DOLAR 31,0072 0.3%
EURO 33,5624 0.31%
ALTIN 2.021,520,49
Ankara
10°

PARÇALI BULUTLU

“Kamuda cinsiyet ayrımcılığı toplu görüşmelere bile yansıyor”

“Kamuda cinsiyet ayrımcılığı toplu görüşmelere bile yansıyor”

ABONE OL
23 Ocak 2024 12:33
“Kamuda cinsiyet ayrımcılığı toplu görüşmelere bile yansıyor”
16

BEĞENDİM

ABONE OL

Memurlar, emekliler ve aileleriyle birlikte yaklaşık 25 milyon yurttaşın geleceğiyle ilgili karar veren kamu toplu sözleşme görüşmeleri heyetinde bugüne kadar sadece bir kadın sendikacı yer aldı: Ağustos ayındaki görüşme masasında bulunan KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil. Bu ilk deneyim, masada kadın temsilinin zorlu olacağı yönünde işaretlerle doluydu; sözü kesildi, sert dille ve suçlayıcı eleştirilerle karşılaştı. 

Kadın kamu emekçilerinin sorun ve talepleri görüşmelerde nasıl bir diyalogla gündeme getiriliyor? Toplu pazarlık rejimindeki temsiliyet eşit ve demokratik mi? Bugüne dek yapılan görüşmelerde işveren, sendika ve hakem kurullarında yer alan kadınlar neler yaşadı? Kısacası kadın temsili ne düzeyde? Ebru Apalak, kamu çalışanlarının hakları için yapılan görüşmelerde kadın kamu çalışanlarının temsilini mercek altına aldı, sendika ve kamu işvereni temsilcilerine mikrofon uzattı. Görüş farklılıklarına karşın bu alanda çalışan kadınlar, hem yasal düzlemde hem uygulamada kadın kamu çalışanları için eşit hak talebinin masaya yansımadığı tespitinde ortaklaşıyor.


EBRU APALAK

Türkiye’deki memurların yaklaşık 2 milyonu sendikalı

Çalışma Genel Müdürlüğü’nün Aralık 2023 verilerine göre; Türkiye’de 2 milyon 858 bin 404 kişi kamu idarelerinde çalışıyor. Bu kişilerin 2 milyon 130 bin 644’ü kamu görevlileri sendikalarına üye. Genel-İş Sendikası Emek Araştırma Dairesi’nin Kasım 2023 tarihli “Kamuda ve Genel İşler İşkolunda İstihdam Raporu”na göre Türkiye’de kadınların yüzde 34,8’i kamuda çalışıyor.

Hükümetle memur sendikaları arasındaki toplu görüşmeler yasal dayanağa kavuştu ve 2012 yılından bu yana 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikalar Kanunu’na göre yapılıyor. Yasa, toplu görüşme düzeninden toplu sözleşme düzenine geçilmesini sağladı ama muhalif sendikalar bu kanunun “toplu eylem veya grev” hakkı tanımadan toplu sözleşme getirmesi nedeniyle eleştirildi. Sendikalar, üyeleri ve diğer memurların yanı sıra emeklilerin alacağı haklara ilişkin de toplu sözleşme görüşmelerinde hükümetle pazarlık yapıyor. Bu, aileleriyle birlikte 25 milyon kişiye ulaşan büyük bir kitlenin geleceğinde söz sahibi olmak anlamına da geliyor. 

 

14 yılda üçü hükümet kanadından sadece dört kadın masadaydı

İki yılda bir yapılan, kamu emekçileri ve emeklilerinin; mali, sosyal ve özlük haklarının değerlendirildiği toplu sözleşme görüşmeleri, asgari ücretten sonra en büyük maaş pazarlığı durumunda. Hükümeti Kamu İşveren Heyeti’nin, memurları ise Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti’nin temsil ettiği masada kadınlar, çalışma yaşamı ve sendikal mücadelede olduğu gibi erkeklerin gerisinde kaldı. 2024-2025 yıllarını kapsayan son toplu pazarlıkta heyetlerden sadece birinde bir kadın yer aldı.

