İbrahim Türk / Kapak Fotoğrafı: DepoPhotos
Ankara’nın merkezinden doğrudan geçen büyük bir fay hattı olmasa da, kenti çevreleyen aktif fay zonları riskin boyutunu artırıyor. Doç. Dr. Bülent Özmen, başkentin 70-80 km çevresinde Kuzey Anadolu Fayı, Eskişehir Fay Zonu, Tuz Gölü Fayı, Ezinepazarı, Elmadağ, Eldivan, Dodurga gibi çok sayıda aktif fay bulunduğunu belirtti.
Bu fayların her birinin 7 ve üzeri büyüklükte depremler üretebilme potansiyeline sahip olduğunu belirten Özmen, “Deprem mesafe tanımaz” diyerek, 2020 İzmir Depremi örneğini hatırlattı. 75 km ötede meydana gelen bir depremin Bayraklı’da yıkıma yol açtığını söyleyen Özmen, benzer bir senaryonun Ankara için de geçerli olabileceğini belirtti.

Doç. Dr. Özmen’in 2023 yılında Afet ve Risk Dergisi’nde yayımlanan akademik çalışmasına göre, 1945, 1947 ve 1963 tarihli resmi haritalarda Ankara’nın büyük kısmı deprem açısından tehlikesiz olarak gösterildi. 1972 ve 1996 haritalarında ise kent merkezi dördüncü derece deprem bölgesi sınıfına alındı. Ancak en çarpıcı değişiklik 2018 yılında yürürlüğe giren yeni deprem tehlike haritasıyla yaşandı.
Bu harita ile birlikte Ankara kent merkezinde beklenen yer ivmesi değerlerinde %50’ye varan artışlar resmi olarak tanımlandı. Özmen, bu artışın bilimsel çalışmalarla desteklendiğini belirterek, “Ankara ile ilgili geçmişte oluşan hasar yapıcı depremler ve yeni diri fay bulguları, bu artışta etkili oldu” dedi.

Doç. Dr. Özmen, “Tehlike, bir depremin olma olasılığıdır; risk ise bu depremin yaratabileceği zararları ifade eder” diyerek Ankara’nın plansızca artan nüfusunun yaratacağı risk boyutuna dikkat çekti. Ankara’da uzun yıllar boyunca “deprem olmaz” inancıyla yapılan inşaatlar, altyapı sistemleri ve yetersiz planlama risk düzeyini artırıyor.
Kentte zemin açısından özellikle de Demetevler, Sincan ve İncesu’da yaygın; Çankaya’nın da bazı bölgelerinin sorunlu olduğunu belirten Özmen, alüvyon zeminler, eski dere yataklarının ve özellikle de vadilerdeki yapılaşmaların depremlerde “çanak etkisi” yaratarak sarsıntıyı büyütebileceğini belirtti.
Doç. Dr. Özmen, Ankara’nın gerçek risk profiline ulaşabilmesi için kente özel mikrobölgeleme, deprem senaryosu ve risk azaltma planlarının acilen hazırlanması gerektiğini belirtti. Özmen, “6 milyona yaklaşan bir kentte, geçmişte 158 bin nüfusla bile hasar yaşamışsak, benzer bir deprem bugün çok daha yıkıcı olur” dedi.
Bilimsel çalışmalar doğrultusunda bir bölgenin yüzde 100 güvenilir olamayacağını belirten Özmen “Ankara güvenlidir” algısının ciddi bir yanılgıya yol açtığını söyledi ve Türkiye’nin neredeyse tamamının deprem tehlikesi altında olduğuna vurgu yaptı.
Sadece mühendislik değil, sosyolojik ve psikolojik etkiler açısından da Ankara’nın depreme hazırlıklı olması gerektiğini vurgulayan Özmen, “Deprem sadece binaları değil, insan ruhunu da yıkar. Ankara dahil tüm şehirlerde bu konuda çalışmalar yapılmalı” dedi.
Bu haber, Avrupa Birliği finansal desteği ile üretilmiştir. Haberin içeriği tamamıyla İbrahim Türk’ün sorumluluğu altındadır ve hiçbir durumda Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.
1
Halfeti’nin çiçeği ‘Karagül’ü dünya tanıyor
7637 kez okundu
2
Azerbaycan akraba evliliklerini yasakladı
6699 kez okundu
3
Azerbaycan’da taksi sorunu: Taksi çok, fiyatı ucuz, trafiğe yük!
6320 kez okundu
4
Şırnak sofrasının şifalı yemeği: Hengedan
6317 kez okundu
5
Kadın motokuryeler sorunlarla karşı karşıya
4970 kez okundu
6
“Aile diş hekimliği” sözü tutulmadı: 40 bin ağız ve diş sağlığı teknikeri atama bekliyor
4784 kez okundu
7
Diyarbakır Cezaevi’ne iş makinaları girdi: İşkencenin izleri mi siliniyor?
4677 kez okundu
1
Orman yangını, atık havuzdaki suyla mı söndürüldü?
5592 kez okundu
2
Türkiye’de kayıp çocuk krizi: Karanlıkta kalan gerçekler
4398 kez okundu
3
Türkiye’de eğitimin son 22 yılı; devrim mi, çöküş mü?
3765 kez okundu
4
“Yapay zekâ, araştırmacı gazeteciliğin yerine geçemez”
3686 kez okundu
5
2025’te neredeyiz? Sürdürülebilir Kalkınma Raporu yayımlandı!
3550 kez okundu