Hatice Ersan
Sahaflık unutulmaya yüz tutmuş mesleklerden olsa da kitap severler tarafından yaşatılıyor. Yalova’da çocuk yaşlardan itibaren kitaplara ilgisi olan Mehmet Salih, 34 yıldır 55 bin kitabın bulunduğu ve “Kitap Bank” adını verdiği dükkanında sahaflık yapıyor. Mehmet Salih, Yalova’nın tek sahafı.
Gelişen teknoloji ve internet kullanımının yaygınlaşması sonucu kitap alışverişi artık yaygın biçimde internet üzerinden yapılırken e-kitaba ilgi de giderek artıyor. Mehmet Salih böyle bir dünyada Kitap Bank’ını ayakta tutmaya çalışıyor.
Mehmet Salih ile sahaflık mesleğine dair söyleşimizi Yalova’daki Kitap Bank’ta yaptık.

Bu mesleği ilk defa İstanbul’da gördüğümde 20 yaşlarındaydım. Eski eşyalar satan bir arkadaşım vardı, ara sıra eski kitaplar da satıyordu. İşi tek başına yürütemiyordu. 1987 yılında ortak olduk. Ben okumayı çok sevdiğim için küçük yaşlardan beri hep kitaplarla haşır neşirdim. O yüzden dükkanı daha sonra sahafa çevirdim. Üniversiteden sonra da kendi tercihimle bu sahaf dükkanını açtım. Yalova’da ilk sahaf bendim. 1987’de Kitap Bank’ın temelleri atıldı. O yıldan beri kentte okumanın gelişmesi için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz.
Takriben 50-55 bin.
Satmaya kıyamadığım, kendime sakladığım çok kitap oldu. Mesela Osmanlı dönemine ait Bitlis diye bir kitap gelmişti, 2 cilt, onu evime götürdüm. Benim için kıymetli bir kitaptı. Kendi memleketimi anlatıyordu. Bir de Kafka, Stephen W. Porges gibi sevdiğim yazarların bazı kitaplarını eve götürdüğüm oldu ama genelde götürmüyorum, gençlerimiz yararlansın istiyorum.
Bugüne kadar sattığım en değerli kitap, setler dışında tek kitaplardan Atatürk’ün Nutuk’u. Osmanlıca, 9-10 yıl önce bin liraya satmıştım. Deri ciltli, bulunmayan bir kitaptı.
Evet çok rastladım ama ben onları pek biriktirmem, bulduğum kitabın arasında bırakırım. Kime denk gelirse gider. Bir kitapta da çok eskilerde Balkanlarda çekilmiş yaşlı bir amcanın fotoğrafına rastlamıştım, güzel eski bir fotoğraftı.
Bir kitabın arasında Yapı Kredi Bankası’nın kurucusu Kazım Taşkent’in banka ile ilgili yazdığı bir mektuba rastladım, onu saklamıştım. Bir kitabın arasında da 200 euro bulmuştum. Sahibini bulup verdim.
Müşterilerimin çoğu okul çağındaki gençler. Gelip roman alan ev hanımları da var.
Kimi klasiğe yöneliyor, kimisi macera kitaplarına veya çizgi romana… Çizgi roman eskisi kadar basılmıyor.
Gençlerin okuma oranı arttı ama okudukları kitapların niteliği düştü. Türkiye’nin 70’li, 80’li yıllarında kitap okuma düzeyi ve niteliği daha yüksekti.

Her ülkenin kendi konumuna, kendi sosyal yapısına göre yazarları vardır. Tek bir yazar söyleyemem ama dünyada genel kabul görmüş yazarlar var. Dostoyevski, Kafka gibi yazarlarla başlamalarında fayda var. İdeolojik kitaplar daha sonraya bırakılmalı. Yani önce bir temel almalı. İdeolojik kitaplar bilinçlendikten sonra okunursa daha iyi sonuçlar vereceğinden eminim.
Unutulmasa bile sayımız azalıyor. Birkaç tane açıldı ama süreç içerisinde kapatmak zorunda kaldılar. Benim de kendi dükkanım olmasa şu an zorlanırdım çünkü kira fiyatları çok yüksek. Teknoloji çok hızlı gelişiyor, o nedenle bazı meslekler eskisi gibi rağbet görmüyor. Artık bilginin nerdeyse tamamını internetten ediniyoruz.
Evet etkilenir ama sahaflık ortadan kalkmaz. İnternet ortamı, kitap ortamı gibi değildir. İnternette insanlar bilgiyi kendine göre şekillendirip kendi isteğine göre oraya aktarabiliyor. Bir de 1984 ve ona benzer bazı kitaplar dünyayı yönetenler tarafından ileride internet ortamında çeşitli manevralarla ortadan kaldırılabilir. Onun için kitap bence hiçbir zaman ölmez. Ama okur oranı düşebilir, sayısal olarak satış oranı düşebilir.
Maalesef yok. Ben Yalova’da sahaflığın son temsilcisiyim diyebilirim. Ailemizdeki genç kuşaklar başka meslekler seçtiler.
Pek değil. Belli bir okuyucu kitlesi olduğu için Türkiye’de bu tip fiyat artışı kitapçıları, sahafları etkilemiyor ama kitap okuma oranı Türkiye’de dünya düzeyinin çok altında.
Dostoyevski’nin çağdaşı olan eminim bir sürü yazar unutulup gitti ama bir Dostoyevski veya İran’ın Sadi’si (Sadi Şirazi) hala okunmaktadır. Bu tür eserlerin unutulması mümkün değil. Ama iyi edebiyat olmayanlar süreç içerisinde elenir. İyi edebi eserler ise belki bin yıl sonra bile insanların ilgi alanında olacaktır.
Özellikle gençlere bilinçli okuyucu olmalarını, sürekli gelişen ve düşünen birer birey olmalarını söylemek isterim. Uğur Mumcu’nun bir sözü vardır, “Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz” diye. Gençlerimiz önce kendilerini iyi yetiştirsinler. Özellikle sosyoloji, felsefe ağırlıklı kitaplardan başlasınlar. Bu tür kitaplar zaten önlerini görmeye yardımcı olacaktır.
1
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8508 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8303 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6900 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6449 kez okundu
5
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5139 kez okundu
6
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
5053 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
4900 kez okundu
1
Bir sinemadan fazlası ‘yataklı sinema’: Uyuklayanlar, tadını çıkaranlar, filmi bitiremeyenler…
19201 kez okundu
2
Artık kelimelerin de bir müzesi var!
13876 kez okundu
3
“Dünyanın en eski yerleşim yerine” rakip çıktı
11735 kez okundu
4
Kız Kulesi’nin yeni hali eleştiri konusu oldu
11518 kez okundu
5
Şırnak’ta “Kiras u Fistan” ve “Şal u Şepik” geleneği devam ediyor
7178 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.