Mehmet Duran Boztepe
İç Anadolu’nun bozkırlarında yankılanan o yanık seslerin, düğünlerde coşkuyu doruğa çıkaran sazların ve davulların ardında, asırlık bir kültürel miras yatıyor. Ancak Neşet Ertaş ve Muharrem Ertaş gibi dev isimleri yetiştiren Abdal geleneği, şimdilerde modernleşmenin getirdiği kültürel erozyonla değil, doğrudan ekonomik sistemin yarattığı yoksullukla boğuşuyor. Kültür Bakanlığı’nın “mahalli sanatçı” unvanı verdiği ancak sistemin hiçbir güvence sağlamadığı bu müzisyenler, kışın biriken borçlarını yaz aylarında düğünlerde çalarak tefecilere ödemek zorunda kalıyor.
Türk halk müziği ve Abdal geleneği üzerine yaptığı derinlikli saha çalışmaları ve araştırmalarıyla tanınan Bayram Bilge Tokel ile Kırşehir, Şereflikoçhisar ve Ankara hattında düğün müzisyenliği yaparak hayatta kalmaya çalışan Haydar Gündoğdu, bu kadim kültürün dünü, bugünü ve kanayan yarasını 9. Köy için anlattı.

Bayram Bilge Tokel-Neşet Ertaş
Abdal kültürünün köklerini ve müzikal karakteristiğini tanımlayan Bayram Bilge Tokel, İç Anadolu müziğinin Orta Asya’dan kopuzun tellerinde getirilen Oğuz/Türkmen havalarının en zengin ve işlenmiş örneklerini barındırdığını belirtiyor. Tokel’e göre, Anadolu’da şekillenen halk müziğinin bu ilk örneklerinin erken dönemlerden itibaren işlenmesinde en büyük pay Abdal aşiretlerine ait. Tokel, bu grupları “genellikle Türkmen aşiretleriyle birlikte çeşitli yerlerden göçerek Anadolu’ya gelen ve başta müzisyenlik olmak üzere çeşitli sanat ve zanaat dallarında olağanüstü beceri gösteren” topluluklar olarak tanımlıyor. Konya, Sivas, Kayseri ve Kırşehir gibi kültürel yönden gelişmiş şehirlerin varlığı da bu müzikal zenginliğin yeşermesinde kilit rol oynuyor.
Abdal müziğinin en karakteristik unsuru olan ‘Bozlak’ın yalnızca bir müzik formu olmadığını belirten Tokel, bu kavramı “hayatın ve kaderin yüklediği zorluklar, acılar, yokluk ve sevdalar karşısında bir feryattır, çığlıktır, yer yer kadere/feleğe isyandır, bir ağıttır” sözleriyle özetliyor. Tokel, yıllar önce ünlü Muharrem Ertaş için kullandığı “Bozlak; Gökkubbeye Salınan Çığlık” ifadesinin, ustanın tiz, içli ve dokunaklı sesiyle söylediği Avşar Bozlağını dinlerken ortaya çıktığını hatırlatıyor. Abdal müzik ustalarının geleneği sadece taklit etmediğini, aynı zamanda kendi havalandırdıkları bestelerle zenginleştirdiklerini aktaran Tokel, Muharrem Ertaş, Hacı Taşan, Çekiç Ali ve Neşet Ertaş gibi isimlerin bu repertuvarın omurgasını oluşturduğunu vurguluyor.
Abdal kültürünün modernleşme karşısında özgünlüğünü koruyup koruyamadığı sorusuna yanıt veren Tokel, geleneğin devam etmesi için “özden ve kökten kopmadan yenilenmesi” gerektiğini savunuyor. Neşet Ertaş’ın babasından devraldığı sanatı kendi üslubuyla harmanlayarak yeni bir tarz yarattığını belirten Tokel, genç kuşak Abdallar arasında ustaları başarıyla taklit etmenin ötesinde, kendine has orijinal bir üslup geliştiren pek kimsenin kalmadığına dikkat çekiyor. Abdal müziğinin özgün yapısını büyük ölçüde koruduğunu ifade etse de Tokel, özellikle “düğün ve eğlence ortamlarında ipin ucunun kaçırıldığı durumlar çok oluyor” diyerek kültürel bir deformasyon uyarısında bulunuyor.
