DOLAR 27,1479 0.08%
EURO 29,0073 0.11%
ALTIN
Ankara
25°

AÇIK

Türkiye’de engelli hakları yeterince görünür mü? 

Türkiye’de engelli hakları yeterince görünür mü? 

Engelli bireyler, yaşamlarını da dezavantajlı sürdürüyor. Başlıca engelleri, fiziksel erişim, eğitim, istihdam, sağlık hizmetleri ve sosyal katılım gibi alanlarda. Peki engellilerin özel hakları yok mu? Var, ama her engelli devlet nezdinde sahip olduğu hakları biliyor mu? 

ABONE OL
15 Haziran 2023 13:19
Türkiye’de engelli hakları yeterince görünür mü? 
12

BEĞENDİM

ABONE OL

Haber: Melissa Feza Katlar / Kapak Fotoğrafı: Depophotos – Efekan Akyüz

Türkiye’de engelli hakları neler? Engelliler devlet nezdindeki haklarının yeterince farkında mı? Eğer farkında olsalar, yaşamlarında neler değişebilir? Bu sorulara, engelliler ve uzmanlarla görüşerek yanıt aradık.

Avrupa’ya kıyasla yeterli olmasa da Türkiye’de de engellilerin pek çok hakkı bulunuyor. Kamuoyunda yeteri kadar bilinmeyen bazı haklar sayıldığında öne çıkanlar şöyle:

“Engelli aylığı, rehabilitasyon merkezlerinden faydalanma hakkı, vergi indirimleri, su ve GSM tarife indirimleri, Açık Öğretim Fakültesi(AÖF) harç muafiyeti, Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı (EKPSS) ile atanma hakkı, üniversiteli engelliler için Kredi ve Yurtlar Kurumu’nda (KYK) burs ve yurtlarda öncelik hakkı, ulaşım muafiyeti veya indirimleri hakkı, devlete bağlı olan kültür sanat kurumlarının etkinliklerine ücretsiz giriş ve engelsiz üze kart hakkı ve pek çok benzeri ayrıcalık.”

Kanser, engellilik sayılıyor

Pek çok engelli sahip olduğu haklardan habersiz, zorluklarla yaşam sürdürüyor. Örneğin, kanser geçirmiş olmak engel sayılıyor, bu hakkı bilmeyen kimi öğrenciler, burs yerine kredi alarak devlete borçlanıyor.

Bu deneyimi yaşayan 24 yaşında yüzde 45 engelli bir üniversite öğrencisi bu hakkı yeterince görünür olmadığı için çok geç öğrendiğini, yaşadığı zorlukları 9.Köy okurlarına şöyle anlattı:

 “11 yaşındayken kanser geçirdim, 14 yaşında tam olarak kanseri yenmiştim. O dönemde 2 yıllık bir engellilik raporu almıştım fakat bana raporun süreli olduğu ve yenilenme ihtimalinin düşük olduğu söylenmişti. Bu süreçte hematologlarıma ve sosyal hizmet uzmanına sormama rağmen net bir bilgi alamadım. Lise sonrası üniversiteye başladım ve geçimimi sağlayabilmek için Kredi Yurtlar Kurumundan (KYK) kredi almaya başladım. Bir gün bir arkadaşım kanser geçirmiş kişilerin de iyileşmiş olsalar da engelli raporu alabileceğini ve kendisinin aldığını söylediğinde bunu etrafımda benim durumumda olan başka insanlara sordum. Onların da bir bilgisi yoktu. Bana bu bilgilendirmeyi yapan arkadaşım da LÖSEV sayesinde haberdar olmuştu. Hemen internete girip bakanlığın sitesinden bilgilendirici bir yazı aradım ama aydınlatıcı bir yazı bulamadım. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nı aradım ve onlardan da -bir şansınızı deneyin- türünde bir cevap aldım. Sonuç olarak üç hafta içinde raporu almayı başardım. Sonrasında KYK’yı aradığım zaman kredimi bursa çevirdiler ama geçmiş borçlarımı silmediler. Bunun yanı sıra bir de okulumun engelli öğrencilere ayda 400 lira nakit yardımda bulunduğunu öğrendim ama okulda ne tanıtım sürecinde ne de yapılan konferanslarda böyle bir bilgilendirme yapılmamıştı. Tamamen kulaktan kulağa bir bilgi akışı oldu.”

