Ankara
26°

AZ BULUTLU

Çamura hayat veren sanat: Seramik

Çamura hayat veren sanat: Seramik

Geleneksel Türk seramik sanatının semboller aracılığıyla kültürel değerleri yaşattığını ifade eden İnönü Üniversitesi Geleneksel Sanatlar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Ayşe Denizli; sanatın estetikten öte sabır, üretim ve kültürel aktarımın en güçlü araçlarından biri olduğunu söyledi.

ABONE OL
27 Ağustos 2026 11:52
Çamura hayat veren sanat: Seramik
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Nidanur Ateşyakar

İnönü Üniversitesi Geleneksel Sanatlar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Ayşe Denizli, seramiğin yalnızca estetik objeler üretmeye yarayan bir sanat dalı olmadığını, kültürel mirası geleceğe taşıyan, sabrı ve üretmeyi öğreten güçlü bir ifade biçimi olduğunu söyledi.

Lisans eğitimini seramik alanında, yüksek lisansını ise geleneksel sanatlar üzerine tamamlayan Denizli, bugün hem üniversitedeki araştırma merkezinin müdürlüğünü yürütüyor hem de Tıp Fakültesi öğrencilerine seçmeli seramik dersleri veriyor. Ona göre seramik, sanatın ötesinde insanın düşünme biçimini geliştiren önemli bir eğitim aracı.

Çocuklukta başlayan merak mesleğe dönüştü

Çamurla ilişkisinin çocukluk yıllarında başladığını anlatan Denizli, bu ilginin zamanla mesleğine dönüştüğünü söylüyor. Seramiğe ilgisinin nasıl başladığını şöyle anlattı: “Çocukken çamurdan objeler yapmayı çok seviyordum. O zaman bunun sanat olduğunu bilmiyordum. Bugün ise yeni figürler oluşturmayı, onlara anlam yüklemeyi ve yorumlamayı seviyorum. Ekmeğimi çamurdan kazanıyorum.”

“Estetikten önce anlam var”

Denizli’ye göre geleneksel Türk seramik sanatının en belirgin özelliği, gerçekliği olduğu gibi yansıtmak yerine semboller aracılığıyla anlam üretmesi. Özellikle Selçuklu dönemine ait Kubadabad Sarayı çinilerinde yer alan çift başlı kartal, grifon ve benzeri mitolojik figürlerin yalnızca süsleme amacı taşımadığını belirten Denizli, bu figürlerin güç, koruma, hâkimiyet ve evrensel uyum gibi kavramları temsil ettiğini söyledi.

Eserlerinde bu tarihi figürlerden ilham aldığını dile getiren Denizli, onları birebir kopyalamak yerine çağdaş sanat anlayışıyla yeniden yorumladığını belirterek, şu görüşleri dile getirdi: “Burada önemli olan doğayı olduğu gibi aktarmak değildir. Onun özü alınır, sembolleştirilir ve daha evrensel anlamlar taşıyan bir anlatıma dönüştürülür. Geleneksel Türk sanatında figürler belirli bir kişiyi değil, ortak değerleri temsil eder.

Geleneksel seramikten modern yoruma

Türklerin İslamiyet’i kabul etmesiyle birlikte sanat anlayışında önemli değişimler yaşandığını belirten Denizli, insan figürlerinin kullanımının azaldığını, bunun yerine bitkisel motifler ve soyut anlatımların ön plana çıktığını söyledi.

Geleneksel seramik ile modern sanat arasında önemli ortak noktalar bulunduğunu ifade eden Denizli, her iki anlayışta da ayrıntının azaltılarak özün ortaya çıkarılmaya çalışıldığını belirtti: “Modern sanatta soyutlama anlayışıyla geleneksel sanatlardaki sadeleşme birçok noktada birleşiyor. Ancak Batı sanatında hacim ve gölge ön plandayken, geleneksel Türk sanatında anlam, yüzey düzeni ve semboller daha önemli bir yer tutuyor.”

“Seramik sabrı ve üretmeyi öğretiyor”

Seramik eğitiminin yalnızca sanatçılar için değil, herkes için önemli kazanımlar sunduğunu dile getiren Denizli, bu nedenle farklı fakültelerde de ders verdiğini söyledi. Tıp fakültesi öğrencilerine de seramik dersi verdiğini belirten Denizli, “Çünkü seramik insana iki elini birlikte kullanmayı, dikkatli çalışmayı ve sabretmeyi öğretiyor. Çamura şekil verirken insan acele edemez. Bu süreç hem el becerisini geliştiriyor hem de kişiye farklı bir bakış açısı kazandırıyor” diye konuştu.

“El emeğinin değeri korunmalı”

Günümüzde el emeğiyle üretilen seramik eserlerin yeterince değer görmediğini düşünen Denizli, seri üretim ürünlerle sanat eserlerinin aynı şekilde değerlendirilmesinin geleneksel sanatlar açısından önemli bir sorun oluşturduğuna dikkat çekti: “Sanattan geçmişimizi silersek geleceğimiz için de hiçbir anlamı kalmaz. Bugün estetik anlayışı değişiyor ancak sanatın yalnızca göze değil, kalbe de hitap etmesi gerekir.”

Gençlere müzeleri gezmelerini ve en az bir sanat dalıyla ilgilenmelerini öneren Denizli, geçmişten bugüne camilerde, medreselerde ve tarihi yapılarda yer alan çini eserlerin Türk sanat anlayışının en önemli örnekleri olduğunu söyledi. Sanatın insan hayatındaki önemini ise Denizli şu sözlerle dile getirdi: “Sanat ruhu dinlendirir. Her insan bir sanat eserini kendi yaşamı ve deneyimleri doğrultusunda farklı yorumlar. Bu yüzden sanat her zaman insan için olmalıdır.”

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.