Yedi dönem boyunca yapılan görüşmelerde Kamu İşveren Heyeti’nde 4. Dönem’de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu, 5. Dönem’de Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’la Çalışma Genel Müdürü Nurcan Önder görev aldı. Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti’nde ise yalnızca 2023 yılında KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil bulundu.

Hükümet adına toplu pazarlık sürecini yürüten Kamu İşveren Heyeti; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın görevlendirdiği Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan, kamu ve kuruluşlarının temsilcilerinden oluşuyor. Toplam üye sayısı açısından en fazla üyesi olan konfederasyon, yetkili konfederasyon olarak masaya dahil edildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nıın Temmuz 2023 verilerine göre; 1 milyon 352 bin 78 kişiyle en fazla sendika üyesine sahip Memur-Sen, masadaki yetkili konfederasyon oldu. Memur-Sen’i 552 bin 948 üyeyle Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu ve 163 bin 656 üyeyle KESK izledi.

 

Kadın memurları erkek başkanların temsil ettiği masada ilk kez bir kadın sendikacı yer aldı ama sözü kesildi

Toplu sözleşmelerin 7. dönemindeki mutabakat masasında, bünyesindeki sendika üyeleri adına ilk defa söz söyleme olanağı bulan KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil, sözlerine kadın kamu çalışanlarının hem çalışma yaşamında hem de sendikalarda ‘eril zihniyete karşı’ mücadele ettiklerini söyleyerek başladı. Kadınların KESK’te ayrımcılık, taciz ve mobbinge karşı özgün bir örgütlenme modeli geliştirdiğini kaydeden Yeşil, Kadın memurların 7. Dönem’deki temsiliyetine dair “Masada tek bir kadın olarak temsil edilmiş olsak da geçmişten bugüne KESK’i KESK yapan kadın bakış açısına ve kadın mücadelesine yaklaşımın bir sonucu olarak o masada yer aldım” dedi. 

Kadınların temel hakları çerçevesinde İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması kararının iptali, KESK’in son iki dönemdir toplu pazarlıktaki temel talepleri arasında. Yeşil, bu taleplerini masaya taşıdığında yaklaşımını ‘ideolojik’ bulan Türkiye Kamu Sen ve Memur-Sen genel başkanlarının, KESK’i masayı provoke etmekle suçladıklarını ve kendisinin sözünü kestiklerini aktardı. Yeşil şunları söyledi:

“Söz kullanan konfederasyon başkanlarının sözü kesilmez, sözlerinin sonuna kadar dinlenmesi gerekir…Bu, meşru ve demokratik bir hakkın kullanımı konusunda ilk deneyimdi. Bir kadınla aynı masayı paylaşmış olmak yıllardır oraya oturmaya alışan genel başkanlar açısından farklı bir deneyim olsa gerek.”

KESK Eş Genel Başkanı Yeşil, kamusal hizmetlerin yurttaşlara ana dilde verilmesine yönelik taleplerini dile getirdiklerinde de taleplerini diğer başkanların konuşmasını engellemeye çalıştığını, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın da KESK’in taleplerini ‘ideolojik’ bulduğunu belirtti. 

 

“Kadın sendikacıların konuşmaları geçmişte de engellendi”

Yeşil, KESK’in toplu görüşme tarihinde benzer deneyimler yaşadığını aktardı. Buna göre 3. Dönem’de 12 Ağustos 2015 tarihli ikinci oturumda, dönemin KESK Eş Genel Başkanı Lami Özgen, Kadın Sekreteri Gülistan Atasoy’un kadın memurların sorun ve taleplerini aktaracağını bildirdi. Bunun üzerine dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Atasoy’un oturduğu yerden konuşmasını isteyerek, KESK heyetinin toplu sözleşme düzenini bozduğunu öne sürdü. Memur-Sen heyeti de Özgen’in yerini Atasoy’a vermek istemesine itiraz ederek, salonu terk edeceklerini söyledi. Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, KESK heyetinin kadınların sorunlarını dile getirmediğini, masayı kışkırttığını iddia etti. KESK heyeti ise masanın kadınlara kapatıldığını dile getirerek, Atasoy’un konuşmasını iptal etti. Yeşil, bu olayı “Kadınların sesi AKP iktidarı boyunca nasıl kesildiyse, toplu sözleşme masasında da kesilmiş oldu” diye anattı. Heyetlerin tamamının erkeklerden oluşmasını ‘eril tahakkümün bir göstergesi’ ifadeleriyle değerlendiren Yeşil, asıl sorunun kadınların taleplerinin gündeme getirilmemesi ve gündeme getirilenlere dair ise çözüm üretilmemesi olduğunu vurguladı. Kadın ve erkek işçilerin Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda da eşit temsil edilmediklerini ifade eden Yeşil, “Her alanda kadınların olmadığı, kadın emekçilerin yok sayıldığı bir fotoğraf görmek mümkün” dedi.