3 yıldır atama bekleyen engelli

Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı (EKPSS), engelli bireylerin devlet kurumları içinde iş sahibi olmak için girdiği bir sınav. Engellilere istihdam konusunda büyük kolaylık sağlayan bu sınavda engelliler sadece engelli adaylar ile yarışıyor. 26 yaşındaki tarih öğretmenliği mezunu Ayşegül K. Şunları söyledi:

 “KPSS’de atanma ihtimali çok daha düşük. Henüz atanamadım, heyecanla bekliyorum. 5 yıl önce lösemi geçirdim ve iyileştim. Lösemiye bağlı olarak başka hastalıklarım da çıktı. Engelli raporu alabileceğimi son zamanlara kadar bilmiyordum. Bir gün hastanede beklerken kayıt görevlisinden bu durumu öğrendim. Şimdi 2024 yılını iple çekiyorum. EKPSS çok güzel düşünülmüş bir sınav ama iki yılda bir yapılıyor. Engelli istihdamı zaten düşük olduğu için daha sık yapılabilir ya da engellilere daha çok kadro açılabilir.  Bu süreçte gelir sağlamak amacıyla başka işlere de başvurdum ama bacağımdaki rahatsızlık nedeniyle çoğu yerden ret mektubu aldım. Piyasada engellilere karşı bir ön yargı var. Ne kadar yetkin olduğuma bakılmaksızın kırılgan diye nitelendirilerek diğer adayların gerisine itiliyorum. Engel durumu daha yüksek olan arkadaşlarım için bu durum daha ağır. Engelli işçi çalıştırmak zorunda olan kurumlar düşük engeli olan kişileri tercih ediyor genellikle. Bu durum engelli istihdamında bir eşitsizlik yaratıyor.” 

Kanunlar bilinmiyor, uygulayıcılar yetersiz

Engellilik aktivisti ve hak temelli savunucu Adem Kuyumcu, engellilerin hakları üzerindeki sorularımızı şöyle yanıtladı:

Türkiye’de engellilerin hakları konusunda neler söyleyebilirsiniz?

KUYUMCU: Engellilik konusundaki çalışmaların önemi giderek artıyor, özellikle Avrupa Birliği’ne adaylık sürecinde yani 2000 yılından sonraki süreçte bu alanda yapılan çalışmalar daha da değer kazandı. Bunda AB’nin, dezavantajlı bireylerin toplumsal hayata katılımını desteklemek amacıyla hibeler vermesinin de büyük payı var. Bu durum, birdenbire birçok sivil toplum kuruluşunun ortaya çıkmasına sebep oldu. Ayrıca 2005 yılında yürürlüğe giren 5378 sayılı Kanun, engellilerin haklarını tanımlayarak önemli bir adım atmış oldu. Aslında kanunlar var ama uygulanmıyor. Esas sorunumuz bu.

Engelli haklarının uygulanmasında hangi sorunlarla karşılaşıyorsunuz? Kanunların bilinmemesi mi, yoksa uygulayıcıların yetersizliği mi daha büyük bir sorun?

KUYUMCU: Engelli haklarının uygulanmasında hem kanunların bilinmemesi hem de uygulayıcıların yetersizliği önemli sorun. Engellilerin haklarını tanımlayan kanunlar var olmasına rağmen, maalesef bu kanunlar doğru bir şekilde uygulanmıyor. Özellikle uygulayıcıların yetersiz bilgiye sahip olması, engelli bireylere hizmet verirken yanlış yorumlamalara ve hatta engellerin oluşmasına neden olabiliyor.

Uygulayıcıların yetersiz bilgi ve deneyime sahip oluşu ne gibi sorunlar yaratıyor?

