Alara Türkeli
Başkentte 29 yıldır kesintisiz düzenlenen ve Türkiye’nin ilk kadın filmleri festivali olan Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 2-7 Haziran’da gerçekleştiriliyor. “Çiçek mi dediniz?” temasıyla gerçekleştirilen festival kapsamında 23 farklı ülkeden kadın yönetmenlerin 47 filmi Başkentli sinemaseverlerle buluşacak.
Festivalde öğrenci ve emekli biletleri 50 TL, tam biletler ise 100 TL’den satışa sunuldu.
Festivalin bu yılki teması olan “Çiçek mi dediniz?”, gündelik hayatta çoğu zaman iltifat gibi sunulan “çiçek gibisin” benzeri ifadelerin kadınları kırılgan ve edilgen konumlara yerleştiren cinsiyetçi kodlar taşıdığına dikkat çekiyor. Festival ekibi, kadınlara biçilen bu kalıpları reddederek şu sözle itiraz ediyor: “Sizin vazolarınız bize artık çok dar.”
9.Köy’e konuşan Uçan Süpürge Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ayşe Ürün Güner, “Uçan Süpürge unutmuyor, unutturmuyor; hatırlıyor, hatırlatıyor” sözleriyle kadınların belleği ve direnişinin festival aracılığıyla yaşamaya devam ettiğini belirtiyor. Güner, dünyanın dördüncü kadın filmleri festivali olan Uçan Süpürge’nin amacını, “Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yaşandığı her yerde buna dikkat çekmek, sinemada kadın emeğini görünür kılmak istiyoruz” sözleriyle açıkladı.
Güner, ayrıca festivalin FIPRESCI Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu (FIPRESCI) tarafından özel jüri gönderilen dünyadaki tek kadın filmleri festivali olduğu söyledi.
Uçan Süpürge’nin yalnızca bir festival değil; aynı zamanda bir emek, mücadele ve deneyim arşivi olduğunu vurgulayan Güner, 30. yıla yaklaşmanın heyecanını şu sözlerle anlattı:
“30 sene dile kolay. Geldiğimiz noktada FIPRESCI jürisine ev sahipliği yapıyoruz. Uluslararası ödül verilen, dünya çapında bilinen bir film festivaliyiz. Bu çok önemli bir prestij meselesi. Toplumsal cinsiyet eşitliği mesajlarını kültür-sanat aracılığıyla büyütmeye çalışan bir kadın örgütüyüz. O yüzden festivalimiz çok önemli.”
Festival arşivinde VHS kayıtlarından kataloglara, açılış-kapanış görüntülerinden yazılı belgelere kadar geniş bir kültürel hafıza bulunduğunu anlatan Güner, 30 yıllık birikimi görünür ve erişilebilir hâle getirmeyi hedeflediklerini kaydetti.
Kadın örgütlerinin kültür-sanat alanında da yapısal eşitsizliklerle mücadele ettiğini vurgulayan Güner, erkek egemen yapılarda erkeklerin “parmak şıklatınca” destek bulabildiğini, kadınların ise aynı kaynaklara erişmek için çok daha fazla çaba harcamak zorunda kaldığını söyledi.
Barcelona Kadın Filmleri Festivali Mostra’nın dijital arşiv çalışmalarını örnek gösteren Güner, dünyada kadın filmleri festivallerine çok daha güçlü destek mekanizmaları sağlandığını vurguladı. Mostra, dört aya yayılan bir festival deneyimi sunarken Uçan Süpürge’nin tüm zorluklara rağmen yalnızca altı gün süren bir programı hayata geçirebildiğine dikkat çekti.
Uçan Süpürge Film Festivali’nde sinemaseverleri dolu dolu bir program bekliyor. Bu çerçevede, festivalin 2 Haziran’da Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde gerçekleştirilecek açılış töreni, Şenay Gürler ve Yetkin Dikinciler tarafından sunulacak. 6 gün sürecek festivalde sinemaseverler, “bellek” ve “direniş” temalarının öne çıktığı 9 bölümden oluşan seçkide yer alan filmleri izleyecek.
Festivalin uluslararası yarışma bölümü olan Her Biri Ayrı Renk’teki filmleri değerlendirecek olan FIPRESCI jürisi, Türkiye’den Ece Vitrinel, Fransa’dan Nadia Meflahve Mısır’dan Omnia Adel’den oluşuyor.
Festival kapsamında bu yıl Onur Ödülü, tiyatro ve sinema oyuncusu Emel Göksu’ya veriliyor. Bilge Olgaç Başarı Ödülleri ise Brezilyalı yönetmen Lúcia Murat, yapımcı Dilde Mahalli ve oyuncu Melisa Sözen’e verilecek. Her yıl genç kadın sinemacıları desteklemek amacıyla verilen Genç Cadı ödülünün sahibi ise Ece Bağcı olacak.