 

İki yıl önce aynı görüşleri bir erkek dile getirdiğinde sorun yaşanmadı ama…

KESK Kadın Sekreteri Döne Gevher, kadınların masadaki temsiline ilişkin bir örnek verirken KESK’in 2021’deki 6. Dönem Toplu Sözleşme Görüşmelerinde dile getirdiği taleplerle son görüşmelerde dile getirdiği talepler sırasında karşılaştığı tepki farkını anlattı. Buna göre üç yıl önce Kamu Görevlileri Sendika Heyeti’nde KESK’i mevcut eş genel başkanlardan Mehmet Bozgeyik temsil ediyordu. Bozgeyik, Türkiye’nin o yıl ayrıldığı İstanbul Sözleşmesi’nin feshinin iptali, ana dilde hizmet veren kamu kreşlerinin açılması ve birçok kamu çalışanını görevinden eden kanun hükmünde kararnamelerin iptali taleplerini masanın gündemine getirdi. Bozgeyik, bu talepleri ifade ettiği sırada kendisine herhangi bir şekilde müdahale edilmedi. Ancak 2023’te KESK adına heyette yer alan Eş Genel Başkan Şükran Kablan Yeşil’in aynı talepleri aktardığı sırada müdahaleyle karşılaşması dikkat çekti. KESK Kadın Sekreteri Gevher, kadın başkana yönelik müdahaleyi şöyle anlattı:

“Şükran’ın katıldığı süreçte ‘İstanbul Sözleşmesi’nin feshi iptal edilmeli’ talebi ‘ideolojik’ denilerek kesilmeye çalışıldı. ‘İdeolojik sendikacılık yapıyorsunuz’ denildi. 2021’de İstanbul Sözleşmesi’nin feshi çok yeniydi ve Eş Başkanımız Mehmet Bozgeyik ısrarla dile getirmişti. Orada müdahale etmemişlerdi ama bu kez çok ciddi bir şekilde müdahaleye dönüştü. Ana dilde kamusal kreşler konusunda da tutum aynıydı. Bu aslında o masanın hem cinsiyetçi hem milliyetçi hem de ırkçı olduğunu gösteriyor… Kadına yönelik şiddetle etkin mücadele araçlarından İstanbul Sözleşmesi’nin feshinin iptal edilerek, etkin uygulanması yönündeki talebe karşı tutum da cinsiyetçi saik ve kodlardan yola çıkıyor. Bunun kendisi o masanın nasıl bir masa ve kadın temsiline ne kadar kapalı olduğunu gösteriyor. O yüzden o masa, toplu sözleşme masası formatından uzak. Kadınların taleplerini gören bir masa olmaktan fazlasıyla uzak. Dilin bürokratik, erkek bir dil olması dışında birebir tanık olduğum Şükran Başkan’a dönük müdahaledeki erkek birliği ve ittifakıydı. Her birinin aynı anda sözü kurduğu, gerginlik olduğunda seslerinin yükseldiği bir erkeklikle karşı karşıya kaldığımızı söyleyebilirim.” 

