Ankara
23°

PARÇALI BULUTLU

Gastronomi ile sinema aynı anlatı alanında buluştu

Gastronomi ile sinema aynı anlatı alanında buluştu

Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF), yemeği bir tüketim nesnesi değil; kültürel hafıza, kimlik ve toplumsal anlatının bir parçası olarak ele alarak gastronomi ile sinemayı ortak hikaye anlatıcılığı ekseninde buluşturdu. 10-12 Temmuz'da Kars'ta gerçekleştirilen festivalde; film gösterimleri, söyleşiler, atölyeler ve tadım etkinlikleri oldu.

ABONE OL
10 Eylül 2026 17:54
Gastronomi ile sinema aynı anlatı alanında buluştu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Emine Gül Türk

Uluslararası Gastronomi Film Festivali (UGFF), temmuz ayının ikinci haftasında gastronomi ve sinemayı aynı çatı altında buluşturdu.

Yemeği bir tüketim nesnesi olarak değil; kültürel hafıza, kimlik ve toplumsal anlatının bir parçası olarak ele alan festival, iki alan arasındaki ortak hikaye anlatıcılığına odaklandı.

Gastronomi ile sinema arasındaki ilişki son yıllarda tematik bir kesişim olmanın ötesine geçerek yeni bir anlatı alanına dönüşüyor. UGFF, bu dönüşümü merkeze alarak gastronomiyi sadece yemek kültürü üzerinden değil, sinema aracılığıyla yeni bir kültürel ifade biçimi olarak değerlendiriyor.

10-11 Temmuz günlerinde düzenlenen festival, gıdayı sadece tüketim nesnesi olarak değil, toplumsal hafızayı taşıyan bir hikaye unsuru olarak ele aldı. Film gösterimleri, söyleşiler, atölyeler ve tadım etkinlikleriyle gastronomi ile sinemayı aynı platformda buluşturan festival, iki alan arasındaki ortak noktanın “hikaye anlatıcılığı” olduğuna dikkat çekti.

Bu yaklaşım, yemek ile sinemanın farklı duyulara hitap etmesine rağmen benzer bir anlatım gücüne sahip olduğu fikrine dayanıyor. Bir yemeğin ardındaki üretim süreci, yetiştiği coğrafya, emeği ve taşıdığı kültürel birikim, sinemanın kurduğu hikaye aracılığıyla daha görünür kılıyor.

Yemek, hafıza ve sinema arasında kurulan bağ

Gastronominin uzun yıllar boyunca yalnızca bir tüketim kültürü olarak değerlendirildiği yaklaşım, günümüzde daha geniş bir perspektifle ele alınıyor. Yemek artık sadece sofraya gelen bir ürün değil; göç hikayelerinden ekonomik koşullara, üretim biçimlerinden kültürel aktarım süreçlerine kadar uzanan çok katmanlı bir yapının parçası olarak görülüyor.

Bu bakış açısıyla festival, gastronomiyi bir “hafıza taşıyıcısı” olarak ele alıyor. Bir tarifin bir bölgenin tarihini, bir sofranın, bir ailenin göç hikayesini, bir mutfak pratiğinin ise kültürel sürekliliği temsil edebileceği belirtiliyor.

Festivalin yaratıcı direktörü Gülper Ergün, festivali yalnızca bir etkinlik alanı olarak değil, farklı disiplinleri bir araya getiren kolektif üretim alanı olarak tanımlıyor. Ergün’e göre akademisyenlerin, gastronomi profesyonellerinin, sinemacıların, öğrencilerin ve yerel üreticilerin aynı yerde buluşması, kültürel üretimi farklı disiplinlerin bir aradalığıyla güçlendiriyor.

Gastronomi ile sinemanın kesişimi, son yıllarda yalnızca sanatsal bir üretim alanı olarak değil, aynı zamanda kültürel diplomasi açısından da önem taşıyor. Bir ülkenin mutfak kültürünün sinema aracılığıyla uluslararası ölçekte görünürlük kazanması, gastronomiyi yerel bir pratik olmanın ötesine taşıyarak küresel bir iletişim diline dönüştürüyor.

Bu yönüyle gastronomi film festivali, sadece kültürel etkinlikler değil, aynı zamanda ülkelerin kendilerini uluslararası alanda anlatma biçimlerinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Yemek ve sinemanın birlikte kurduğu anlatım dili hem yerel hafızayı görünür kılıyor hem de uluslararası ölçekte ortak bir paylaşım alanı oluşturuyor.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.