Araştırmacı Bayram Bilge Tokel’in kültürel ve akademik bir çerçeveden anlattığı sorunlar, sahada, doğrudan düğün müzisyenlerinin hayatında çok daha yakıcı bir şekilde hissediliyor. 30 yıldır düğünlerde saz çalan Haydar Gündoğdu, ekonomik koşulların ağırlığını, “Kışın borçlanıyoruz, yazın düğün çalarak borcumuzu ödüyoruz. Bazen ödeyemiyoruz da… Faizcilerin eline düşüyoruz” sözleriyle özetliyor. Düğün sezonu bittiğinde aylarca iş bulamadıklarını ve yoksulluk çektiklerini belirten Gündoğdu, geçim sıkıntısının boyutunu şu çarpıcı örnekle anlatıyor: “Ailelerimizi, eşlerimizi ev temizliğine gönderen insanlar var. Onlar da olmasa zaten biz öleceğiz, biteceğiz.”
Yazın kazandıklarını faizcilere vermek zorunda kaldıklarını söyleyen usta sanatçı, faizi bile zor ödediklerini dile getiriyor.

Haydar Gündoğdu
Kültür Bakanlığı’ndan “Mahalli Sanatçı” belgesi almalarına rağmen bunun pratikte hiçbir faydasını görmediklerini savunan Haydar Gündoğdu, devletten bekledikleri desteği alamamanın hayal kırıklığını yaşıyor. “Bir yandan Kültür Bakanlığı sana ‘Mahalli Sanatçı’ diyor, senin çok önemli bir kültür hazinesi olduğunu söylüyor ama öte yandan mevcut ekonomik koşullarda belini doğrultamıyorsun” diyen Gündoğdu, bazı müzisyenlere maaş bağlandığını duyduklarını ancak kendilerinin “ellerinden tutan ve torpilleri olmadığı için” bu imkândan faydalanamadıklarını iddia ediyor. Gündoğdu, geçmişteki “aptal” yakıştırması gibi dışlanma problemlerinin azaldığını, bugün tek dertlerinin işsizlik ve güvencesizlik olduğunu vurguluyor.
Geleneğin aktarımı konusunda belki de en acı itiraf, babadan oğula geçen bu mesleğin artık kendi evlatlarına tavsiye edilmemesi. Babası Bektaş Usta’nın da bu işten bir fayda görmediğini, kendisinin de 30 yıldır aynı döngünün içinde olduğunu belirten Haydar Gündoğdu, 26 ve 18 yaşlarındaki iki oğluna bu mesleği yaptırmadığını söylüyor. Nedenini de, “Çünkü biz bu meslekten bir şey görmedik… Keşke büyüklerimiz zamanında bizi başka işlere yönlendirseydi de biz de o işleri yapsaydık” sözleriyle açıklıyor.
Gündoğdu’nun anlattıkları, Abdalların sadece ekonomik değil, tarihsel ve sosyolojik bir kimlik mücadelesi verdiğini de ortaya koyuyor. Toplumdaki kavram kargaşasına değinen Gündoğdu, “Roman ayrıdır, Çingene ayrıdır, Abdal ayrıdır… Bize eskiden beri Abdal dediler” diyerek aradaki farkı vurguluyor. Abdal sözcüğünün “aptal” ifadesiyle karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Gündoğdu, “Abdal, bir müzisyen, bir hak aşığı, bir ozan demek” diyor.
Bugün tefecilerle boğuşan abdalların geçmişte de benzer bir kaderi paylaştığını belirten Gündoğdu, , “Ta Muharrem Ertaş’tan, Neşet Ertaş’tan beri böyle. O zamanlar biraz daha deşircilik (dilencilik) gibi bir şeydi; arpa, buğday, un toplardık… Eskiden her şey kıttı, yokluk hep vardı” diyerek, Şereflikoçhisar’dan Kırşehir’e, İzmir’e kadar tüm akrabalarının nesillerdir aynı yoksulluk sarmalında olduğunu aktarıyor.
1
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8301 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8228 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6867 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6431 kez okundu
5
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5073 kez okundu
6
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
5042 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
4859 kez okundu
1
Bir sinemadan fazlası ‘yataklı sinema’: Uyuklayanlar, tadını çıkaranlar, filmi bitiremeyenler…
19181 kez okundu
2
Artık kelimelerin de bir müzesi var!
13876 kez okundu
3
“Dünyanın en eski yerleşim yerine” rakip çıktı
11734 kez okundu
4
Kız Kulesi’nin yeni hali eleştiri konusu oldu
11518 kez okundu
5
Şırnak’ta “Kiras u Fistan” ve “Şal u Şepik” geleneği devam ediyor
7152 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.