Sonay Orta
Yaz aylarında dünyanın bulunduğumuz yönüne yansıyan güneş ışınları her geçen yıl insan cildine daha çok zarar veriyor. Işınlar 3 katmandan oluşan cildin en alt tabakasına kadar ulaşarak uzun vadede ciddi tahribatlara ve cilt kanserine yol açabiliyor. Kozmetik ürün olarak sayılan güneş kremleri de bu arada cep yakıyor. Fakat Eczacı Semra Mert’e göre uygun fiyata yüksek koruma sağlamak mümkün. Sektördeki “yüksek faktör” algısının büyük oranda bir pazarlama stratejisi olduğunu söyleyen Mert, güneş kremleriyle ilgili kritik noktalara değindi. Mert’e göre güneş kremi kullanmak bütçe meselesinden çok bir “özsaygı” meselesi.
Eczacı Semra Mert, güneş kremleri hakkında doğru bilinen yanlışlara dikkat çekerek, 30 ve 50 faktör arasında hayati bir fark olmadığını, 100 faktör talebinin ise tamamen bir pazarlama stratejisi olduğunu söyledi. Özel bir cilt durumu yoksa çok yüksek faktörlerin elzem olmadığını vurgulayan Mert, kritik bir uyarıda bulundu: “Sadece sivilce tedavisi görenler ve doğum kontrol ilacı kullananlar, artan deri hassasiyeti nedeniyle mutlaka 50 faktör tercih etmelidir.“
Güneş kremi kullanımının sadece bir güzellik rutini değil, tıbbi bir gereklilik olduğunun altını çizen Eczacı Mert, güneş ışınlarının (UVA ve UVB) cildin alt tabakalarına kadar inerek uzun vadede ciddi tahribat ve cilt kanseri riski oluşturabileceğini belirtti. Mert, bu hayati riskleri önlemek için mevsim fark etmeksizin düzenli kullanımın şart olduğunu ifade etti.
Güneş kremlerinin içeriğindeki maddelerin kana karışma riskine değinen Mert, filtre farklarına dikkat çekti. Kimyasal filtrelerin güneş ışığını ısıya dönüştürerek cilt tarafından emildiğini ve bu yolla etken maddelerin kana karışabildiğini belirten Mert, mineral (fiziksel) filtrelerin ise güneş ışığını ayna gibi yansıtarak koruma sağladığını ifade etti. Fiziksel filtrelerin deri tarafından emilip sistemik dolaşıma katılmadığını vurgulayan Mert, içerik seçiminde bu ayrımın sağlık açısından kritik olduğunu hatırlattı.
Fiyat ve kalite dengesinin her zaman paralel ilerlemediğini belirten Mert, yüksek fiyatın her zaman “en iyi koruma” anlamına gelmediğini söyledi. Üst segment ürünlerin teknolojik avantajlar sunduğunu ancak piyasada fiyatını hak etmeyen ürünlerin de bulunduğunu ifade eden Semra Mert, “Uygun fiyatlı kategoride de oldukça başarılı formüller mevcut. Market ürünleri ile eczane grubu arasındaki fark, içerik kalitesi ve teknolojik yatırım noktalarında belirginleşiyor. Doğru tercihlerle erişilebilir fiyatlı ürünlerle de etkin koruma sağlamak mümkün” dedi.
Fiyat artışlarının yarattığı sağlık eşitsizliği tartışmalarına farklı bir perspektiften bakan Güneş kremi uzmanı Eczacı, konunun sadece bütçe değil, bir “özsaygı” meselesi olduğunu dile getirdi. Kısıtlı bütçesine rağmen cilt sağlığına öncelik veren pek çok danışanı olduğunu belirten Mert, “Güneş kremi kullanımını bir gelir meselesinden ziyade, kişinin kendine verdiği değer olarak görüyorum. Bugün bir eczanede 2-3 kahve fiyatına oldukça başarılı ürünler var” diyerek kişisel bakımın uygun fiyatlara da yapılabileceğini vurguladı.
Güneş kremlerinin “kozmetik” yerine “tıbbi ürün” statüsüne alınması konusunu değerlendiren Semra Mert, bu adımın erişilebilirliği artırsa da kaliteyi düşürebileceği uyarısında bulundu. Devletin geri ödeme listesindeki birçok ilacın hala 90’lı yılların teknolojisiyle üretildiğine dikkat çeken Mert, olası senaryoyu şu şekilde anlattı:
“Güneş kremlerinin ‘ilaç’ statüsüne geçmesi halinde, bu ürünlerin de güncel teknolojinin gerisinde kalan formüllerle üretilme riski yüksek. Bu durum, fiyatı düşürse bile koruyuculuk ve kullanım konforu açısından beklenen verimin alınamamasına yol açabilir.”
Roza ve sivilce tedavisi gören öğrenci Ahsen Yıldırım ise güneş kremi fiyatlarının her dönem artışına şu şekilde değindi:
“Hem marka olarak hem içerik olarak sağlıklı, faydalı ve cildime iyi gelebilecek bir şey kullanmak istediğim için doğal olarak taleplerimi karşılayan ürünlerin fiyatları bu oranda artmakta. Bu yüzden de benim aldığım ürünleri idareli kullanmam gerekiyor. Her ay yeni bir güneş kremi alamam bir öğrenci olarak. Bütçem zorlanıyor ama sağlığımdan da taviz vermek istemiyorum.”
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7691 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6718 kez okundu
3
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
6576 kez okundu
4
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6333 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4977 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4831 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4700 kez okundu
1
Türkiye antidepresan kullanımında dünya 22’ncisi
6140 kez okundu
2
Önlem alınmazsa lösemi vakaları artacak
4605 kez okundu
3
Gaziantep’te çocuk hematoloğu krizi
4123 kez okundu
4
Hasta da yakınları da çaresiz: SSPE tedavi araştırması reddedildi
3543 kez okundu
5
Sadece otomobilleri koruyan katil bariyerler
2757 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.