel yönetimlerin iklimle mücadeledeki rolünü tartışmalı hâle getirdi. Belediyelerin enerji faturaları 2015 yılında 2 milyar dolar, 2025 yılında 3 milyar dolar olarak kaydedildi. Aynı dönemde fosil yakıt tüketiminde düşüş yaşanmadı.  Algedik, bu artışın belediyelerin tercihlerinden bağımsız olmadığını söyledi. Algedik, Türkiye’de dökülen asfaltın yaklaşık yarısının belediyeler tarafından yapıldığını ifade etti. Ulaşım politikalarının otomobil merkezli kurgulandığını belirten Algedik, bu tercihin hem emisyonları artırdığını hem de kentlerin su döngüsünü bozduğunu dile getirdi.

DSİ verileri, Türkiye’de atık suyun yalnızca yüzde 2,5’inin geri kazanıldığını ortaya koydu. Bu oranın yüzde 5’eçıkarılması için gereken yatırım miktarının 100 milyon TL olduğu belirtildi. Algedik, bu rakamın kamu yatırımları içinde son derece sınırlı bir tutara karşılık geldiğini söyledi. Barajlara, otoyollara ve asfalt projelerine ayrılan kaynaklarla kıyaslandığında, suyun geri kazanımının sistemli biçimde ihmal edildiğini ifade etti. Algedik, su krizinin teknik değil, bütçe ve öncelik meselesi olduğunu belirtti.

ASKİ ve DSİ verileri, Ankara’ya verilen Kızılırmak suyunun 4. derece kalitede olduğunu gösterdi. Sanayi atıklarıyla kirlenen suyun altyapı sorunları nedeniyle ciddi riskler taşıdığı belirtildi. Algedik, Kızılırmak uygulamasının bir çözüm değil, geçici bir erteleme olduğunu söyledi. Bugün verilen su miktarının yalnızca kayıp-kaçak oranını karşılayacak düzeyde tutulduğunu belirten Algedik, bu tercihin altyapı sorunlarını görünmez kıldığını ifade etti.

Algedik, çözümün yeni barajlar ya da yeni su kaynakları aramakla sağlanamayacağını söyledi. Algedik, öncelikle kayıp-kaçak oranlarının düşürülmesi gerektiğini vurguladı ve mevcut şebekenin onarılmadan yapılan her yatırımın boşa gittiğini ifade etti. Atık suyun geri kazanım oranının artırılmasının kısa sürede etkili sonuçlar doğuracağını belirten Algedik, bu alanın düşük maliyetle büyük kazanım sağlayacağını dile getirdi.

İklim Uzmanı Algedik, Türkiye’de kuraklığın yaklaşık yedi yılda bir tekrarlandığını belirtti. Uzmanlar, 2028 yılının yeni bir kritik kuraklık dönemi olabileceği uyarısında bulundu. 2 Temmuz 2025’te Meclis’ten geçen İklim Kanunu’nun, emisyon artışına belirli bir süre daha izin verdiği kaydedildi. Algedik, bu yaklaşımın metropolleri daha kırılgan hâle getirdiğini ifade etti. Yağış devam etse bile suyu tutamayan kentlerin hem susuzluk hem de sel riskiyle karşı karşıya kaldığını belirtti. Tüm bu veriler ışığında, metropollerin iklim krizine hazırlanıp hazırlanmadığı sorusu yeniden gündeme geldi.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.