Rümeysa Nur Karaosmanoğlu
Çukurova’nın çok kültürlü geçmişinin yaşayan tanıklarından biri olan Çukurova Arapçası, kuşaklar arası aktarımın zayıflaması nedeniyle sessizce yok oluyor. Bir dönem bölge halkının temel iletişim araçlarından olan dil, bugün büyük ölçüde yaşlı kuşakların kullanımında kaldı. Uzmanlar, gerekli önlemler alınmadığı takdirde Çukurova Arapçasının yakın gelecekte tamamen kaybolabileceği uyarısında bulunuyor.
Çukurova Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muna Yüceol Özezen’e göre Çukurova Arapçası, yalnızca bir iletişim aracı değil; kelimelerin içine gizlenmiş tarihsel bir hafıza barındırıyor ve bu miras günümüzde ciddi bir varoluş savaşı veriyor. Bu dilin 11’inci yüzyılda Arapların deniz ve kara yoluyla bölgeye gelişiyle şekillendiğini belirten uzman isim, “Kilikya Arapçası olarak da bilinen bu dil; coğrafyadaki Arapların önce Ermenilerle, sonrasında ise Türklerle kurduğu yoğun etkileşim sonucunda özgün bir yapı kandı. Bu nedenle, söz varlığında çok fazla Ermenice ve Türkçe kelime bulunur” dedi.
Dilin konuşuldukça yaşadığına dikkat çeken Özezen, aksi taktirde “dil ölümünün” kaçınılmaz olduğunu söyledi; benzer bir kaderin Çukurova Arapçasını da kapsadığına dikkat çekti: “Dil sadece dedeler ve nineler gibi yaşlılar arasında konuşuluyorsa tehlike çok büyüktür. Dedeler ve nineler de birbiriyle konuşmaktan vazgeçtiğinde dil ölüm sürecine girmiş sayılır ve Çukurova Arapçasının şu anki durumu tam olarak budur.”
Prof. Dr. Özezen, 1993 yılından bu yana dili yaşatmak için kapsamlı bir arşiv çalışması yürütüyor. 33 yıldır sürdürdüğü bu kişisel mücadelede aile büyüklerinden hikâyeler ve atasözleri derlemeye başlayan Özezen; düğün manilerinden zılgıtlara, bilmecelerden tekerlemelere, adak kültüründen “remel” adı verilen kum falcılığına ve iplik bağlama gibi halk hekimliği detaylarına kadar pek çok kültürel unsuru kayıt altına aldı.
560’dan fazla atasözünü barındıran bin 500 sayfalık bu devasa veri tabanı, Türkiye’de ana dili Arapça olan bir araştırmacının yaptığı en geniş kapsamlı çalışma olma özelliğini taşıyor.
Yaşlılardan halen veri derlemeye devam ettiği için kitabını henüz Özezen, bu mirası oğluna ve kardeşlerine bir “kültürel vasiyet” olarak emanet ettiğini belirtiyor. Aynı zamanda çeşitli derneklerde verdiği konferanslar ve çocuklara yönelik eğitimlerle bu dili yaşayan bir değer olarak tutmaya gayret eden Özezen, dilin geleceğe uzanması için okullarda seçmeli ders olarak okutulmasının ve güncel kavramların dile eklenmesinin yaşamsal bir adım olacağını vurguluyor.
Süleyman Can Aslanyürek Çukurova Arapçasını iyi bilen isimlerden. Çukurova Arapçasının Mersin’den Beyrut’a uzanan sahil lehçesinin bir ağzı olduğunu ancak günümüze gelene kadar farklılaştığını ifade eden Aslanyürek, günümüzdeki konuşmanın eski neslin kırık bir versiyonuna dönüştüğünü belirtti:
“Suriye’de konuşulana göre değerlendirmek şart değil, sonuçta konuştuğumuz lehçenin bir temeli var, o temele göre değerlendirmek daha doğru olur. Hatay, Adana ve Mersin’de diğer bölgelerden farklı olarak daha eski kelimeler ve kalıplar kullanılmaktadır. Sahil lehçesiyle konuşan Lazkiyeli bir arkadaşım bana ‘Dedem gibi konuşuyorsun, bunlar eski nesillerin kelimeleri, biz kullanmıyoruz’ demişti.“
Dilin nesilden nesle aktarımında yaşanan sorunlara da değinen Aslanyürek, geçmişte bazı ailelerin “çocuğum hor görülür” diye çocukların dili öğretmediğini, ancak şimdi pişmanlık duyduklarını söyledi:
“Dili yaşatmaya yönelik geç kalınmış bir çaba var, ne kadar başarılı olur bilemiyorum. Bir dönemin asimilasyon politikalarının sebep olduğu enkazı kaldırmak kolay değil. Ancak Çukurova ağzı hem Arapça hem de ülkemizin dil mozaiği açısından tarihi eser niteliğinde bir değerdir. Umarım bir şekilde yaşamaya devam eder.“
1
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
8886 kez okundu
2
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
8479 kez okundu
3
“Yaşlıların bakımında kamu sorumluluk almalı”
8158 kez okundu
4
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6981 kez okundu
5
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6510 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
5383 kez okundu
7
Toprakkale Kalesi kaderine mi terk edildi?
5153 kez okundu
1
Bir sinemadan fazlası ‘yataklı sinema’: Uyuklayanlar, tadını çıkaranlar, filmi bitiremeyenler…
19272 kez okundu
2
Artık kelimelerin de bir müzesi var!
13902 kez okundu
3
“Dünyanın en eski yerleşim yerine” rakip çıktı
11759 kez okundu
4
Kız Kulesi’nin yeni hali eleştiri konusu oldu
11534 kez okundu
5
Şırnak’ta “Kiras u Fistan” ve “Şal u Şepik” geleneği devam ediyor
7248 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.