 

KESK Kadın Sekreteri de engellendi 

Son iki toplu pazarlığı izleyen KESK Hukuk, TİS ve Uluslararası İlişkiler Sekreteri Zeynep Korkmaz heyetler arasındaki sosyal diyaloğa ve kullanılan müzakere diline dair “Erkek dil, toplu sözleşme masasına ve mutabakat metnine hakimdi” ifadelerini kullanıyor. KESK, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin çalışma yaşamına yansımasından ötürü kadınların taleplerinin ayrı bir başlıkta görüşülmesini tüm görüşmelerde dile getiriyor. Korkmaz, kadın sekreterleri Döne Gevher’in taleplere ilişkin söz almasının reddedildiğini aktarıyor. Söz almanın reddedilmesinin yanında kadınların talepleri için ayrı bir masa kurulması yönündeki beklentilerin de karşılanmadığı belirtiliyor. KESK, kadınlar için ayrı bir mutabakat masası olmadığından taleplerin masaya taşınamadığı görüşünde. Tacize karşı açık kriz merkezlerinin kurulması, şiddet ve boşanma durumlarında tayin hakkı, parçalı istihdam modelinin sonlandırılması gibi kadın çalışanlar için son derece önemli taleplerin ancak toplantı ve basın açıklamaları yaparak, bildiri ve broşürler hazırlayarak gündeme getirilebildiğini belirten Korkmaz, masada bütün kadınların daha dezavantajlı bir konumda olduğunu şöyle aktarıyor:

“Hepimizin kaybettiği bir toplu sözleşme düzeninden bahsedebilirim. En çok kaybeden; kadınlar… İnsanca ve yarın endişesi taşımadan yaşamak istiyoruz. Bu koşulların sağlandığını düşünmüyorum. Tercihlerin emekçilerden yana yapılmadığı yerde kadın kamu emekçileri daha dezavantajlı durumda.”


Toplu pazarlık, kadın kamu emekçilerini teğet mi geçiyor?

3 yıldır KESK Hukuk, Toplu İş Sözleşmesi ve Uluslararası İlişkiler Sekreteri olarak çalışan Zeynep Korkmaz, 6. ve 7. Dönem toplu sözleşme görüşmelerinde teknik heyetteydi. Korkmaz, toplu pazarlıkta mali haklarla ilgili taleplere yoğunlaşıldığına, özlük ve sosyal haklarla ilgili taleplerin ise geri planda kaldığına dikkat çekti:

 “Bu talepler önemliydi, çünkü kamu emekçilerinin en özgün ve öncelikli sorunlarını içeriyordu. Bu toplu sözleşme düzeninde bunlar özellikle yer bulmadı. Sadece bir masa toplantısından öteye geçmedi.” 

Mutabakat masasını oluşturulma şekli bakımından antidemokratik bulduğunu belirten Korkmaz, kadınların toplu pazarlıkta temsil edilmediğini belirtiyor. Bu durumda bütçeden kadın kamu çalışanlarını güçlendirmek için ayrılan kaynağın etkisi olduğuna işaret ediyor. “Bütçeden ayrılan kaynak üzerinden toplu sözleşme masasında tartışıyoruz” ifadeleriyle toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçenin önemini vurguluyor.

 

“Kadın kamu emekçileri, tüm kamu emekçileriyle aynı şeyi mi yaşıyor?”

KESK Kadın Sekreteri Döne Gevher, son iki pazarlıktan beri KESK’li kadınların taleplerini hazırlayarak Kamu İşveren Heyeti’ne sunulmasını sağlıyor. Görüşmeleri Korkmaz gibi teknik heyetten izleyen Gevher, Konfederasyon’un masadaki varlığını ‘temsili dahiliyet’ olarak niteliyor. “Taleplerimizin esas alınmadığı bir toplu sözleşme düzeneği var” diyerek, mutabakat masasının 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu nedeniyle ‘kamu emekçilerinin tamamının taleplerini dikkate alan ve eşit şekilde sözleşme mantığının işletildiği bir masa” olmadığını belirtiyor.

Kadınların taleplerinin ayrı bir masada değerlendirilmediği ve bunların mutabakat metninde karşılık bulmadığını tekrarlıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bürokratlarıyla ayrı masa taleplerine dair birçok kez görüştüklerini ancak sonuç alamadıklarını, 2021’de ise Bakanlık yetkililerinin kendilerine “Bakana sorarak geri döneceğiz” dediklerini bildiriyor. Gevher, ayrı masa isteklerinin reddi üzerine soruyor: “Kadın kamu emekçileri, bir bütün olarak tüm kamu emekçileriyle aynı şeyi mi yaşıyor?” 