Festival kapsamında bu yıl öne çıkan toplu gösterimlerden biri, başarı ödülünün sahibi Brezilya sinemasının önemli isimlerinden Lúcia Murat’a ayrılıyor. Yönetmenin filmografisinden seçilen üç yapım festival programında yer alırken, Murat aynı zamanda festival kapsamında bir masterclass da gerçekleştirecek.
Festival kapsamında, geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden Macar sinemasının önemli kadın yönetmenlerinden Judit Elek anısına da bir toplu gösterim hazırlandı.
Festivalin yarışma bölümü “Her Biri Ayrı Renk”, bu yıl kadınların hafızası, direnişi ve hak arama mücadeleleri etrafında şekilleniyor. İran’dan Brezilya’ya, Fas’tan Belçika’ya uzanan seçkide; toplumsal baskılara, eşitsizliklere ve görünmez bırakılan hikâyelere karşı kadınların mücadelesini odağına alan yapımlar yer alıyor.
Seçkide bulunan Yeşim Ustaoğlu ve Selen Heinz imzalı “Kuru Taşın Başı” belgeseli, festival kapsamında Ankara prömiyerini gerçekleştirecek. FIPRESCI ödülü için yarışacak yapım, Yusufeli Barajı’nın inşa sürecinde doğa ve insanlar üzerinde yarattığı kayıpları ele alıyor.
Gözde Kural’ın Karlovy Vary Film Festivali’nde yarışan yeni filmi “CinemaJazireh” ise Afganistan’daki toplumsal koşulları ve kadınların süren mücadelesini yeniden gündeme taşıyor.
Yarışma seçkisindeki “Hayalet Okulu”, feodal yapının hâlâ etkisini sürdürdüğü bir bölgede eğitim hakkı için direnen küçük bir kız çocuğunun hikâyesini anlatıyor.
Programda kuşaklar arası kadın mücadelelerini konu alan yapımlar da yer alıyor. Maryam Touzani’nin yönettiği “Malaga Sokağı”, bağımsızlığını ve evini korumaya çalışan yaşlı bir kadının mücadelesini merkezine alırken, başrolde İspanyol oyuncu Carmen Maura bulunuyor.
Festival seçkisindeki “AroundParadise” adlı belgesel, Paraguay’daki neo-Nazi yapılanmalarına odaklanıyor. Yapım aynı zamanda Berlin Film Festivali’nde sanatsal katkı ödülü aldı.
“Yo, Aşk Asi Bir Kuştur” ise deneysel anlatımıyla öne çıkıyor. Yönetmen, filmin merkezindeki kadının yaşamını maketler ve kuklalar aracılığıyla yeniden kurarak belgesel ile sanatsal canlandırmayı iç içe geçiriyor.
Brezilya Amazonları’nda yaşayan genç yerli kadınların hikâyesini anlatan “Mundurukuyü”, kendi kültürlerini ve yaşam alanlarını savunan kadınların mücadelesini animasyonlarla harmanlıyor.
Seçkide yer alan “Gökteki Kızlar” ise Belçika’daki genç kadınların eşitsizliklere karşı verdiği mücadeleyi odağına alıyor.
Festivalin kısa film programı bu yıl “Yakın Plan”, “Dünyadan Kısa Yansımalar” ve “Odak Kanada” bölümlerinden oluşuyor. Program, göç, hafıza ve kişisel dönüşüm temaları etrafında şekillenen anlatılara odaklanıyor.
“Yakın Plan” bölümünde yer alan Yenihan, Bingöl Elmas imzasını taşıyor. Film, mültecilik deneyimi üzerinden birlikte yaşamın kırılgan yapısını sorguluyor.
Uçan Süpürge, 30. yılına hazırlanırken hem Türkiye genelinde yaygınlaşmayı hem de uluslararası ölçekte daha güçlü bir kültürel ağ kurmayı hedefliyor. Festival yönetimi, 30. yıl kapsamında dünyanın farklı ülkelerindeki kadın filmleri festivallerinin yönetmenlerini Türkiye’de bir araya getirmeyi planlıyor.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7987 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
7645 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6772 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6381 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
5014 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4942 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
4761 kez okundu
1
Bir sinemadan fazlası ‘yataklı sinema’: Uyuklayanlar, tadını çıkaranlar, filmi bitiremeyenler…
19137 kez okundu
2
Artık kelimelerin de bir müzesi var!
13876 kez okundu
3
“Dünyanın en eski yerleşim yerine” rakip çıktı
11734 kez okundu
4
Kız Kulesi’nin yeni hali eleştiri konusu oldu
11518 kez okundu
5
Şırnak’ta “Kiras u Fistan” ve “Şal u Şepik” geleneği devam ediyor
7072 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.