Belkıs Yakut
Okullarda son dönemde artan şiddet olayları kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, Uzman Klinik Psikolog Fadıl Karakoç’a göre sorun çok katmanlı ve çözüm yolları da aynı derecede çok boyutlu.
Konuya ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunan Karakoç, şiddetin yalnızca bireysel bir davranış problemi olarak ele alınamayacağını söyleyerek, “Çok katmanlı süreçlerin ve sorunların iç içe geçtiği bir yapıdan söz ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Karakoç, küreselleşme, dijital içeriklere kolay erişim, aile içi iletişim sorunları ve okul-aile bağındaki zayıflığın bu sürecin temel belirleyicileri olduğunu anlattı.
Karakoç, okullarda yaşanan şiddet olaylarının tek bir açıklamayla anlaşılmasının mümkün olmadığını aktararak, “Okullardaki şiddet olaylarını tek bir sebep ya da tek bir dinamik üzerinden açıklamak maalesef bugün artık mümkün değil” dedi ve farklı sosyal ve psikolojik faktörlerin bir araya gelmesiyle bu tablonun ortaya çıktığını dile getirdi.
Teknolojinin ve küreselleşmenin etkisine dikkat çeken Karakoç, bilgi akışının hızlanmasının çocukların dünyasını doğrudan etkilediğini belirterek, “Gelişen teknolojiyle birlikte dünya adeta küçük bir köye dönüşmüş durumda” dedi ve çocukların artık dünyanın herhangi bir yerindeki olaylara anında ulaşabildiğini söyledi.
Bu durumun aynı zamanda riskleri artırdığını ifade eden Karakoç, “Artık dünyanın herhangi bir yerinde infial yaratan bir olaya ilişkin detaylara çok hızlı bir şekilde erişebiliyoruz” sözleriyle dijital maruziyetin yoğunluğuna dikkat çekti.

Fadıl Karakoç
Teknolojinin hayatın vazgeçilmez bir parçası hâline geldiğini hatırlatan Karakoç, tamamen yasaklayıcı bir yaklaşımın mümkün olmadığını belirterek, “Teknoloji artık hayatımızın vazgeçilmez bir parçası” dedi ve önemli olanın çocukların bu dünyayla sağlıklı bir şekilde buluşturulması olduğunu söyledi.
Ancak kontrolsüz dijital içeriklerin ciddi riskler taşıdığının altını çizen Karakoç, “Özellikle yıkıcı ve ölüm temalı içerikler, çocukların zihinsel dünyasında ciddi etkiler bırakıyor” dedi. Uzun süre bu içeriklere maruz kalan çocukların gerçeklik algısında bozulmalar yaşanabileceğini söyleyen Karakoç, “Bazı çocuklar, oyunlardaki gibi ölümün geri dönüşü olan bir şey olduğunu düşünebiliyor” ifadelerini kullandı.
Çocukların gerçek hayatta kuramadıkları sosyal bağları dijital ortamda telafi etmeye çalıştığını belirten Karakoç, “Çocuklar, gerçek hayatta kuramadıkları bağı ve aidiyet duygusunu dijital dünyada aramaya başlıyor” dedi ve bunun uzun vadede riskli sonuçlar doğurabileceğini anlattı.
Bu durumun toplumsal yansımalarına da dikkat çeken Karakoç, “Daha önce ‘bizde olmaz’ denilen birçok şiddet olayının artık toplumumuzda da görülmeye başladığını gözlemliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Şiddetin en önemli belirleyicilerinden birinin aile olduğunu vurgulayan Karakoç, çocuğun ilk sosyal öğrenme alanının aile olduğuna dikkat çekerek, “Ailesiyle sağlıklı bir ilişki kuramayan çocukların ilerleyen yaşamlarında ciddi sorunlar yaşadığını görüyoruz” dedi.
Aile içi yaklaşım biçimlerinin de kritik olduğunu anlatan Karakoç, aşırı korumacı ya da aşırı yüceltici tutumların da sorun oluşturabileceğini belirterek, “Çocuğa sürekli ‘sen en mükemmelsin’ gibi ifadelerle yaklaşılması, onun kendisini her şeyin merkezinde görmesine neden oluyor” dedi.
Bunun yerine dengeli bir yaklaşım gerektiğini ifade eden Karakoç, “Ebeveynler çocuklarına ‘sen değerlisin ama başkaları da en az senin kadar değerli’ anlayışını kazandırmalı” diye konuştu.
Karakoç, şiddetin doğuştan gelen bir özellik olmadığını, öğrenilen bir davranış olduğunu dile getirerek, “Aile içinde şiddet gören ya da sevgisiz büyüyen bir çocuğun ileride topluma vereceği şeyin yine şiddet olma ihtimali oldukça yüksektir” dedi.
Bu davranış kalıplarının okul ortamına taşındığını söyleyen Karakoç, “Çocuk evde gördüğü iletişim biçimini okul hayatına taşır ve akran ilişkilerinde şiddet normalleşir” ifadelerini kullandı.
Ailelerin çocukların eğitim sürecinden uzak kalmasının önemli bir risk oluşturduğunu belirten Karakoç, “Çocuğun okulda yaşadığı süreçlerden haberdar olmayan ebeveynler, olası riskleri zamanında fark edemez” diye konuştu.
Kendini ifade edemeyen çocukların içine kapanabileceğini ya da öfkesini farklı şekillerde dışa vurabileceğini belirten Karakoç, bu durumun şiddet davranışlarını tetikleyebileceğini söyledi.
Okullarda öğretmenlerin yalnızca akademik değil, aynı zamanda sosyal gelişim açısından da önemli bir rol üstlendiğini hatırlatan Karakoç, “Ailede kurulamayan bağın okulda öğretmenle kurulabilmesi, çocuğun hayatında önemli bir dönüm noktası olabilir” dedi.
Karakoç, öğretmenlerin riskli öğrencileri erken fark etmesi ve rehberlik servislerine yönlendirmesi gerektiğini belirterek, aileyle iş birliği içinde hareket edilmesinin önemine dikkat çekti.
Değerlendirmesini aileye dikkat çekerek tamamlayan Karakoç, “Okullarda şiddeti önlemenin en önemli yolu aile içinde kurulan sağlıklı bağdan geçmektedir” dedi.
Ayrıca, “Çocuğun duygusal ihtiyaçlarının karşılanması, görülmesi, anlaşılması hayati öneme sahiptir” ifadelerini kullanan Karakoç, ihmal edilen çocuklarda yıkıcı davranışların ortaya çıkma riskinin arttığını vurguladı ve şiddetle mücadelenin temelinde güçlü aile yapısının bulunduğunu belirtti.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8110 kez okundu
2
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8049 kez okundu
3
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6838 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6409 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
5032 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5014 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
4833 kez okundu
1
“Okumanın yaşı yok” dedirten 40 yaş üstü öğrenciler
5406 kez okundu
2
Van’da “eğitimci olmayan” öğretmen skandalı
3183 kez okundu
3
Genç pilotlar ödedikçe artan borç batağında
2872 kez okundu
4
Eğitim giderleri aileleri zorluyor: Psikolojiyi ve başarıyı olumsuz etkiliyor
2736 kez okundu
5
YKS 2025 alarm verdi: Üniversiteye ilgi azalıyor
2343 kez okundu