Yirmi güne yayılan pazarlıkta, kadın kamu çalışanlarının taleplerinin bütün talepler içinde en az konuşulan talepler olduğunu, doğum izninin diğer talepler arasında öne çıktığını kaydediyor. Bunda ‘cinsiyetçi kodların devreye girmesinin’ etkili olduğunu düşünüyor. “Toplu sözleşmede diğer konfederasyonların ve Bakanlığın kadına dair ilgilendikleri tek mevzu; doğum izinleri. Buna dair de bir iyileştirme yapılmıyor” diye konuşuyor.

 

Memur-Sen üyesi kadınlarda cinsiyet temelli ayrımcılık şikayeti dikkat çekiyor

Memur-Sen’in 2022 yılına ait “Kadın Kamu Görevlilerinin Sorunları” araştırmasında ortaya çıkan bulgular kadın kamu çalışanlarının cinsiyet temelinde hak ve özgürlüklerini aradıkları yorumuna yol açıyor. Memur-Sen üyesi 4 bin 529 kadınla yapılan araştırmada cinsiyete dayalı ayrımcılığa uğradığını belirten kadın memurların oranı dikkat çekiyor. Buna göre, “Cinsiyete dayalı ayrımcılığa maruz kaldığınızı düşünüyor musunuz” sorusuna yanıt veren kadın kamu çalışanlarından yüzde 46,2’si “kesinlikle hayır ve hayır” yanıtlarını verirken, cinsiyeti dolayısıyla ayrımcılığa uğradığını düşünenlerin oranı 35,9 oldu. Kadınların yüzde 17,9’u bu konuda kararsız olduğunu belirtti. Kadınların yönetici pozisyonlarda daha az bulunmasının nedenleri sıralanması istendiğinde yüzde 74 oranla ilk sırada aile sorumlulukları gelirken, yüzde 53,7 ile cinsiyete dayalı ayrımcılık ikinci sırada ifade edilmiştir. Katılımcıların yüzde 67,9’u çalışma hayatında pozitif ayrımcılık görmediğini düşünmektedir. “Hem ev hem iş sorumluluklarım beni yıpratıyor” görüşüne katılanların oranı yüzde 73 olurken kadınların yüzde 71,8’i çalışma koşullarının çocuk bakımını zorlaştırdığını belirtmiştir.

Araştırmada cinsiyet ayrımcılığı şikayeti yüzde 36’ya varsa da bu türden bir ayrımcılığın toplu sözleşme masasında yansımadığı görüşü de yine Memur-Sen tarafından dile getiriliyor. 

 

Memur-Sen Kadınlar Komisyonu Başkanı Aydın: Kadın memurları ayrıştırıcı söylemlerle karşılaşmıyoruz

Memur-Sen Kadınlar Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın, bugüne dek 3 toplu sözleşme görüşmesinde teknik heyette yer aldı. Görüşme sürecinin her aşamasında bulunan Başkan Aydın, kadın kamu görevlilerinin sorun ve taleplerinin görüşmelere yansıması için çok çaba sarf ettiğini dile getiriyor. Katıldığı görüşmelerin çoğunda erkeklerden oluşan Kamu İşveren Heyeti’nin yumuşak bir dille sosyal diyalog yürüttüğünü belirterek, buna ilişkin gözlemlerini şöyle ifade ediyor:

“Toplu sözleşme döneminde kadın kamu görevlilerini geri plana atan, ayrıştırıcı, ötekileştirici söylemlerle karşılaşmıyoruz. Ancak söz konusu kadın kamu görevlilerinin taleplerine gelince, Kamu İşvereni’nin bu talepleri özlük hakkı kapsamına girdiği gerekçesiyle kapsam dışında / toplu sözleşme dışında tutma eğilimi içerisinde olduğuna şahit oluyoruz.”

 

“Kamudaki karar mekanizmalarında kadın yönetici sayısı artırılmalı”

Aydın, Ağustos 2023’te yapılan 7. Dönem Toplu Sözleşme Görüşmelerinde 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nda düzeltme çalışmalarının yapılmasını hüküm altına aldıklarını kaydediyor. Çalışmalarda kapsam sınırlamalarının kaldırılarak, kadın memurların özlük haklarıyla ilgili daha fazla katkıda bulunacaklarını bildiriyor. “Kadınların toplu sözleşme masasında daha etkin bir şekilde temsil edilebilmesi için kamudaki karar mekanizmalarında kadın yönetici sayısının artırılmasının da önemli bir etki yaratacağını düşünüyorum” diye konuşuyor.

