DOLAR 43,4962 0.05%
EURO 51,3328 0.06%
ALTIN 6.875,085,72
Ankara

PARÇALI BULUTLU

İzmir kuruyor: Su krizi kapıda, bilim yoksunluğu felaketi büyütüyor
  • 9.Köy
  • Çevre
  • İzmir kuruyor: Su krizi kapıda, bilim yoksunluğu felaketi büyütüyor

İzmir kuruyor: Su krizi kapıda, bilim yoksunluğu felaketi büyütüyor

İklim Bilimci Prof. Dr. Doğan Yaşar uyarıyor: "Bilim dışı yönetim İzmir’i susuz bırakıyor"

ABONE OL
12 Eylül 2025 08:55
İzmir kuruyor: Su krizi kapıda, bilim yoksunluğu felaketi büyütüyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Özgecan Siyez

Dünya çapında iklim krizinin sert etkilerinin hissedildiği yaz aylarında, Türkiye de yangınlarla ve susuzluk sorunuyla mücadele ediyor. Bu etkilerin hissedildiği yerlerden birisi de İzmir.

İklim Bilimci Prof. Dr. Doğan Yaşar’a göre, Tahtalı Barajı’nda son 15 yılın en düşük seviyesi görüldü ve Gördes Barajı sıfırlandı. Yaşar, “Bilim dışı yönetim İzmir’i susuz bırakıyor” diyor.

İzmir’in tarihinin en sert kuraklık dönemlerinden birini yaşadığını belirten Yaşar, şehrin en büyük su kaynağı olan Tahtalı Barajı’nın 2008’den bu yana en düşük seviyesine gerilediğini ve İzmir’in dörtte birini besleyen Gördes Barajı’nın tamamen boşaldığını söylüyor.

Yaz ortasında yaşanan bu tablo, sonbahara kadar su krizinin daha da derinleşeceğini gösteriyor” diyen Yaşar’a göre, “Kuraklık doğanın değil, yönetimin krizi.”

Prof. Dr. Doğan Yaşar

“Su yönetimi bilime değil, keyfiyete emanet”

Hidrojeologlar ve jeoloji mühendisleri yıllardır uyarıyor” diyen Yaşar, “Su yönetimi bilimle yapılmalı. Ancak İzmir gibi büyük bir şehirde su politikaları hâlâ bilimin dışında şekilleniyor. İklim krizi değil, bilim krizi yaşıyoruz” diye belirtiyor.

Yaşar, yıllar önce yapılan uyarıların dikkate alınmadığını vurgulayarak, 2020 yılında dönemin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’na yazdığı bir mektupla kuraklık tehlikesini açıkça belirttiğini ve B-C planlarının hazırlanmasını istediğini ancak yanıt alamadığını ifade ediyor. İklim uzmanlarının kurak dönemlerin doğa döngüsünde yer aldığını söylediğini hatırlatan Yaşar, bu dönemdeki sorunun geçmişten farkını ise şöyle açıklıyor: “Nüfus katlandı, tarım ve sanayi politikaları suyu hoyratça tüketti, yanlış ürün tercihleri yeraltı su kaynaklarını kuruttu.”

Yaşar, örnek olarak Konya Ovası’nın buğday yerine 6 kat daha fazla su isteyen şeker pancarıyla doldurulmasını, elma ağaçları nedeniyle Göller Bölgesi’nin çölleştirilmesini ve İzmir’de barajlar doluyken bile yeraltı suyuna yüklenilmesini gösteriyor.

“Ekonomik krizlerin görünmeyen tetikleyicisi: Su”

Kuraklığın sadece çevresel değil, aynı zamanda ekonomik bir tehdit olduğunu vurgulayan Yaşar, 2021 yılında HES’lerin üretiminin düşmesiyle fosil yakıt ithalatının arttığını, enerji faturasının 50 milyar dolardan 97 milyar dolara çıktığını ve bu durumun krizi büyüttüğünü belirtiyor.

Su varsa devlet var, su bittiği gün medeniyet biter” sözleriyle suyun stratejik önemini aktaran Yaşar, İzmir’deki son durumu sayılarla anlatıyor. Türkiye’de kişi başı yıllık su miktarının 1960’larda 4 bin 500 metreküp iken günümüzde 1340 metreküpe düştüğünü, İzmir’de ise sadece 600 metreküp olduğunu belirten Yaşar, “İzmir, şu an su fakiri bile değil: fakirin de fakiri” diyor.

Ne yapılmalı? Bilim ne diyor?

Prof. Dr. Yaşar çözüm önerilerini ise şöyle sıralıyor:

  • Su politikalarında jeoloji mühendisleri ve hidrojeologlara görev verilmeli.
  • Tarımda vahşi sulama terk edilmeli, damla ve yağmurlama sistemleri yaygınlaştırılmalı.
  • Arıtılan gri sular tarımda kullanılmalı.
  • Yeraltı suları rezerv olarak korunmalı, izinsiz kullanım yasaklanmalı.
  • Tarım ürün desenleri devlet tarafından iklimsel verilerle planlanmalı.
  • Sanayi ve suyu çok kullanan sektörler suyun bol olduğu bölgelere yönlendirilmeli.
  • Şehir şebekelerindeki su kaçakları acilen azaltılmalı.
  • Yağmur suyu hasadı zorunlu hale getirilmeli.

“Su halkındır, sorumluluk devlette”

Yaşar’a göre belediyeler halktan tasarruf beklemeden önce bilimi dikkate almalı.

Bilboardlara tasarruf çağrısı asmak değil; bilimsel strateji üretmek gerekirdi” diyen Yaşar, bu nedenle halkı suçlamanın haksızlık olduğunu kaydediyor. Yaşar’ın tahminlerine göre 2026 sonrası yağışların artmasıyla geçici bir rahatlama yaşanabilir. Ancak esas tehdit 2035 sonrası yaşanacak yeni bir kurak dönem.

Bu kez hazırlıksız yakalanmamak için bugünden radikal adımlar şart” diyen Yaşar, şöyle konuşuyor: “Barajlar dolu olsa bile her damla dikkatle kullanılmalı. Su varsa hayat var. Su yoksa medeniyet yok.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.