KUYUMCU: Uygulayıcıların bilgi ve deneyim eksikliği, engelli haklarının uygulanmasını engellemenin ötesinde, engelli bireylerin yaşadığı sorunları daha da derinleştiriyor. Uygulayıcı kanunu bilmiyor. Var olan hakkı sağlaması gereken memurlar hem engel yaratıyor hem de konuyu bilmedikleri için başvuranları başlarından atıyorlar. Engelli kanunu biliyor, engelli hakkını biliyor, hakkını aramak için resmi kuruma gittiği zaman karşısındaki memur kanunu bilmediği için ona engeller yaratıyor. Bu her ilde, her bölgede kanunun farklı yorumlanmasına ve uygulanmasına yol açıyor. Her il ve bölgede farklı yorumlanan ve uygulanan kanunlar, adil bir sistem oluşmasını engelliyor. Örneğin, evde bakım aylığı başvurusunda bulunan bir kişi, farklı sosyal izlemecilerin birbirinden farklı bakış açılarıyla karşılaşabiliyor. Mesela engelli birine evde bakım aylığı bağlanacaksa Rize’deki sosyal izlemecinin bakış açısı ile İzmir’dekinin farklı. Rize’de -evde plazma televizyonu ve araban varsa engelli aylığı alamazsın- deniliyor ama İzmir’de buna bakılmıyor. Aslında kanun  -arabası da olsa evi de olsa,  geliri olmayan  ağır engelliye aylık verilir- diyor. Ama bu farklı yorumlamalar, adaletin ve hakkaniyetin sağlanmasını engelliyor. 

Sizce engelliler haklarını yeterince biliyor mu?

KUYUMCU: Hayır, bilmiyorlar. Hatta birçok engelli statüsünde olan birey engelli raporu alabileceğini dahi bilmiyor. 75 yaş üstü yaşlılar engelli raporu alabileceklerini bilmiyor. Kanser hastaları engelli olarak sayılabileceklerini bilmiyorlar. Bilmeleri onlara ne sağlar? Evet insanlar insanca yaşama kavuşur ama devlet buna bütçe ayırmak istemiyor ve yardım kültürünü körüklüyor. Öte yandan çok fazla Sivil Toplum Kuruluşunun (STK) varlığı da  güç birliğini önlüyor. Bir STK’nın öne sürdüğü soruna diğeri önem vermiyor, o  başka bir şey öneriyor. Sivil toplum örgütleri arasındaki bu çelişk devletin görevini yapmasını engelliyor ve yardım kültürünü gelştiriyor. Sosyal devlet sorunu çözen devlettir, yardım kültürü sorunu çözmez.

Engelliliği kabul etmeyen ve raporlatmamak için direnen bireyler de var değil mi?

KUYUMCU: Engelliliği kabul etmeyenler de var. Diyabet hastası, kanseri var vs. Engelliliği -ayıp bir şeymiş- gibi algılayıp raporlatmayanlar da var. Engellilik ayıp bir şey değil, bu bir yaşam tarzı. Bu çocukluktan itibaren engelliliğin bir yaşam biçimi, bir kültür olduğunu kabul etmemekle ilgili. Aileler çocuklarının engelli olduğu bilinmesin diye raporlatmıyor. -Rapor alıp da fişlenmesin- diyorlar. Konuya böyle yaklaşıldığı zaman soruna çözüm gecikiyor.

Daha fazla çaba gerekiyor

Engelli haklarına ilişkin bilgilendirme çalışmalarının yetersiz olduğunu düşünüyor musunuz? Bu konuda neler yapılabilir?

KUYUMCU: Evet, engelli haklarına ilişkin bilgilendirme çalışmaları maalesef yetersiz. Özellikle taşrada, köylerde, kırsalda yaşayan, okuma yazma bilmeyen veya internet erişimi olmayan insanlar, bu bilgilere ulaşmakta zorluk çekiyor. Belki televizyonu da olmayabilir ama maalesef zaten televizyonda bu konular konuşulmuyor. Bilgiye ulaşamadığı zaman da engelli, yardıma muhtaç duruma geliyor, yardım istemeye başlıyor. Dilenecek duruma geliyor bazen, o zaman da toplumdaki saygınlığı düşüyor. Bu nedenle, engelli haklarının yaygınlaşması için daha fazla bilgilendirme çalışması yapılması gerekiyor. Peki neden bilgilendirme çalışmaları yeterli değil? Devlet elbette ki bu bilgileri daha çok yayabilir. Çünkü bu hakların doğurduğu bir bütçe var. Engelli haklarını devletin sunabilmesi için bir bütçe ayırması gerekiyor. Devlet bu bütçeyi ayırmamak için hakların bilinirliliği konusunda yeterince çalışmıyor.