Memur-Sen’li kadınları hakları ve mevzuata ilişkin bilinçlendirdiklerini söyleyerek, “Bizim üyemiz olup toplu sözleşme masasından habersiz olan hiçbir kadın göremezsiniz” ifadelerini kullanıyor. Konfederasyon bünyesindeki 11 sendikaya üye olan kadınların sorun ve taleplerinin toplu pazarlıkta her zaman gündemlerinde olduğuna işaret eden Aydın, “Memur-Sen olarak kadın kamu görevlilerinden aldığımız talepleri her zaman toplu sözleşme masasına taşıdık” ifadelerini kullanıyor.

 

“Kadınları sadece Kadınlar Komisyonu Başkanı değil tüm başkanlarımız temsil ediyor”

Konfederasyonun Toplu Sözleşme ve Mevzuat Birimi Avukatı Sare Eyüpustaoğlu Ay, son toplu pazarlığa katıldı. Memur-Sen’in, kadınların talepleri doğrultusunda bugüne kadar mali kazanımlardan iş ve aile hayatında uyumun sağlanması da dahil olmak üzere birçok kazanım elde ettiğini söylüyor. Görüşmelerde kadın kamu çalışanlarını 11 sendikanın bütün başkanlarının temsil ettiğini, ‘kadınları ötekileştiren her türlü anlayışı reddettiklerini’ ise şöyle belirtiyor:

“Toplu sözleşme masasında kadın kamu görevlilerini yalnızca Kadınlar Komisyonu Başkanımız değil tüm başkanlarımız temsil ediyor. Söz konusu kadın kamu görevlileri olduğunda kadını ötekileştiren her türlü anlayışı reddediyoruz. Fakat gözlemlediğim kadarıyla toplu sözleşmenin hiçbir aşamasında kadın kamu görevlilerinin taleplerini önemsizleştiren, arka plana atan bir söylem yok.”

 

Ay: Kadınların bazı talepleri yasa kapsamında olmadığı için reddediliyor

Avukat Ay, Memur-Sen’in kadın memurların taleplerini toplu pazarlığın tüm aşamalarında masaya taşımaya özen gösterdiğini söyleyerek, “Kadın kamu görevlilerinin taleplerini her zaman toplu sözleşme masasında birincil talepler olarak sunuyoruz” diyor. Ancak, kadın memurların kimi taleplerinin 4688 sayılı Kanun kapsamındaki mali ve sosyal haklardan sayılmadığı gerekçesiyle reddedildiğine dikkat çekiyor. Yakın zamanda 4688’de yapılacak çalışmalarla toplu sözleşmenin kapsamının “olması gerektiği gibi genişletileceği” görüşünü dile getiriyor.

 

KESK de eşit temsil için 4688’in değişmesini istiyor

Gevher, 4688 sayılı Yasa’nın değişmesi durumunda kamu çalışanlarının tamamının toplu pazarlıkta temsil edileceğini belirterek, şunları söylüyor: “4688’in değişerek tüm kamu emekçilerinin taleplerinin göründüğü, kamu emekçileri adına iktidarın yetkilendirdiği değil kendilerinin yetkilendirdiği konfederasyonların görüşmeler yapabildiği, bunun içerisinde de kadınların kadınlarla tartışmaları yürüttüğü bir masaya ihtiyaç var” 

İzlediği görüşmelerde diğer konfederasyonların teknik heyetlerindeki kadınlarla ortaklaştıkları konular olduğunu açıklıyor. Eşit temsilin önemini “O masada bir kadının olması fark yaratır. Ama bir kadının değil, eşit temsilin olması çok daha büyük bir fark yaratır. O zaman kadının sesi, rengi, talepleri ve çalışma yaşamında karşı karşıya kaldığı her türden eşitsizlik masada gündeme gelebilir” diyerek vurguluyor. Her iki görüşmede de tüm heyetlerin kadınların taleplerini bürokratik bir üslupla aktardıklarını kayda geçiriyor. Görüşmelerde emekçilerin gerçek sorunlarının ‘teğet geçirilerek’ konuşulduğunu, KESK dışında masadaki hiçbir konfederasyonun kadınların kamu hizmeti verirken yaşadıkları sorunları yansıtmadıklarını savunuyor. 

