DOLAR 47,2222 0.07%
EURO 53,9245 0.17%
ALTIN
Ankara
25°

AÇIK

Osmanlı’nın mühendislik ve kültür harikası: Adana hamamları

Osmanlı’nın mühendislik ve kültür harikası: Adana hamamları

Bir dönem kent yaşamının merkezi olan hamamlar, Osmanlı’nın mühendislik dehasını ve toplumsal hafızasını günümüze taşıyor. Adana’daki Tarihî Çarşı Hamamı ise bu mirasın en canlı örneklerinden biri.

ABONE OL
22 Temmuz 2026 10:31
Osmanlı’nın mühendislik ve kültür harikası: Adana hamamları
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Rümeysa Nur Karaosmanoğlu

Adana, tarihi camileri, köprüleri ve çarşıları kadar hamamlarıyla da Osmanlı kent kültürünün önemli merkezlerinden biri. Kentte bugün de varlığını sürdüren Çarşı Hamamı, Irmak Hamamı, Yeni Hamam ve efsanelere konu olan Mestanzade Hamamı, yüzlerce yıllık bir geleneğin temsilcileri arasında yer alıyor.

Mimarlık Tarihi Uzmanı ve Çukurova Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gözde Ramazanoğlu’na göre hamamlar, Osmanlı kent yaşamında yalnızca yıkanma mekânı değil; sağlık, sosyalleşme ve kamusal yaşamın önemli unsurlarıydı. Özellikle sıcak iklimi ve su kaynaklarıyla öne çıkan Adana’da hamam kültürü uzun yıllar günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası oldu.

Osmanlı mühendisliğinin izleri

Prof. Dr. Ramazanoğlu, Osmanlı döneminde hamam inşasının ciddi mühendislik bilgisi gerektirdiğini belirterek, özellikle suyun taşınması, depolanması, ısıtılması ve tahliyesinin büyük teknik altyapı gerektirdiğini söyledi. Ramazanoğlu, Osmanlı kentleşme pratiğinde külliye yapımına başlanırken ilk olarak hamamların inşa edildiğini belirterek şu bilgileri verdi:

Hamamlar hem işçilerin ihtiyacını karşılıyor hem de halk sağlığı açısından önemli bir işlev üstleniyordu. Ayrıca, külliyelerin yanı sıra her caminin bünyesinde halkın temizlik ve ibadet gereksinimlerini karşılamak üzere mutlaka bir hamam bulundurulurdu” dedi.

Halk sağlığı ve akılcı mimari çözümler

Ramazanoğlu, hamamların halk sağlığının korunması ve önleyici hekimlik bağlamında kritik bir işlevi olduğunu vurguladı. Bedenin ani ısı değişimlerine maruz kalmasını önlemek için yapılarda kademeli bir geçiş sistemi uygulandığını belirten uzman isim, mekânsal dizilimi dört aşamada şöyle özetledi:

Mekânlar arası geçişte, ısı kaybını önlemek amacıyla kendiliğinden kapanan ağırlıklı kapı sistemleri kullanılmıştır. Mahremiyetine özen gösteren veya izole bir biçimde kişisel bakımını gerçekleştirmek isteyen kullanıcılar için ılıklık bölümünde ‘tıraşlık’ adı verilen tek kişilik özel odalar da tasarlanmıştır.

Hamamların camekân, ılıklık, sıcaklık ve külhan bölümlerinden oluştuğunu anlatan Ramazanoğlu, yer altındaki sıcak hava kanalları sayesinde mekânın ısıtıldığını, kubbeli yapı sayesinde ise buharın tavandan damlamasının önlendiğini ifade etti. Gün ışığının içeri alınmasını sağlayan “filgözü” açıklıkları ve kendiliğinden kapanan kapı sistemleri de dönemin mimari çözümleri arasında yer alıyor.

Prof. Dr. Ramazanoğlu, hamamların salt temizlik mekânı olmadığını; yeme-içme, eğlence ve potansiyel gelin adaylarının görücüye çıkması gibi sosyo-kültürel işlevleri de barındırdığına dikkat çekti. Bunlardan birisi de 1529 yılında Tarihi Çarşı Hamamı. 1529 yılında Ramazanoğlu Piri Mehmet Paşa tarafından yaptırılan Tarihî Çarşı Hamamı. Yaklaşık 500 yıllık geçmişe sahip yapı, 16 metre genişliği ve 43 metre uzunluğuyla Adana’nın en büyük tarihî hamamı olma özelliğini taşıyor.

Kentin genelindeki anıtsal yapı envanterini değerlendiren Prof. Dr. Ramazanoğlu; sadece Çarşı Hamamı’nın değil, Irmak Hamamı, Yeni Hamam ve efsanelere konu olan Mestanzade Hamamı gibi sivil mimari örneklerinin de şehrin hafızasında kritik bir rol oynadığını kaydetti.

Sosyalleşme mekanları

Tarihî Çarşı Hamamı’nın kıdemli natırlarından Aysel Taş için hamamda çalışmak, bir geçim kaynağından ziyade anne yadigârı bir gelenek. Natırlık mesleğinin aile içinde kuşaktan kuşağa nasıl aktarıldığını anlatan Taş, “Burası benim için bir iş yerinden öte, doğup büyüdüğüm kendi evim gibi” dedi.

Geçmişte, hamamların sosyal hayatın merkezinde yer aldığını, görücü usulü evliliklerde önemli buluşma noktası işlevi gördüğünü anlatan Taş, zamanla değişen hamam kültürünü şöyle anlattı:

Yalnızca evlilik süreçlerinde değil; lohusa, kırk çıkarma ve yas alma gibi kadınlara özgü köklü âdetlerimiz de burada yaşatılırdı. Erkekler bölümünde ise damat, asker ve sünnet hamamları geleneksel törenlere dönüşürdü. Ancak bu zengin kültürel pratikler, yerini büyük ölçüde standart kese ve köpük işlemlerine bıraktı. Ama hala gelin hamamı geleneği hala devam ediyor.”

Çarşı Hamamı’nda geçmiş yıllarda 11 kişi çalışırken bu sayının bugün 5’e düştüğünü belirten Taş, yoğunluğun bedenen yorsa da ruhen dinlendirdiğini, insanların bu kültürü devam ettirmesinin kendisini çok mutlu ettiğini belirtti.

Hamamın erkeklerin kullanımına ayrılan saatlerinde ise 10 yaşındaki Meyyar T., hafta sonları akrabasına gönüllü şekilde yardımcı olarak bu işi küçük yaşta öğreniyor ve tarihi kültürün devamlılığını sağlıyor.

Evlerindeki her türlü modern imkâna rağmen hamamdan kopamayan sadık müşterilerden Pınar Şakru ise hamam alışkanlığının evdeki banyoyla kıyaslanamayacak bir sosyalleşme meselesi olduğuna dikkat çekti: “Kış aylarında mutlaka ayda bir gelirim. Bu bana anneannemden, annemden ve teyzelerimden kalan, çocukken heveslenerek başladığım bir gelenek. Benim kızım da sürekli benimle geliyor ve burayı çok seviyor. İnsanlar var oldukça bu kültür de devam edecek. Çağdan çağa bugüne nasıl ulaştıysa, geleceğe de öyle taşınmalı.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.