Müberra Ünsal
2014 yılında, Manisa Soma’ya bağlı Yırca köyünde yapılması planlanan termik santral için henüz mahkeme süreci devam ederken bir gece dozerler zeytinliklere girdi; 6 binin üzerinde zeytin ağacı kesildi. Yırca köyü sakinleri ve ekoloji aktivistleri, aylar süren direnişin ardından termik santralin yapımını mücadele ile engellediler. Kesilen zeytin ağaçları geri gelmedi ancak Yırcalılar vazgeçmedi; tohumları yeniden ekti, fidanları yıllarca emekle büyüttü.
Bugün, o direnişin üzerinden 10 yıl geçti. “Elibirlik” belgeseli, Yırca’da yeniden hayat bulan zeytinliklerde yapılan ilk hasadı ve bu sürecin taşıyıcı gücü olan kadınların hikâyelerini anlatıyor. Belgeselin yönetmenleri Ezgi Öz, Özge Özgüner ve Özge Ertem, yalnızca bir filmi değil, dayanışmayla örülü bir ilişkiyi de kurduklarını söylüyor.
Belgeselin fikri, Büyükdere Gıda Topluluğu’nun bir toplantısı sırasında doğmuş. Topluluk aracılığıyla Yırca Hanımeli Kooperatifi’nden sabun ve mum alan Ezgi Öz, ürünlerin yeterince görünür olmadığını fark edince, dayanışmayı güçlendirecek bir çalışma yapma isteğini diğer yönetmen arkadaşları Erem ve Özgüner ile paylaşmış. Öz, belgeselin çıkış noktasını şöyle anlatıyor: “10 yıl önce kesilen ağaçların ardından ilk kez zeytin hasadının yapılacak olması bizim için oldukça heyecan vericiydi. Belgesel yapmak istiyorduk ancak temel motivasyonumuz kadınlarla yan yana olmak, onlara eşlik etmekti.”

Kadınların bu süreçte desteğine de dikkat çeken Ezgi Öz, belgesele neden “elibirlik” ismini verdiklerini ise şöyle anlatıyor: “Sürecin kendisi de, bizim üretim biçimimiz ve sonrası da Yırcalı kadınların dediği gibi ‘elibirlik’, yani elbirliğiyle ilerledi. Dört bir yanımızda eko-kırım yaşanırken, birbirimize el vermenin kendisi çok güçlendirici. Ekolojik, ekonomik ve toplumsal krizlerin arttığı bir dönemde, bu hikaye bize yıkımın karşısında yaşamı yeniden inşa etmenin mümkün olduğunu hatırlatıyor. Yırca’daki kadınların ürettikleri mumun ışığı gibi tüm bu karanlığın içinde ilham veriyor.”
Yırca Hanımeli Kooperatifi’ne instagram üzerinden ulaşılabileceğini ve destek verilebileceğini belirten Öz, “10 yıl sonra yeniden dikilen zeytin ağaçlarının ilk meyvesini verdiği bugünlerde dayanışmayı elden ele büyütmeyi diliyorum” diyor.
Özge Özgüner ise belgeselin temel duygusunu, “Motivasyonumuz dayanışmaydı. Kadınların duygu hikâyelerine yer açmak, iyilikhallerini gözetmek istedik” sözleriyle özetliyor. Üç yönetmen, çekim süresince kadın dayanışması ile kurulan Sabun Evi’nde kalmışlar. Ezgi Öz, kadınlarla kurdukları bağı şöyle anlatıyor: “Bizim ne yapacağımızı tam anlamamışlardı ama şenlikten hemen önce yaptığımız atölye, kadınlarla olan bağımızı çok güçlendirdi. Belgesel böylelikle çeken/çekilen ikiliğinin ötesine geçti, kameraya bol öpücükler atılan samimi bir ilişkinin de belgeseli oldu. Sabun evinin anahtarını da yanlışlıkla yanımıza alarak İstanbul’a döndük.”
Yönetmen Özge Ertem de, “Belgeseli çekerken amacımız sadece bir film değildi; başka bir iletişim peşindeydik, onlarla bağ kurmakistiyorduk” diyor.
Yönetmen Özge Ertem, atölyedeki kadınların, sadece kendilerine ait bir alanda kendi hikâyeleriyle ilk kez yüzleşmelerinin ve “Bunlarbizim duygularımız!” diyerek hislerini paylaşmalarının kendileri için oldukça etkileyici olduğunu belirtiyor. Özge Özgüner de, umutlu, ilham verici bir hikayeye tanıklık etmekten mutlu olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Belgesel sayesinde unutulmaya yüz tutan 10 yıl süren bu dayanışmanın başka köylerde, şehirlerde başka insanlarla buluşacak olması, beni çekim sürecinde hep heyecanlandırdı.”
Belgeseli çekmenin ve oradaki tanıklığının kendisi için oldukça öğretici olduğunu anlatan Özge Ertem ise duygularını şöyle dile getiriyor: “Orada tanıştığımız kadınların bize söyledikleri İstanbul’a döndükten sonra da karanlık zamanlarımızda bizlere umut ışığı oldu. Birlikte üretmek hem birbirine hem ürettiğine karşı çok özen ve emek istiyor, onlardan çok şey öğrendim.”
Elibirlik Belgeseli, Türkiye genelinde farklı kentlerde gösterimde. İstanbul, Hatay ve Ayvalık gösterimlerinden sonra, Uluslararası Af Örgütü’nün davetiyle 23 Kasım’da Ankara’da Kült Sahne'de, ardından 7-14 Aralık’ta Amed Film Festivali’nde izleyiciyle buluşacak.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
6656 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6474 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6187 kez okundu
4
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4881 kez okundu
5
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
4746 kez okundu
6
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4517 kez okundu
7
Türkiye’de mülteciler ve geri göndermeler
4515 kez okundu
1
Bir sinemadan fazlası ‘yataklı sinema’: Uyuklayanlar, tadını çıkaranlar, filmi bitiremeyenler…
18929 kez okundu
2
Artık kelimelerin de bir müzesi var!
13875 kez okundu
3
“Dünyanın en eski yerleşim yerine” rakip çıktı
11734 kez okundu
4
Kız Kulesi’nin yeni hali eleştiri konusu oldu
11518 kez okundu
5
Geleneksel sanatın incisi Kastamonu’nun takısı “Tosya kıstısı”
6797 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.