Hilal Acar
Türkiye’de son yıllarda eğitim sistemindeki değişiklikler dershanelerdeki uygulamalara da yansıyor. 9. Köy, ilgililerle konuşarak dershanelerde görev yapan öğretmenlerin yaşadığı sıkıntıları derledi. Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası MYK Üyesi Umut Erkurt ve dershane öğretmeni Mehmet Duran Boztepe, sektörün yarattığı iş güvencesizliği, yoğun çalışma temposu ve diğer sorunları gözler önüne serdi.
Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, dershane sektöründe öğretmenlerin yaygın ve sistematik bir emek sömürüsüyle karşı karşıya olduğunu belirtti. Birçok kurumda öğretmenlerin erken saatlerden geç vakitlere kadar yoğun biçimde çalıştırıldığını aktaran Irmak, stajyerlik gerekçesiyle düşük ücret, güvencesiz ve sigortasız çalışma uygulamalarının olduğunu vurguladı. Sigortalı personelde dahi eksik prim bildirimi ve sözleşmede yer alan saatler üzerinden işlem yapılması gibi usulsüzlüklerin yapıldığını ifade etti.
Öğretmenlerin 10 ay üzerinden hazırlanan sözleşmeler ile çalıştığını açıklayan Irmak, şu şekilde devam etti:
“Bu sözleşmeler yalnızca işverenin elinde bulunduğu için öğretmenler hukuki açıdan savunmasız kalmaktadır. Çoğu zaman öğretmenlerin ders yükü kurum içi düzenlemelerle artırılmakta, fakat bu artışların karşılığı ücretlere yansıtılmamaktadır. Ayrıca bazı büyük dershane işletmelerinin kendi yayınlarını öğretmenlere herhangi bir ek ödeme yapmadan hazırlattıkları, bu yayınların hem kurum içinde hem de başka illerdeki dershanelerde kullanılarak ticari gelir elde edildiği söyleniyor. Öğretmenler ise iş kaybı riski nedeniyle bu angaryaları kabul etmek zorunda bırakılmaktadır.”
Sözleşmesiz çalışan öğretmen sayısının tahmin edildiğinden çok daha fazla olduğunu belirten Irmak, “Bu kişiler sigortasız, düşük ücretlerle ve güvencesiz biçimde istihdam edilmekte, hatta ücret ödemelerinin uzun vadeye yayılması gibi uygulamalarla mağdur edilmektedir” ifadelerini kaydetti.
Tarih Öğretmeni Mehmet Duran Boztepe ise dershane öğretmenlerinin iş güvencesi bulunmadığını vurguladı. İşverenin tek bir imzasıyla öğretmenin işine son verildiğini ifade eden Boztepe, öğretmenlerde güvensizlik hissi olduğunu vurguladı ve şu şekilde devam etti: “Yıl biterken ‘Acaba seneye kadroda olur muyum?’ kaygısı, bizim için maaş bordrosundan daha gerçek bir mesele haline geliyor. Tazminat hakkımızın bile olmaması, çalıştığımız ayların sanki bir önemi yokmuş hissini veriyor. Bir mesleğe değil, belirsizliğe emek vermenin yarattığı bu iç sıkıntısı, çoğu zaman yükümüzün en ağır parçası oluyor.“
Eğitimde yapılan yanlış planlamaların bedelini hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin ödediğini söyleyen Boztepe, öğretmenlerin doğal bir eğitim ortamı bulamadığını, öğrencilerin ise gerçek bir sınıf dinamiğinden mahrum bırakıldığını ifade etti.
Dershanelerde öğretmenler belirsiz ve güvencesiz koşullar altında çalışırken, öğrenciler de sınav sistemi ve ekonomik yükler nedeniyle kendilerini güvende hissetmiyor. Ne öğretmen ne de öğrenci geleceğini planlayabiliyor; her iki taraf da belirsizlik içinde. 9. Köy’e konuşan YKS’ye hazırlanan dershane öğrencileri E.D.C. ve Y.G., yaşadıkları sıkıntıları aktararak, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “TÜBİTAK ile birlikte yapay zeka destekli açık uçlu soruların değerlendirilmesi üzerine bir proje geliştiriyoruz” açıklamasının, öğrencilerde sınav sistemine dair kaygıları artırdığını vurguladı.
Dershane öğrencisi E.D.C., sınava hazırlanan öğrencilerin belirsizlik ortamında kaybolduğunu belirterek özellikle YKS’de soruların “yapay zeka + klasik yöntem” karışımıyla hazırlanacağı açıklamasının öğrencilerde ölçme adaletine dair ciddi soru işaretleri doğurduğunu söyledi. E.D.C., dershanelerin yüksek ücret politikalarını ve yönetim anlayışını eleştirerek şunları ekledi:
“Bir test kitabı 200-300 TL, dershane ücretleri 90 bin ile 140 bin TL arasında değişiyor. Yönetim, bu süreçte öğrencilerin eğitim ihtiyacından çok kendi gelirini ön planda tutuyor. Eğitim değil, ticaret odaklı bir sistemle karşı karşıyayız.”
Dershane öğrencisi Y.G. de meslek seçiminde hayallerden çok ekonomik zorunlulukların belirleyici olduğunu şu sözlerle ifade etti: “Sevdiğimiz alanlara yönelmek istiyoruz ama önce ‘Bu bölümde iş bulabilir miyim?’ diye hesap yapmak zorundayız. Yanlış tercih yapma lüksümüz yok, ailelerimizin maddi durumu belli… Üniversiteye başlamanın heyecanı bile bu koşullarda gölgeleniyor. ‘Okuyacağım ama nasıl yaşayacağım?’ sorusu bizi derslerden daha fazla düşündürüyor.“
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6656 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6474 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6187 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4881 kez okundu
5
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
4746 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4517 kez okundu
7
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4515 kez okundu
1
“Okumanın yaşı yok” dedirten 40 yaş üstü öğrenciler
4875 kez okundu
2
Van’da “eğitimci olmayan” öğretmen skandalı
3085 kez okundu
3
Genç pilotlar ödedikçe artan borç batağında
2868 kez okundu
4
Eğitim giderleri aileleri zorluyor: Psikolojiyi ve başarıyı olumsuz etkiliyor
2632 kez okundu
5
YKS 2025 alarm verdi: Üniversiteye ilgi azalıyor
2343 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.