Dernekler üzerinden yapılan paylaşımlar yetersiz kalıyor. İnternette bazı bilgiler var ama resmî kurumlar tarafından yayınlanan bilgiler dışında birçok da dezenformasyon amaçlı yayılan bilgiler var. Ben ve benim gibi hak temelli savunucular ki sayımız oldukça az, kendi çabalarımızla bilgilendirme yapmaya çalışıyoruz. Eskiden haberlerde de çok yer alırdı bu konular, çokça görüş verirdim fakat şu anda böyle bir talep yok. Gazeteler görüşleri yayınlamadığı için ben kendi sitemden yayınlıyorum. Son dönemlerdeki en büyük sorun rapor oranlarının düşürülüp, özel eğitim hakkının ortadan kalkması, ihtiyacı olan araç gereçlerin karşılanmaması. Bunları ilettiğimiz zaman ilgili bakanlıktaki yetkililer bizi hiç muhatap almıyor. AK Parti’nin iki döneminde çok güzel çalıştık ama belli bir dönemden sonra -bizden olmayanla konuşmayalım- tavrına geçtiler ve bu da sorunu körükledi. Bu her partide böyle. Oysa farklı sesleri, farklı eleştirileri duymadan sorunu çözmek mümkün değil.

Engelli hakları gündeme taşınmalı

Sizce artık engellilik konulu haberler neden medyada yeterince yer almıyor? 

KUYUMCU: Gazeteler bir dönem hak temelli savunuculuk konusunda gayet iyiydi ama 2012 sonrasında git gide azaldı bu çabalar. Senin gibi genç gazeteci arkadaşlarımız vardı onlar bu alanlardan çekildi. Aslından bunun nedeni o haberlerin hükümeti zarara uğratması. Eleştiren insanı beğenmiyor Türkiye, ama ben çamur atmıyorum ki. Şu anda partilerin hiçbiri kendilerine yapılan eleştiriyi kabul etmiyor. Benim yaptığım eleştirinin çerçevesi nedir? Hak temelli savunuculuk. Belediyeyi eleştirip doğru yapmaları için önerilerde bulunuyorum ve yayınlanmıyor. Niye? Ne güzel işte doğruyu yapmaları için bilimsel veriler, kanunlar, erişilebilirlik ve engelli hakları doğrultusunda sana eleştiri getirip nasıl yapacağını söylüyorum. Benden aslında bedava hizmet almış oluyorsun aynı zamanda.

Doğru yaklaşım ne olmalı sizce? 

KUYUMCU: Gelişmiş ülkelerde sosyal pedagoglar var. Sizin bir engeliniz varsa aile hekiminin yönlendirmesi ile sosyal pedagog sizi hanenizde inceliyor. Engelli bireyle ilgili olan yöntemi belirliyor. (Fizik tedavi, özel eğitim, psikoloji desteği almalı gibi). Sonra onlara -bu haklardan faydalanabilirsiniz- diyor.

Bunu Türkiye’ye çevirince, her hastanenin hasta hakları var değil mi? Engelli raporunu hasta hakları birimi vermeli, birey kendisi için ya da yakını için alıyorsa raporu hasta haklarına gidecek ve hasta hakları da onların engel durumu belirleyip -sizin engel durumunuz bu- ve bu kapsamda şu haklarınız var diyecek. Çözüm bu.

Bununla birlikte sosyal hizmet uzmanlarının, sosyologların doğru şekilde eğitilmesi lazım. Bir sosyal hizmet uzmanı muhtardan bilgileri alıp gidip bilgilendirme yapmalı. Muhtarlar sosyal hizmet uzmanları gönderiyor eve. Uzman da elindeki matbu formu dolduruyor, cevapları alıp geri dönüyor. Genellikle hiç bilgilendirme yapmıyor. Halbuki yapması lazım o zaman iş çözülecek.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.