Konfederasyon; toplu pazarlıkta kadın kamu emekçilerinin sorun ve taleplerinin, toplumsal cinsiyet eşitliği çerçevesinde ayrı bir başlıkta ele alınarak mutabakat metninde yer almasını talep ediyor. Eş Genel Başkan Yeşil, “Bu masalar milyonlarca kamu emekçisi ve emeklisini yok sayan, kendisi de yok hükmünde olan masalardır” ifadelerine yer vererek, KESK’in mücadelesinde katetmesi gereken daha fazla yol olduğunu söyledi. Yeşil şunları vurguladı: “Geçmişten bugüne getirdiğimiz mücadelenin daha çok yolu olduğunun farkındayız. Bu, bir başlangıçtı. Bu başlangıcın özellikle kadın emekçiler içerisinde daha fazla sahiplenilmesi ve gündemleştirilmesi, yaşamsal olan taleplerinin dile getirilmesi noktasında daha ısrarcı, inatçı, kararlı bir mücadeleyi büyütmesi gerekiyor. Bunun başka yolu yok çünkü yaşamın bütününe baktığımız zaman erkek aklın, eril dünyanın yaşamlarımızı kuşatmış olduğu koşullarda her geçen gün emeğimizin daha fazla sömürülmesine, yaşamlarımızın daha fazla kısıtlanmasına, giyimimizden bedenimize, kimliğimizden emeğimiz üzerindeki denetime kadar daha fazla baskının artmasına neden oluyor. Bunun tek çıkış yolu; kadınların daha fazla söz kurması, örgütlenmesi, sorumluluk alması ve bu taleplerin arkasında ısrarla durması.”

 

Hükümet tarafından bir kadın görüşü: Kadın temsili geçmişte fark yarattı

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda yaklaşık 10 yıl Çalışma Genel Müdürü olarak görev yapan Nurcan Önder, 2019 yılında yapılan 5. Toplu Sözleşme Görüşmelerinde heyette yer aldı. O görüşmede Kamu İşveren Heyeti’ndeki iki kadından biri Önder, diğeri ise dönemin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’tu. Önder, toplu sözleşme masasında kadın temsilinin çok önemli olduğunu, kadınların “yetkin ve yetkili” olduğu masaların varlığının olumlu bir fark yarattığını vurguluyor. Görüşmelerdeki sosyal diyalog ve müzakere diline ilişkin “Talepleri yerine getirenlere cinsiyetçi bir gözle bakmak ile kullanılan dilde olumsuz yönde dikkatimi çeken bir husus olmadı” diyen Önder, 5. Dönem görüşmelerini bir örnek olarak gösteriyor ve gözlemlerini şöyle dile getiriyor:

“Toplu sözleşme masası gibi platformlarda kadın temsili çok önemli. Kadınların yetkin ve yetkili olduğu masalarda hep olumlu anlamda bir fark hissettim. Bakanın ve yetkili temsilcilerin kadın olması öncelikle toplumun kadına bakış açısını değiştirir. Masadaki kadınların liyakatli olup sonuca yaptıkları katkı ise hem toplantı sonucunu etkiler hem de gelecekte daha fazla kadın temsiline zemin hazırlar. 5. Dönem Toplu Sözleşmesi de bu açıdan önemli bir örnektir. Masadaki yetkili ve temsilci kadınlar, sadece kadın kamu çalışanlarının sorunlarını anlama ve katkı yapma açısından değil genel olarak tüm konulara daha çözüm odaklı öneriler getirmişlerdir.”


“Bu haber, Avrupa Birliği finansal desteği ile üretilmiştir. Haberin içeriği tamamıyla Ebru Apalak’ın sorumluluğu altındadır. Avrupa Birliği’nin ve Gazeteciler Cemiyeti’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir. Gazeteciler Cemiyeti içeriğin üretilmesinde ve düzenlenmesinde rol almamıştır.”


 

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.